İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/511 E. 2024/643 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/511
Karar No
2024/643
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/511 KARAR NO : 2024/643 DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/09/2020 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılar başta olmak üzere... Grubuna ait firmalarla... Medyanın kontrolünde 01.10.2018 tarihinde özel güvenlik hizmeti sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca davacının 08.10.2018/07.10.2019 tarihleri arasında özel güvenlik işini yürütme yükümlülüğünü üstlendiğini, davalıların bu hizmet karşılığı bedel ödemeyi ve davacının hizmeti yerine getirirken yapacağı tüm masrafları karşılamayı taahhüt ettiklerini, müvekkilinin yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalıların ... 54. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini davalı tarafından sözleşmenin hiçbir sebep gösterilmeksizin feshedildiğini, davalıların noter memuru vasıtasıyla elden tebligat yaparak sözleşmeyi bir günde feshettiklerini, davalılar tarafından fesih ihtarnamesinden önce müvekkili şirkete herhangi bir ihtar ve bildirimde bulunulmadığını, sözleşmede derhal fesih hakkının kullanımının belirli şartlara tabii olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan fesih usulüne uyulmadığını, sözleşmenin 8.3.maddesi uyarınca sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasında bulunan tarafın ihlalin sona erdirilmesi için yazılı talepte bulunması gerektiği ve ihlalin sona erdirilmemesi halinde derhal fesih imkanının bulunduğu, davalıların sözleşmeyi fesih usulünün ticari teammüllere ve hukuka aykırı olduğu, derhal fesih hakkının sınırsız olmadığı, dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği, sözleşmedeki ihtar süresine uyulmaması sebebiyle müvekkilinin elde edeceği 30 günlük hak ediş ve 2 aylık hizmet süresindeki hak edişten mahrum bırakıldığını, sözleşmenin feshe ilişkin 8.2.maddesine göre tarafların 30 gün önceden bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshedebileceği bu durumda dahi müvekkilinin 2 ay daha geçici hizmet vermeye devam edeceğinin sözleşme ile kararlaştırıldığı, müvekkilinin hem itibar hem de maddi olarak zarara uğradığı, 3 aylık hak ediş bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiği, müvekkili şirketin sözleşmeye olan inancıyla çeşitli yatırımlar yaptığı, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle bu yatırımların da konusuz kaldığı, davacının bu sebeple uğradığı zararların davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin uzun zamandır güvenlik alanında faaliyet gösteren köklü bir firma olduğunu, davalıların haksız feshi ile bir gecede onlarca kişinin işsiz kaldığını, müvekkilinin sektördeki itibarının zedelendiğini, müvekkilinin isminin davalıların haksız eylemleri sebebiyle basında ticari itibarına yakışmayacak haberlerle anıldığını bu sebeple manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 3 aylık hak edişinin şimdilik 1.000 TL'sinin fesih tarihi itibariyle işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte, davacının sözleşmeye güvenerek yaptığı ve sözleşmenin erken sona ermesi sebebiyle uğranılan zararların şimdilik 1.000 TL maddi zararın fesih tarihi itibariyle işleyecek ticari temerrüt faizinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davacı lehine 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirketler arasında 01.10.2018 imza tarihli özel güvenlik hizmetleri sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmenin 8.2. maddesinde "taraflar herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi 30 gün önceden haber vererek her zaman, herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü olmaksızın tek taraflı olarak fesih edebileceğini bildirebilir.... böyle bir halin vukuu bulması halinde geçici olarak 2 ay süreyle mevcut sözleşmeye göre hizmet vermeyi ve fesih gününe kadar yapılan ve mutabık kalınan işin maliyeti haricinde...'den hiçbir nam altında herhangi bir bedel talebinde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder" hükmünün yer aldığını, müvekkili şirketler tarafından sözleşmenin ... 54. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile usulüne uygun şekilde feshedildiğini fesih sözleşmeye ve hukuka uygun yapıldığını, feshin süresinde yazılı bildirim yapılmak suretiyle müvekkili şirketlere tek taraflı ve tazminatsız olarak açık fesih hakkı veren hükümlerine ve hukuka uygun şekilde feshedildiğini, sözleşmenin güvenlik zafiyeti ve operasyonel sebeplerden doğan gereklilik neticesinde feshedildiğini, herhangi bir kötü niyet veya hukuka aykırılığın söz konusu olmadığını, sözleşmenin taraflarının tacir olduğunu, tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini sözleşmede tazminatsız tek taraflı fesih hakkının kabul edildiğini, davacının bu hususun sözleşmeye aykırılığının iddia etmesinin kötü niyetli olduğunun, davacının tazminat ve kar mahrumiyeti iddiasının hukuka aykırı olduğunun, sözleşmede her iki taraf için tek taraflı fesih hakkının bulunduğunu, tek taraflı feshin kullanılması halinde geçiş sürecinde güvenlik zafiyetinin olmaması adına 2 aylık geçici sürenin belirlendiğini, bu sürenin müvekkili şirketin insiyatifinde olduğunu, davacının 2 aylık hak ediş bedeli yönünden arabuluculuk başvurusununun bulunmadığını, davacının sözleşmeye olan inanç sebebiyle yaptığı yatırımları ve uğradığı zararı somutlaştırmadığını, müvekkili şirketin süresinde tek taraflı ve tazminatsız fesih için herhangi bir gerekçe ya da haklı nedene muhtaç olmadığını müvekkilinin işletmesel zorunluluklar nedeniyle sözleşmeyi feshetmesi için geçerli ve haklı nedenlerinin bulunduğunu, davacı şirketin hizmet verdiği süre içerisinde birçok kez müvekkili şirketler tarafından telafisi imkansız zararların doğmasına sebebiyet verecek büyüklükte güvenlik zafiyetlerine yol açtığını, 17.04.2019 tarihinde terör örgütleri tarafından... Holding binasının otopark girişine uzaktan kumandalı ses bombası konulduğu söz konusu yerin güvenlik hizmetini veren davacı şirket çalışanlarının buna engel olmadıklarını, bu çaptaki güvenlik zafiyetinin müvekkili şirketler bakımından sözleşmenin devamını imkansız hale getirdiğini, güvenlik zafiyetinin davacı şirketin ihmal ve kusurundan kaynaklandığı, bu sebeple müvekkili şirketler tarafından tek taraflı fesih hakkının kullanıldığını, sözleşmelerin kurulması gibi feshedilmesinin de ticari hayatın gereği olduğunu, müvekkili şirketler tarafından sözleşmenin feshi sebebiyle veya fesih gerekçesiyle ilgili hiçbir açıklama veya suçlama yapılmadığını, davacının manevi tazminat yönünden arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan aksi halde esastan karar verilmesin gerektiğini iddia ve talep etmiştir. ... 26. Ağır Ceza Mahkemesinin...Esas sayılı ceza dava dosyası uyap üzerinden dosya içine celp edilmiş, tetkikinden; 14.04.2019 günü saat 15:15 sıralarında ... İlçesi ... Mahallesi ... Sokak üzerinde bulunan... şirketler grubu binası güney yönündeki duvar dibinde şüpheli paket bulunduğu ihbarı üzerine bomba imha şube müdürlüğü ekiplerince şüpheli paketin kontrollü bir şekilde patlaması neticesinde paketin basınç tesirli el yapımı bomba olduğunun anlaşıldığı, kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde şüpheli paketin 13.04.2019 tarihinde saat 17:12 sıralarında bırakılmış olabileceğinin tespit edildiği, yargılama neticesinde dava dışı sanıklar hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava, güvenlik hizmeti verilmesine ilişkin belirli süreli sözleşmenin haklı neden bulunmaksızın feshedildiği iddiasına dayalı (olağan fesih halinde talep edilebilecek 30 gün+2 aylık) hakediş bedelinin tahsili ile sözleşmeye güvenilerek yapılan masraflardan kaynaklı zararların ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen güvenlik hizmetine ilişkin belirli süreli sözleşmenin davalılar tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, belirli süreli sözleşmenin haklı neden bulunmaksızın feshi halinde davacının sözleşmenin kalan süresi için aynen ifa (hizmet bedeli) talebinde bulunup bulunamayacağı, davacının TBK 125. Maddesinde sayılan ( 1-aynen ifa ve gecikme tazminatı isteme; 2- Sözleşmenin ifasından vazgeçilerek olumlu zararı isteme; 3- Sözleşmeyi feshederek olumsuz zararı isteme ) seçimlik haklardan hangisini talep edebileceği, davacının sözleşmeye güvenerek yaptığı masrafların ve sözleşmenin erken sona ermesi sebebiyle uğranılan zararlarının neler olduğu ve bu zararların gecikme tazminatı kapsamında kalıp kalmadığı, bu zararların menfi zarar kapsamında kalıp kalmadığı, davacının sözleşmenin feshi nedeni ile manevi zarara uğrayıp uğramadığı konularında toplanmıştır. ... 54. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalılar tarafından davacıya, sözleşmenin 8.2.maddesi uyarınca 01.10.2018 tarihli sözleşmenin ve tüm ek protokollerinin ihtarnamenin davacıya ulaştığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere feshedildiğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davacıya 08.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarnamede davacıya 30 günlük süre verildiğine dair ifade bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında 01.10.2018 tarihinde imzalanan ve 08.10.2018-07.10.2019 tarihleri arasında geçerli olduğu kabul edilen "Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi"nin "Konu" başlıklı 2.maddesi " iş bu sözleşmenin konusu, ... tarafından 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve ilgili mevzuata uygun olarak; ...'in aşağıda yazılı adreslerde ve daha sonra lokasyon değişikliği, temsilcilik açılışı ve benzeri sebeplerle yazılı olarak bildireceği yeni adreslerde bulunan/bulunacak... şirketler grubundaki şirketlere (görev alanında) özel güvenlik hizmetlerinin sunulmasına ilişkin usul ve esaslar ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesidir. ""Görev alanı" başlıklı 3.maddesi : ...'e ve... şirketler grubundaki şirketlerin faaliyetlerinin sürdürdüğü ....Adresindeki lokasyonları, binaları ve eklentileridir. İşbu görev alanının kapsamının artırılması, azaltılması ya da değiştirilmesi...'in ihtiyarındadır. Bu durumda birim maliyetler vs. hususlar taraflar arasında yazılı olarak kararlaştırılır. Sözleşmenin 8.maddesinde belirtilen sözleşme başlangıç süresi ... adresindeki görev alanı için geçerli olup diğer adreslerdeki görevler için başlama süresi sözleşmeye ek ayrı protokollerle belirlenecektir. Sözleşmenin "tarafların yükümlülükleri" başlıklı 4.maddesinin alt başlığı olan "... Güvenlik'in yükümlülükleri" başlığı altında 4.1.maddesi: Görev alanı içerisinde aşağıdaki hususlar başta olmak üzere sözleşmede ifade edilen hizmetleri sunmaktır. Görev alanı içerisinde misafir girişlerini sağlamak, gerektiğinde ilgilileri haberdar etmek; gelen misafirleri ve misafir araçlarını yönlendirmek, şüpheli ve güvenli görülmeyen giriş çıkışlardan hizmet alan... ilgilerini haberdar etmek, yabancı kişilere görev alanı içerisinde eşlik etmek Muhtemel her türlü kazalarda olay mahallini kontrol altına alarak mahal içerisinde bulunan üçüncü kişileri uçaklaştırmak tahliyeleri yönlendirmek gerekli tedbirleri almak ve... yetkilisine, polise, itfaiye ve sağlık birimlerine derhal haber vermek, afet anında sivil savunma teşkilatı ile kordineli çalışmak görevlerin yerine getirilmesinde yardımcı olmak, sahibi bulunamayan eşyaları tutanakla emanete alıp yönetime teslim edilmesini sağlamak, yukarıda belirtilen ve...'in isteyeceği hususlarla ilgili kayıtların tutulmasını sağlamak... tarafından yapılan uyarılar çerçevesinde 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine dair kanun ve uygulama yönetmelikleri kapsamında gerekli tedbirleri almak bakanlıkça onaylı kıyafetler ile personelin çalışmasını sağlamak, ... tarafından görev alanında çalıştırılan tüm yüklenicilere ait araç, ekip ve ekipmanlara nezaret etmek, istihdam edilen Özel Güvenlik Görevlilerinin işi gereği yapıp yapmadığını denetlemek, tespit edilen aksaklıkları gidermek, görevlendireceği güvenlik personelini kontrol ve takip ederek raporlama usulü ile...'e belirlenecek periyotlarla bilgi vermek, iş veren sıfatıyla iş yerini ziyaret ederek işin yürütülmesiyle ilgili olarak talep ve şikayetleri dinlemek, tedbirleri almak ve gerekenleri yapmak, personelinin senelik izin istirahat vb. nedenlerle iş yerine gelmemesi hallerinde gerekli tedbirleri alarak işin aksamasına meydan vermemek" şeklinde kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin "işin süresi ve fesih" başlıklı 8.2.maddesie: taraflar herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi 30 gün önceden haber vererek her zaman, herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü olmaksızın tek taraflı olarak fesih edebileceğini bildirebilir. ... böyle bir halin vukuu bulması halinde geçici olarak 2 ay süre ile mevcut sözleşmeye göre hizmet vermeyi ve fesih gününe kadar yapılan ve mutabık kalınan işin maliyeti haricinde hiçbir nam altında herhangi bir bedel talebinde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. Sözleşmenin 8.3.maddesi: tarafların sözleşmelerde kararlaştırıldığı şekilde yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve yükümlülüklerine aykırı davranması durumunda taraflar 7 iş günü içerisinde yazılı olarak ihlale son verilmesini isteme hakkına sahiptir. Bu süre sonunda aykırılıkların giderilmemesi halinde ihlale uğrayan tarafın sözleşmeyi derhal fesih hakkı saklıdır bu nedenle sözleşmenin feshi halinde ihlale uğrayan tarafın her türlü zararını talep hakkı saklıdır." şeklinde kararlaştırılmıştır. Davalı tanığı ... duruşmada; davalı şirketlerin ...'deki merkez binasının bina müdürü olduğu, temizlik ve dolaylı olarak güvenlik gibi işlerin sorumluluğunun kendisine ait olduğunu, o dönemde güvenliği sağlayan şirketin davacı şirket olduğunu, binanın dış duvarının dibine Nisan 2019 da ses bombası konulduğunu kamera görüntülerinden bu bomba kutusunun 12 saat boyunca aynı yerde durduğu halde özel güvenlik görevlilerince fark edilmediğini bu kadar süre geçtikten sonra özel güvenlik tarafından fark edildiğini, adli soruşturma başlatıldığını, holding yöneticilerinin toplantı yaptığını ve davacı tarafın görevinde ihmalkar davrandıkları kanaatine vardıklarını, sözleşmenin feshine karar verildiğini, bombanın ... ... binaya koyulduğunu, kendisinin ... binadan sorumlu olmadığını ve ... görevine 2018 yılında başladığını, kendisinin gerektiği zamanlarda bina müdürü olarak özel güvenlikçilere talimat verdiğini beyan etmiştir. Uyuşmazlık konusu hususlarda tarafların ticari defterleri incelenerek rapor düzenlenmesi için dosya bir mali müşavir bilirkişi, bir şirketler hukuku alanında uzman bilirkişi ve güvenlik uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 06.05.2022 tarihli raporda özetle; davalı şirketler tarafından keşide edilen ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiği, davacı şirketin 2018.10-2019.05 dönemlerini kapsayan çalışan personel listelerinde işe giriş günü olarak ilk tarihin 08.10.2018 tarihi ve işten çıkış günü olarak 08.05.2019 tarihinin bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli sürekli borç doğuran bir sözleşme olduğu, sözleşmenin fesih ihbarının muhatap tarafından farklı anlamlara çekilmeye müsait olduğu, davacı tarafından olağan üstü önelsiz fesih şeklinde anlaşılarak aynı gün işçilere çıkış verildiği, feshin sözleşmeye uygun yapılmadığı, davalının haksız fesih nedeniyle 8.2'ye uygun yapılması halinde elde edebileceği 3 aylık hak edişten sorumlu olduğu, 3 aylık toplam hak ediş bedelinin 1.631.016 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır. Tarafların bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmesi için dosya yeninden önceki heyete tevdi edilmiş bilirkişiler 24.07.2022 tarihli ek raporda; son ay birim fiyatlara göre davacının 3 aylık hakediş miktarının 2.035.226,70 TL olduğunu belirterek kök rapordaki görüş ve kanaatlerini tekrar etmişlerdir. Davacı vekili tarafından 08.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın 2.035.226,70 TL olarak ıslah edildiğinin ve dava değerinin 2.034.226,70 TL arttırıldığının yazılı olarak bildirildiği ve aynı tarihte 34.739,51 TL ıslah harcının mahkememiz veznesine depo edildiği görülmüştür. Dava değeri itibari ile yargılamaya heyet olarak devam edilmiş, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediğinin ve davacınını sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla güvenlik alanında uzman bilirkişi refakate alınarak keşif icra edilmiş, icra edilen keşif sonrası düzenlenen 13.07.2023 tarihli raporda özetle;... adresinde bulunan davalı şirketler grup binasının 5 katlı olduğu, binanın giriş kapısının ... üzerinde olduğu, arka tarafta açık otoparka giriş bulunduğu, bina etrafının tamamen kamuya açık yaya ve araç yolu olduğundan herhangi bir duvar, tel, çit vb. bulunmadığı, tersane caddesi üzerinde binaya bitişik 1 metre genişliğinde kaldırım olduğu, bomba olayından sonra binanın tersane caddesi üzerindeki üst ve alt köşesine birer adet güvenlik kulübesi konulduğu, keşif sırasında çapraz şekilde açık otopark girişini yani bomba bırakılan yeri gösteren kameraların mevcut olduğunu, mevcut güvenliğin keşif tarihi itibarıyla ve olayın meydana geldiği 14.04.2019 tarihinde 6 adet özel güvenlik personelinin 3 vardiya halinde her vardiyada 2'şer olmak üzere çalıştırıldığı, 14.04.2019 tarihinde ... İlçesinde bulunan davalı şirketler grubu binası güney yönündeki duvar dibinin basınç tesirli el yapımı bomba bırakılması olayının yasa dışı terör örgütü tarafından gerçekleştirilmiş bir terör olayı olduğu, davacı şirketin 5188 sayılı Kanun ve uygulama yönetmelik kapsamında faaliyet izin belgesine sahip ve özel güvenlik sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğu, davacı şirketin davalılara ait toplam 13 adreste koruma ve güvenlik hizmeti verilmesi amacıyla 01.10.2018 tarihinde imzalanmış "Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi" kapsamında olayın meydana geldiği davalı şirketlerin Holding binası hariç olmak üzere koruma ve güvenlik hizmeti verdiği terör olayının gerçekleştiği, 14.04.2019 tarihinde davacının davalılara ait ... adresindeki Holding binasını koruma ve güvenlik hizmetini üstelendiğine dair herhangi bir belgeye rastlanmadığından tarafların sorumluluklarıyla ilgili değerlendirme yapılmadığı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin haklı neden bulunmaksızın feshedilmesi varsayımında davacının talep edebileceği kâr kaybının hesaplanması sırasında davacının elde etmesi muhtemel hak edişten, yapmaktan kurtulduğu masraflar, zorunlu harcamalar ile varsa bu süre içinde elde ettiği menfaatler indirilerek gerçek zarar miktarının hesaplanması için dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişiler 09.04.2024 tarihli ek raporda; davacının 3 aylık net kâr kaybının 150.381,42 TL olduğu, fesih tarihinden itibaren dava tarihine kadar işlemiş faizinin ise 32.312,44 TL olduğu yönünde tespitte bulunmuşlardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmü ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun ifa edilmesi için süre verebileceğini açıkça düzenlemiş olup, diğer taraf, temerrüde düşen tarafa verdiği uygun süre içinde ifa yerine getirilmediği takdirde, 125. maddedeki seçimlik hakları kullanabilir. 123. maddede öngörülen uygun süreyi temerrüde düşen borçluya vermeyen taraf, TBK 125. maddede öngörülen seçimlik hakları kullanamayacaktır. TBK 124. maddede ise, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar tadadi olarak sayılmış olup, temerrüde düşmüş borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa veya borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa veya borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, diğer taraf temerrüde düşen tarafa süre vermesine gerek olmaksızın, doğrudan, TBK 125. ve devamı maddelerdeki seçimlik hakları kullanabilir. Borçlanılan edimin gecikerek de olsa aynen ifası, bazı hallerde alacaklının gecikme yüzünden uğradığı zararı karşılamaya yetmez. Bu nedenle alacaklı, borçludan aynen ifa yanında gecikme dolayısıyla uğramış olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Kanunda gecikmiş ifa ile birlikte gecikme tazminatının istenmesine engel bir hüküm yoktur. Buna karşılık alacaklı aynen ifaden vazgeçip yalnız gecikme tazminatını isteyemez. Alacaklının ifada gecikme dolayısıyla uğradığı zarara, gecikme zararı; bu zararın giderilmesi için ödenecek tazminata ise, gecikme tazminatı denir. Borçlunun gecikme tazminatından kurtulabilmesi için temerrüdün gerçekleşmesinde kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat etmesi gerekir. Gecikme tazminatı şu şartların gerçekleşmesi halinde talep edilebilir. Bunlar; geç ifa (borçlunun temerrüdü), gecikmeden doğan zarar, geç ifa ile gecikme zararı arasında uygun illiyet bağı ve nihayet borçlunun kusurudur. Gecikme zararı, borçlunun borçlanılan edimi zamanında ifa etmesi halinde, alacaklının malvarlığının göstereceği durum ile söz konusu ifanın geç yapılmış olmasından dolayı hali hazırda arzettiği durum arasındaki farktır. İfası geciktirilen edimin taşıdığı değer, gecikme zararı içinde yer almaz. Zira edim geç de olsa ifa edildiği için, alacaklı bunu elde etmiş bulunmakta ve bu suretle malvarlığında iradesi dışında herhangi bir azalma meydana gelmemektedir. Aynı şekilde, edim yerine getirilmediği takdirde alacaklı edimin ifasını talep hakkına sahip bulunduğundan ve bu talep hakkı da onun malvarlığına dahil olduğundan, alacaklının malvarlığında bu halde de bir azalma meydana gelmemektedir. Buna karşılık temerrüt esnasında edimde meydana gelen değer kayıpları, gecikme zararı olarak nitelendirilebilir. Gecikme zararı, hukuki niteliği itibariyle müspet bir zarardır. Bu zarar, her şeyden önce ihtar ve diğer hukuki takip giderleri ile karşı edimi vaktinde teslim almak için yapılan hazırlık masraflarını (örneğin seyahat masrafları gibi) kapsar. Alacaklının geciken edim yerine kullanmak üzere kiralama veya satınalma suretiyle sağladığı şeyler (örneğin seyahat masrafları gibi) kapsar. Alacaklının geciken edim yerine kullanmak üzere kiralama veya satınalma suretiyle sağladığı şeyler (örneğin bir makinanın iş yerinin, otelin veya deponun kiralanması) için ödediği paralar da bu zarar içinde yer alır. Keza alacaklının, ifa edilecek şeyi bir başkasına devretmeyi veya onun işinde kullanmayı taahhüd etmesi halinde, geç ifa dolayısıyla kendisinin de ifada gecikmesi nedeniyle üçüncü kişilere ödemek zorunda kaldığı tazminat ve ceza koşulları da gecikme zararını oluşturur. Yukarıda sayılan zarar kalemleri, fiili zararı meydana getirir. Yoksun kalınan kâr da gecikme zararının diğer yönünü oluşturur. Gerçekten, alacaklının edim vaktinde ifa edilmiş olsaydı bunu tekrar satmak veya kiraya vermek ya da bir işte kullanmak suretiyle elde edeceği kazançtan (kârdan) geç ifa nedeniyle yoksun kalması da tazmini gereken zarar arasında yer alır. Nihayet alacaklının fiyat değişmelerinden, özellikle fiyat düşmelerinden doğan kayıpları da gecikmeden doğan zararın bir unsurunu teşkil eder. Gecikme zararının varlık ve miktarını ispat yükü, alacaklıya düşer. Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; yargılama sırasında olayın meydana geldiği ... İlçesindeki holding binasında güvenlik hizmeti verilmediği davacı tarafından iddia edilmiş ise de davacı tarafın 15.12.2020 tarihli dilekçe içeriği ve ceza dava dosyasında tanık olarak beyanları alınan ... ve ... beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının , davalılara ait ... İlçesindeki holding binasında güvenlik hizmeti sunduğu, davalılar tarafından hizmet alınan holding binasında 14.09.2019 tarihinde meydana gelen terör eylemi nedeniyle davacı ile akdedilmiş tüm özel güvenlik hizmeti alınmasına dair sözleşmelerin feshedildiği, feshin taraflar arasında akdedilmiş 01.10.2018 tarihli sözleşmenin 8.2.maddesinde belirtilen usulle 30 gün önceden haber verilmek suretiyle fesih usulüne uygun olarak yapılmadığı, feshin haklı nedenle yapıldığının iddia edildiği buna karşılık mahallinde icra edilen keşif ve dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile dosya içine celp edilen ceza dava dosyası ve duruşmada dinlenen davalılar tanığının beyanlarından, davacı tarafından görevlendirilen güvenlik görevlilerinin görevlerini ihmal ettiğinin ispat edilemediği, taraflar arasında akdedilen 01.10.2018 tarihli sözleşmenin ... İlçesindeki holding binasında güvenlik hizmeti verilmesi işini kapsadığının kabulü halinde dahi şüpheli paketin bırakıldığı alanın, sözleşmenin 4.maddesinde detaylı olarak açıklanan görev alanı tanımı içinde kalmadığı ve binanın dışında kalan alanın güvenliğinin sağlanmasının davacı yükümlülüğünde bulunduğunun sözleşmenin 4.maddesinde belirtilmediği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalılar tarafından haksız olarak feshedildiği, TBK 123,124.,125 maddesi çerçevesinde davalının fesih ihtarı ile artık davalıya ek süre verilmesinin etkisiz olacağı, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinin olağan feshi halinde ; fesih ihtarından sonraki üç aylık süre için de sözleşme ilişkisi devam edeceğinden davacının üç aylık hakediş alacağını aynen ifa kapsamında talep edebileceği , davacının aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı talep edebileceği ancak davacı tarafından aynen ifa ile birlikte sözleşmenin feshi nedeni ile boşa çıkan yatrırımlardan kaynaklı menfi zarar isteminde bulunulduğu ,aynen ifa ile birlikte menfi zararın talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının, aynen ifa kapsamında; fesihten önceki son birim fiyatlar üzerinden düzenlenen hakediş miktarları esas alınarak hesaplanan üç aylık hakediş alacağı 2.035.226,70 TL yönünden davanın kabulüne, menfi zarar kapsamında kalan tazminat talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir. 6098 sayılı TBK 'nın 114/2 maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler , kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır. Ancak her sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminat gerektirmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK 'nın 58.maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyeti gerekir. Somut olayda taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin davalılar tarafından haksız şekilde feshedildiği sabit ise de davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırının varlığı ispat edilemediğinden davacının manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2.035.226,70 TL'nin 08/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi ile manevi tazminat talebinin reddine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 139.026,33 TL olduğundan, peşin yatırılan 204,93 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 34.739,51 TL toplamı 34.944,44 TL'nin mahsubu ile bakiye 104.081,89 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen harçlar toplamı 34.944,44 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.452,45 TL, bilirkişi ücreti 18.000,00 TL olmak üzere toplam 19.452,45 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 19.347,87 TL'sinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.030,45 TL, bilirkişi ücreti 4.500,00 TL olmak üzere toplam 5.530,45 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 29,73 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, kalan yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 234.818,14 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 7- Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 11.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 8-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/09/2024 BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/511, K. 2024/643, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-511-e-2024-643-k-ff626d2209e2