İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/261 E. 2026/207 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/261
Karar No
2026/207
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/261 Esas KARAR NO :2026/207

DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:30/03/2026 KARAR TARİHİ:01/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket nezdinde ... numaralı Konutlar İçin ... ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... riziko adresli konuttan 16.05.2025 tarihinde davalı/borçlu tarafından yapılan hatalı tadilat/montaj işlemi neticesinde sigortalı dairenin alt katında oturan komşu daireye su sızıntısı gerçekleşerek hasar meydana geldiğini, müvekkil şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden meydana gelen hasar 40.000,00-TL olarak tespit edilmiş ve muhatabına ödendiğini işbu ödenen 40.000,00-TL tutarındaki tazminatın ödeme tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkil sigorta şirketi TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, olay sonucu sigortalıya ait mahalde meydana gelen zarara ilişkin müvekkil şirket tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporunda davalı/borçlu ... ... ve Pazarlama Anonim Şirketi sızan suların komşu daireye sirayet etmesi neticesinde doğan maddi zarardan Borçlar Kanunu'nun 49. Maddesi gereğince sorumlu tutulduğunu, işbu rücuen tazminat alacağımız olan 40.000,00-TL hasar tazminatı bedelinin ödeme tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili için davalı/borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu yasal süresi içinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşam sağlanamadığını beyan ederek, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; davacı sigorta şirketi tarafından konut sigorta poliçesi gereği dava dışı sigortalısının adresinde meydana gelen hasar nedeniyle ödenen hasar bedelinin halefiyet ilişkisine dayalı olarak davalıdan rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce öncelikle, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzeninden olan görev hususu açısından ve HMK 114/c ve 115/1. maddesi uyarınca ve usul ekonomisi de dikkate alınarak yapılan incelemede; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/968 Karar No : 2016/2426 sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/3785, Karar No : 2018/360 sayılı kararında "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No : 2014/17610, Karar No : 2017/2315 sayılı ilamına göre "Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır." Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No : 2014/21833, Karar No :2017/6568 sayılı ilamında " Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davacı sigorta şirketi tarafından konut sigorta poliçesinden kaynaklı olarak dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin sigortalının haklarına halef olarak davalıdan rücuan tazminat talebiyle başlatılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, dava dışı sigortalının gerçek kişi olduğu, sigortalanan yerin konut olduğu, davacı sigorta şirketinin halefiyet ilkesine dayalı olarak haksız fiil hükümleri uyarınca davalıya dava açtığı, uyuşmazlığın ticari nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2025/1700 E. 2025/3398 K. Sayılı ilamı) Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup bu nedenle yargılamanın her safhasında ve re’sen dikkate alınması zorunlu olmakla, HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/04/2026

Katip ... e-imzalı*

Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/261, K. 2026/207, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-261-e-2026-207-k-16e8c38eef69