İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/32 E. 2026/471 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/32
Karar No
2026/471
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/32 Esas KARAR NO : 2026/471

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/01/2026 KARAR TARİHİ : 03/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan13/01/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki mevcut kumaş satım ilişkisi ticari ilişki kapsamında muaccel borç için ödenmediğinden .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, davalı tarafından işbu takibe itiraz edilerek takip durdurulduğunu, takibe dayanak olan fatura ve cari ekstreden de davalı müvekkiline borcunu ödemediğini, davalının icra-inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini, arabuluculuğuna başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. Sayılı icra dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 27/02/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu faturalardan hiçbiri müvekkiline tebliğ edilmediğini, huzurdaki davada ispat yükü davacı yan üzerinde olup fatura konusu hizmetin verildiğinin ispatlanması gerektiğini, TTK madde 89 "İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz." hükmünü amir olduğunu, davada kanunda anılan şekilde tanzim edilen bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından davacı yanın cari hesap sözleşmesini delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini, davanın reddine ve takibin iptaline, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi sebebi ile %20'den az olmamak üzere davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, cari ekstre, fatura, tarafların 2024-2025 yıllarına ait BA/BS formları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...Dava konusu; taraflar arasındaki kumaş satışına dayalı ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı 2.310,69 USD cari hesap alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı aynı yıllar E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesaba konu edilen faturaların davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; cari hesaba konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (06.11.2025) itibarıyla davalıdan 2.310,69 USD (Defterdeki karşılığı TL: 57.187,09 TL) tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalı yan 30/03/2026 günü saat 15:00'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, Dosya kapsamına sunulu “Mutabakat Detay” başlıklı elektronik kayıt çıktısının incelenmesinde; “... İlt. Sis. Ltd. Şti.” unvanlı firmaya ilişkin cari hesap mutabakatının 23.06.2025 tarihinde elektronik posta yoluyla gönderildiği, mutabakat tarihi olarak 31.05.2025 tarihinin belirtildiği, mutabakat bakiyesinin “2.310,690 USD borçlu” şeklinde gösterildiği, söz konusu mutabakata 08.07.2025 tarihinde “mutabık” şeklinde cevap verildiği ve sistem kayıtlarında mutabakat durumunun “Mutabık” olarak yer aldığı görüldüğü, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesaba konu edilen faturaların E- Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesaba konu edilen faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, cari hesaba konu faturaların taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya sunulan kumaş satışı hizmetine ilişkin olarak düzenlendiği, faturaların davalıya elektronik fatura sistemi üzerinden gönderildiği ve dosyaya sunulu e-fatura portal kayıtlarına göre “başarılı” şekilde teslim edildiğinin anlaşıldığı, davalı tarafça bu faturaların tesliminden itibaren Türk Ticaret Kanunu'nun 23/2. maddesi uyarınca öngörülen 8 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulduğunu gösterir yazılı veya somut bir belgenin dosyada yer almadığı, bu itibarla düzenlenen faturaların davalı tarafça bilindiği ve içeriğinin zımnen kabul edildiği kanaatine varıldığı, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalar yönünden e-Fatura olarak düzenlenmiş olması nedeniyle, bu faturalara ilişkin herhangi bir inceleme veya teyidin BA-BS formları üzerinden yapılması mümkün olmadığı kanaati edinilmiştir Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesaba konu edilen faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında mevcut olduğu, düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (06.11.2025) itibarıyla davalıdan 2.310,69 USD asıl ve 38,40 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.349,09 USD (Takip tarihi itibariyle 1,00 USD = 42,1815 TL Karşılığı 99.088,13 TL) alacaklı olduğu..." sonuç ve kanaatini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; fatura ve cari hesaptan kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali talebine ilişkindir.

Mahkememizce ... .İcra Dairesinin 2025/... takip sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklısı ... tarafından, borçlu ... Bilgisayar iletişim sistemleri sanayi ve ticaret limited Şirketi aleyhine 2.310,69 USD cari hesap alacağı, 38,40 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 2349,09 USD 'nin tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu , temel ilişkinin döviz üzerinden kurulması nedeniyle takipte alacağını BK 99 maddesi gereğince döviz üzerinden talep etmesinde hukuken sakınca bulunmadığı , takip talebi ve ödeme emrinde harca esas değerinde gösterildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf davalıya kumaş emtiası sattığını ve aralarında cari hesap bulunduğunu iddia etmiş davalıda davacı ile yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını borcu olmadığını savunmuştur . Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. TTK'nın 21/2. Maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilen fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Hal böyle olunca tarafların mahkeme ara kararına uygun çağrıya göre ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme önem arz eder. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Nitekim, ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2020/1170 Esas, 2020/1325 Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir. Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, takibe konu faturalardaki hizmetin sunulduğuna yönelik belgeleri ibraz ettiği, defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği, takibe konu edilken faturan e fatura olup usulüne uygun davalıya sistem üzerinden tebliğ edildiği, faturaya 8 gün i.erisinde itiraz edilmediği, taraflar arasındaki yazışmalardan faturaya konu emtianın davalıya teslim edildiği kanaati oluşmuş ve Mahkememizce davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek, aralarındaki alım satım ilişkisi nedeniyle takip tarihi itibariyle davalıdan 2310,69 USD alacaklı olduğu , davalı tarafın davacının alım satım ilişkisi nedeniyle yolladığı faturalara süresinde itiraz etmediği, davalının ticari ilişkinin bulunmadığı yönündeki savunmasının defter ibrazından kaçınmış olması nedeniyle dinlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla savunmasına itibar edilmediği anlaşıldığından, davacı taraf borcun ifası ve vadesine ilişkin yazılı belge sunmadığı gibi TTK 18/3 maddesine uygun olarak davalı tarafı temerrüte düşürdüğü yönünde delil de sunmadığı , bu haliyle asıl alacak yönünden alacağını ispatlasa da faize hak kazanmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, takibin asıl alacak üzerinden aynı şartlarla devamına, itiraz haksız ve alacak likit olduğundan davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş , fazlaya ilişkin talep reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 2.310,69-USD asıl alacağa yönelik yapılan yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden 3095 Sayılı Kanunun 4.a maddesi uyarınca devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, b) Hüküm altına alınan alacağın takip tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi ile belirlenen miktarın %20 oranında hesaplanan 19.490,71-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c) reddedilen miktar bakımından davacı tarafın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 6.821,81-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.238,83-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.582,98-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 4.524,76-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 75,24-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.660,60-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL başvuru harcı, 1.238,83-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.970,83-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 9.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 165,00-TL posta giderinden ibaret toplam 9.165,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 9.015,09-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa re'sen iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilerek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 03/07/2026

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/32, K. 2026/471, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-32-e-2026-471-k-10606068c049