İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/864 E. 2024/700 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/864
- Karar No
- 2024/700
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/864 KARAR NO : 2024/700 DAVA : Şahsi Sorumluluk DAVA TARİHİ : 02/05/2007 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 Mahkememizin 2007/369 Esas 2015/697 K. Sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1003 Esas 2019/4807 K. Sayılı 25.06.2019 tarihli ilamıyla bozulmakla dosya mahkememizin 2021/864 Esas sırasına kaydedilmiş, yapılan açık yargılama sonunda GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bankası A.Ş'nin 03.07.2003 tarihinde BDDK tarafından mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını ve Mülga 4389 Sayılı Bankalar Kanunun 16. maddesi gereğince yönetim ve denetiminin ...'ye geçtiğini, anılan yasanın 16/3. maddesi uyarınca ... tarafından bankanın iflası yönünde dava açıldığını ve ... 2. ATM'nin ... E. ... K. sayılı dosyası ile 08.06.2005 tarihinde iflas kararı verildiğini ve 4389 Sayılı Yasanın 16/4. maddesi gereğince fon tarafından tasfiyesinin yürütüldüğünü ve fon kurulunun 23.06.2005 tarihli kararıyla iflas idaresinde görev yapacak memurların atandığını ve halen tasfiyesinin devam ettiğini, TTK'da banka yönetim ve denetim kurulu ve müdürlerinin görevleri ve sorumluluklarının tanımlandığını, davalılardan ...'ın banka yönetim kurulu başkanı, ...'ın yönetim kurulu başkan vekili, davalılar ..., ..., ... ve ...'un yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, davalı ...'ın ise genel müdür, denetim kurulu üyelerinin davalılar ... ve ... olduğunu, davalılar ... ve ...'nın genel müdür yardımcısı, davalı ... 'un bütçe, bilanço ve raporlama müdürü, davalı ...'ün de mali kontrol müdürü olarak çalıştığını, banka zararından TTK 336, 337, 341, 342, 346 ve 359. maddeleri gereğince sorumluluklarının bulunduğunu ve müflis ... Bankası A.Ş'nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı 03.07.2003 tarihine ait düzeltilmiş bilanço rakamlarına göre bankanın zarar tutarının 9.399.514,00 TL, bankanın iflas ettiği 08.06.2005 tarihine ait bilançoya göre ise zararın 22.159.661,00 TL olarak tespit edildiğini, ... Bankası A.Ş'nin iflasına karar verilmesiyle iflas tasfiyesinin başladığını ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 31.05.2006 tarihli raporda, ... Bankası A.Ş'nin bilgi ve otomasyon sisteminin ... bir firması olan ... A.Ş tarafından oluşturulduğu, sistemde mahiyet itibariyle esnek olan ''...'' isimli menüler oluşturulduğu, bu menülerden yasal ve yasal olmayan her türlü muhasebe kaydının yapılmasının mümkün bulunduğu, ...A.Ş firmasının ... ait banka ve diğer firmaların para transferleriyle nakil ihtiyaçlarının tek bir sistem üzerinden kontrol edilmesini sağlayıp, yapılan işlemlerle oluşturulan yasal defterler ve mali tablolar arasındaki uyumsuzluğunun personel tarafından anlaşılır olmasının engellenmesinin amaçlandığı, bankanın mevduat toplamı şube bazında defteri kebir hesaplarının bakiyeleri azaltılmak suretiyle düşüldüğü, müşteri bazında izlenen hesap bilgilerine herhangi bir müdahale yapılamadığı, bu durumun bir şubede mevduat hesabı olan müşterilerin hesap toplamı ile o şubenin hesap mevduatlarının defteri kebir toplamlarının birbirinden oldukça farklı olmasına neden olduğu, banka bilgi sistemine ait kartuşların ... C. Başsavcılığı tarafından ...A.Ş nezdinde yapılan aramalarda bulunduğu, banka tarafından BDDK'ya tebliğ edilen ve halka açıklanan bilançolarda yer alan mevduat kayıtlarının gerçek mevduat toplamını ifade etmediği, 30.06.2003 tarihinde BDDK'ya bildirilen bilançoda görünen ile gerçek mevduat rakamı arasındaki farkın 6.980.289,790,90 TL ve 04.07.2003 tarihine ait skont karşılaştırma listesinde müşteri bakiyesinin 8.500.545.799,56 TL, mizan bakiyesinin ise 1.563.171.738,60 TL olarak yer aldığı ve iki tutar arasındaki farkın 6.937.374.060,95 TL olarak gerçekleştiği ve bankanın defterlerinin cari muhasebe ilkelerine ve usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiği gösterilmeyen mevduatın karşılığını oluşturan banka kaynaklarının sorumlular ve yetkillilerin kendi menfaatlerine kullandığının tespit edildiğinin açıklandığı, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu'nun 27.04.2004 tarihli raporunda da, bankanın yönetim kurulu başkanı ... ve banka üst yönetimince, şubelerin 1999 ila 2003 yıllarında, mevduat faizleri üzerinden kesilen gelir vergileri ve 3238 Sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca kesilen fon pay tutarları ile 4481 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca alınan özel işlem vergilerinin sistematik bir şekilde yapılan hileli işlemler ile vergi ziyaaına uğratıldığı, 1999 yılına ilişkin SPK tarafından izin verilmemesine rağmen gerçekleştirilen repo işlemleri üzerinden kesilen gelir vergilerinin birkaç şube dışında tamamının beyan edilmediği, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu Başkanlığının 04.08.2003 tarih ve R-3, R-4, R-5, R-7, R-2 sayılı bankalar Kanunun 14. maddesine aykırılık hakkındaki raporda da, muhtelif tarihlerde BDDK tarafından Bankalar Kanunun 14. maddesi kapsamında bankaya ...Ltd.'ye ilave depo yapılmaması, mevcut depoların tasfiye edilmesi, anılan ... mevduatının banka mevduatına dönüştürülmemesi ve bu yolla bankanın yükümlülüklerinin 4389 artırılmaması yönünde talimatlar verildiği, bu talimatlara aykırı işlem yapıldığı ve bankanın hakim hissedarı olan ... yine aynı grubun sermayedarı olduğu ... Banka... Ltd.'nin yükümlülüklerinin azaltılarak doğrudan menfaat sağlandığının belirlendiği, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu Başkanlığının 15.08.2003 tarihli ve 21.08.2003 tarihli raporlarında ise, SPK tarafından 21.11.1990 tarihinde aracılık faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmesine rağmen Sermaye Piyasası Kanununa aykırı bir şekilde müşterileriyle hazine bonosu ve devlet tahvili alım satımı yaptığı, 21.10.2002 tarihinden itibaren sistematik bir şekilde satışını yaptığı devlet iç borçlanma senetlerinin önemli bir kısmını portföyünde düşmediği, hesaplara geçmediği ve İMKB'ye bildirmediği, başka bir deyişle açığa işlemler yaptığı ve 21.10.2002-07.04.2003 tarihler arasında bankaca satışı yapılmış olup ödenmemiş 728.253.435,89 TL tutarında hazine bonosu ve devlet tahvili olduğu bunların nominal değerleri toplamının da 1.023.672.644,90 TL olarak tespit edildiğinin açıklandığı, 22.09.2003 tarihli, 07.01.2003 tarihli raporlarda da bu işlemlerin ... isimli programın kullanılarak gerçekleştirildiği ve bu şekilde hazine zararına sebebiyet verildiğinin ifade edildiği, müflis ... Bankası A.Ş Teftiş Kurulu Başkanlığının 20.02.2006 tarihli raporunda da, bankada görev yapmış yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile genel müdür ve genel müdür yardımcıları ve birim yetkililerin mali mesuliyeti hakkında açıklamalar içerdiği, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinde banka yöneticilerinin yargılandığı ve bu ceza mahkemesindeki raporlarda da usulsüz işlemlerin tek tek belirlendiği açıklanarak gerçek mevduat ile banka mizanında gösterilen tutar arasındaki fark 6.937.374.060,96 TL, mevduat farklı nedeniyle ...'ye ödenmeyen sigorta primi ve gecikme zammı tutarı 293.695.653,58 TL, mevduat farkından kaynaklanan vergi, vergi cezası gecikme zammı ve disponibilite cezası olan 5.792.605.056,65 TL, banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen mevduat ile fon tarafından tespit edilen mevduat arasındaki farka ilişkin olmak üzere, ... tarafından sigorta kapsamında mudilere ödenen ve müflis banka iflas masasından talep edilen 19.01.2004-08.06.2005 dönemine ait faiz tutarı 3.458.346.882,01 TL ve hazine bonosu adı altında yapılan satışlardan kaynaklanan 1.023.672.644,90 TL'den oluşan 17.505.694.208,10 TL zararın, bankanın iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 9.311.570.510,86 TL ile birlikte toplam 26.817.264.718,96 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve bu alacağa dava tarihinden tahsil tarihine kadar ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. S A V U N M A / Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK 1460. maddesi uyarınca bu davada basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğini, geçmiş dönemde yapılan eylem ve işlemlerden zarar görenin bankanın sermayedarlarını ilgilendirdiğini bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, BDDK tarafından atanan yöneticilere karşı dava açılmamış olması ve müvekkilinin bir kusurunun bulunmaması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, devam eden bir çok dava olup bu davaların sonucunun beklenmesi gerektiğini, Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu raporunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin TTK'da belirtilen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektiren eylemlerden hiçbirini yapmadığını, bankanın mevduat kabul etme ve bankacılık işlemleri yapmasının tamamen siyasi nedenlere dayalı olup idari karar niteliğinde bulunduğunu ve davacının mükerrer taleplerde bulunduğunu, Sulh Ceza Mahkemelerinde ve İdare Mahkemelerinde birçok dava açtığını ve davacının bu davaya dayanak yaptığı Bankalar Kanunu hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğunu belirterek davanın derdestlik, zamanaşımı, aktif ve pasif husumet nedeniyle reddine, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; TTK 309/4. maddesi uyarınca bu davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davaya esas teşkil eden vakaların tam olarak açıklanmadığını ve hangi sebeple sorumlu tutulduğunun belirtilmediğini, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ...E.... K. sayılı kararıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, örgüte üye olmak, örgüte yardım ve yataklık yapmak, düzeltici-iyileştirici-kısıtlayıcı önlemler almak suretiyle talimatlara aykırılık, banka parasını ihtilasen zimmete geçirmek, bankayı vasıta kılarak dolandırıcılık suçlarından beraat ettiğini ve bu kararın temyiz incelemesinden geçip kesinleştiğini, bankanın ana sözleşmesinin 29/4. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin toplantılar dışında görevlilerden bilgi isteyemeyecekleri ve işleri hakkında şahsen talimat veremeyeceklerinin belirtildiğini, buna göre yönetim kurulu üyelerinin etkin olmasının engellendiğini, bu doğrultuda TTK 336. maddesi gereğince sorumluluğuna gidilemeyeceğini, banka ile ilgili tüm bilgilerin ...'a iletildiğini ve tarafına sunulan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, nitekim ağır ceza mahkemesinde dinlenen tanıkların bankayla ilgili tüm bilgilerin yönetim kurulu başkanı olan ...'a iletildiğini, üyelerin bankanın açığı olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olmadığını, başkanın talimatı ve haberi olmaksızın tek bir işlem dahi yapılamayacağı, hazine bonosu alım satımına ilişkin yönetim kurulunca bir karar alınmadığı, yönetim kurulu başkanının hazine bonosu satışı yapma talimatı verdiği, toplantılarda bu hususun görüşülmediği, BDDK tarafından atanan yönetim kurulu üyelerinin kendilerine gelen bilgilerle diğer yönetim kurulu üyelerine gelen bilgilerin aynı olduğunun beyan edildiğini, ... Bankası yönetim kurulu üyesi olarak yürüttüğü görevinden 26.06.2003 tarihinde ... tarafından bankaya el konulmasından evvel istifa ederek ayrıldığını ve bankada hiçbir zaman hakim hissedar olmadığını, yönetim kurulu toplantılarının ayda bir kez banka binasında yapıldığını, tüm işlemlerin ... tarafından gerçekleştirildiğini, kararlara muhalefet etme şansı olmadığını ve ... bağlı tüm şirketlere ait tüm bilgilerin ... A.Ş eli ile yönetildiğini, bankanın tuttuğu tüm defter ve bilançoların çalışanlarınca yapıldığını, ...A.Ş tarafından yapılan işlemlerin emir veren yönetim kurulu başkanı ve bu işlemleri yapan çalışanlarınca bilindiğini, ... A.Ş ile de hiçbir ilişkisinin olmadığını, davacının BDDK'nın atadığı ... ve ...aleyhine dava açmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin temel dayanağını açıkça ortaya koymaktan kaçındığını, ... Bankası A.Ş'de 03.04.2000 tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak işe başladığını, 26.06.2003 tarihinde istifa ettiğini, bu tarih itibariyle bankaya ... tarafından el konulmamış olduğunu, bankanın hissedarı olmadığını, yönetim kurulu toplantıları olduğu zaman bankaya geldiğini, gündemin ... tarafından toplantının yapılmasından önce belirlendiğini, davalı ...'ın bankada hakim hissedar hem de tek belirleyici konumda olması sebebiyle gündeme ya da kararlara itiraz etme hakkının olmadığını, banka ana sözleşmesinin 29/4. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin toplantı dışında bilgi isteyemeyecekleri gibi şahsen talimat veremeyeceklerini, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı kararında yönetim kurulu üyelerinin saman üye konumunda olduğunun tespit edildiğini, TTK 309/4. maddesi gereğince davadaki 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin çoktan geçtiğini, davacının ileri sürdüğü tüm iddiaların ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin anılan dosyasında da ileri sürüldüğünü ve bu dosyada sanık olarak yargılanıp beraat ettiğini, yapılan işlemlerde herhangi bir kastının ya da ihmalinin olmadığının subüta erdiğini, ... Bankasının bilgi ve otomosyon sisteminin ... firması olan ...A.Ş tarafından oluşturulduğu ve GM-04 isimli menülerden her türlü muhasebe kaydının yapılmasının mümkün bulunduğu, iflas idaresine sunulan 31.05.2006 tarihli raporda belirtildiğini, bu şirkette hiçbir zaman görev yapmadığını, ... Bankası teftiş kurulu başkanlığının 20.02.2006 tarihli raporunda yasal mevzuata aykırı bu eylem ve işlemlerin esas amacının ... kaynak aktarmak olduğu, bankanın hakim sermayedar ve yöneticilerinin talimat, onay ve azmettirmesi olmadan bu eylem ve işlemlerin gerçekleşmeyeceği yönünde görüş bildirildiği, anılan raporda tamamen ihtimallere dayanıldığı, somut belgelerde desteklenmediği, davacının talep ettiği tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak miktarda olduğunun, ve 26.06.2003 tarihinde görevinden istifa etmesi sebebiyle bu zarardan sorumlu tutulamayacağını, kaldı ki BDDK tarafından atanan yönetim kurulu üyelerine bu davanın yöneltilmediğini, buna göre davanın haksız olduğunun anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin BDDK'nın 08.02.2001 tarihli yönetmeliği gereği yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ... Bankası ana sözleşmesinin 25/4 ve 29/4. maddesinde yönetim kurulu gündemini çağrıyı yapan başkan ya da başkan vekilinin tasvibi ile düzenlendiğini, yönetim kurulu toplantıları dışında üyelerin görevlilerden bilgi isteyemeyeceği ve onlara şahsen talimat veremeyeceğinin belirtildiğini, müvekkilinin bu şartlarda görev yapan düz bir yönetim kurulu üyesi olduğunu, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı derecettan geçen ve kesinleşen dosyasında beraat ettiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin bankalar kurulu çerçevesinde raporlama ağırlıklı ve 2007 yılından itibaren Avrupa Birliği Bankacılık standartlarına adapte olabilmek için ihdas edilen yeni bir birim olup para ve parasal konularla ilgisi bulunmayan, görev tanımı, sınırlı ve belli olan bir üyelik olduğunu, bankayı fiilen ve hukuken yönetmeye, icranın dışında düz bir yönetim kurulu üyesinin işlendiği iddia edilen eylemlerin içinde olmasının düşünülemeyeceğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; anonim ortaklığın iflası halinde sorumluluk davasının açılabilmesi için ikinci alacaklılar toplantısında dava açılmasına yönelik karar alınması gerektiği aksi halde dava şartının oluşmayacağı ve bu yönde bir karar alınmadığının anlaşıldığı, TTK 309. maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğradığı, dava dilekçesinde müvekkilinin yasanın ve ana sözleşmenin hangi maddesinden kaynaklanan, hangi görevini yerine getirmediği hususunun somut olarak ortaya konulmadığını, bu hususa açıklık getirilmesi gerektiğini, ...'nin .. Bankası A.Ş'den alacaklı olan mevduat sahiplerine yaptığı ödemeler nedeniyle 6183 Sayılı Yasa doğrultusunda yasal takibe geçtiğini, bu tahsilatların iddia edilen zarar miktarından indirildiğine ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığını, vergi borcunu talep etme yetkisinin vergi dairesine ait olup müflis bankanın aktif dava ehliyetinin olmadığını, gerçek mevduat ile banka mizanında gösterilen tutar arasındaki fark nedeniyle müvekkiline karşı takip yapıldığını, hal böyle iken zararın bir yandan da müflis bankanını iflas idaresi tarafından talep edilmesi durumunun mükerrerlik oluşturduğunu, müvekilinin 22.05.2001-16.06.2003 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığını ve bankanın genel kurulu tarafından ibra edildiğini, dolayısıyla ortaklığın dava hakkının ortadan kalktığını, müvekkilinin ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında yargılandığını, ancak kusursuz olması nedeniyle hakkında beraat kararı verildiğini, müflis bankanın önce hazinenin sonra BDDK denetiminde çalışan bir banka olup sürekli bankalar yeminli murakıpları ve diğer denetim kurulu organları tarafından denetlendiğini ve BDDK tarafından 2001 yılında yönetim kurulu üyelerinin atandığıı, bu kişilerin müvekkili ile birlikte görev yaptıklarını ve tüm toplantılarda BDDK tarafından atanan yönetim kurulu üyelerinin de hazır bulunup o kararlarda imzalarının bulunduğunu, müvekkilinin yönetim kurulunda alınmış dava konusu işlemlerle ilgili hiçbir kararda imzasının olmadığını, bankanın ana sözleşmesi gereğince üyelerin banka çalışanlarından bilgi isteyemedikleri ve işler hakkında onlara şahsen talimatta bulunamadıkları, buna göre pasif bir yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin TTK 319. maddesi gereğince şirketin kanuni temsilcisi durumunda olmadığını, yönetim kuruluna sunulan raporlara ve bilanço bilgileri ile BDDK'ya ve diğer resmi kurumlara bildirilenlerle aynı olup buradaki rakamların gerçek mevduat ile farklı olduğunun tespitinin mümkün bulunmadığı, dava konusu zarar ile müvekkilinin eylemleri arasında hiçbir illiyet bağının bulunmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın TTK 336. ve devamı maddelerine göre açılan sorumluluk davası olup TTK 1460. maddesi uyarınca basit yargılama usulünün uygulanmasının gerektiği, bankanın geçmiş dönemlerine ilişkin zararının sermayedarlarını ilgilendirdiğini, dolayısıyla davacının husumet ehliyetinin olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, ... tarafından bankanın uğradığı zarar nedeniyle ...şirketlerine el konulduğunu ve muhtelif mahkemelerde sorumluluğa ilişkin bir çok dava açıldığını, bu dosyaların derdest olduğunu belirterek bu davanın derdestlik nedeniyle reddine, olmadığı takdirde tüm dosyaların birleştirilerek görülmesine karar verilmesini istediğini, dava dilekçesinde anlatılan maddi vakıaların çelişkilerle dolu olduğunu, davaya dayanak teşkil eden raporlarda banka yetkililierinin beyanları alınmadan haksız ve hukuka aykırı tespitler yapıldığını, TTK hükümleri çerçevesinde yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin sorumlu olabilmeleri için kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi gerektiğini, TTk 336. ve devamında belirtilen koşulların bu davada gerçekleşmediğini, müvekkilinin bankada personelden sorumlu genel müdür yardımcısı olup, bankanın maksat ve konusunda yer alan tüm bankacılık işlemlerini yapan ve mevduat toplama yetkisi olan banka ile yaptığı bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığını ve görev yaptığı dönemde kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygun hareket ettiğini, müvekkili lehine idare mahkemeleri tarafından verilen yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu gösteren kararları olduğunu belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, aynı iddialara dayanılarak ... tarafından ödemeye çağrı mektubu gönderildiğini ve müvekkili tarafından açılan ... 2. İdare Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında verilen kararla bu ödeme emirlerinin iptal edildiğini, davacının iddia ettiği olaylar ve bu zararlarla bir ilgisinin olmadığını, bu olayların ne planlama aşamasında ne uygulama, talimat yönlendirme anlamında hiçbir basamağında yeri olmadığını, banka üst yönetimi olarka ... ve ...'la astlık üstlük ilişkisi dışında bir ilişkisinin bulunmadığını, haftada birkaç kez gerçekleştirilen rutin banka üst yönetim toplantılarına çağrılmadığında alınan kararlardan haberdar olmadığını, davacının herkesi sorumlu gören yaklaşımının yanlış olduğunu, bankada emeğiyle çalışan ve genel müdür yardımcılığına vekalet etmekle birlikte banka çalışanı konumunda bir kişi olduğunu, görevinin Türkiye ve Dünya ekonomisi üzerine makro ve mikro ekonomik raporlarını hazırlamak, ekonomik politikaları ile ilgili yorum ve görüşlerde bulunmak ve para piyasalarını takip etmekten ibaret olduğunu ve genel müdür yardımcılığına bağlı birimlerinde Almanya Köhl temsilciliği operasyon müdürlüğü, EFT, Dealing müdürlüğü, TL-Yabancı para fon yönetim ve muhabir ilişkiler müdürlüğü olduğunu ve davacının birçok bilgi ve belgeye bu birimlerin muhafaza ettii birimler sayesinde ulaştığını, hiçbir hukuk dışı eyleminin olmadığını, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/1 E. 2006/17 K. sayılı kararıyla beraat ettiğini ve bu kararın kesinleştiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin... E. sayılı dosyasında yargılanıp beraat ettiğini, bankada çalıştığı sürece bankalar mevzuatı gereği sadece görevini yaptığını, SPK'nın açtığı hazine bonosu davaları ile maliye bakanlığı ve diğer mercilerin açtığı vergi davalarında hiçbir zaman yargılanmadığını, hazine bonosu işlemleri, vergi, muhasebetsel işlemler, yasal defterler ve dava dilekçesinde yer alan diğer iddiaların görev ve yetkisi dışında olduğunu, çalıştığı birim dışında hazırlanan ve üretilen, kontrollerden ve onaydan geçtikten sonra tarafına gelen banka bilgilerini BDDK'nın tüm bankalara aynı şablonda boş olarak gönderdiği cetvelleri mevzuata uygun şekilde doldurarak periodik olarak resmi kurumlara bildirmekten ibaret olacak şekilde görevini yaptığını, yeniden üretmek, değiştirmek, yorumlamak ya da denetlemek yetkisinin hiçbir zaman olmadığını, yapıldığı iddia edilen usulsüz işlemlerle ilgili olarak bu işlemleri yapmak için yazılı ya da sözlü bir talimatının bulunmadığı, birçok banka personelinin çeşitli tarihlerde verdiği yazılı ifadelerinde aleyhine tek bir beyan olmadığı, muhasebe kayıtlarının yapılmasıyla ilgili yazılı ve sözlü talimatının bulunmadığı, hazine bonosu ve vergi işlemlerinin görev tanımında olmadığı gibi ...programının birimlerinde kullanıldığında dair bir tespitinde bulunmaması durumunun zarara neden olacak herhangi bir eylemde bulunmadığının kanıtı olduğunu, bankanın üst düzey yöneticisi veya hissedarı olmadığını, hiçbir mevzuat dışı eylemin bulunmadığı belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin TTK 347. maddesi uyarınca banka genel kurulu tarafından seçilen murakıp olduğunu, tüm görevini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bankanın ...'ye devrinden sonra BDDK'nın kararıyla görevden alındığını, banka zararına ilişkin olarak dava açma hakkının ...'ye ait olup, müflis banka iflas idaresinin dava açma hakkının olmadığını, Mülga 4388 Sayılı Yasa ve 5411 Sayılı Yasanın 110. maddesi gereğince bankaya verdikleri zararla sınırlı olmak kaydıyla ...'nin talebi üzerine iflas kararı verilebileceği, bankanın sigorta kapsamında bulunan veya bulunmayan hesapları ödeme hesapları bulunmadığına dair ... 9. ATM'nin... E. sayılı dosyasında bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesinde açıkça ifade edildiğini, zararın tazminine ilişkin yetkili kurum ... tarafından yürütülen yargılamanın devam etmekte olup aynı konuda aynı zarara ilişkin tekrar dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin murakıplık görevini en iyi şekilde yerine getirdiğini ve şirketin idare meclisi azaları ile işbirliği yaparak bilançonun tazmin şeklini tayin etme görevini SPK tebliğleri hükümlerine uygun olarak hazırlandığını, şirket muhabirlerinden bilgi edinilip altı ayda bir şirketin defterlerinin incelenmesi, üç aydan ziyade ara verilmesi caiz olmamak üzere şirket veznesini teftiş etmesi en az ayda bir defa şirket defterlerinin incelenip rehin veya teminat yahut şirket veznesinde saklanan her türlü kıymetli evrakın mevcut olup olmadığının tahkik edilmesi, ana sözleşmede pay sahiplerinin genel kurul toplantılarına iştirakları için gerekeceği bildirilen şartların yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi, bütçe ve bilançoyu denetlemek, tasfiye işlemlerine nezaret etmek, yönetim kurulunun ihmali halinde genel kurulu toplantıya davet etmek, genel kurul toplantılarında bulunmak ve yönetim kurulu üyelerinin kanun ve ana sözleşme hükümlerine uymalarına nezaret etme şeklinde tanımlanan güm görevlerini yerine getirdiğini, esasında murakıpların denetlemeyle ilgili olarak fiili imkansızlıkları nedeniyle BDDK'nın oluşturulduğunu ve bankanın yönetiminde BDDK tarafından atanan kişilerin bulunduğunu ve BDDK'nın atadığı görevlilerin tespit edemediği yolsuzlukların müvekkili tarafından anlaşılmasının beklenmesinin mümkün olmadığı, ticaret hukukunda uzman bir avukat olması nedeniyle öneri üzerine genel kurul tarafından murakıp olarak seçildiğini, BDDK'nın görevi nedeniyle yerine getiremediği denetleme görevinin müvekkilince yerine getirilmediği iddiasıyla sorumlu olduğunun ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığını belirterek haksız davanın husumetten ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... tarafından yasal süre içinde cevap dilekçesi sunulmamakla birlikte, yargılama sırasındaki vekilince sunulan beyanlarında; bankada denetçi olarak görev yaptığını, TTK 347. maddesi uyarınca seçilen ve görev yapan denetçi olduğunu, Mülga 3182 Sayılı Bankalar Kanununun TTK'ya göre seçilmiş murakıplardan iç denetim üst başlığı altında düzenlediği 25 ve 26. maddelerinde söz edildiği, 3182 Sayılı Kanunu yürürlükte kaldıran 4389 Sayılı Kanunun ise TTK uyarınca seçilmiş denetçileri iç denetim sisteminden tümüyle çıkardığını, yasanın 9/4. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak BDDK tarafından bankaların ilk denetim ve risk yönetimi sistemleri hakkında yönetmeliğin hazırlandığını, buna göre TTK uyarınca görev yapan anonim şirket murakıplarına ne iç denetim ne de teftiş sisteminde yer verilmediğini, zaten TTK 347. maddesi gerğince bankanın yöneticisi ve çalışanı olmayan murakıpların bu sistem içinde yer almalarını yasal olarak da mümkün bulunmadığını, 5411 Sayılı Yasada ise anonim şirket murakıplarına hiç yer verilmediği gibi denetçileri tümüyle sistem dışına çıkarıldığını, bankadaki mevduat açığı ve izinsiz hazine bonosu satışlarının BDDK tarafından sıkı gözetim ve denetim altında tutulduğu dönemde oluştuğunu ve BDDK'nın atadığı, kişilerce de bu yolsuzluğun farkedilemediğini, esasında BDDK'nın sorumluluğunun bulunduğunu belirterek haksız davanın reddini savunmuştur. Davalılar ..., ... ve ...'a usulüne uygun tebligat yapılmış ancak herhangi bir cevap sunmadıkları anlaşılmıştır. D E L İ L L E R / Müflis banka iflas idaresi tarafından yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 31.05.2006 tarihli, Bankalar Yeminli Murakıpları Başkanlığının 04.08.2003, 15.08.2003, 21.08.2003, 07.11.2003 tarihli, müflis ... Bankası A.Ş Teftiş Kurulu Başkanlığının 20.02.2006 tarihli, BDDK Bankalar Yeminli Murakıpları Başkanlığının 21.06.2005 tarihli raporları, SPK Denetleme Dairesinin 27.08.2003 tarihli raporu, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ...K. sayılı, aynı Mahkemenin ... E., ... E., ... E., sayılı dosyaları, .. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E., ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E., ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E., ... E., ... 34. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E.-... K. (... 11. Asliye Ceza Mahkemesi) ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E.-... K. sayılı dosyası, ... tarafından gönderilen ödeme emirleri ve bunların iptaline ilişkin muhtelif idare mahkemelerince verilen kararlar ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişiler vasıtasıylMüflis banka iflas idaresi tarafından yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 31.05.2006 tarihli, Bankalar Yeminli Murakıpları Başkanlığının 04.08.2003, 15.08.2003, 21.08.2003, 07.11.2003 tarihli, müflis ... Bankası A.Ş Teftiş Kurulu Başkanlığının 20.02.2006 tarihli, BDDK Bankalar Yeminli Murakıpları Başkanlığının 21.06.2005 tarihli raporları, SPK Denetleme Dairesinin 27.08.2003 tarihli raporu, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E.-... K. sayılı, aynı Mahkemenin... E., ... E., ... E., sayılı dosyaları, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ...E., ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin ...E, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E., ... E., ... 34. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E.-... K. (... 11. Asliye Ceza Mahkemesi) ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E.-... K. sayılı dosyası, ... tarafından gönderilen ödeme emirleri ve bunların iptaline ilişkin muhtelif idare mahkemelerince verilen kararlar ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yaptırılarak rapor ve ek rapor ile ikinci raporlar alınmış, tüm deliller toplanmıştır. Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Başkanlığının 04.08.2003 tarihi raporunda; BDDK tarafından Bankalar Kanunun 14. maddesi kapsamında bankaya ... Ltd.'ye ilave depo yapılmaması, ... mevduatının banka mevduatına dönüştürülmemesi yönünde talimatlar verildiği, ancak bankanın anılan bu talimatlara aykırı olarak ... Bank ... kaynak aktarma ... mevduatının banka mevduatına dönüştürme işlemine devam ettiği ve bu işlemlerle bankanın hakim hissedarı olan ... ve yine aynı grubun hissedarı olduğu ... yükümlülüklerinin azaltılması suretiyle doğrudan menfaat sağlandığı, 15.08.2003 tarihli ve 21.08.2003 tarihli raporlarında da, SPK tarafından bankanın 21.11.1990 tarihinde aracılık faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmesi sonucu aracı kuruluş niteliğini kaybeden ve devlet iç borçlanma senedi alım satım işlemi gerçekleştirme yetkisi bulunmadığı halde Sermaya Piyasası Kanununa aykırı bir şekilde hazine bonusu ve devlet tahvili alım satımı yaptığı, 21.10.2002 tarihinden itibaren, satışını yaptığı devlet iç borçlanma senetlerinin önemli bir kısmını portföyünden düşmediği, emanet hesaplarına geçmediği ve bu tutarları İMKB'ye bildirmediği, başka bir ifadeyle müşteriler adına yapılan bu işlemlerin açığa yapıldığının anlaşıldığı, 21.10.2002-04.07.2003 tarihleri arasında yapılan bu işlemlerle ilgili hazine bonosu ve devlet tahvilinin nominal değeri toplamı 1.023.672.644,90 TL olduğu, gerçek anlamda satışını yaptığı hazine bonosu ve devlet tahvillerinin ise 03.07.2003 tarihi itibariyle mevcut olmadığı, 22.09.2003 tarihli raporda, BDDK'ya bildirilen resmi niteliğe haiz mali tablolarda görülen mevduat rakamı ile halktan fiilen toplanan mevduat arasında fark olduğu ve bunun ... isimli işlem ekranı kullanılarak yapıldığı, 07.11.2003 tarihli raporda, mudilerin mevduat hesaplarına tahakkut ettirilen faiz tutarları üzerinden kesilen gelir vergisi ve destekleme fonu payı kesintilerinin genel müdürlük tarafından ... ekranı vasıtasıyla silindiği ve bu şekilde mudilerden kesilmiş olmasına rağmen vergi dairelerine beyan edilmemesi sebebiyle hazinenin gelir kaydına sebebiyet verildiği, 21.06.2005 tarihli raporda, bankanın yasal defter ve mali tablolarının gerçeğe aykırı şekilde oluşturulduğu, bilgi işlem hizmetini ... A.Ş'den aldığı, bu şirket vasıtasıyla tutulan muhasebe kayıtlarını düzenleyenlerle, muhasebe kayıtlarına müdahale ederek gerçeğe aykırı bir şekilde yasal defter ve mali tablo üretilmesini sağlayanlar arasındaki organizasyonal bağlantının koparıldığı, aynı zamanda denetim görevini ifa eden BDDK başta olmak üzere kamu otoritelerinin ...kaynak aktarma şeklinde yapılan işlemine müdahalenin banka genel müdürlüğünce farkedilmesinin engellendiği, böylece bankanın gerçek mali durumu ve faaliyet sonuçlarının yansıtılmadığı ve bilançoda halktan toplanan kaynaklar ile ... yapılan kaynak aktarımının gizlendiği, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulunun 27.04.2004 tarihli raporunda da, 1990-2003 yılları arasında mevduat faizleri üzerinden kesilen gelir vergilerinin ve fon pay tutarlarının ayrıca özel işlem vergilerinin sistematik bir şekilde yapılan hileli işlemlerle vergi ziyaına neden olduğu, SPK tarafından izin verilmemesine rağmen gerçekleştirilen repo işlemleri üzerinden kesilen gelir vergilerinin birkaç şube dışında tamamının beyan edilmediği tespitleri bulunmaktadır. Müflis bankanın teftiş kurulu başkanlığının 20.02.2006 tarihli raporunda ise, banka ve merkez yatırım ve yönetici ve çalışanları tarafından, ...yapılan kaynak aktarımını kamu otoritelerinden gizlemek maksadıyla yasal defter ve mali tablolarda mevduat rakamlarının küçültüldüğü, küçültülen hesaplar üzerinden zorunlu karşılık ve ... sigorta pirim yükümlülüğünün eksik olarak yerine getirildiği, mevduat faizleri üzerinden hesaplanan vergi ve fon paylarının da eksik beyan edilerek ödeme yapıldığı, bu yasal yükümlülüklerin eksik olarak yerine getirilmesi ve vergi dairelerine yatırılmayan vergisi ve gizlenen mevduat tutarlarının ... aktarıldığı, bankanın yasal izni ve yeterli stoğu olmadan devlet iç borçlanma senedi sattığı, 26.06.2003 tarihinde banka yönetim kurulu üyelerinin topluca istifa ederek banka yönetimini zaafiyete düşürdüğü, bankaya bilgi işleme hizmeti veren ...A.Ş tarafından bu sistemin kapatıldığı, kayıtlara ulaşılmasının engellendiği, yönetim kurulu üyelerinin manipüle edilmiş faaliyet raporları ve mali tablolarda halktan toplanan mevduatın küçültülmesi ve bu mevduat karşılığında elde edilen kaynakların ... aktarılan bölümünün gizlenmesinin sağlandığı, denetim kurulu üyelerinin de sorumluluklarının gerektirdiği özeni göstermediği belirtilerek zarar kalemlerinin açıklandığı anlaşılmıştır. Müflis bankanın iflasından sonra yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen 31.05.2006 tarihli raporda da, mevduat tutarlarının düşük gösterilmesi genel müdürlük tarafından ... ekranıyla gerçekleştirilmiş ve sonuçta banka mevduatı azaltılan mevduat toplamı kadar küçültülmüş, şube bazında defteri kebir hesaplarının bakiyeleri azaltılmak suretiyle düşüldüğü, müşteri bazında izlenen hesap bilgilerine herhangi bir müdahale yapılmadığı, buna göre bir şubede mevduat hesabı olan müşterilerin hesap toplamlarıyla o şubenin mevduat hesaplarının defterlerdeki toplamının birbirinden farklı olduğu, BDDK'ya bildirilen ve halka açıklanan bilançolarda yer alan mevduatın gerçek mevduatı ifade etmediği, gerçek mevduat ile bildirilen mevduat arasındaki farkın 6.980.289.790,90 TL olduğu, 04.07.2003 tarihine ait skont karşılaştırma listesinde müşteri bakiyesi ile mizan bakiyesinin belirtildiği ve bu iki tutar arasındaki farkın 6.937.374.060,95 TL olduğu belirtlimiştir. ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı dosyasında, banka yöneticileri hakim hissedarı, genel müdür ve müdürleri hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, düzeltici-iyileştirici-kısıtlayıcı önlemler almamak suretiyle talimata aykırılık ve ihtilasen zimmet suçlarından dolayı dava açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve ihtilasen zimmet suçlarından dolayı ..., ... ve ... hakkında ve düzeltici-iyileştirici-kısıtlayıcı önlemler almamak suretiyle talimata aykırılık suçundan da sadece ... hakkında mahkumiyet kararının verildiği, ..., ..., ..., ... ve ...'nn beraatine karar verildiği, ayrıca ... hakkında da beraat kararı oluşturulduğu, ... ve ... hakkında tefrik kararı verildiği, ayrı bir esasa kaydedilerek haklarında yargılamanın devam ettiği, adı geçenlerle ilgili verilen mahkumiyet ve beraat kararlarının temyiz incelemesinden geçmek suretiyle Yargıtay 7. Ceza Dairesince verilen kararlar doğrultusunda kesinleştiği görülmektedir. ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasına muhalefet, işlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme ile yetkili mercilere gerçeğe aykırı bildirimde bulunma suçlarından açılan dava nedeniyle yapılan yargılama sonucunda ..., ... ve ... hakkındaki davanın tefrikine, ..., ..., ..., ..., ... hakkında isnat edilen eylemlerin suç kastı ile işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle beraat kararı, Hilmi Baraşan ile ilgili olarak da 5411 Sayılı Bankacılık Yasasına muhalefet, şlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme ile yetkili mercilere gerçeğe aykırı bildirimde bulunma suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, Aynı Mahkemenin ...E. sayılı dosyasında da, ... Bankasının belge ve kayıtlarını denetime ibraz etmemek-denetime engel olmak-bilgileri otomatik işleme tabi tutulmuş bir sisteme ve unsurlarına zarar vermek suçundan açılan dava nedeniyle yapılan yargılama sonucu ... K. sayılı kararla, ..., ... ve ... hakkındaki davanın tefrikine, sanıklar ..., ..., ...'nın ayrı ayrı beraatine, sanılar ..., ..., ..., ... ve ...'un 4389 Sayılı Yasanın 22/5. maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, bu kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 11. Ceza Dairesince lehe olan 765 Sayılı Kanun gereği zamanaşımı nedeniyle kararın bozulduğu ve zamanaşımı sebebiyle kamu davalarının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında, vergi usul kanununa muhalefet suçundan dolayı dava açıldığı Mahkemece ... K. sayılı kararla ... ve ... hakkındaki dava bakımından tefrik kararı verilip ayrı bir esastan yürütüldüğü, ... ve ... hakkında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma-beraat, ..., ... hakkında beraat, ... ve ... hakkında da zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma ve ceza verilmesine yer olmadığına, ancak 2001 yılında sahte belge düzenleyerek vergi kaybına sebebiyet vermek suçundan dolayı mahkumiyet kararı verildiği görülmüştür. ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı sayılı kararında da, hileli iflas suçundan dolayı yargılama yapıldığı, zamanaşımı nedeniyle düşme kararının verildiği anlaşılmıştır. ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında, yine hileli iflas suçundan açılan davanın yargılaması sonucu ... K. sayılı kararla ... ve ... ile ... haklarındaki davanın tefrikine, sanıklar ..., ..., ..., ..., ...'nun beraatine, ..., ..., ..., ..., ...'ın hileli iflas suçunu işledikleri sabit olduğundan mahkumiyetlerine karar verildiği görülmüştür. ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin eski ... E. yeni ... E. (... 11. Asliye Ceza Mahkemesi) sayılı dosyasında, 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçundan dolayı yargılama yapıldığı, ... ve ... hakkındaki davanın tefrikine, ...'ün beraatine, ..., ..., ..., ..., ... hakkında da mahkumiyet kararı verildiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 20.11.2008 tarihli kararıyla beraat hükmünün onandığı, mahkumiyet hükmününün bozulduğu anlaşılmıştır. Davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları varsa zarar miktarları konusunda düzenlettirilen 02.06.2011 tarihli raporda özetle; bankada hakim ortak ve yönetim kurulu başkanı olan ..., hakim ortak ve yönetim kurulu başkan vekili ..., yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ..., genel müdür olarak görev yapan ..., genel müdür yardımcısı vekili ..., mali kontrol müdürü ..., bütçe, bilanço ve raporlama müdürü ...'un 6.718.455.963,88 TL mevduat farkı, mevduat farkı nedeniyle ...'ye ödenmeyen sigorta primi ve gecikme zammı tutarı, 293.695.563,58 TL, mevduat farkından kaynaklanan vergi, vergi cezası, gecikme zammı 5.185.118.068,55 TL ve 347.502.999,94 TL disponibilite cezasından kaynaklı zarardan TTK 336. madde uyarınca müteselsilen sorumlu oldukları, davalı ...'ın mevduat ve bankacılık hizmetleri biriminden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak bu miktarın vergi hariç kısmından sorumluluğunun bulunduğu, denetçi olan davalılar ... ve ...'nun illiyet bağının kesilmesi nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış,Aynı bilirkişilerce düzenlenen 29.02.2012 tarihli ek raporda ise, davalılar ... ve ..., yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... ve ..., mali kontrol müdürü ..., bütçe, bilanço ve raporlama müdürü ... ve yönetim kurulu üyesi ve genel müdür ...'ın 16.800.246.527,05 TL miktarındaki tüm zarardan, genel müdür yardımcısı ...'ın ise vergi hariç bu zararın 11.623.601.204,69 TL'sinden sorumluluğunun bulunduğu, genel müdür yardımcısı ...'nın da hazine bonosu satışından kaynaklanan 960.249.825,29 TL'sinden sorumlu olup denetçilerin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. Tarafların itirazlarının karşılanması nedeniyle yeniden rapor alınma yoluna gidilmiş ve ikinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 11.03.2015 tarihli raporda da; 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ile 6762 Sayılı TTK 320. maddesi gereğince banka yönetim kurulu üyeleri için ağırlaştırılmış özen hükmü öngörülmesine rağmen davalı yönetim kurulu üyelerinin bu ödevlerine aykırı davranarak hukuka aykırı bir şekilde müflis bankayı zarara uğrattıkları, zarar ile kusurlu davranışlar arasında tam bir illiyet bağı bulunduğu, davalıların meydana gelen zarardan müteselsil olarak sorumlu oldukları, ...A.Ş genel müdürü ile bankanın mali işlerinden sorumlu genel müdür yardımcılarının görevli bulundukları yıllarda bankanın mevduat kabul ve bankacılık yetkisinin kaldırıldığı tarihten önceki tarihlerde muhasebe ve defter kayıtlarının ''...'' adı verilen sistem yolu ile mevduat sahiplerinden toplanan mevduatı olduğundan daha az göstermiş oldukları ve toplanan mevduatı hileli şekilde kayıt dışında izledikleri, banka kaynaklarını bankanın hakim ortağı ... ailesine ve firmalarına aktarılması eylemlerine katılmış olduklarından bankanın tüm zararından sorumluluklarının bulunduğu, bankanın denetim kurulu üyelerinin de TTK ve banka ana sözleşmesinin 42. maddesinin kendilerine yüklediği özen ölçüsü içerisinde görevlerini yapmayarak kusurlu davrandıkları ve şirketin zarara uğramasında rol aldıkları için zarardan sorumlu oldukları ve mevduat farkından kaynaklanan zararın 6.937.374.060,90 TL ana para, iflas tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizinin 3.645.204.659,36 TL olup 10.582.578.720,32 TL, mevduat sigorta piriminden kaynaklanan zararın 293.695.563,58 TL, faizinin 154.320.702,24 TL, olup, 448.016.265,82 TL ödenmeyen vergiler nedeniyle 5.792.605.056,65 TL, faizinin 3.043.692.145,88 TL'den oluşan 8.836.297.202,53 TL, mevduat faizinin 3.458.546.882,10 TL, bunun faizinin 1.817.169.156,11 TL olmak üzere 5.275.516.038,12 TL, açığa hazine bonosu satışından kaynaklanan zararın da 1.023.672.644,90 TL, işlemiş faizinin 537.883.104,19 TL'den oluşan 1.561.555.749,09 TL olup toplam zararın faiziyle birlikte 26.703.963.975,89 TL olup bunun 17.505.694.208,10 TL'sinin ana para, 9.198.269.767,79 TL'sinin de işlemiş faiz olduğu açıklanmış ancak raporda çoğunluk görüşü bu yönde olsa da bilirkişi heyetindeki borçlar hukuku öğretim üyesi ...'ın denetçilerin sorumluluğu bakımından ayrık görüş bildirdiği ve bu görüşünde, denetçiler dışındaki davalıların sorumluluklarına ilişkin çoğunluk görüşüne aynen katılmakla beraber, denetçilerin kusur durumu ve sorumluluğu bakımından farklı görüşe sahip olduğu, denetçilerin ancak kendilerine gösterilen, görmelerine izin verilen hususları denetleyebilecekleri, somut olayda gizli hesaplar ve mevduatın hileli yollarla kayıt dışı bırakılmasının söz konusu olup, bundan dolayı kusurlarının olmadığı ve bu durumdan haberdar olduklarına ilişkin bir delilin de sunulmadığı, yönetim tarafından hileli şekilde gizlenen ve kayıt dışı bırakılan mevduatın olağan bir denetlemeyle tespit edilmesinin mümkün bulunmadığı, özel bir yazılım vasıtasıyla hileli yollardan yapılan bu işlemin denetçi tarafından görülemeyeceği ve anlaşılamayacağı, bu nedenle kusurlarının bulunmadığı, özel hukukta sorumluluğun ancak kusur halinde söz konusu olup bu durumun denetçiler bakımından gerçekleşmediği, yöneticilerle iş ve el birliği içinde hareket ettiklerini gösteren bir tespitinde bulunmadığı bu nedenle bu zarardan bankada denetçi olarak görev yapan davalılar ... ve ...'nun sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmıştır. G E R E K Ç E / Dava, 4389 Sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca iflasına karar verilen bankanın zarara uğratıldığı iddiasıyla bu zararın hakim hissedar ve Yönetim Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyeleri, Denetçiler ile Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları ve Müdürlerden tahsili amacıyla açılan sorumluluk davasıdır. ... A.Ş'nin mevduatının büyük bir kısmını hakim hissedarı ...'ın yönetim ve denetiminde olan birçok grup firmasına doğrudan ve dolaylı olarak kullandırıldığı, bilanço dışı yükümlülüklerinde aynı gruba ilişkin taahhüt olarak verildiğinin tespiti üzerine, kamuya ve hazineye olan etkilerini azaltmak, mali sistemin güven ve istikrarını sağlamak amacıyla ...A.Ş'nin mevduat kabul etme ve bankacılık işlemleri yapma yetkisinin BDDK'nın 03.07.2003 tarihli 1085 sayılı kararıyla kaldırıldığı anlaşılmıştır. Bankanın mevduat kabul etme izni 4389 Sayılı Yasanın 14/3. maddesi uyarınca kaldırılmış ve aynı yasanın 16/1. maddesi gereğince yönetim ve denetimi ...'ye verilmiş ve bankanın tasfiye edilmek üzere fona devredildiği görülmüştür. ... tarafından mevduat sahiplerinin alacaklarının ödenmesinden sonra 4389 Sayılı Yasaya dayalı olarak bankanın iflası için dava açıldığı ve ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında 08.06.2005 tarihinde bankanın iflasına karar verildiği ve ... Fon Kurulunun 23.06.2005 tarihli kararıyla iflas idaresinin oluşturulduğu ve tasfiyesinin iflas idaresi tarafından yürütüldüğü anlaşılmıştır. Dava, davalıların Müflis ...A.Ş.’yi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davası olup davacı yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi, genel müdür, genel müdür yardımcısı, mali kontrol müdürü, bütçe, bilanço ve raporlama müdürü olan davalıların kanunların ve banka ana sözleşmesinin kendilerine yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu yerine getirmeyerek bankayı zarara uğrattıklarını, böylece davalıların gerçek mevduat ile banka mizanında gösterilen tutar arasındaki fark, mevduat farkı nedeniyle ...'ye ödenmeyen sigorta primi ve gecikme zammı tutarı, mevduat farkından kaynaklanan vergi, vergi cezası, gecikme zammı ve disponibilite cezası, banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen mevduat ile Fon tarafından tespit edilen mevduat arasındaki farka ilişkin olmak üzere ... tarafından sigorta kapsamında mudilere ödenen ve Müflis banka iflas masasından talep edilen (19.01.2004-08.06.2005) dönemine ait faiz tutarı, hazine bonosu adı altında yapılan satışlardan kaynaklanan zarara sebebiyet verdikleri ileri sürülmüş, 19.10.2011 tarihli dilekçe ile de, işbu davada dava konusu alacak nev'inin kayıt dışı mevduat, mevduat sigortası primi, ödenmeyen vergiler, mevduat faizi, DİBS işlemlerinden oluştuğu, kayıt dışı mevduatın; gerçek mevduat ile banka mizanında gösterilen tutar arasındaki fark, mevduat sigortası priminin; ... tarafından iflas masasından talep edilen kayıt dışı mevduattan kaynaklanan sigorta primi ve gecikme zammı tutarı, ödenmeyen vergiler (mevduat farkından kaynaklanan vergi, vergi cezası, gecikme zammı ve disponibilite cezasının); TC. Maliye Bakanlığı'nın vergi daireleri aracılığıyla vergi borçlarına ilişkin iflas masasına yaptığı alacak kaydı başvurusu, mevduat faizinin banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen mevduat ile Fon tarafından tespit edilen mevduat arasındaki farka ilişkin olmak üzere ... tarafından sigorta kapsamında mudilere ödenen ve Müflis Banka İflas Masasından talep edilen faiz tutarı, hazine bonosu adı altında yapılan satışlardan kaynaklanan zararın; yetki belgesi olmaksızın açığa satışı yapılan işlemlerin nominal tutarı olduğunu bildirmiştir. Davalılar, bu davayı açma hak ve yetkisinin Fona ait olduğu, bankanın iflas idaresinin aktif husumetinin bulunmadığını savunmuştur. 4389 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca ... Bankası A.Ş'nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmış ve yönetim ve denetimi fona devredilmiş olup, fon tarafından bankanın iflasına karar verilmesinden sonra fon kurulunun kararıyla iflas idaresinin oluşturulduğu, dolayısıyla davacı iflas idaresinin ... tarafından alınan kararla oluşturulması neticesinde bu davada tasfiyesi fon tarafından yapılan ve fon kararıyla oluşturulan iflas idaresinin bu davayı açma hak ve yetkisinin bulunduğu kabul edilmiş aksi yöndeki savunmaya itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. 4389 Sayılı Yasanın 17/1. maddesinde, bir bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları, imzaları ilzam eden memerlarının kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın iflasına neden olduklarının tespiti halinde bankaya verdikleri zararlarla sınırlı olarak bunların şahsi sorumluluklarına gidilerek fon kurulu kararına istinaden ve fonun talebi üzerine doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir denilmiş ve aynı maddenin 2. fıkrasında da. 14/3-4-5 numaraları fıkraları gereğince ''temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi veya hisseleri fona devrolunan bankaların bu maddenin bir nolu fıkrasında sayılan ortakları ile anılan maddenin 4 nolu fıkrasında belirtilen işlemleri ile 3 nolu fıkrasının uygulanmasına neden olan işlemlerde sorumluluğu bulunan ve bu maddenin 1 numaralı fıkrasında sayılan banka görevilieri hakkında da bankanın iflası aranmaksızın uygulanır'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Anılan düzenlemelerde banka yöneticilerinin şahsi iflasının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, bu davada banka yönetim kurulu üyeleri genel müdür, genel müdür yardımcısı ve müdürlerinin 6762 Sayılı TTK 336 ve devamı maddeleri uyarınca şahsi sorumluluğuna gidilerek verilen zararın adı geçenlerden tazminini istemektedir. 4389 Sayılı Bankalar Kanununda şahsi sorumluluğuna ilişkin tazminat davaları bakımından özel bir düzenleme olmadığından TTK hükümleri gereğince bu sorumluluğun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı bankaya 03.07.2003 tarihinde BDDK kararıyla el konulmuş ve bankanın 08.06.2005 tarihinde iflasına karar verilmiştir. Dava, 02.05.2007 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarihte 5411 Sayılı Bankacılık Yasası yürürlükte olup 4389 Sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak 5411 Sayılı Yasanın geçici 11. maddesinde, ''bu kanunun yayını tarihinden önce, 26.12.2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetimi fona intikal eden ve bankacılık yapma işlemi ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri bakan, bakanlar kurulu veya kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri fon eliyle yürütülen ve ya fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında işlemler sonuçlanıncaya....... kadar yürürlükten kaldırılan 4389 Sayılı Yasanın 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18. maddeleri, EK-1, 2, 3, 4 ,5 ve 6. maddeleri ile geçici 4. maddesinin uygulanmasına devam edilir'' şeklinde düzenleme bulunduğundan, somut olayda, bankaya el konulma tarihi ve dava tarihi dikkate alınarak 4389 Sayılı Yasa hükümlerinin ve şahsi sorumluluğa ilişkin tazminat talebi yönünden de zarara neden olan olayların meydana geldiği tarih ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Ticaret Kanunun uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Davalılar zamanaşımı defi'inde bulunulmuştur. 6762 Sayılı TTK 309/4. maddesinde, sorumlu olan kimselere karşı dava açma hakkının davacı tarafından zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, ancak zarara neden olan eylemlerin cezayı müstelzim olup ceza kanununa göre müddeti daha uzun zamanaşımına tabi bulunuyorsa bu durumda ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Davalılar hakkında ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında, ihtilasen zimmet, suç örgütüne üye olmak, düzeltici-kısıtlayıcı-iyileştirici önlemler almamak suretiyle talimatlara aykırı davranmak suçlarından dolayı ceza davasının görüldüğü, TTK 309/4. fıkrasının son cümlesi gereğince, ceza zamanaşımının uygulanmasının gerektiği ve davanın açılış tarihi itibariyle anılan suçlar için öngörülen zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, davalıların zamanaşımı defi yerinde görülmemiş ve reddine karar verilmiştir. Bir kısım davalılar tarafından derdestlik itirazı ve birleştirme talepleri ileri sürülmüş ise de derdestlik itirazına konu edilen dosyaların konusunun maddi anlamda kesin hükmün sonuçlarını hasıl eder şekilde aynı olmadığı, gerek taraflarının gerekse davanın hukuki sebebi ve maddi vakıalarının farklı olduğu anlaşıldığından bu itirazları ve birleştirme talepleri yerinde görülmeyerek 06.04.2009 ve 01.06.2009 tarihli celselerde reddedilmiştir. Bu davada, bankanın gerçek mevduatı ile kayıtlarda gösterilen mevduatı arasındaki fark, kayıt dışı olan bu mevduattan kaynaklanan ...'ye ödenmesi gereken sigorta primi, gecikme zammı, yine bu mevduat farkı nedeniyle ödenmeyen vergi, vergi cezası, gecikme zammı ve disponilite cezası ayrıca mevduat farkı nedeniyle ödenen faiz ve yetki belgesi olmaksızın açığa yapılan hazine bonosu satışından kaynaklanan zarar istenmektedir. Dosyada mevcut bulunan BDDK murakıp raporları, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapor ve diğer tüm delillere göre, ... Bankası A.Ş'nin bilgi ve otomasyon sisteminin ... firması olan ...A.Ş tarafından oluşturulduğu ve bu hizmetlerin anılan şirket tarafından verildiği, bankanın şubelerinde gerçekleştirilen işlemlerin 1988 yılından beri ...A.Ş'de bulunan ana sisteme bağlı olarak yapıldığı, ancak 2003 yılı Ocak tarihinden önceki ... A.Ş'ye ait bankacılık işlemlerine dair herhangi bir bilginin elde edilemediği, müşteri bakiyeleri toplandığında elde edilen değerle beyan edilen değerlerin aynı olmadığı, bankanın gerçek varlık ve yükümlülüklerinin gizlendiği, bu işlemlerin ...prorgramı kullanılarak yapıldığı, bankanın şubelerinde muhasebe bilgisinin tutulmadığı, şubelerin mudi bazında tek tek bakiyeleri görebildiği, ancak mudilerin toplam mevduat miktarının görülemediği, bu toplam bilgilerin genel müdürlük tarafından hesaplanıp şubelere gönderildiği ve işlemlerin genel müdürlükten gelen bu bilgilere göre yapıldığı, ... isimli sistemin güvenlik problemlerine açık bir yapıda tasarlandığı, muhasebe işlemlerini sadece ana bilgisayarda yürütmeleri ve sonuçlarını doğrudan ilgili şubeye yansıtmamaları nedeniyle zimmete vesair yolsuzluklara sebep olabilecek yapıda bulunduğu, bu sistem üzerinden bankanın tüm işlemlerinin genel müdürlük tarafından ... ekranıyla yapıldığı, gerçek mevduatlar ile bilançolardaki yer alan mevduat kayıtlarının aynı olmadığı, bankanın defterlerinin cari muhasebe ilkelerine uygun bulunmadığı ve esasında şubelerce gerçekleştirilen mevduat kabulü, faiz taakkuku, menkul sermaye iradı, gelir vergisi ve fon payı, stopaj kesintileri ve müşteriler ile gerçekleştirilen hazine bonosu ve devlet tahvili alım satımı gibi bankacılık işlemlerinin bankanın bilgi-işlem sistemine girildiği ve bu işlemlerin şubeler tarafından usulüne uygun yapılıp muhasebe kayıtlarına yansıtıldığı ancak şubelerce yapılan bu işlemlerin ardından, bazı işlemler için her şube bazında genel müdürlük tarafından hesap bakiyelerine etki edecek fişler tanzim edildiği, bazılarının genel müdürlük nezdindeki muavin kayıtlarından silinerek çıkarıldığı, müşteri hesaplarına doğru olarak girilen bazı işlemlerin ise vergide olduğu gibi yanlızca belli bir oranda muavin kayıtlara girildiği, 2003 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında mudilerin mevduat hesaplarında taakkuk ettirilen faiz tutarları üzerinden kesilen gelir vergisi ve savunma sanayi destekleme payı kesintilerinin büyük bir bölümü yine genel müdürlük tarafından ... ekranı vasıtasıyla silinip, yapılan yasal kesintilerin azaltılmış haliyle vergi dairelerine beyan edilip ödeme yapıldığı, mudilerden kesilmiş olmasına rağmen ...ekranı kullanılarak silinen kısmının ise ilgili vergi dairelerine beyan edilmediği bu şekilde vergisinin de ödenmeyerek hazinenin gelir kaybına sebebiyet verildiği, banka tarafından gerçeğe aykırı tablo düzenlendiği ve yetkili mercilere gönderildiği, buna göre finansal tablolarda mevduat rakamlarının gerçek miktarının gösterilmemesi nedeniyle açıklanan aktif kalemler toplamı ve gelir-gider rakamlarının da gerçeği yansıtmadığı, bu şekilde kamu ve denetleme otoritelerinin yanıltıldığı, aracı kurum faaliyeti yapması yasaklanmış olunmasına rağmen müşteriler ile gerçekleştirilen hazine bonosu ve devlet tahvili satış ve geri alım işlemlerinin büyük bir kısmının bankanın portföyünden düşülmediği, bu işlemlerle ilgili imzalı fişlerin olmadığı, İMKB'ye tescil ettirmek amacıyla bildirim yapılmadığı ve tüm bunların operasyon müdürlüğü muavin defterinden silinerek çıkarıldığı, bu şekilde gizlenen mevduatın ... aktarıldığı ve bu gruba yapılan kaynak aktarımıyla ilgili muhasebe kayıtlarının silinmesi işleminin banka yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürün talimatıyla mümkün olduğu, banka yöneticileri tarafından fiktif nitelikte muhasebe kaydı düzenlenip ve bazı kayıtlar da silinmek suretiyle bankanın aktif ve pasifinin büyük ölçüde küçültüldüğü, küçültülmüş bilanço kamu otoritelerine bildirilirken, bankanın yasal defterlerinin de buna uygun hale getirildiği, halktan toplanan mevduat ile vergi dairelerine ödenmesi gereken vergilerin ... aktarılması işlemlerinin yasal defter mali tablolarda gizlendiği, bu işlemler sonucu bankaya el konulmasından sonra ...'nin mevduat sahiplerine kendisine bildirilmeyen bu mevduatları ödediği, bankanın çifte kaydı nedeni ile vergisel ve diğer kamusal yükümlülüklerini yerine getirmeyerek kamuyu zarara uğrattığı, SPK tarafından izni iptal edilmesine rağmen gazetelere ilan vererek hazine bonosu satımı yaptığı ve zararın oluşmasına neden olunduğu ve bu zarardan 4389 Sayılı Bankalar Yasası ile 6762 Sayılı TTK'nun 336, 337, 338, 342, 346 ve 359.maddeleri uyarınca bankada yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı, yönetim kurulu üyesi, genel müdür, genel müdür yardımcısı ve birim müdürü olarak görev yapan tüm davalıların sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır. Dosyada mevcut bulunan ve zarar hesabı bakımından mahkememizce tanzim ettirilen 02.06.2011 tarihli birinci rapor ve 29.02.2012 tarihli ek raporda, bankanın gerçek mevduat toplamının son vadeye göre 8.500.545.799,56 TL, mizanda görülen ve gerçeğe aykırı olup bilançolara yansıtılan mevduatın da 1.563.171.738,60 TL olup aradaki fark olan 6.937.374.060,95 TL'nin mevduat farkından kaynaklanan zararı oluşturduğu yönünde tespitlerde bulunulduğu, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin... E. ... K. sayılı dosyasında da bu miktarın hüküm altına alındığı görülmüştür. Ancak kayıt dışı mevduat toplamı 6.937.374.060,95 TL'nin içinde ... A.Ş'nin mevduatı olan 37.282.345,18 TL'nin düzeltme sonucu tenzil edildiği, bunun dışında ... tarafından varlık satışı sonucu elde edilen 142.657.643,88 TL'nin de takas mahsup işlemi ile bu miktardan düşüldüğü ayrıca 39.912.112,75 TL mevduatın henüz hak sahiplerine ödenmediği anlaşıldığından ödenmeyen bu miktarında tenzili sonucu kayıt dışı mevduattan kaynaklanan zararın 6.718.455.963,88 TL olduğu tespit edilmiştir. Mevduat farkından kaynaklanan 6.718.455.963,88 TL, ...'ye ödenmeyen sigorta primi ve gecikme zammı 293.695.563,58 TL, kayıt dışı mevduat nedeniyle ödenmeyen vergiler, gecikme zammı, disponibilite cezasından kaynaklanan (ödenmeyen vergiler 5.176.645.322,36 TL, disponibilite cezası 347.502.999,94 TL olmak üzere) zararın 5.524.148.322,30 TL, kayıt dışı mevduatın faizinden kaynaklanan zararın 3.303.696.852,00 TL, açığa hazine bonosu satışı nedeniyle 960.249.825,29 TL olmak üzere toplam zararın 16.800.246.52,05 TL olduğu kabul edilmiş ve mahkememizce zararın hesabı ve miktarı bakımından toplanan deliler ve banka kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 02.06.2011 tarihli kök rapor ve bu rapora ek olarak düzenlenen 29.02.2012 tarihli ek rapordaki hesaplamaya ve denetçi olan davalıların sorumluluğu bakımından da ikinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 11.03.2015 tarihli ikinci rapordaki çoğunluk görüşünü içeren açıklamalara itibar edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin ...Esas ... K. Sayılı kararı ile bozulmakla dosya mahkememizin yukarıda belirtilen sayısına kaydedilmiş usûl ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere zarar kalemleri içerisinde mevduat sigortası primi ve ödenmeyen vergilerin de bulunduğu dikkate alınarak zarar hesabının yapılması ve davacının işlemiş faiz istemi konusunda da hesaplama yapılarak rapor düzenlemesi için dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 03.01.2023 tarihli ek raporda özetle; mevduat farkından kaynaklı zararın anapara tutarının 6.718.455.963,88TL olduğu, bu zararın 02.05.2007 tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarının 3.594.415.874,93TL olduğu, mevduat faizi zararının anapara tutarının 3.303.696.852 TL olduğu, 02.05.2007 tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarının 1.712.129.579,51 TL olduğu, hazine bonosu satışından kaynaklanan zararın anapara tutarının 960.249.825,29TL olduğu bu zararın 02.05.2007 tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarının 497.646.183,32TL olduğu toplam zarar miktarının faizleriyle birlikte 16.786.594.278,93TL olduğunun tespit edildiğini, Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda hesaplama yapıldığında toplam zarar miktarının 16.786.594.278,93 TL olduğunu , davalılar, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... ve ...'un 16.786.594.278,93TL zarardan ayrı ayrı sorumlu oldukları davalılardan ...'ın yönünden ise 11.623.601.204,69 TL anapara ve 6.080.434.941,30TL işlemiş faiz olmak üzere 17.704.036.145,99 TL zarardan sorumlu olduğu ve davalı ...'nın ise 960.249.825,29 TL anapara ve 502.317.353,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.462.567.178,34 TL zarardan sorumlu olduğu yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Davalı ...'ın ... A.Ş'nin hakim hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı, ...'ın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve hakim hissedarı, davalılar ..., ..., ..., ...'un Yönetim Kurulu Üyesi, davalı ...'ın Genel Müdür, davalı ...'ın mevduat ve bankacılık hizmetleri biriminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, ...'nın Genel Müdür Yardımcısı Vekili, davalı ...'ün Mali Kontrol Müdürü, davalı ...'un Bütçe, Bilanço ve Raporlama Müdürü, davalılar ... ve ...'nun Denetçi oldukları anlaşılmaktadır. 6762 Sayılı TTK 336. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir. Anılan madde çerçevesinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna karar verilebilmesi için yasaya aykırı işlem ve eylemler sonucu bir zararın doğması, bu eylemler gerçekleştirilirken ihmal ve buna bağlı olarak özen yükümlülüğünün ihlali ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Nitekim TTK 336/5. maddesinde gerek kanunun gerekse ana sözleşmenin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesinde yapılmaması durumunun sorumluluğa neden olacağı belirtilmiştir. Kanuna ya da ana sözleşmeye aykırı olan eylemi olumlu başka bir deyişle bir yapma fiili olabileceği gibi pasif bir davranış olarak yapmama eylemi şeklinde de olabilecektir ve anılan düzenlemedeki sorumluluğun kusur sorumluluğu olduğu yapılan eylem kanun ya da sözleşmeye aykırı ise kusurlu olduklarının kabulü gerektiği, aksinin başka bir deyişle kusursuzluğun TTK 338. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerince ispatlanmasının zorunlu olduğu da kabul edilmektedir. Ayrıca 4389 Sayılı Yasanın 17/a maddesinde de tasfiyesi fon eliyle yürütülen veya fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar tarafından yöneticiler ve denetçiler aleyhine alen açılan ve/veya külli halef sıfatıyla takip edilen veya fon tarafından kanuni halefe veya devir alanı ve temellük eden sıfatıyla takip edilen şahsi sorumluluk davalarında ispat külfetinin davalılara ait olduğu açıklanmıştır. Buna göre sorumluluktan kurtulabilmek için kusursuz olduğunun davalılarca kanıtlanması gerekir. TTK 337. maddesinde de, yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin daha önceki yöneticilerin yolsuz muamelelerini denetçilere bildirmeye mecbur oldukları aksi halde önceki yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna iştirak edecekleri açıklanmıştır. TTK 342. maddesinde de müdürlerin sorumluluğu düzenlenmiş ve şirketin bir kısım işleri yönetim kurulu üyesi veya ortaklardan olmayan müdüre tebliğ edildiği takdirde müdürün kanun veya ana sözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetlerinin gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde yönetim kurulu üyelerine ait hükümler gereğince sorumlu olduğu ifade edilmiştir. TTK 347 ve devamı maddelerinde de, denetçilerin görevleri ve sorumluluğunun düzenlendiği, ''özen derecesi'' başlıklı 359. maddesinde, denetçilerin kanun veya esas sözleşme ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikleri takdirde müteselsilen sorumlu olup, bu sorumluluk hakkında TTK 309. maddesi ve 341. maddesinin uygulanmasının gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda denetçiler hakkında da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği görülmektedir. Yönetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ..., ..., genel müdür yardımcısı ..., ... ve denetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından görevlerini yasaya ve kanuna uygun olarak yerine getirdikleri, bankanın ana sözleşmesinin 29/4. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin toplantılar dışında görevlilerden bilgi isteyemeyecekleri ve işleri hakkında şahsen talimat veremeyeceklerinin belirtildiği, buna göre rutin yapılan toplantılara katıldıkları, gündemin tamamen hakim hissedar yönetim kurulu başkanı ... tarafından belirlendiği, alınan kararlara itiraz etme durumlarının bulunmadığı, çift muhasebe kaydından haberdar olmadıkları, verilen işlemleri yaptıkları, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin...E. - ...K. sayılı dosyasında ve muhtelif diğer ceza dosyalarında yapılan yargılamalar sonucu tüm suçlardan beraat ettikleri ve banka zararından sorumlu olmadıkları ve ... isimli çift muhasebe kaydının tutulmasına sebep olan sistemin bankaya el konulmasından sonra ortaya çıkarıldığı ve BDDK tarafından atanan yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin dahi bu usulsüzlüğü fark etmedikleri, bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığı savunulmuştur. Davalılar banka yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği ve genel müdür yardımcılığı görevini ifa etmişlerdir. Bankaların Anonim Şirket olarak kurulacağı ve izne bağlı olan faaliyetlerinin Bankacılık İşlemleri yapma ve mevduat kabul etme olup, bu işlemleri yapma yetkisinin belirli istisnalar dışında sadece bankalara tanındığı bilinmektedir. Bu sebeple yasa koyucu tarafından, mevduatın denetlenmesi ve korunması amacıyla bankaların kurulması, çalışması ve yönetilmesi ile denetimi özel kurallara bağlanmıştır. Bankalar Kanununda banka organlarına ilişkin özel hükümleri bulunmaktadır. 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 9.maddesinde; bankaların yönetim kurulu üyesinin 5 kişiden aşağı olamayacağı, banka genel müdürü, bulunmadığı taktirde vekilinin kurulun doğal üyesi olduğu, genel müdür için aranılacak şartların yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlası, yani en az 4 üyesi için de aranacağı, murahhas üyelerin genel müdürde aranan şartları taşımaları gerektiği belirtilmiştir. Anılan maddenin 9/2-a bendinde banka genel müdürlerinin iktisat, hukuk, işletme, maliye, bankacılık ve kamu yönetimi ve dengi dallarda veya bu dallarla ilgili mühendislik alanlarında en az lisans düzeyinde öğrenim görmüş olmaları ve bankacılık ya da işletmecilik alanında en az 10 yıllık mesleki deneyime sahip olmalarının zorunluluk olduğu, b bendinde de, genel müdür yardımcılarının da yine aynı alanlarda en az lisans düzeyinde öğrenim görmeleri ve en az 7 yıl mesleki deneyime sahip olmaları şartını taşımaları gerektiği, bunun dışında başka ünvanlarla çalıştırılsalar dahi, yetki ve görevi itibari ile genel müdür yardımcısına denk veya daha üst konumda çalışan diğer yöneticilerinde bu kanunda belirtilen genel müdür yardımcılarına ilişkin özellikleri taşımaları gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca 9/4 maddesinde; bankaların işlemleri nedeniyle karşılaştıkları risklerin izlenmesi ve kontrolünü sağlamak amacıyla faaliyetlerinin kapsamı ve yapısıyla uyumlu esas ve usulleri kurumca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek etkin bir denetim sistemi ile risk kontrol ve yönetim sistemi kurmakla yükümlü tutulduğu ve işlemlerinin bankacılık ilkelerine ve mevzuatına uygunluğunu denetlemek üzere yeteri kadar müfettiş çalıştırma zorunluluğu getirilmiştir. BDDK'nın Bankaların İç Denetim ve Risk Denetimi Sistemleri Hakkındaki Yönetmeliği 08.02.2001 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 2.maddesinde iç kontrol işlevi, iç kontrol sistemi, teftiş sistemi, iç denetim sistemi ve risk yönetim sistemi ifadelerinin tanımları yapılmıştır. 1985 tarihli 3182 Sayılı Bankalar Kanununda, banka Anonim Şirketleri için iç denetimi yapacak zorunlu organ niteliğine haiz denetçinin bulunması gerektiği öngörülmüş, ancak 1999 tarihli 4389 Sayılı Bankalar Kanununda 3182 sayılı yasadan farklı olarak denetçiler zorunlu organ olmaktan çıkartılmışlardır. Buna göre 4389 Sayılı Kanun uyarınca, denetçilerin belirli denetimleri yapıp genel kurula ve yönetim kuruluna sunma zorunluluğunun bulunmadığı görülmektedir. Ancak Müflis ...A.Ş.nin denetçilerinin yasal bir zorunluluk olarak değil, 6762 sayılı TTK ve 4389 sayılı Kanunun 9/5.maddesindeki iç denetim yükümlülüğünü sağlamak üzere ana sözleşmedeki hüküm çerçevesinde atandıkları anlaşılmıştır ve bankanın ana sözleşmesinin 40-42 maddelerinde görevleri ve sorumlulukları da belirtilmiştir. Bankaların mevduat sahiplerine ve müşterilerine karşı ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün bulunduğu, buna bağlı olarak yönetici ve denetçilerinin de kanundan kaynaklanan yükümlülüklerinde azami özeni göstermeleri ve banka gibi yöneticilerinin de özen yükümlülüğünün ve sorumluluğunun ağırlaştırılmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Dosyada mevcut bulunan belge ve raporlara göre, bankacılık işlemleri ile ilgili hizmetlerin ... A.Ş. tarafından verildiği ve bu programın banka genel merkezinin talimatı üzerine oluşturulduğu ve tüm işlemlerin Genel Müdürlük tarafından ... ekranı kullandırılarak gerçekleştirildiği, belli mesleki bilgi ve tecrübe birikimine sahip olması zorunlu ve Bankalar Yasasının kendilerine yüklediği görevin bilincinde olarak görev yapan Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcılarının ve Genel Müdürlükteki diğer Müdürlerin bu işlemlerden haberdar olmadıklarını ileri sürmelerinin hayatın olağan akışına ve ağırlaştırılmış özen yükümlülüklerine aykırı olduğu ve kusursuz olarak kabul edilmelerinin mümkün bulunmadığı sonucuna varılmalıdır. TTK 336. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri sorumlu olduğu gibi, yeni göreve başlayan yönetim kurulu üyelerinin de TTK 337. maddesi gereğince sorumlu oldukları, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının ve genel müdür yardımcısına denk olarak görev yapan müdürlerinde TTK 342. maddesi yollamasıyla yine TTK 336. maddesi gereğince müteselsilen banka zararından sorumluluğunun bulunduğu, denetçilerin de TTK 359. ve ana sözleşmenin 42. maddesi gereğince sorumlu oldukları kanaatine varılmış, aksi yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Banka yöneticileri hakkında açılan tüm ceza dosyalarında bir kısım davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin ve Genel Müdür Yardımcılarının ve Denetçilerinin beraatine karar verildiği anlaşılmışsa da anılan kararlar incelendiğinde suç işleme kasıtlarının bulunmadığı gerekçesi ile bu yönde bir hüküm oluşturulduğu, ceza yargılamasında suç işleme kastının varlığı halinde mahkumiyet hükmü kurulabileceği, TTK hükümleri çerçevesinde sorumluluğun varlığı için kanunun ya da ana sözleşmenin yüklediği görevlerin gereği gibi yerine getirilmemesi, buna göre kusurun varlığı ve bu kusurunda ihmal şeklinde de ortaya çıkabileceği, ayrıca Ceza Mahkemesince verilen beraat kararının BK'nun 53. maddesi gereğince Hukuk Mahkemesini bağlamayacağı, sadece beraat kararında tespit edilen maddi vakıalarla Hukuk Mahkemesinin bağlı olacağı ve anılan ceza yargılamalarında ... Bankası A.Ş.'nin çift muhasebe kaydı tutmak suretiyle gerçek mevduat ile bilançodaki mevduatın aynı olmadığı, buna göre bankanın zararına sebebiyet verildiği hususunun subuta erdiği açıkça anlaşıldığından bir kısım davalıların ceza yargılamasında beraat etmelerinin de hukuki sorumluluklarının ortadan kaldırılması için yeterli olmadığı, kaldıki bir kısım davalıların da mahkumiyetlerine karar verildiği göz önüne alındığında davalıların bu yöndeki savunmalarının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Toplanan deliller ve saptanan hukuki durum gözönüne alındığında, davalı yönetim kurulu başkanı yardımcısı ve üyelerinin 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ve 6762 Sayılı TTK 336, 337, 338, 346. maddeleri gereğince, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının TTK 342. maddesi yollamasıyla TTK 336. ve devamı maddeleri gereğince, denetçilerinde TTK 347. ve devamı ve 359. maddeleri uyarınca sorumluluklarının bulunduğu kabul edilmiştir. Banka tarafından halktan toplanan mevduatın kanunen korumakla görevli ve yetkili olan davalıların bizzat yaptıkları eylem ve işlemlerle bu mevduatı gizleyerek kamunun zarara uğramasına neden oldukları, olayda kusur, hukuka aykırılık, zarar ve hukuka aykırı eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı koşullarının tam anlamıyla gerçekleştiği kabul edilmiştir. Davalı ...'nın bankanın devlet tahvili ve hazine bonosu satın alma işlemi fon Yönetim Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısı Vekili olarak görev yaptığı ve yöneticiliğini yaptığı bu birimin açığa hazine bonosu satış işlemlerinin gerçekleştirildiği birim olduğu, nitekim dosyada mevcut bulunan murakıplar kurulu başkanlığı raporlarında, banka ve ...A.Ş yöneticilerince fiktif nitelikte muhasebe kaydı düzenlemek ve bazı muhasebe kayıtları silinmek suretiyle aktif ve pasifinin büyük ölçüde küçültüldüğü, bilanço rakamları üzerinden bildirim yapıldığı ve banka defterlerinin de bu kayıtlara uygun hale getirildiği, bankadan ... bu şekilde elde edilen paraların kaynak olarak aktarıldığı ve bu işlemlerin banka genel müdürlüğünden verilen talimat ve onaylarla gerçekleştirildiği ve banka portföyünde devlet tahvili ve hazine bonosu satın alım işlemi fon yönetim kurulu tarafından gerçekleştirildiği alım-satım nakit planlamasının bu bölüm yöneticisi ...'nın sorumluluğunda olduğu belirtilmiş olmakla bu davalının hazine bonosu satışından kaynaklanan 960.249.825,29 TL miktarındaki zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar dosyada mevcut bulunan ilk raporda ve ikinci kez alınan bilirkişi heyet raporundaki ayrık görüşte banka denetçisi olan davalılar ... ve ...'nun sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de; 67262 Sayılı TTK 359. maddesinde denetçilerin sorumluluğunun düzenlendiği ve denetçilerin, her yıl sonunda yönetim kurulunun düzenlediği bilançoya ve diğer hesaplara ve dağıtılmasını önerdiği kar payına ilişkin görüşlerini de içermek üzere yönetim kurulunun yıl içindeki uygulamaları hakkında rapor vermekle yükümlü olduğu, kanun veya ana sözleşmeyle kendilerine yükletilen vazifeleri hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumluluklarının bulundukları anlaşılmaktadır. Banka denetçisi olarak tayin edilen denetçilerin varolan durumu tespit etmek ve yasaya aykırılık söz konusu ise bunu ilgililere bildirmekle yükümlü oldukları, yönetim kurulu üyelerinin düzenli olarak her yıl banka mali tablolarını hazırlayarak tüm sayfaları imzaladıkları ve faaliyet raporlarını tanzim ettikleri, yönetim kurulu üyelerinin mali tabloların düzenlenmesi ve faaliyet raporlarının tanzim edilmesi sürecinde mevduatın mevcut borcundan ...yapılan kaynak aktarımından haberdar olmamasının mümkün görülmediği ve yaklaşık 10 yıldan beri bankada denetçi olarak görev yapan bu davalıların da mevcut durumdan haberdar olmamasının kabul edilemeyeceği, zarara neden olan olaylar yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürler tarafından gerçekleştirilmiş olmakla beraber denetim görevini gereği gibi ifa etmemelerinden dolayı sorumluluklarının bulunduğu ve bu sorumluluğun TTK 359. maddesi yollamasıyla yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu gibi olduğu anlaşılmakla aksi yöndeki açıklamaları içeren ve dosya içereği ile bağdaşmayan rapordaki bu açıklamalara itibar edilmemiş ve davalılar ... ve ...'nun da oluşan zarardan sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır. Dava konusu zarar kalemleri içerisinde mevduat sigortası primi ve ödenmeyen vergilerin de bulunduğu ancak talep edilen sigorta primi ve vergi yönünden banka tarafından zaten ödenmesi gereken ana paranın zarar kalemini oluşturamayacağı zira, şirketin kötü yönetim ve denetimi nedeniyle bankanın fazladan ödemek zorunda kaldığı miktarlar zarar olup, kanun gereği ödenmek zorunda olunan kalemlerin zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği nazara alınarak 03.01.2023 tarihli ek raporda tespit edilen 16.786.594.278,93 TL banka zararının tamamından banka hakim hissedarı Yönetim Kurulu Başkanı ... ve Banka Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ..., Yönetim Kurulu Üyeleri ..., ..., ..., ... ve Yönetim Kurulu ... ve Genel Müdür ...,bankanın mevduat ve bankacılık hizmetleri biriminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ...'ın , Mali Kontrol Müdürü ..., Bütçe, Bilanço ve Raporlama müdürü ... ve bankanın Denetim Kurulu Üyeleri ... ve ...'nun banka zararından sorumlu oldukları kabul edilmiş ve mahkememizce teknik bilirkişiler aracılığıyla tanzim ettirilen 03.01.2023 tarihli ek raporda tespit edilen zarar miktarlarına itibar edilmiş davalı ...'ın zarardan sorumlu olduğu miktar konusunda ek rapora itibar edilmemiş ve ... dışındaki davalıların zararın tamamından sorumlu olduğu , davalı ...'nın ise 960.249.825,29 TL asıl alacak ve 502.317.353,05 TL işlemiş faizden sorumlu olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 10.982.402.641,17 TL asıl alacak, 5.804.191.637,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.786.594.278,93 TL'nin, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... , ... , ... ve ... ( davalı ... 960.249.825,29 TL asıl alacak ve 502.317.353,05 TL işlemiş faizden sorumlu olmak ve bu davalı yönünden asıl alacak 960.249.825,29 TL'ye dava tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle) 'dan, asıl alacağa 02.05.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine 2-Davalı ... 'nun taşınır ve taşınmaz mallarının devrinin tedbiren önlenmesine, işbu kararın kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbirin devamına, 3-Karar tarihinde yürürlükte yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.146.692.255,19 TL karar harcının davalılardan (davalı ... 99.907.963,95 TL sinden sorumlu olmak kaydıyla ) davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı lehine 5411 sayılı yasanın 133. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden 5411 sayılı yasanın 133 maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 31.000,00 TL bilirkişi ücreti, 5.685,10 TL ilan masrafı ve 2.954,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 39.639,60 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 26.974,76 TL (davalı ... 2.161,87 TL'sinden sorumlu olmak üzere)'sinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili Av. ... ve davalı ... vekili ..., davalı ..., davalı ... vekili ..., yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/10/2024 BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...