İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/825 E. 2026/686 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/825
- Karar No
- 2026/686
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/825 Esas KARAR NO : 2026/686
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 17/03/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan tespit davasının yapılan açık incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket, “www.....com” internet sitesi üzerinden hizmet vermekte olduğunu, öte yandan, müvekkil şirket bünyesinde yaklaşık 3 yıl boyunca Genel Müdür olarak çalışmış olan Sayın ..., 2023 yılının Haziran ayında tıpkı müvekkil şirket gibi fiyat karşılaştırma hizmeti sunmak üzere“... A.Ş.”yi (bundan sonra “davalı şirket” ya da “...” olarak ifade edilecektir) kurmuş olduğunu, anılan şirket, “https://...” internet sitesi üzerinden hizmet vermekte olduğunu, süreç içerisinde, müvekkil şirket teknik personellerinden; ... istifa ederek davalı şirket bünyesinde çalışmaya başlamış olduğunu, bu çalışanların müvekkil şirketin teknik altyapısına, ticari sırlarına ve kurumsal hafızasına erişim imkânı olan çalışanlar olduğunu ifade etmek istediklerini, sektörde faaliyete geçen ilk şirketlerden biri olan müvekkil şirket, davalı şirket tarafından ifade edilen ve reklamı yapılan söz konusu hususların öncelikle tecrübe ve zaman; akabinde büyük bir yatırım; insan kaynağı tecrübesi ve teknolojik altyapı olmaksızın gerçekleştirilmesinin imkânsız olduğunu bildiğinden, söz konusu personel ayartmalarını da göz önünde bulundurarak yapmış olduğu incelemeler neticesinde, davalı şirketin internet sitesinin, mobil app. uygulamasının ve bunlar aracılığıyla sunduğu hizmetin müşterilere sergilenme biçimi itibariyle işleyişi, genel algoritması, fikir ve akış diyagramları, arayüzler, kullanılan ifadeler, modüller ve alt modüller ile programda yer alan tanımlar ve başlıkların müvekkil şirketin internet sitesiyle ve sunduğu hizmetlerle-sunuş biçimiyle hayatın olağan akışına uygun olamayacak şekilde anormal bir biçimde ve de sektördeki diğer uygulamalarda var olmayan düzeyde 1 / 14 e-imzalıdır benzer olduğunu fark etmiş olduğunu, benzerliklerin, müvekkil şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmaya başlayan personellerin görev aldığı alanlarda artması, müvekkil şirketin şüphelerini arttırdığını, görüldüğü üzere, davalı şirketin kaynak kodları hiçbir şekilde incelenememiş olup buna karşın sektörel uzmanlığı ve konuya ilişkin özel tecrübesi olmayan bilirkişi heyeti dahi (eksiklikleri nedeniyle birtakım yetersiz ve hatalı çıkarımlar yapmış olsa da) müvekkil şirketin iş ürünü ile davalı şirketin iş ürünü arasındaki kritik benzerlikleri tespit edebildiğini, üstelik, belirtmek isteriz ki her iki platformda da asıl işin yapıldığı alan olan backend tarafında ortak olarak kullanılan “...” isimli programlama dilinin kullanımı çok yaygın olmadığını, o kadar ki, söz konusu programlama dilini ülkemizde sadece 2-3 firmanın kullandığı bilinmekte olduğunu, alanında uzman ve işbu dava konusuna hakim bilirkişilerce gereği gibi inceleme yapıldığında müvekkil şirket iddialarının tamamının haklılığının ortaya çıkacağı açık olduğunu, yukarıda açıklanan olaylar ve aşağıda ayrıntılı olarak açıklanan hukuki nedenler kapsamında, işbu davanın açılması zaruri hale gelmiş olduğunu, davalı şirketin, müvekkil şirketin iş ürünlerini, faaliyetlerini ve işlerini dürüstlük kuralına aykırı; haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kopyalamak suretiyle haksız rekabet oluşturduğu açık olduğunu, bu nedenle, davalının devam eden söz konusu hukuka aykırı eylemlerinin ve haksız rekabetin tespiti; önlenmesi ve sonlandırılmasının talep edilmesi zorunlu hale gelmesi nedeniyle işbu dava açılmış olduğunu, davalı şirketin müvekkil şirket iş ürünlerini izinsiz kopyalayarak işlediği haksız rekabet eylemlerinin tespiti; men’i, ref’i ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilince verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, müvekkil şirketin yazılım kodlarını kopyaladığı, internet sitesi arayüzünü taklit ederek haksız rekabet oluşturduğu ve çalışan geçişleri yoluyla ticari sırların aktarıldığı yönünde iddialarda bulunmuştur. Ancak bu beyanların tamamı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları, sektörün olağan işleyişi ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde hiçbir hukuki ve teknik temele dayanmamakta olup, gerçek dışı değerlendirmelerden ibaret olduğunu, müvekkil şirket gerek yazılım mimarisi gerek arayüz tasarımı gerekse kurumsal yapısıyla davacıdan tamamen bağımsız olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi her iki sistemde de kullanılan “...” programlama dili, kopyalama delili olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. ..., dünya genelinde özellikle yüksek performanslı backend sistemlerde tercih edilen, Türkiye’de de bazı büyük teknoloji şirketleri (örneğin ...) tarafından kullanılan bir yazılım dilidir. Programlama dili, yalnızca bir araç olduğunu, iki şirketin aynı dili tercih etmesi, kodların birbirinden kopyalandığı anlamına gelmediğini, benzer şekilde, veritabanı şemalarında kullanılan “product”, “title”, “spec”, “category”, “feed” gibi isimlendirmeler ...’ye özgü olmayıp, sektördeki hemen tüm sistemlerde yer alan uluslararası terminolojiler olduğunu, bu tür isimlendirmelerin benzerliği, intihal göstergesi değil, sektörün teknik zorunluluk olduğunu, davacının “sektörde öncü şirketlerden biri” olduğu yönündeki iddiası, hem global fiyat karşılaştırma sektörünün tarihiyle hem de ülkemizdeki gelişmelerle uyuşmamakta olduğunu, nitekim ...’nin piyasaya girişinden önce dünyada pek çok fiyat karşılaştırma platformu faaliyette olduğunu, aynı şekilde Türkiye’de de ...’den daha önce kurulan "akakce.com" örneği bulunmakta olduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki, e-ticaret ve fiyat karşılaştırma platformlarında kullanılan arayüzlerin belirli standart kalıpları mevcut olduğunu, dünya çapında faaliyet gösteren ... gibi platformların incelenmesi halinde görülecektir ki, ana sayfada ürünlerin resim, fiyat ve alternatifleriyle birlikte sunulması, kategori menülerinin belirli biçimlerde yer alması, kullanıcı 2 / 14 e-imzalıdır deneyimi bakımından evrensel tasarım zorunluluğu olduğunu, bu sebeple, iki farklı platformun kullanıcıya sunduğu hizmetin niteliği benzer olduğu için arayüzde bazı ortak unsurlar bulunması kaçınılmaz olduğunu, ... markasının logosunda kullanılan font, yuvarlatılmış köşelere sahip, geometrik sans-serif kategorisinde yer almakta olup “...” benzeri, yumuşak hatlı ve tamamen yuvarlatılmış noktalara (örneğin i harfi noktası) sahip bir tipografi kullanmakta olduğunu, harf formları kısa x height oranına sahip olduğunu, ... markasının logosunda kullanılan font ise köşeli hatlara sahip, daha teknik görünümlü, humanist/modern sans-serif tarzında bir tipografi olup “Futura” veya “...” benzeri, keskin kenarlı ve açık alanları geniş harf biçimlerinden oluşmakta olduğunu, harf yapıları ... logosuna kıyasla daha dik, köşeli ve sert formda olduğunu, bu teknik değerlendirme neticesinde, iki logo tipografisinin font ailesi, harf biçimleri, köşe ve kavis yapıları, harf aralıkları (kerning) ve noktalama biçimleri bakımından farklı olduğu açıkça ortaya konmuş olduğunu, arama çubuğu, e-ticaret, fiyat karşılaştırma ve ürün listeleme sitelerinin tamamında bulunan, kullanıcıların ürün aramasını kolaylaştıran evrensel bir arayüz bileşeni olduğunu, düz dikdörtgen biçim, metin giriş alanı ve yanında yer alan arama butonu dünya genelinde standartlaşmış bir tasarım öğesidir ve herhangi bir marka veya tasarım hakkı kapsamında tekelleştirilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf, ... sitesinde kullanılan açılır menü (mega menü) yapısının ...’ye ait tasarımdan kopyalandığını ileri sürmekte olduğunu, ancak bu iddia da gerçeği yansıtmamakta olduğunu, zira söz konusu menü düzeni, yalnızca ...’ye özgü olmayıp, hem Türkiye’de hem de dünya çapında faaliyet gösteren pek çok e-ticaret ve karşılaştırma platformunda kullanılan evrensel bir kullanıcı deneyimi (UX) standardı olduğunu, nitekim ... gibi platformlar ile ... ve ... gibi karşılaştırma sitelerinde de ana menü başlıklarına tıklandığında solda dikey kategori listesi, sağda alt kategoriler ve görsel alanlardan oluşan mega menü düzeni kullanılmakta olduğunu, bu yapı, kullanıcıların tek tıklama ile yüzlerce alt kategoriye erişimini kolaylaştırmakta ve ... uyumlu olduğu için tüm sektörde standart hale gelmiş olduğunu, ...’nun 12.08.2025 Tarihli Açılır Menüleri gösterilmekte olduğunu, sonuç olarak, davacının TTK m.56 kapsamında ileri sürdüğü tespit, men ve imha talepleri hukuki ve fiili temelden yoksun olduğunu, ...’nun faaliyetleri bağımsız şekilde geliştirilmiş olup, haksız rekabet unsurları oluşmadığından imha gibi ağır yaptırımların uygulanması hukuken mümkün olmadığını, yukarıda arz ve izah edilen tüm hususlar ile dosya kapsamındaki bilirkişi raporları, teknik veriler, sektörel zorunluluklar ve yerleşik Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın iddialarının tamamen mesnetsiz olduğu, müvekkil şirketin bağımsız geliştirme süreci yürüttüğü ve haksız rekabetin unsurlarının oluşmadığı açıkça anlaşılmakta olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; müvekkil ...’nun bağımsız geliştirme süreci ve hukuka uygun faaliyetleri dikkate alınarak, davacının haksız ve mesnetsiz iddialarının reddine, ayrıca HMK m.329 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin müvekkil şirket iş ürünlerini izinsiz kopyalayarak işlediği haksız rekabet eylemlerinin tespiti; men’i, ref’i ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası istemine ilişkindir. Davacı vekilince verilen 16/07/2026 tarihli dilekçesi ile taraflar arasında imzalanan sulh protokolü ile HMK.123 maddesi kapsamında davayı geri alma talebi olduğunu, imzalanan protokol uyarınca tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiş olduğu görülmüştür. Davalı vekilince verilen 24/07/2026 tarihli dilekçesi ile davacı tarafın davayı geri alma talebi ile taraflar arasında imzalanın sulh protokolünü kabul ettiklerini, sulh protokolü uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiş olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ile ilgili olarak taraflarca imzalanan sulh protokolü örneğinin mahkememize sunulduğu, taraflar arasında sulh olunduğu taraf vekillerince beyan edilmiş olup, davanın konusunun kalmadığı anlaşılmış olmakla karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 3-Taraf vekillerince karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır