İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/206 E. 2026/773 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/206
Karar No
2026/773
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/206 Esas - 2026/773 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2026/206 KARAR NO: 2026/773

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/03/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026 K. YAZIM TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 2024 - 2025 yılları arasında bir takım ürünlerin alım satım işlemi gerçekleştirildiğini, davalı şirketin, müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalara karşılık ödeme yapmadığını, müvekkilinin ticari defterlerine göre en az 444.300,00 TL bakiye alacakları bulunduğunu, bu alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara Batı İcra Dairesinin ..... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek, davalının haksız itirazının iptali ile asıl alacak ve ferileri yönünden ticari faizleriyle birlikte takibin devamına, davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davacı yan arasında uzun zamandır süregelen bir ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin, davacı taraftan ürün siparişinde bulunduğunu, ürünler geldiğinde sipariş edilen ürünlerden farklı oldukları görülünce derhal davacı tarafa bu durumun itiraz yolu ile bildirildiğini ancak davacı şirket yetkilisinin, sorun olmadığını şayet satışı gerçekleşirse kendilerine ödemelerinin yapılmasını söylediğini, aradan geçen süreye rağmen satış olmayınca müvekkili tarafından 24.09.2025 tarihli ...... numaralı iade e-faturanın düzenlenip davacıya gönderildiğini ve ürünlerin de iade edilmek istendiğini ancak davacı tarafça nakliye ücreti konusu bahane edilerek ürünlerin teslim alınmayacağının beyan edildiğini, müvekkilince davacı şirket yetkilisinin sözüne itibar edildiğini ancak karşılığında iyi niyetli olmayan tutum ve davranışlarla karşılaştığını beyan ederek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, noter ihtarı, 29/07/2026 ve 06/08/2026 tarihli bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, faturalardan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ....... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 14/10/2025 tarihli ödeme emri ile toplam 444.300,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 16/10/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 22/10/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 16/03/2026 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturadan kaynaklanan toplam 422.867,00 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2025 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. Davalı şirket kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan 29/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davalı şirkete ait incelenen ticari kayıtlarda davacı ile yıllardır süre gelen ticari ilişkinin bulunduğu görülmüştür. İcra takibine konu; 05.04.2024 tarihli 267.900,00 TL ve 27.02.2025 tarihli 176.400,00 TL tutarlı faturaların davalı şirket muhasebe kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiştir. İcra takibine konu olan faturalardan sonra da ticaret devam etmiş, davalı şirket tarafından davacı şirkete belirli aralıklarla çek ve banka yoluyla ödemeler yapılmıştır. Davalı şirketin adresinde yapılan incelemede rapor ekinde sunulan cari hesap özetine göre 2024 yılı sonunda 545.564,80-TL bakiye olduğu görülmektedir. 2025 yılında da ticari ilişki devam etmiş ve söz konusu iade bedeli bakiyeden düşüldükten sonra kalan 21.433,00-TL 23.10.2025 tarihinde iş bankası hesabından ödenerek hesabın kapatıldığı görülmektedir. Davalı şirket kayıtlarında 24.09.2025 tarihli iade faturasına ilişkin muhasebe kaydı bulunduğu görülmüştür. Rapor ekinde sunulan noter ihtarnamesinde davacı tarafın söz konusu iade faturasını kabul etmediği ve fiili mal iadesinin gerçekleşmediğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Ancak Kahramankazan Vergi dairesinden gelen 2025 yılına ait Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi Formunda bu iade faturası görülmektedir..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davacı şirket kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan 06/08/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davalının genel olarak iade edilen ürünlerin geri alınmamasına itiraz ettiği, davacının yasal defterlerinin incelenmesi sonucunda davalı ile ticari ilişkileri kapsamında bir çok fatura kaydı ve ödeme kaydının bulunduğu, davalının 2025 yılı sonu itibari ile davacıdan 364.964,00 TL alacağı olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.

Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin, 22.01.2016 tarih, 2015/3319 Esas, 2016/314 K. sayılı “ Taraflar arasında ticari ilişkinin başlangıcından itibaren düzenlenen faturaların ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafın süresinde faturalara itiraz ettiğine yada faturaları iade ettiğine dair delil ve belge ileri sürülmediği dikkate alındığında, asıl davada davacının faturalara dayalı alacağının varlığını H.M.K.'nun 222.maddesi uyarınca ispatlamış olduğunun kabulü gerekir” şeklinde ilamı, Yine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/271 esas-2019/471 1 karar sayılı ve 10.10.2019 günlü ilamı ile “... Taraf vekillerinin asıl davaya yönelik karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre bir mal satın alan tacirin bu mala ait alım faturasını kendi ticari defterlerine kaydetmiş olması, malın teslimine karine teşkil etmektedir.” Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamakta olup davalı tarafından gönderilen iade faturası davacı tarafça kabul edilmemiştir. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 422.867,00TL kadar alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kabulüne, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin takip konusu faturalardan kaynaklı bakiye 422.867,00 TL üzerinden devamına, 2-422.867,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 28.886,05 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.000,02 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 23.886,03 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 6.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 732,00 TL başvurma harcı, 104,00 TL vekalet harcı, 5.000,02 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.836,02 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yargılamada yapmış olduğu 18.000,00 TL bilirkişi ücreti, 866,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 18.866,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 67.658,72 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.01/10/2026

Katip .... e-imza Hakim .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/206, K. 2026/773, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-206-e-2026-773-k-a05f80a66cf3