İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2189 E. 2026/998 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2189
- Karar No
- 2026/998
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/2189 Esas KARAR NO:2026/998
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:24/08/2026 KARAR TARİHİ:14/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davalının ... Mah. ... İskelesi Cad. No: 65 B Blok .../İstanbul adresindeki kullanım yerinde perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek kaçak elektrik enerjisi tükettiğinin 23/06/2026 tarihli H/... seri numaralı tutanakla tespit edildiğini, bu tutanağa istinaden 985.577,35 TL tutarında ve 06/07/2026 son ödeme tarihli fatura düzenlendiğini, faturanın ödenmemesi üzerine .... İcra Dairesi 2026/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının daha önce de 21/07/2026 tarihli H/... seri numaralı tutanakla kaçak elektrik kullandığının belirlendiğini ve ilgili bedeli ödediğini, davalının mütemadiyen kaçak kullanım gerçekleştirdiğini, kaçak elektrik kullanımının haksız fiil teşkil etmesi nedeniyle müvekkil şirketin yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğunu, İİK 257/1 maddesi uyarınca ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri uyarınca yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığını, kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belgelerden olduğunu, kaçak kullanım bedeline KDV eklenmesinin yasal zorunluluk olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamını, asıl alacağa yıllık %44,4 gecikme zammı ve %20 KDV uygulanmasını, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; müvekkilin tacir sıfatına sahip olması nedeniyle görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek görev itirazında bulunduğunu, davacı şirket tarafından dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığını ifade ederek davanın reddini istediğini, .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunduğunu, dava konusu faturanın abonesiz kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla düzenlendiğini ancak müvekkilin abonelik başvurusunu yapmış olmasına rağmen davacı şirket tarafından işlemlerin geciktirildiğini ileri sürdüğünü, Kaçak/Usulsüz Elektrik Kullanım Tutanağı'nın müvekkilin imzası olmaksızın ve bilgisi dışında düzenlendiğini beyan ettiğini, iş yerinde bulunan cihazların fatura bedeli kadar elektrik tüketmesinin fiziken mümkün olmadığını vurguladığını, kaçak elektrik faturasında zorunlu olan günlük tüketim miktarının belirtilmediğini iddia ettiğini, alacağın yargılamayı gerektirmesi sebebiyle icra inkar tazminatı, faiz ve KDV taleplerinin yerinde olmadığını savunduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davasının derdest olduğunu bildirdiğini, 25.08.2026 tarihli ihtiyati haciz ara kararına itiraz ederek müvekkilin mal kaçırma ihtimalinin bulunmadığını ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını belirttiğini, davacı şirketin kamu idaresi olmadığını ve alacağın kamu alacağı niteliği taşımadığını ifade ettiğini, emsal yargı kararlarına atıfta bulunarak ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 01/10/2026 tarihli yazısı ile TTK 5/a ve 5235 sayılı Kanunun 18/A maddesi gereğince arabuluculuk son tutanağının tebliğden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde ibraz etmesi, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği hususunda davacı vekiline muhtıra çıkartıldığı görüldü. Davacı vekili tarafından 07.09.2026 başvuru tarihli arabuluculuk tutanağı sunulduğu görüldü. DELİLLER: -07.09.2026 başvuru tarihli arabuluculuk tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı vekili tarafından davalı aleyhine kaçak elektrik tutanağından kaynaklanan alacağın tahsiline dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kayden dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 5/A uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri ile bu nitelikteki itirazın iptali davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-2 maddesi gereğince, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunluluğu bulunmaktadır. Aynı maddenin açık hükmü uyarınca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Somut olay incelendiğinde; eldeki davanın açıldığı 24/08/2026 tarihi itibariyle usulüne uygun yapılmış bir arabuluculuk başvurusunun bulunmadığı, davacı tarafça arabuluculuk başvurusunun dava açıldıktan sonra 07/09/2026 tarihinde yapıldığı ve anlaşamadıklarına dair son tutanağın dava tarihinden sonraki bir tarihte düzenlenerek mahkememize sunulduğu tespit edilmiştir. Dava şartı olan arabuluculuk, niteliği itibariyle "sonradan tamamlanabilir" bir dava şartı değildir. HMK Madde 115/2 kapsamında sonradan tamamlanmasına olanak tanıyan süre verilmesi mekanizması, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş ancak tutanağın dava dilekçesine eklenmemiş olması haliyle sınırlıdır. Dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusu, dava açılış anındaki yapısal dava şartı noksanlığını geriye dönük olarak iyi niyetli adımlarla dahi olsa iyileştiremez. Bu itibarla, davanın açıldığı tarihte zorunlu dava şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından, davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın, 6102 sayılı TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 17.603,42-TL harçtan mahsubu ile kalan 16.871,42-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan maktu vekalet ücretinin (45.000,00-TL) davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, tarafların vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/10/2026
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır