İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/722 E. 2026/95 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/722
Karar No
2026/95
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/722 Esas KARAR NO : 2026/95

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 27/11/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şti. ile davalı ...A.Ş. arasında ticari bir taşıma ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasında usulüne uygun taşıma sözleşmeleri kurulduğunu, davalının yüklerinin ...'dan ...'ya ve ...'den...'ya sorunsuz teslim edildiğini, bu taşımalar kapsamında 11.11.2024 tarihli ... numaralı 5.950,00 EUR bedelli, 11.11.2024 tarihli ... numaralı 1.045,00 EUR bedelli, 14.11.2024 tarihli ... numaralı 800,00 EUR bedelli, 15.11.2024 tarihli ... numaralı 150,00 EUR bedelli, 24.12.2024 tarihli ... numaralı 1.325,00 EUR bedelli ve 24.02.2025 tarihli ... numaralı 2.320,00 EUR bedelli faturaların düzenlendiğini, faturalarda ödemelerin döviz cinsinden veya ödeme günündeki T.C.M.B. efektif satış kuru üzerinden yapılması gerektiğinin belirtildiğini, ancak davalının ödemeleri kur farkı doğuracak şekilde gerçekleştirdiğini, 24.02.2025 tarihli faturanın 88.248,39 TL bedelli çekle ödenmesi üzerine oluşan fark için 15.564,23 TL bedelli ... numaralı kur farkı faturasının kesildiğini, diğer beş faturadan kaynaklı bakiye 4.000,00 EUR tutarının 152.958,00 TL bedelli çekle ödenmesi üzerine oluşan fark için 822,88 TL bedelli ... numaralı kur farkı faturasının düzenlendiğini, davalı tarafın 24.03.2025 tarihli e-posta ile bu kur farkı faturalarının düzenlenmesine onay vererek borç ikrarında bulunduğunu, buna rağmen borcun ödenmediğini, ... 12. İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalının 22.09.2025 tarihinde haksız itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkilinin akdi taşıyan, davalının ise taşıtan sıfatını haiz olduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ...12. İcra Müdürlüğü...E. sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ...12. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, davacı şirketin davalı şirket aleyhine iki adet fatura alacağı olan toplam 30.387,11 TL alacağın takip tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığının belirtildiği, davacı şirketin ticari defterlerinin elektronik ortamda usulüne uygun tutulduğu ve sahipleri lehine delil niteliği bulunduğunun değerlendirildiği, davalı şirketin incelemeye katılarak defter ibraz etmediği, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve uyuşmazlığın kur farkı alacağı ile miktarından ibaret olduğu, davacı tarafça düzenlenen hizmet faturalarının gümrük kayıtlarıyla dayanaklandırıldığı ve hizmetlerin ifa edildiği, davalının vadeli çekler ve para transferi ile borcunu ödeyip hesabı sıfırladığının görüldüğü, mahkemenin ödeme tarihleri yerine fiili vade tarihlerini esas alması durumunda davacının 30.387,11 TL tutarında kur farkı talebinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi takdirde çeklerin teslim tarihindeki kurların esas alınması halinde hesap bakiyesinin sıfır olabileceği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak sözleşme veya teamül aranmayacak ise de; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere bu hususun tek istisnası çekle yapılan ödemelerdir. Çek bir ödeme aracı olduğundan, çekle yapılan ödemeler için TBK 99/2 fıkrasına göre kur farkı talep edilemez. Zira çekin üzerine fiili ödeme tarihindeki TL karşılığın yazılması zaten mümkün olduğu gibi çekin döviz cinsinden düzenlenmesi de mümkündür (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...esas,... karar sayılı, 16/03/2021 tarihli, ...esas, ...karar sayılı ilamları, 18/01/2021 tarihli ilamları).Davaya konu kur farkı faturalarının dayanağını teşkil eden satış faturasının çeklerle ödendiği çekişme konusu değildir. Sayılan tüm bu nedenlerle hukuki değerlendirme mahkememize ait olmakla davacının davalıdan çekle ödeme nedeniyle kur farkı talep edemeyeceği kanaatiyle açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Emsal ilam İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Karar harcı 732,00 TL den başlangıçta peşin olarak yatırılan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 116,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/09/2026

Katip

Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/722, K. 2026/95, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-722-e-2026-95-k-4ac64b8f7d42