İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/374 E. 2026/737 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/374
- Karar No
- 2026/737
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/374 Esas KARAR NO : 2026/737
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/04/2026 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete ait ... plakalı araca 03.08.2024 tarihinde davalı ...'ün maliki ve ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın arkadan çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle araçta değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli oluştuğunu, Mapfre Sigorta Anonim Şirketi'ne yapılan başvurudan sonuç alınamadığını belirterek öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabul edildiğini, şimdilik 100,00 Türk Lirası değer kaybı bedeli ile şimdilik 100,00 Türk Lirası araç mahrumiyet bedelinin 03.08.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; 03.08.2025 tarihli kazaya karışan ... plakalı aracın malikinin davacı ..Şirketi değil, ...Şti. olduğunu, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 03.08.2024 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle sigorta şirketine yöneltilebilecek tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını,... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 24.06.2024 ile 24.06.2026 tarihleri arasında geçerli ... numaralı poliçe ile sigortalı olduğunu, poliçedeki maddi teminat limitinin 200.000-TL olduğunu, ... numaralı hasar dosyası kapsamında 27.03.2025 tarihinde 92.541,55-TL ödeme yapıldığını, değer kaybı talebine ilişkin ... numaralı dosyada ise ruhsat sahibi ile başvuranın farklı olması nedeniyle ödeme yapılamadığını, bakiye teminat limitinin 107.458,45-TL olduğunu, müvekkil şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında ve teminat limiti dahilinde sorumlu tutulabileceğini, değer kaybı hesabının aracın marka, model, yaş, kilometre ve önceki hasar kayıtları gibi kriterler gözetilerek uzman bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, araç mahrumiyet bedeli gibi dolaylı zararların 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesi gereğince trafik sigortası teminatı dışında kaldığını, bu nedenle kazanç kaybı ve araçtan yoksun kalma taleplerinden sorumlu olmadıklarını, faiz başlangıç tarihinin ancak sigortacıya yapılan ihbar ve belgelerin ibrazından itibaren sekiz iş günü sonra veya dava tarihi olabileceğini, davacının avans faizi talebinin haksız olduğunu, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, ... plakalı aracın geçmiş hasar kayıtlarının SBM'den getirtilmesini, dolaylı zararların reddini, yargılamanın sigortacılık alanında uzman bilirkişi tarafından yapılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Diğer davalıların davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine, davalı sigorta şirketine yazılan müzekkere cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın haksız fiil nedeni ikame edilmiş tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Davalı ...Şirketi vekili, 03.08.2025 tarihli kazaya karışan ... plakalı aracın malikinin davacı... Şirketi değil,... Ltd. Şti. olduğunu, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını beyan etmiştir. Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde (HMK m. 116) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki iliş- kidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Bkz. Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Bkz. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s. 288 ). Diğer taraftan, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ... Esas- ...Karar sayılı ilamı) Somut olayda, dosya kapsamındaki kaza tutanakları, hasar dosyası, bilgi, belge ve kazaya karışan araca ait ruhsat fotokopisinden, 03.08.2025 tarihli kazaya karışan ... plakalı aracın malikinin ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, ancak davanın davacı .... Şirketi tarafından ikame edildiği, her iki tüzel kişiliğin farklı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı ... Şirketinin araç maliki olmadığı ve dolayısı ile davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın aktif husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç başlangıçta yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ...ŞİRKETİ davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 6.400,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekili davalı asil ...'ın yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 06/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır