İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/511 E. 2026/418 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/511
- Karar No
- 2026/418
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/511 Esas KARAR NO : 2026/418
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 20/02/2012 KARAR TARİHİ : 23/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Davacı vekili, 20.02.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 21.10.2005 tarihli 14 adet araç alım satım sözleşmesinin imzalandığı, bu satım sözleşmesine göre davalıdan 1.300.500,00 EURO karşılığı araçlar alındığını, daha sonra davalı ile müvekkili bu satın alınan araçların satış sonrası servis işlerine ilişkin olarak 18.01.2005 tarihli servis protokolü imzalandığı, 18.01.2005 tarihli protokolde sorunlar yaşanınca Revize edilen ve taraflar arasında halen yürürlükte olan 08.11.2005 tarihli servis protokolün 1. Mad. Açıkça iş bu satış sonrası servis protokolü ... marka ... ve ... marka ... ve ... araçları için düzenlenmiştir denilmekte olduğu, Mahkemede dava konusu yapılan araçların da bu model ve marka araçlar olup araçların 08.11.2005 tarihli protokol kapsamında olduğunun aşikar olduğu, davalı tarafın araç arızalarına müdahale ve arızaları gidermekteki gecikmeleri nedeniyle müvekkili protokolün 7. maddesindeki cezai şarta ilişkin hükümleri yürürlüğe koyarak hesaplanan gecikme bedellerini davalıdan talep ettiği, Cezai şart alacağının Yargıtay 3. HD'nin 06.12.2011 tarihli ... Esas, ... karar sayılı ilamı ile teslimattan önce ..., ..., ... plakalı araçlarla ilgili olarak ... 28. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile haklarının saklı tutulduğu ve bu araçlar bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafın arızalanan protokol dahilindeki araçlara müdahale ve arızaları gidermedeki gecikmeleri nedeniyle ... 28. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile davalıdan protokolün 7. Maddesine göre ...., ... ve ... plakalı araçlarla ilgili olarak arızaların giderilmesinde yaşanan geçikmelerden dolayı muhtelif tarihlerde ihtarnameler göndermiş ve gecikmeden kaynaklanan alacaklarını talep ettiği davalı tarafça bunların ödenmediği, Neticeden; fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalması kaydı ile 08.11.2005 tarihli satış sonrası servis protokolünden doğan 36.560,00 TL cezai şartın KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, alacaklarına temerrüt tarihinden itibaren Merkez Bankası avans faizinin uygulanmasına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine kararının verilmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle;"Müvekkilinin asıl borcu olan sözleşme ile belirlediği 2 yıllık süre içinde araçların tamir ve onarım yükümlülüğü ancak araçların servise gelmeleri halinde söz konusu olacak hareket kabiliyeti olmayan, arızaları önemli ve uzun süreli onarım gerektiren araçların servise getirme yükümlülüğünü yerine getirmemiş davacının asıl borcu yerine getirmediği iddiasına dayalı olarak ve üstelik davaya esas gösterdiği ihtarnamesinde tüm araçları değil sadece 3 araç için cezai şart beyan eden ve gelecek döneme ilişkin de saklı tutulmamış, miktar olarak nasıl hesaplandığı belli olmayan cezai şart talebinin haksız olması nedeniyle davanın reddi gerektiği, Neticeden resen dikkate alınacak sebeplerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun iş bu davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..."savunmuştur. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; İşbu dava dosyasındaki yargılamaya ilk olarak Mahkememizin 2012/49 Esas sayılı dosyası ile başlanmıştır. Mahkememizin 2012/49 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında toplanan deliller; ... 35. Asliye Tic. Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasını incelenmek ve iade edilmek üzere mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Davalı tarafın zaman aşımı def'inin tahkikat duruşmasının başında nazara alınmasına karar verilmiştir. Dosyamızın incelenmesinde ... 35 ATM nin ...Esas ( eski 10 ATM nin ...) sayılı dosyasına ilişkin bir klasör dosyamız içinde bulunduğu anlaşıldığından bu klasör dosyanın ... 35 ATM ye iadesine karar verilmiştir. Derdestlik itirazında bulunulduğu anlaşılan ... 35 ATM nin ...E sayılı dosyası bilirkişi incelemesi olduğundan gönderilemediği bildirildiğinde döndüğünde incelenip iade edilmek üzere mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. ... 35 asliye ticaret mahkemesinin...(eski 10 asliye ticaret mahkemesinin...) esas sayılı dosyasının bilirkişiden döndükten sonra incelenmek ve iade edilmek üzere mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Davacı vekiline o dosyaya ilişkin dava dilekçesi, karar örneği, yargıtay karar örneği ve son tutanak örneğini dosyaya sunması için iki hafta süre verilmesine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı , dosyaya celp olunan belge ve bilgiler dosyalar incelenmek ve gerektiğinde taraf defter ve kayıtlarıda incelenmek suretiyle sözleşme şartalırının yerine getirilip getirilmediği ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı , var ise sözleşme gereği alacak miktarının tespitine ilişkin, taraf vekilleri tarafından, Tarafların inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtlarını mahkeme kaleminde hazır bulundurmalarına, gerektiğinde bilirikşilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişilerden alınan 27/01/2014 tarihli raporlarında özetle; "Dosya mevcudu, Tarafların ticari defterleri, Dava ve İcra Dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporumuz içinde açıklanan nedenlerle; İncelenen davacı şirkete ait 2007 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde tasdik edildiği, davacı şirketin 2007 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş ve yasadaki tekemmülü kaydı ile kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, incelenen davalı şirkete ait 2007 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde tasdik edildiği, davacı şirketin 2007 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş ve yasadaki tekemmülü kaydı ile kendi lehine delil! olma özelliğine sahip olduğu, davacı yanın, ..., ... plaka sayılı araçlar için protokollerde öngörülen ve dava konusu 36.560,00 TL ceza alacağı (asıl alacak) ve temerrüt tarihi itibari jile 34.706,71 TL faiz olmak üzere toplam 71.2666,71 TL talep edebileceği..." rapor edilmiştir. Davalının itirazları tek tek açıklanmak ve cevaplandırılmak sureti ile önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. ... 35 ATM nin ...E ( esk...E ) sayılı dosyasının Yargıtay dan dönüp dönmediğinin sorulmasına karar verilmiştir. Bilirkişilerden alınan 16/04/2024 tarihli ek raporlarında özetle; " Taraflar arasındaki ihtilaf 18.01.2005 ve akabinde revize 08.11.2005 tarihli “Satış Sonrası Servis Protokolü"nden kaynaklanmaktadır. 08.11.2005 karına protokolün konusu 1. maddede, “İşbu satış sonrası servis protokolü ...marka ... ve ... marka ...ve ... araçları için düzenlenmiştir” şeklinde ifade edilmiştir. Protokdlün 2.maddesi gereğince, “Sözleşme konusu araçların satıcı tarafından alıcıya teslimatını müteakip 2 yıl garantilidir. Satıcı alıcıya teslim edeceği araçlar için hatalı üretim, maleme ve işçilikten doğacak problemlere karşı teslim tarihinden itibaren 24+12 ay garanti vermeyi taahhüt eder". keza, Protokolün 7. maddesi gereği, “Satıcı sözleşme konusu araçların arızası durumunda gece çalışması ve Pazar mesai saati gözetmeksizin araçlara müdahale edecektir. Arıza bildirimi, satıcının belirleyerek, alıcıya bildireceği 7 gün 24 saat hizmet verecek servis yetkilisinin telefon ve faks numarasına yapılacak, bu ihbarları esas almak ve irtibat hattında değişiklik olması durumunda bildirmek sureti ile bu müdahale asgari 3 saat, onarım süresi 1,5 saati aşamayacaktır. Bu sürelerin aşımında satıcı alıcıya her saat başı onarım giderilene kadar 40 YTL (KDV hariç) tutarındaki fatura bedellerini süresinde ödemeyi ve bu hususlarda itiraz etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder”, Taraflar arasındaki protokolün yukarıda bahsedilen hükümleri değerlendirildiğinde, satıcının, satım konusu araçlarla ilgili satış sonrasında servis sağlama yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır. Keza bu yükümlülük çerçevesinde, onarımın 1,5 saat içinde tamamlanacağını, aksi halde her gözü saat için ceza ödeneceğinin taahhüt edilmiş olduğu görülmektedir. Bu yönüyle, protokolün 7. maddesinde zikredilen kurum, 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m. 158/1l'de öngörülen borcun geç ifası durumu için kararlaştırılmış, İfaya ekli bir sözleşme cezası niteliğindedir. Borcun geç ifası durumu için kararlaştırılmış olan bir ceza söz konusu ise, alacaklı hem borcun ifasını (yani olayda onarımın yapılmasını) hem de kararlaştırılmış oları cezanın (olayda onarım yapılana| kadar her geciken saat için KDV hariç 40 YTL) ödenmesini talep edebilir. Ancak bunun için, 818 sayılı BK m. 158/ll gereği, ceza alacağından feragat etmemiş ve ifayıi kabul ederken ceza alacağını saklı tutmuş olması gerekir. Aksi halde, daha sonra ceza alacağını talep edemez. İfaya ekli cezanın talep edilebilmesinin bir şartı olarak kanun tarafından kabul edilmiş olan ceza alacağının saklı tutulması beyanı, ifanın kabulü anına kadar yapılabileceği gibi, tfanın kabulünden önceki bir zamanda yapılmasında da herhangi bir engel yoktur. Zira saktlı tutuma beyanı ile güdülen amaç, alacaklının bu alacağını da talep edeceğinin borçluya bildirilmesi, onun daha sonra şaşırtıcı bir durumla karşılaşmasının engellenmesidir. Bu çerçevede, ifanın kabulünden önce, ceza alacağının da talep edileceği beyanı, ifa aşamasında yapılan saklı tutma beyahı gibi geçerlidir. Dava konusu olayda, kararlaştırılmış olan ceza alacağının da talep edileceği en geç protokol çerçevesinde onarımı yapılan araçların teslim alınması aşamasında yapılmalıdır. Ancak, yukarıda da değinmiş olduğumuz gibi, teslimden önce yunan ileri sürülmesinde de bir engel bulunmamaktadır. Davada, davacı taraf, onarım gören araçlardan..., ... plakalı araçlarla ilgili olarak ceza alacağını talep edeceğini ... 28. Noterliği'nin ... tarihli ihtarnamesi ile bildirmiştir. Bu ihtarname, söz konusu araçlarla ilgili olarak geciken onarım için gündeme gelecek ceza alacağının saklı tutulması anlamında geçerli bir beyandır. Böylelikle davacı taraf, onarım gören araçları teslim aldıktan sonra kararlaştırılmış olan ceza alacağını talep edebilir. Davacı taraf, ... plakalı araç için 10.04.2007-11.04.2007, 20.02.2007- 17.03.2007; ... plakalı araç için ... ve ... plakalı araç için 29.03.2007-31.03.2007, 07.03.2007-09.03.2007 ve 08.12.2007-11.12.2007 tarihleri arası için ceza talep etmiş olup, bu dönemlere tekabül eden cezaları 18.07.2005 tarihli ihtara dayalı olarak talep edebilir. Davacı taraf, yukarıda bahsedilen araçlarla ilgili olarak, 36.560 TL tutarında ceza alacağı talep etmiştir. Dava dosyasına ekli belgelerden, yukarıda bahsi geçen araçlar için gecikme sürelerinin belirtilmiş olduğu görülmektedir. Bu belgelerden anlaşılan gecikmeler gereği toplam gecikme cezası alacağının heyetimiz tarafından da yapılar hesaplama sonucunda 36.500 TL olduğu tespit edilmiştir. Keza, takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, heyetimizce, söz konusu ceza tutarının fahiş olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın, işinin uzmanı bir tacir olduğu, ne tip onarımların hangi sürelerde yapılabileceğini bilebileceği, çeşitli onarımlar için farklı süreler öngörülebileceği, buna rağmen protokollerde böylesi düzenlemeler yer almadığı görülmektedir. Bu durumda, protokolleri kabul eden davacının, araçların onarımındaki gecikmenin kendi kusuru olmadan (örneğin mücbir sebep hali) gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Yoksa, daha protokollerin imzalanması aşamasında bu onarımların kararlaştırılan sürelerde yapılamayacağının ileri sürülmesi, tek başına yeterli olmaz. Bu durum ancak taahhüt edenin bunu başaramayacak olduğunun başlangıçta biliniyor olması anlamına gelir ki, bu durum tek başına kusurlu bir davranış teşkil eder. Taraflar arasındaki protokollerde, istisnai hükümler yer almadığı ve tarafların serbestçe üzerindeki anlaştıkları durumlarda, onarımların zaman gerektiren arızalar olmaları nedeniyle belirlenen sürelerde gerçekleştirmenin imkansız olduğu, cezanın ancak kusurlu olarak borca aykırılık halinde talep edilebileceğinin takdiri Sayın Mahkeme'ye aittir. Takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, Taraflar tacir olduklarından) dava konusu ceza alacağına uygulanacak olan temerrüt faizi oranının, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun gereği avans faiz olarak uygulanmasının gerekeceği ve ceza alacağının doğduğu tarihte davalı tarafın mütemerrit olduğu sonucuna varılmıştır. Zamanaşımı konusunda dosyada temel itiraz olan ... 35. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında belirtildiği üzere, cezai şartın ifaya ekli cezai şart olduğu ve asıl borcun sona ermesi halinde cezai şartın da sona ereceği, cezai şart talebinin 18.01.2005 tarihli satış sonrası servis protokolüne bağlı olduğu, araçların iki yıllık garanti sürelerinin bulunduğu, araç satış tarihinin 18.01.2005 olmakla dava tarihi itibarı ile müvekkilin ifa yükümlülüğünün sona erdiği, feri nitelikli cezai şart talebinin de sona ermiş olduğu iddia edilmektedir. Ceza alacağının tabi olduğu zamanaşımı süresi, gerek ifaya eklenen gerekse seçimlik ceza açısından, asıl borcun tabi olduğu zamanaşımı süresi değil, 818 sayılı BK m. 125 gereği 10 yıllık zamanaşımı süresi olmalıdır (Mehmet Erdem, Özel Hukukta Zamanaşımı, İstanbul 2010, s. 53). Haddizatında, ceza alacağının asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olduğu kabul edilse de, dava konusu olay asla yine de bir farklılık bulunmamaktadır. Zira, taraflar arasındaki servis protokolü çerçevesinde, kanunda başka bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olmadığı için, bu sözleşmeden kaynaklanan borçlar 818 sayılı BK m. 125 gereği 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacak ve bu borçlara aykırılık için öngörülmüş olan ceza Mı da aynı şekilde BK m. 125 gereği 10 yılda zamanaşımına uğrayacaktır. Dava konusu olayda borca aykırılığın, yani gecikmenin gerçekleştiği tarihten itibaren) dava tarihine kadar henüz 10 yıllık süre tamamlanmış olmadığından, dava konusu ceza alacağı zamanaşımı süresi de dolmuş değildir. Dava konusu olayda, taraflar arasındaki 08.11.2005 tarihli Protokolde belirlenmiş olan 24+12 aylık garanti süresi, davalının hatalı üretim, işçilik ve malzemeden dolayı vermiş olduğu garantiye ilişkindir. Oysa ceza alacağı, bundan tamamen olarak, Protokolün 7. maddesi çerçevesinde talep edilen ve davalının gecikmesi ile ilgilidir. Yani, taraflar arasında devam eden protokol çerçevesinde onarımlarda, davalının gecikmesi durumunda, o gecikme için kararlaştırılmış ceza alacağı muaccel olur ve o andan itibaren o alacak için kanunda on yıllık zamanaşımı süresi (BK m. 125) işlemeye başlar. Taraflar arası protokolün süresi sona erdikten veya öngörülen garanti süresi dolduktan sonra protokolün yürürlükte olduğu dönemde doğmuş olan bir alacağın, tabi olduğu zamanaşımı süresi içinde talep edilebilmesi açısından herhangi bir bulunmamaktadır. Davacı tarafın ceza alacağını mahsup talebine esas yaptığımı, aynı araçla ayrı dava ile mükerrerlik söz konusu olduğu beyan etmekle birlikte, takdiri Mahkeme'ye ait olmak üzere, dosya münderecatından aynı alacakla mükerrerlik heyetimiz tarafından tespit edilememektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, heyetimiz tarafından kök raporda varılan sonuçları değiştirecek bir durum olmadığı..." rapor edilmiştir. Taraf vekillerine dosyanın esasına ilişkin beyanda bulunmaları için 2 hafta süre verilmesine karar verilmiştir. Mahkememizin verilen 24/06/2014 tarihli ...E, ...K. Sayılı kararı ile; Davanın kabulüne 36.560,00TL nin KDV si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine , Alacağa temerrüd tarihi olan 19/7/2007 tarihinden itibaren talep gibi avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir. Mahkememizin verilen 24/06/2014 tarihli ...E, ...K. Sayılı kararı Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 28.03.2019 tarihli.... sayılı kararı ile bozularak, dosyanın mahkememizin 2026/511 esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizin 2026/511 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında toplanan deliller; Taraflara duruşma günü ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2019 tarih ve ...E. ...K.sayılı ilamının tebliğine karar verilmiştir. Taraf vekilleri tarafından sunulan 25/06/2026 tarihli ortak dilekçelerinde "Davacı sıfatı ile davadan feragat ediyoruz. Feragat sebebiyle gerekli usul işlemlerinin yapılmasını vekâleten arz ve talep ederiz. Davalı taraf sıfatı ile davacı tarafın davadan feragat etmesi sebebiyle herhangi bir vekâlet ücreti ve masraf talebimiz olmadığını vekâleten kabul ve beyan ederiz.." talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasında düzenlenen satış ve satış sonrası servis sözleşmesine istinaden davalı tarafından servis hizmetlerinin süresinde yerine getirilmediğinden bahisle ceza-i şart talebine ilişkindir. Taraf vekillerinin sunmuş oldukları 25/06/2026 tarihli dilekçe ile "Davacı sıfatı ile davadan feragat ediyoruz. Feragat sebebiyle gerekli usul işlemlerinin yapılmasını vekâleten arz ve talep ederiz. Davalı taraf sıfatı ile davacı tarafın davadan feragat etmesi sebebiyle herhangi bir vekâlet ücreti ve masraf talebimiz olmadığını vekâleten kabul ve beyan ederiz." yönünde davadan feragat beyanı içeren dilekçe sundukları görülmüştür. HMK'nın 307. Maddesi,"Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." şeklindeki hükmü, 309. Maddesi, "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. "şeklindeki hükmü ve aynı kanunun 310/1 maddesi ise, "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." şeklindeki hükmü amirdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının açmış olduğu davadan feragat ettiği, davacı tarafın açtığı davadan HMK'nın 307. ve 309. maddesine uygun feragat beyanının aynı yasanın 311. maddesine göre kesin hükmün hukuki neticelerini ortaya koyduğu ve kesin delil niteliğinde olduğu anlaşılmakla vaki feragat nedeni ile HMK 307 ila 312 maddeleri ve HMKnın 26. maddesi uyarınca davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre; davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınacağı, AAÜT 6 – (1) maddesi uyarınca anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur düzenlemeleri uyarınca yargılama giderleri hüküm altına alınmıştır. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 488,00 TL harcın peşin alınan 542,95 TL'den mahsubu ile fazladan alınan 54,95TL harcın yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de davalı vekili tarafından dava masraf ve vekalet ücreti talebi bulunmadığına dair sunulan 25/06/2026 tarihli dilekçe göz önünde bulundurularak davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara iadesine, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 23/06/2026
Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır