İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/33 E. 2026/485 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/33
Karar No
2026/485
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/33 Esas KARAR NO : 2026/485

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/01/2026 KARAR TARİHİ : 07/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ürün satışı kaynaklı bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkil şirket tarafından davalıya mal sevkiyatı yapıldığını ve faturalar düzenlendiğini, ancak davalı tarafın cari hesap bakiyesinden kaynaklanan borcunu ödemediğini, bu nedenle .... İcra Dairesi nezdinde 2024/... E. sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkil şirketin edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ve düzenlenen faturalara karşı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca sekiz günlük yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, ayrıca e-sevk irsaliyelerine ilişkin olarak da yedi günlük yasal sürede sistem üzerinden bir reddetme işlemi gerçekleştirilmediğini, elektronik sistem kayıtları ve ticari defterler incelendiğinde borç ilişkisinin sabit olduğunun görüleceğini, davalının itirazının soyut ve dayanaksız olduğunu, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle .... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin avans faiziyle birlikte devamına, alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. DELİLLER: .... İcra Dairesi 2024/... esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları, davacı ve davalı şirketin BA-BS formları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davalıya muhtelif ticari ürünlerin satışı kapsamında ticari ilişki bulunduğunu ve karşılığında icra takibine konu faturanın düzenlendiğini, ancak icra takibine konu borcun ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş ve davayı inkar etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 20/01/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafın icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazının; itiraz dilekçesinde HMK 19/2 maddesi gereğince yetkili icra müdürlüğü belirtilmediğinden reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 9.615,20 TL asıl alacak ve 1.431,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.046,58 TL borcun ödenmesi amacıyla 16/08/2024 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 28/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 28/08/2024tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. HMK'nın 222/1 maddesi gereğince, davalı vekiline davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını belirlenen inceleme gününde mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için kesin süre verildiği kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi halinde belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3 maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların, usulüne uygun olarak tutulan ve açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtlar ve diğer deliller takdir edilerek davacı ticari defterlerindeki kayıtların uygunluğunun kabul edilebileceği hususunun ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların sunulmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından 07/05/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Dairesi’nin 2024/... Esas sayılı takibe konu edilen; 19.04.2024 tarihli, ... numaralı, 9.615,20 TL tutarlı faturanın davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (25.08.2024) itibarıyla davalıdan 9.615,20 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, iş bu tutarı da 128. Kodlu Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktardığı tespit edildiği, davalı yan 20/04/2026 günü saat 14:05'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edildiği, söz konusu faturanın içeriği incelendiğinde, “Glutensiz Kurabiye” ye ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen takibe konu faturaya, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı, yine dosya kapsamında yer alan 19.04.2024 tarihli, ... numaralı e-irsaliye incelendiğinde; sevk edenin davacı ... Tarım San. ve Tic. A.Ş., alıcının ise davalı ... San. ve Tic. A.Ş. olarak yer aldığı, irsaliye içeriğinde “... Gluten YOK” markalı hindistan cevizli tatlı kurabiye, kuş üzümlü kurabiye, leblebi tozlu kurabiye ve susamlı çörekotlu kurabiye ürünlerinin koli bazında sevk edildiğinin kayıt altına alındığı, sevk tarihinin 19.04.2024 olduğu, ayrıca irsaliye üzerinde taşıyıcı ve şoför bilgilerinin imzalı olduğu, bu durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturanın dayanağını oluşturan malların fiilen teslim edildiği ve yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaatine varıldığı, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, neticeten rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 19.04.2024 tarihli, ... numaralı, 9.615,20 TL tutarlı faturanın davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında mevcut olduğu, takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (25.08.2024) itibarıyla davalıdan 9.615,20 TL asıl ve 1.431,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.046,58 TL alacaklı olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında satım sözleşmesinden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturanın düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturanın e-fatura niteliğinde olduğu, ve faturanın davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davacı tarafça sunulan e-irsaliye ile fatura konusu malların davalı tarafa teslim edildiği, faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı taraf icra takibinde borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu fatura alacağından dolayı ticari defter ve kayıtlarına göre 9.615,20 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 9.615,20 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 9.615,20 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile devamına, davacı icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da TBK 117/1'e göre davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtar bulunmadığından faize ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si(1.923,04-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 9.615,20 TL alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 9.615,20 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile devamına, faize ilişkin istemin reddine, b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si(1.923,04-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 4.003,84-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 596,16-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 9.615,20-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL başvuru harcı ve 732,00-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.464,00-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 9.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 1.130,00-TL posta giderinden ibaret toplam 10.130,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 8.817,15-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra davacı tarafa re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda dava değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2026

Katip ... e-imzalı*

Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/33, K. 2026/485, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-33-e-2026-485-k-2bf59de167d2