İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/527 E. 2026/684 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/527
- Karar No
- 2026/684
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/527 Esas KARAR NO : 2026/684
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/06/2026 KARAR TARİHİ : 26/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; Dava konusu çekin ...'ne düzenlendiğini, dava konusu çekin gerçek bir mal veya hizmet borcunun ödenmesi amacıyla verilmediğini, çekin, davacı ve bağlantılı şirketlerin finansman ihtiyacının giderileceği yönündeki görüşmeler kapsamında teslim edilen çekler arasında bulunduğunu, ancak dava konusu çek karşılığında vaat edilen para veya finansman sağlanmadığını, davalı tarafından davacıya veya çek hesabı sahibi şirkete herhangi bir mal teslim edilmediğini, hizmet sunulmadığını, nakit para verilmediğini ve banka havalesi gönderilmediğini, buna rağmen dava konusu çekin iade edilmediğini, tedavüle çıkarıldığını ve daha sonra icra ve icra-ceza işlemlerine konu edildiğini, işbu davanın temel konusunun, çekin şeklen mevcut olmasından ziyade, davalı ...’in dava konusu çek nedeniyle gerçek ve geçerli bir alacağının bulunup bulunmadığı, dava konusu çekin gerçek bir ticari borca dayanmadığı, çek karşılığında davalı tarafından herhangi bir edim yerine getirilmediği ve bu nedenle davalıya borçlu olunmadığına ilişkin olduğunu, dava konusu çek nedeniyle İstanbul .... İcra Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında hakkında şahsen ceza yargılaması yürütüldüğünü, aynı çek nedeniyle adli para cezası ile çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygulanması tehdidi altında olduğunu, bu nedenle çekin gerçek bir ticari borca dayanıp dayanmadığının ve çek karşılığında herhangi bir mal, hizmet, para veya finansman sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesinin kişisel hukuki durumunu doğrudan etkilediğini, hakkında devam eden icra-ceza yargılaması nedeniyle ortaya çıkan hukuki sonuçların varsayımsal değil, mevcut ve güncel sonuçları olduğunu, dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığını mahkeme kararıyla tespit ettirmekte doğrudan, güncel ve korunmaya değer hukuki yararı bulunduğunu, davalı ... ile arasında dava konusu 500.000,00 TL bedelli çekin karşılığını oluşturabilecek gerçek bir mal alışverişi bulunmadığını, davalı tarafından herhangi bir mal teslim edilmediğini, davalı tarafından herhangi bir hizmet sunulmadığını, davalı tarafından herhangi bir nakit para verilmediğini, davalı tarafından banka hesaplarına herhangi bir para gönderilmediğini, davalı tarafından çek hesabı sahibi şirkete de dava konusu çek karşılığında herhangi bir para veya finansman sağlanmadığını, davalının çek nedeniyle gerçek bir alacak iddiası bulunuyorsa, bu alacağın hangi sözleşme, mal, hizmet, fatura, irsaliye, ödeme veya finansman işleminden kaynaklandığını ticari ve mali kayıtlarıyla açıklaması gerektiğini, dava konusu çekin doğrudan bir mal veya hizmet satış bedelinin ödenmesi için verilmediğini, kendisinin bağlantılı şirketlerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının aşılması amacıyla finansman sağlanacağı yönünde görüşmeler gerçekleştiğini, bu görüşmeler kapsamında dava konusu çek de diğer çeklerle birlikte finansman temin edilmesi amacıyla teslim edildiğini, ancak çekin tesliminden sonra vaat edilen finansman sağlanmadığını, kendisine veya çek hesabı sahibi şirkete dava konusu çek bedeline karşılık herhangi bir para verilmediğini, davalı tarafından dava konusu çekin gerçek bir mal satışına dayandığı ileri sürülerek herhangi bir fatura sunulması hâlinde, yalnızca faturanın varlığıyla yetinilmemesini, fatura düzenlenmiş olması, faturada yazılı malın gerçekten mevcut olduğunu, davalının stoklarında bulunduğunu, sevk edildiğini, kendisine veya çek hesabı sahibi şirkete teslim edildiğini ve dava konusu çekin karşılığını oluşturduğunu tek başına gösterdiğini, davalının dava konusu çek karşılığında davacıya veya çek hesabı sahibi şirkete herhangi bir ödeme veya finansman sağlayıp sağlamadığının banka ve kasa kayıtlarından araştırılması gerektiğini belirterek; HMK’nin 334 ve devamı maddeleri uyarınca adli yardım talebimin kabulüne,
dava harcı, gider avansı, bilirkişi, tebligat, müzekkere ve diğer bütün yargılama giderlerinden geçici olarak muaf tutulmasına, yargılama giderlerinin devlet tarafından avans olarak karşılanmasına, HMK’nin 335/1-ç maddesi uyarınca avukat görevlendirilmesi için baroya müzekkere yazılmasını, davalıya 2025 yılı ticari defterlerini, e-Defterlerini, beratlarını, çek giriş-çıkış bordrolarını, cari hesaplarını, banka ve kasa kayıtlarını sunması için kesin süre verilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, avukat görevlendirilmesi hâlinde yasal vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, çek nedeniyle şahsi sorumluluğu olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu ... ... ... Şubesine ait, ..... düzenleme tarihli, ... seri numaralı ve 500.000,00 TL bedelli çek incelendiğinde; çekin dava dışı ... tarafından tek imza ile keşide edilmiş olduğu, lehdar olarak ...'nin gösterildiği, bu lehdar tarafından dava dışı ...'a ciro edildiği, sonrasında da ciro yolu ile dava dışı ...'e geçtiği ve bu şirket tarafından bankaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu çekin takibe konu edildiği İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyası incelendiğinde; dava dışı ciro zincirine göre yetkili hamil ve bankaya ibraz eden ... tarafından dava dışı ...'ne karşı icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1). Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Somut olayda; davaya konu edilen çekin dava dışı ... tarafından keşide edildiği, davacının keşideci şirketin keşide tarihinde yetkilisi olduğu, davacı asilin çek keşidecisi olmadığı, davanın kambiyo niteliği bulunan çeke dayalı olması sebebiyle borçlu sıfatının TTK'daki şirketler ve kambiyo hukukuna göre belirlenmesi gerektiği, ...'nin çekte lehdar konumunda olup, TTK'daki şirketler ve kambiyo hukuku düzenlemeleri uyarınca şirket kaşesi üzerine atılan imza şirketi bağlayacağından, davacının şahsi sorumluluğu ve borçlu sıfatı bulunmadığından, çek üzerinde şahsi sorumluluklarını gerektirir bir imza, yazı vs olmadığı, davalı tarafından dava konusu çek sebebiyle davacının değil dava dışı keşideci şirketin borçlu olduğu söz konusu çek nedeniyle başlatılan herhangi bir takip yer almadığı, davacının çek nedeniyle şahsi imzasının bulunmadığı, dava konusu çekte dava dışı şirkete atfen tek imza olduğu, iş bu çek nedeni ile davacı aleyhine çeke dayalı takip başlatıldığı yönünde bir iddia ya da belge bulunmadığı, davacı aleyhine takip de başlatılmadığı, dava açılmadığı, dava konusu çek üzerinde davacının şahsı adına atılmış herhangi bir imza bulunmadığından, menfi tespit davası açmak için davacının aktif husumet ehliyetinin eksik olduğu, kaldı ki dava dilekçesinin ekinde sunulan arabuluculuk tutanağının da davacı ... adına yapıldığı, keşideci şirket adına yapılmadığı anlaşılmakla davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Adli yardım talebi nedeniyle alınması gereken Harçlar Tarifesi gereğince 732,00-TL peşin harcın ve 732,00-TL başvurma harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/06/2026
Katip .... ¸¸
Hakim .... ¸¸