İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/513 E. 2026/672 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/513
- Karar No
- 2026/672
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/513 Esas KARAR NO : 2026/672 DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 20/05/2026 KARAR TARİHİ : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı---------- Şti’ de bulunan ve idare tarafından iptal edilen, 2008/11 ve 12. ayları ile 2009/1,2,3,4,7 ayları ve 2010/1. ayı hizmet sürelerinin tespiti talepli olarak---------- esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığını, yargılamanın neticesinde davacı müvekkilinin-------- kayıtlarında yer alan --------ş.’nin davaya dahil edilmesi zaruretinin doğduğunu ve neticeden --------- Şti.’nin tasfiye edildiğinin öğrenildiğini,--------ş’nin tasfiye edilmesi sebebiyle, taraf teşkilinin sağlanması ve --------ş.’nin davaya dahil edilmesi için -------- e. sayılı dosyası üzerinden taraflarına ---------.ş’nin ihyası davası açılması için yetki verildiğini, tüm bu sebeplerden dolayı --------- E. Sayılı dosyası ile hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan birleştirme kararı verilmek üzere---------Ş’nin ihyasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen tasfiye halinde---------- Şirketi'nin ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, davacının, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili müdürlüğe yönelttiğini, ancak usule ve yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru olan ...'a da yöneltilmesinin gerektiğini, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirilirken anılan hususların göz önünde bulundurulmasının gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, ttk m. 32 ve ticaret sicili yönetmeliği'nin m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin “tasfiye memuru”nda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı ticaret sicili müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda ttk m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının ttk m. 536'da düzenlenen şartlara haiz olmasının gerekmekte olduğunu, buna göre; mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olmasının ve yerleşim yerinin ---------- bulunmasının şart olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili müdürlük yönünden davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Tasfiye Memurunun usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava; 6102 Sayılı TTK'nın 547. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen dava konusu şirket hakkında dava dilekçesinde belirtilen dava davasının yürütülmesi, kesinleşmesi, infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.---------- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 02.06.2026 günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin son tescilini 28.11.2016 tarihinde yaptırdığı, şirket yetkilisinin ve tasfiye memurunun ... olduğu, şirketin 28.11.2026 tarihinde sicil kaydının tasfiyenin sona ermesi nedeni ile terkin olduğu bildirmiştir.Davacı yanca -------- ve --------- İsimli şirket hakkında--------- Esas sayılı dosyasında --------- tarafından iptal edilen ‘2009 yılı haziran, ağustos, eylül, ekim, kasım, aralık ayları ile 2010 yılı şubat ayı’ dönemlerinde bulunan çalışmalarının hizmetinin tespitine ilişkin dava açmış mahkemece 21.04.2026 tarihli celsede davacıya ihyası istenen bu şirketle ilgili ihya davası açması hususunda kesin süre ve yetki verilmiş eldeki bu davanın bundan açıldığı görülmüştür. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Şirketin devam eden bir hukuki uyuşmazlığı nedeniyle şirketin ihyasına karar verildiğinde, yapılacak ek tasfiye işlemleri, tasfiye üstlenmiş olduğu görevin devamı niteliğindedir. TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. --------- Sayılı ilamında "....TTK'nın 547. maddesi gereğince tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu , terkin edilen şirketin davacıya borçlu olup olmadığının bu davanın konusunu teşkil etmediği ,yapılan ilanlara rağmen alacağın bildirilmemesinin ihya isteminin reddine gerekçe olamayacağı, davacının derdest davanın sonlandırılabilmesi için ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği esasen davalı tasfiye memurunun istinaf sebeblerine konu ettiği hususların esas davalarda incelenebilecek nitelikte olduğu gözetilerek, mahkemenin dava dosyası ile sınırlı olarak tüzel kişiliğin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin hükmüne yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiş davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." belirtilmiştir. Yapılan yargılamaya göre, her ne kadar dava konusu şirket kendisi tarafından tasfiye sürecine girip tasfiyeyi sonuçlandırmış ve sicilden terkin edilmiş ise de dava konusu terkin edilen şirket hakkında halen devam eden dava bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, şirket borcu ortaya çıkabileceği, tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmü dikkate alındığında davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, son yetkilisi ve tasfiye memuru olan ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. Tüm bu anlatılan hususlardan ötürü davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... sicil müdürlüğü yasal hasım olduğundan diğer davalının da tasfiye işlemlerinde kusuru olmadığından aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE; ---------- Ticaret Sicil müdürlüğünün ------------ sicil nosuna kayıtlı bulunup 28.11.2016 tarihinde sicilden terkin edilen --------- ŞİRKETİ hakkında derdest olan --------- Esas sayılı dava dosyasının yürütülmesi, kesinleşme ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, ---------Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE, 2-Tasfiye Memuru olarak şirket ortak ve yetkilisi ve tasfiye memuru olan ... TC kimlik numaralı ...'ın atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine, 3-Kararın ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, 4-Harçlar peşin alındığından dolayı yeniden harç alınmasına yer olmadığına , 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Gerekçede açıklanan nedenlerle vekalet ücret takdirine yer olmadığına, 7-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2026