İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/308 E. 2026/680 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/308
- Karar No
- 2026/680
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/308 Esas KARAR NO : 2026/680 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/10/2020 KARAR TARİHİ : 10/09/2026
Antalya BAM ...Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... Esas -.../... Karar sayılı ilamı ile mahkememize gönderilen davanın yukarıdaki esas sırasına kaydı yapıldıktan sonra yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Antalya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında ... tarihli franchise sözleşmesinin imzalandığını, davalının davacıya ... TL tutarındaki franchise bedelini ödemediğini; davalının ... yılının ... ayından itibaren davacıdan et satın almayı bıraktığını, franchise sözleşmesine konu en önemli ürünün et ürünü (döner) olduğunu, davalının et ürününü başka yerden tedarik etmesinin ürün standardını ve kalitesini bozduğunu, davacının et ürünü üzerindeki denetiminin davalı tarafından bu yolla engellendiğini, davalının amacının hem eti ucuza mal etmek hem de davacının markasından ücretsiz yararlanmak olduğunu, davalının ... tarihli ihtarname ile uyarıldığını (Antalya .... Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi), et ürününün başka yerden tedarik edilmesi dolayısıyla davacının kazanç kaybına uğradığını, davalının ... tarihine kadar davacıdan almış olduğu günlük ortalama ürün miktarı dikkate alınarak davacının kazanç kaybı zararının tespit edilebileceği sözleşmeye göre fişsiz satış yapılması halinde fişsiz yapılan her bir fişsiz satış için davalının davacıya sözleşmeye göre davalının davacıdan ürün almadığı her gün için cezai şart ödemek zorunda olduğunu, davalının sözleşmede kararlaştırılan cironun yüzde biri oranındaki reklam katkı payını ödemediğini, cirosu tespit edilerek davalının davacıya ödemesi gereken reklam katkı payının hesap edilebileceğini, dava dışı ...'in davacıyı kötüleyen paylaşımlarda bulunduğunu ve davacının itibarına zarar verdiğini, markasının ciddi bir zarara uğradığını, davalının ticari sır niteliğini diğer bayilere açıkladığını ve onları yönlendirmeye çalıştığını, davacının maddi ve manevi zarara uğradığını; davalının hala davacının markasını kullanmaya devam ettiğini, sözleşmenin davacı bakımından artık çekilmez hale geldiğini; davalının sözleşmenin birçok maddesini ihlal ettiğini, davacının sözleşmeyi haklı sebeple feshi için gerekli şartların oluştuğunu, davalının hala davacıya ait logo, tabela ve afiş, broşür gibi reklam araçlarını kullandığını; davalının haksız rekabet oluşturan davranışlarına son verilmesi, marka hakkına tecavüz niteliğindeki fiillerin durdurulması gerektiğini ileri sürmüş ve sözleşmenin feshi ile şimdilik ... . TL'nin en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve davacının markasına ait görsellerin davalının işletmesinden kaldırılmasına, davalının rekabet yasağına aykırı davranışlarının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı adına usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, ancak daha sonra katıldığı mahkememizdeki duruşma aşamasında vermiş olduğu beyanlarında açılan davayı kabul etmediğini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, franchise sözleşmesinden kaynaklı maddi, manevi tazminatı davasıdır. Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... /... Esas, .../... Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya Antalya .... Asliye Hukuk Mahkemesi .../... E.,.../... K. Sayılı karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi .../... E.,.../... K. Sayılı kararı ile "... Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekçesinde, davacı dava dilekçesinde özellikle "müvekkilinin markasına ait görsellerin davalının işletmesinden kaldırılmasına" karar verilmesini de talep ettiği gerekçesine dayanmış ise de bu talebin kaynağının da sözleşmenin "IV.B-3" maddesi olduğu, bununla birlikte davacı, davalının sözleşmeye konu edimlerini edimlerini yerine getirmediğini iddia etmiş olup, sözleşmeden kaynaklı alacak talebinde bulunmakla, bu durumda bir sınai hakka dayalı uyuşmazlık olmadığından, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla görevsiz mahkemece işin esasına girilip, karar verilmesi doğru görülmemiş," gerekçesi ile karar kaldırılmakla mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur. Davacının dayanağı olan sözleşmenin ihtilaf konusu olup olmadığı, bu sözleşmeye göre davalının sözleşmeye aykırı tutumunun mevcut olup olmadığı, davacıya sözleşme gereğince teslim edilmesi gereken bilgi ve belgelerin verilip verilmediği, davalının sözleşmeye aykırı davranması söz konusu ise bundan davacının zarara uğrayıp uğramadığı, davacının davalıdan reklam masrafına katılma talep edip edemeyeceği, davalının dışarıdan et temin etmesinin söz konusu olup olmadığı, davacıya ait logo, tabela, levha, pano ve diğer reklam belgelerinin davalı tarafından haksız yere kullanılıp kullanılmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Franchise sözleşmesi, franchise verenin sahip olduğu üretim, işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınaf unsurları belirli bir ücret karşılığında franchise alana kullandırdığı ve franchise alanın da bunları kullanarak kendi ad ve hesabına üretim, işletme ve pazarlama faaliyetlerini yürüttüğü, sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşmedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığının 25.06.2001 tarihli ve 2001/819 Esas 2001/4917 Karar sayılı ilamında; "Franchise sözleşmesi, bir veya hizmetin imtiyaz hakkına sahip tarafın belirli bir süre şart ve sınırlamalar dâhilinde işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin bilgi ve destek sağlamak suretiyle imtiyaz hakkına konu ticari işleri yürütmek üzere ikinci tarafa verdiği imtiyazdan doğan uzun dönemli ve sürekli bir iş ilişkileri bütününe dayanan, birbirinden bağımsız iki taraf arasında kurulan bir sözleşmedir. Franchise veren, sahip olduğu ve kalitesi kanıtlanmış olan başarılı bir markayı, ismi ve bunların satış, dağıtım veya işletme hakkını belirli bir bedel karşılığında Franchise alana vermektedir" denilmektedir. Franchise sözleşmesi hukuki niteliği itibariyle kendine özgü (...) isimsiz bir sözleşmedir. Sözleşmenin hukuki niteliği, taraflar arasında bir uyuşmazlık çıktığında bu uyuşmazlığa uygulanacak hükümlerin tespiti bakımından önemlidir. Kendine özgü isimsiz sözleşmelerde, taraflar arasında bir uyuşmazlık söz konusu olduğundan öncelikle sözleşme hükümleri uygulanır. Sözleşmede uyuşmazlığa uygulanabilecek bir hüküm yoksa hâkim örf ve adet hukukuna göre karar verir. Eğer örf ve adet hukukunda da uyuşmazlığa uygulanabilecek bir hüküm yoksa hâkim genel hükümleri sözleşmenin niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygular. Uyuşmazlığa uygulanabilecek bir hüküm yoksa hâkim hukuk yaratma yoluna gider. Taraflar arasında imzalanan ... tarihli sözleşmenin konusuna ve tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümleri incelendiğinde, sözleşmenin hukuki niteliği itibariyle bir franchise sözleşmesi olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Franchise Bedeli Yönünden İnceleme ve Değerlendirme; Taraflar arasında imzalanan ... tarihli sözleşmede, "Franchisee, bu imtiyaz karşılığında francisor'a ... TL öder. Franchisor'ın koyduğu kurallara, denetleme ve sözleşme hükümlerine, imtiyaz konusu olan faaliyetin yürütülmesi sırasında Franchisor'ın talimat ve yönlendirmelerine uymayı peşinen kabul ve taahhüt eder" hükmüne yer verilmiştir. Davalının davacıya ... .TL franchise bedeli ödeme borcu altına girdiği anlaşılmaktadır. Ancak sözleşmede bu bedelin ne zaman ödeneceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığı görülmektedir. Uygulamada franchise alanın franchise verene sisteme dâhil olmak için başlangıçta giriş bedeli ödediği bilinmektedir. Franchising sisteminde giriş/başlangıç bedeli yaygın bir uygulamadır ve teamül sözleşme yapılırken bu bedelin ödenmesi yönündedir. Bunun dışında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 90. maddesinde, "İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur" denmektedir. Hem uygulama hem de TBK md. 90 hükmü dikkate alındığında, taraflar arasında franchise sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte ... .TL tutarındaki franchise bedelinin muaccel hale geldiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce aldırılan, Mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davalı tarafın yevmiye kayıtlarında davacı tarafından tahakkuk edilen ve kayda alınan fatura bulunmadığı ve banka yevmiye kayıtlarında da davacı tarafa franchise bedeli ödendiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı ifade edilmiştir. Reklam Katkı Payı Yönünden İnceleme ve Değerlendirme; ... tarihli sözleşmede "Franchisee, cirosunun %1 'i oranında reklam ve genel gider katkı payı ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder" hükmünün yer aldığı görülmektedir. Royalty bedeli olarak adlandırılan ve franchise alanın franchise süresi boyunca işletmenin genellikle cirosu üzerinden belli bir oranı imtiyaz/marka katılım bedeli olarak franchise verene ödediği bu bedel yine franchise sözleşmelerinde yaygın bir uygulamadır. Sözleşmenin ilgili hükmünde, teamüllere uygun olarak taraflarca royalty bedeli kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Mali müşavir bilirkişi tarafından,sözleşme tarihinden kapanış tarihine kadar davalının KDV dâhil cirosu hesaplanmıştır. Buna göre, ilgili sözleşme hükmü uyarınca, davalının davacıya ödemesi gereken reklam katkı payının (... bedeli) toplam ....TL olduğu tespiti yapılmıştır. Davalı tarafın yevmiye kayıtlarında davacı tarafından tahakkuk edilen ve kayda alınan fatura bulunmadığı ve banka yevmiye kayıtlarında da davacı tarafa reklam katkı payı ödendiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin Feshi Yönünden İnceleme ve Değerlendirme; ... tarihli sözleşmede, "Franchisee, kullanacağı bütün ürün ve malzemeleri Franchisor'dan ve/veya Franchisor'ın belirleyeceği yerden satın almak zorundadır. Aksi halde öncelikle ve her ürün için ... TL ceza ödemeyi peşinen ve itirazsız kabul eder ve bu uygulama sebebiyle Franchisor tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir" hükmüne yer verilmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davalının ... tarihinden itibaren başka bir firmadan et temin ettiği tespit edilmiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden, davacının bu duruma muvafakatinin bulunmadığı; davalının ... tarihli ihtarname ile uyarıldığı (Antalya .... Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi) anlaşılmaktadır. Buna rağmen davalının başka firmadan et temin etmeye devam ederek sözleşmeyi ihlal ettiği görülmektedir. Sözleşmenin açık hükmü ile somut olayın özellikleri, davacının bir döner zincirinin bulunması, davalının bu zincire dâhil olması ve et ürününün bu zincir bakımından önemi dikkate alındığında sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ceza Koşulu Yönünden İnceleme ve Değerlendirme; Dava dilekçesinde davacı vekili tarafından, sözleşmeye göre davalının davacıdan ürün almadığı her gün için davacıya ceza koşulu ödemesi gerektiği ileri sürülmüştür. Yukarıda da belirtildiği üzere, ... tarihli sözleşmede, "Franchisee, kullanacağı bütün ürün ve malzemeleri Franchisor'dan ve/veya Franchisor'ın belirleyeceği yerden satın almak zorundadır. Aksi halde öncelikle ve her ürün için ....TL ceza ödemeyi peşinen ve itirazsız kabul eder ve bu uygulama sebebiyle Franchisor tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir" hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından dosyaya sunulan detaylı fatura listesinden, davalının davacıya her gün değil bazen bir hafta bazen iki hafta arayla ürün sipariş verdiği görülmektedir. Mali müşavir bilirkişi tarafından davalının et temin ettiği dava dışı firmaya yapılan ödemeler tarihleriyle birlikte tespit edilmiştir. Davalı tarafından dava dışı firmaya yapılan ödemeler arasında geçen süre dikkate alındığında, bu sürelerin davalının davacıdan et sipariş ettiği aralıklarla uyumlu olduğu görülmektedir. Buradan hareketle ... tarihinden itibaren davalının davacının muvafakati olmaksızın başka bir firmadan 15 defa et satın almış olduğu tespiti yapılmıştır. Ceza koşulunun borçluyu ifaya zorlama amacı taşıdığı gözetildiğinde, her bir satın alma için davalının ayrı ceza ödemesi gerektiği kanaatine ulaşılmaktadır. Bu kanaat doğrultusunda, davalının davacıya ödemesi gereken ceza tutarı ....TL olarak tespit edilmiştir. Sözleşmenin XIV nollu maddesinde, "Franchisee kendisi ile kurulan bu sözleşmeyi ve oluşmuş ise eklerini herhangi bir nedenle uygulamaya yanaşmaması veya uygulamaktan tek yanlı olarak vazgeçmesi yahut sözleşmenin yürürlük süresinin herhangi bir aşamasında bu sözleşme ve eklerindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya uymaması halinde maddede belirlenmiş ise buradaki cezai tazminattan başka ayrıca franchise bedeli kadar defaten cezai şart olarak derhal ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder. İşbu ve maddelerde belirlenen cezai tazminat miktarları taraflarca kararlaştırılmış olup, bir tarafın ticari olarak muaf olması amacı gütmez ve tarafların tacir olmaları sebebiyle herhangi bir tenkis talebinde bulunamazlar" ifadesine yer verildiği görülmektedir. Bu hüküm dolayısıyla davacının ayrıca davalıdan franchise bedeli kadar (...TL) ceza talep edebileceği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının davalıdan talep edebileceği ceza tutarının ....TL olduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde davacı vekili tarafından, sözleşmeye göre fişsiz satış yapılması halinde fişsiz yapılan her bir fişsiz satış için davalının davacıya ... ABD Doları ceza koşulu ödemek zorunda olduğu ileri sürülmüştür. Mali müşavir bilirkişi tarafından, ticari defterlerden fişsiz satış yapıldığına dair bir bulgunun elde edilemediği ifade edilmiştir. Bunun dışında davacı tarafından dosyaya sunulan bazı görseller yer almaktadır. Görseldeki fişin muzlu çikolatalı.. Bir ürüne ait olduğu tespiti yapılmış ve diğer fişler ise okunamamıştır. Kâr Mahrumiyeti Yönünden İnceleme ve Değerlendirme; Dava dilekçesinde davacı vekili, et ürününün başka yerden tedarik edilmesi dolayısıyla davacının kazanç kaybına uğradığını; davalının ... tarihine kadar davacıdan almış olduğu günlük ortalama ürün miktarı dikkate alınarak davacının kazanç kaybı zararının tespitini istemiştir. Kâr mahrumiyeti sözleşme ihlal edilmeseydi, hayatın normal akışına ve genel hayat tecrübelerine göre alacaklının malvarlığının göstereceği artışı ifade eder. Bu zarar, malvarlığında kesin olarak ya da büyük bir ihtimalle meydana gelebilecek bir artışın, kısmen veya tamamen engellenmesi yoluyla ortaya çıkmaktadır. Örneğin tekrar satılmak üzere ticari bir amaçla satın alınan bir malın alacaklıya teslim edilmemesi halinde, alacaklının bu malı üçüncü bir kişiye tekrar satarak gelir elde etme imkânı engellenmiş olur. Bu durumda kâr mahrumiyeti söz konusudur. Kâr mahrumiyeti farazi bir zarar olduğu için bunun miktarını belirlemek her zaman kolay değildir. Kar Mahrumiyeti hesabına ilişkin olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığının 09.10.2019 tarih ve 2018/6983 Esas, 2019/7665 Karar sayılı ilamında; "Kâr kaybı, kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının Mmüspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kazanç kaybı (kâr kaybı) zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanununun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre kâr kaybı, sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel Feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu Süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Elde edilecek fark miktara da net kâr denilir" hükmü mevcuttur. Mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemelerden, sözleşme tarihinden (Temmuz ...) davalının başka bir firmadan et temin etmeye başladığı tarihe kadar (Kasım ...), yaklaşık dört aylık dönemde (... ... ...), davalının davacıya yapmış olduğu ödemelerin toplam ....TL tutarında olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı davalıya yapmış olduğu satışlardan günlük (bir ay 30 gün kabul edildiğinde) yaklaşık ....TL, aylık yaklaşık ....TL tutarında gelir elde etmektedir. Bazı aylar davalının satış yapmadığı görülmektedir. Davalının işletmesinin ... tarihinde kapandığı ve kapanışın vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır. Mali müşavir bilirkişi tarafından davacının kârlılık oranı da tespit edilmiş, olup, davacının farazi kâr mahrumiyeti hesaplanmıştır. Marka yönünden yapılan incelemede ; .../... tescil no ile tescilli ... markasının .... Sınıfta dava dışı ... ... adına tescilli olduğu ancak ...'ın davacı şirket yetkilisi olduğu ve dava konusu franchise sözleşmesinin tarafı olduğu, tescil süresinin ... tarihine kadar devam etmekte olduğu tespit edilmiştir. Marka İşaretlerinin Değerlendirilmesi; Karıştırma olasılığının varlığına karar verilirken, markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bir bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak yapılmalıdır. Marka birden fazla unsur içeriyorsa asıl unsurun ne olduğu saptanmalıdır. Asıl unsuru markanın bütünüyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. İkinci olarak, tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak markasındaki mevcut eklentilerin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Franchise sözleşmesinin konusunu oluşturan dava dışı ... adına tescilli marka ele alındığında sözleşme konusu markanın "... " esas ... ... şekil unsurlu markası olduğu görülmektedir. Dosya içerisine sunulan davalı tarafa ait işyeri olduğu belirtilen tarihsiz fotoğraflar incelendiğinde; Davalı tarafa ait olduğu ileri sürülen işyerinde ve kasa fişinde ... ibaresinin kullanılmakta olduğu görülmüştür. Buna göre, davalının kullanımının franchise sözleşmesinin konusu tescilli markası ile birebir aynı olduğu açık ve net bir biçimde ortadadır. Frnanchise sözleşmesinin feshi koşullarının incelenmesi kısmındaki açıklama ve değerlendirmelere göre franchise sözleşmesi bakımından haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun marka tescilinden doğan hakların kapsamını düzenleyen 7. maddesinde de bu durum aşağıdaki gibi düzenlenmiştir:" (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır. a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fikra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işarelin aynı veya benzerinin inlernet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması".... Şeklinde düzenlenmiş olup, yine aynı Kanunun 29. Maddesine marka hakkına tecavüz sayılan fillerde".."Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak..." Somut olayda, davalının markayı kullanmaya devam etmekte olduğuna ilişkin tarihli bir belge ve delil olmamakla birlikte; davalı taraf aynı emtialarda markayı halen kullanmaya devam etmekte ise mevcut kullanımının ve fesih iradesinin beyan edildiği tarihten itibaren devam eden ... şeklindeki kullanımlarının tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline sebep olacak nitelikte olduğu, davacı tarafça davalıya gönderilen fesih ve ihtarlar göz önüne alındığında, bir kimsenin dava konusu kullanım türünden bir kullanımda basiretli tacir gibi davrandığını düşünmenin çok güç olacağı, davalı tabelasını ve kullanımını gören tüketicilerin davacı markaları ile arasında bağlantı kurabileceği, bu markayı taşıyan ürünlerle ilgili olarak iki işletme arasında bir ilişki olduğu sanısına yol açabileceği düşünülmektedir. Tüketiciler işletmeler arasında idari, ekonomik, ticari herhangi bir bağlılık olduğunu düşünebilirler. Bu sebeple dava konusu olayda marka hakkına tecavüz koşullarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dava Konusu Olayın Haksız Rekabet Kapsamında Değerlendirilmesi; 6769 Sayılı SMK hükümleri ancak ... nezdinde geçerli bir marka tescilinin mevcudiyeti halinde uygulama alanı bulmaktadır. SMK'nin 7. maddesine göre " bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir." Marka tescilli değil ise, tescilsiz marka sahibi SMK hükümlerine dayanarak koruma isteyemez. Bu gibi hallerde TTK'nin 54 ve 55. maddelerine göre haksız rekabet hükümlerine dayanılması mümkündür. TTK'nin 55/4 maddesine göre "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka , işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak " bir haksız rekabet halidir. Marka hakkına tecavüz söz konusu olmamakla birlikte, bazı hallerde Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan haksız rekabete dair genel düzenleme çerçevesinde davalının eyleminin haksız rekabet teşkil etmesi mümkündür. TTK'nin ilgili hükümleri uyarınca tarafların kullanımları arasında halk arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, ardından da somut olayın şartları dikkate alınarak haksız rekabet olup olmadığı hususu irdelenmiştir. Mal ve Hizmetler açısından benzerlik olup olmadığı hususu: Davacı Şirket'in faaliyet alanı olan "yiyecek içecek sağlanması" hizmetlerinde tescilsiz olarak markayı kullanmakta olduğu, marka tescilinin şirket yetkilisi adına olduğu görülmüştür. Dosya içerisindeki resim, belge ve incelenen ticari defterlere göre, davalının faaliyet alanı ile kullanımı kapsamındaki mal/hizmetlerinin tamamı, davacının faaliyet alanı kapsamında yer almaktadır. Kullanım şekilleri Açısından benzerlik olup olmadığı hususu; TTK'nin 55/4 maddesinde "...başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak..." halleri haksız rekabet olarak düzenlenmişti Somut olayda, daha önce de incelendiği üzere; davalının markayı kullanmaya devam etmekte olduğuna ilişkin tarihli bir belge ve delil olmamakla birlikte; Davalı taraf aynı emtialarda markayı halen kullanmaya devam etmekte ise mevcut kullanımının ve fesih iradesinin beyan edildiği tarihten itibaren devam eden ... şeklindeki kullanımlarının tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline sebep olacak nitelikte olduğu, davacı tarafça davalıya gönderilen fesih ve ihtarlar göz önüne alındığında, bir kimsenin dava konusu kullanım türünden bir kullanımda basiretli tacir gibi davrandığını düşünmek çok güç olur, davalı tabelasını ve kullanımını gören tüketicilerin davacı markaları ile arasında bağlantı kurabileceği, bu markayı taşıyan ürünlerle ilgili olarak iki işletme arasında bir ilişki olduğu sanısına yol açabileceği düşünülmektedir. Tüketiciler işletmeler arasında idari, ekonomik, ticari herhangi bir bağlılık olduğunu düşünebilirler. Bu sebeple dava konusu olayda haksız rekabet koşullarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Maddi-Manevi Tazminat Talebi Bakımından Dava Konusu Olayın Değerlendirilmesi; Davada, davalı tarafın kullanımının davacı taraf tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ve bu durumun zarara sebebiyet verdiği düşünülmektedir. Davacı taraf, dosya içerisine sunmuş olduğu dava dilekçesinde maddi-manevi tazminat hesabının itibar tazminatına göre yapılmasını talep etmiştir. SMK'nin 150. maddesinde tüm sınai: haklar yönünden geçerli olan ortak hükümlerden biri olan itibar tazminatı düzenlenmektedir. Buna göre, "sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir" İtibar tazminatında ne fiili bir zarar, ne de yoksun kalınan zarar söz konusudur. Burada marka sahibinin, marka hakkında uzun yıllar içinde büyük çabalarla tüketiciler nezdinde inşa ettiği "kalite ve güven imajı"nın, "marka değeri"nin bir anda kaybolması ya da ciddi erozyona uğraması durumu söz konusudur. Öğretide bunun hem maddi, hem manevi tazminat özelliği taşıdığı, ek olarak istenebilen bir tazminat türü olduğu ve markanın imaj ve güven kurma maliyetinin talep edildiği çoğu zaman marka ile birlikte işletme arasındaki yakın irtibat nedeniyle, işletmenin ticari itibarının da kuvvetle muhtemel olduğu, görüşü de savunulmaktadır. İtibar, markaya yapılan yatırımdan, markanın kalite ve güven sembolü olmasından, toplumda edindiği imajdan ve reklam değerinden meydana gelir. Dolayısıyla her maddi ve manevi tazminat talebi yanında, mutlaka bir itibar tazminatı talep edilmesi ve mahkemelerce de her irken, gerekse hüküm kurulurken, markanın ne gibi bir kalite sembolü olduğu, nasıl bir güven telkin ettiği ve bu imaj ve güvenin ne şekilde zarar gördüğü, kullanımın neden dolayı "kötü ve uygun olmadığı" hususlarının soyut ve klişe olmayan hukuki terimlerle gerekçelendirilmesi gereklidir. Bunun ortaya konulamadığı hallerde ise itibar tazminatının reddi gereklidir. Dava konusu olayda bahsedilen ... mesajları dosya içerisine sunulmadığından, davacı markasının toplumda edindiği imaj ve reklam değerine ilişkin herhangi bir belge mevcut olmadığından, soyut deliller dışında Davacı markasının itibarında meydana gelen zararın ispatlanamadığı, bu sebeple itibar tazminatı bakımından gerekli olan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Haksız rekabetin varlığının kabul edildiği hallerde; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 13.03.2001 tarihli ve 2000/400 Esas, 2001/2072 Karar sayılı ilamında "..TTK uyarında haksız rekabet sonucunda davacının elde etmesi mümkün görülen yararın karşılığı tazminat olarak belirlenebilir.." şeklinde hüküm kurulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2003/2585 Esas, 2003/8782 Karar sayılı ilamında ise "..davacının gelir kaybına uğraması bir yana gelirinde artış olsa dahi bu durum haksız rekabet sonucu davacının zarar görmediği sonucuna götürmez. Tazminata hükmedilmesi gerekir.".. ifadesine yer verilmiştir. Buna göre haksız rekabetin mevcudiyetinin kabulü halinde, davacı lehine maddi, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, Borçlar Kanununun 50. maddesi uyarınca "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tamı olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemeye göre maddi ve manevi tazminat hesabı yapılmıştır. Sonuç olarak; Taraflar arasında imzalanan ... tarihli sözleşmenin hukuki niteliği itibariyle bir franchise sözleşmesi olduğu; taraflar arasındaki uyuşmazlığa sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, Davalının davacıya ... .TL tutarında franchise bedeli ödeme borcunun bulunduğu; bu borcun muaccel olduğu ancak davalı tarafın yevmiye kayıtları ile banka yevmiye kayıtlarında davacı tarafa franchise bedeli ödendiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı, Davalının davacıya ... yılları için toplam ... .TL tutarında reklam katkı payı (... bedeli) ödeme borcunun bulunduğu ancak davalı tarafın yevmiye kayıtları ile banka yevmiye kayıtlarında davacı tarafa reklam katkı payı ödendiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı, Davalının ... tarihinden itibaren başka bir firmadan et temin ettiği; davacının bu duruma muvafakatinin bulunmadığı ve davalının ... tarihli ihtarname ile uyarıldığı (Antalya ... . Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi); buna rağmen davalını başka firmadan et temin etmeye devam ederek sözleşmeyi ihlal ettiği; sözleşmenin açık hükmü ile somut olayın özellikleri, davacının bir döner zincirinin bulunması, davalının bu zincire dâhil olması ve et ürününün bu zincir bakımından önemi dikkate alındığında, sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayandığı, Davacının davalıdan talep edebileceği ceza tutarının ... .TL olduğu, Davalının başka bir firmadan et temin etmeye başladığı Kasım ... 'dan davalının işletmesinin kapandığı Mart ... dönemine kadar davacının uğramış olduğu farazi kâr mahrumiyeti zararının toplam ... TL olduğu, Davacı adına tescilli marka olmadığı, dava konusu markanın davacı şirket yetkilisi ... adına tescilli olduğu ve ...'ın taraflar arasındaki sözleşmede şahsi olarak imzasının bulunduğu ve fesih iradesinin beyan edildiği tarihten itibaren franchise sözleşmesinin konusunu oluşturan tescilli markaya tecavüz koşullarının mevcut olduğu, davacı açısından haksız rekabet koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı, davaya süresinde cevap vermediğinden inkar kapsamı dışındaki delil ve savunmalarına itibar edilmemiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Taraflar arasında imzalanan ... tarihli Franchise Sözleşmesinin haklı nedenle geriye dönük FESHİNE, Davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, Davalının haksız rekabetinin ÖNLENMESİNE, Davacı markasına ait tüm görsellerin ve marka logosunun davalıya ait işletmeden KALDIRILMASINA, Islah dilekçesi de dikkate alınarak; tespit edilen ... -TL kâr mahrumiyeti bedelinin, ...-TL cezai şart tazminatının ve ... -TL reklam katkı payı bedelinin (her birine) dava tarihinden (... ) itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, ... -TL maddi tazminatın dava tarihinden (... ) itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, ...-TL manevi tazminatın dava tarihinden (...) itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin (...-TL) manevi tazminat talebinin REDDİNE, Maddi tazminat yönünden; 5-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Manevi tazminat yönünden; 7-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harcın peşin olarak alınan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Davacı tarafından yapılan ....TL bilirkişi ücreti, ....TL posta gideri, ....TL peşin harç, ....TL başvurma harcı olmak üzere toplam; ....TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre (kabul %85,18) ....TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMK 345. Maddesi gereğince 2 (İki) haftalık yasal süre içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır