İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/200 E. 2026/200 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/200
Karar No
2026/200
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/200 Esas - 2026/689 T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/200 Esas KARAR NO : 2026/689

DAVA : Tazminat (Trafik- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/11/2021 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 25/09/2026 Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen 27/11/2024 tarihli .... sayılı kararın İstinaf edilmesi üzerine ..... Hukuk Dairesinin 19/02/2026 tarihli .... sayılı kaldırma kararı üzerine mahkememizin yeni esas numarasına kaydı yapılan dosyanın yapılan açık yargılaması sonununda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: 19/03/2014 tarihinde dava dışı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile dava dışı ... sevk ve idaresinde ... plakalı aracın çarpışması neticesinde ... plakalı araçta yolcu olan davacı müvekkili ...'nın malul - sakat kaldığını, müvekkilinin araçta yolcu olup kusura katılma etkisinin bulunmadığının, içerisinde yolcu bulunduğu ... plakalı aracın .... sigortasının davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yapılmış olduğunu, müvekkilinin kaza neticesi ağır şeklide yaralandığını, eski sağlığına kavuşamadığı, davalı sigorta şirketine başvurduklarını, yasal süre içeresinde çözüm bulmadığını, arabuluculuğa başvurduklarını sonuç alamadıklarını, buna göre HMK 107. Maddesine göre şimdilik 200,00.TL bakıcı gideri, 300,00.TL geçici iş görmezlik, 9.500,00.TL daimi iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 10.000,00.TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; ... plakalı aracın davalı müvekkili sigorta şirketinde ... poliçesi ile sigortalı olduğunu, ölüm ve sakatlık halinde kişi başına 244.035,45 TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmelerinin nedeni mutlak suretle bu miktarda ödeneceğini, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını, huzurdaki davanın iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacıya 23/03/2016 tarihinde 21.990 TL ödemeye yapıldığını, zararın karşılanmış olup davacının başkacı bakiye zararlarının bulunmadığını, 2016 senesinde yapılan ödeme ile birlikte davacı tarafından 26/11/2021 tarihinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğunu, aradan 5 yıl 8 ay geçtiğini, KTK'daki 2 yıllık hak düşürücüsü süre içerisinde davanın ikame edilmediğini, buna göre davanın reddi gerektiğini, bu sürenin hakim tarafından resen gözetilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın sigorta tahkim komisyonuna başvurmuş olduğunu, buraca talebin kısmen kabulü ile 1.974,55 TL'nin 25/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Sigortadan tahsiline karar verilmiş olduğunu, kararın kesinleştiğini, davacının da bu sefer eldeki 9.500 TL daimi iş görmezlik tazminatı talep ettiğini, kesin hüküm bulunduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının zararının müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme ile karşılandığını, davacıya yapılan ödemenin denetlenmesi bakımından da Yargıtay kararlarında belirtildiği şekilde ödeme tarihinden verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, kusura ilişkin olarak da sigortalı aracın kusur oranının tespiti için .... kusur raporu alınması gerektiğini, ... tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, geçici iş görmezlik tazminatının ... sorumluluğunda olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur yönünden ise davacının araçta yolcu olup, sigorta araç sürücüsünün ise arkadaşı olduğundan araçta hatır için taşındığını, buna göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, tedavi evraklarında davacının lezyonlarının baş ve boyun olarak bildirilmesi, yaralanma bölgeleri şikayetleri incelendiğinde davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığının sabit olduğunu, buna göre en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren ticari temarrüt avans faizi talebinin haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz hükmedilecek ise davalı tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesi gerektiğini, açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini savurmuştur. Davacı ...'nın kusurlu görülün ... plakalı aracın içinde yolcu bulunduğu anlaşılmıştır. .... Başvuru tarihi ve Sayısı .... Karar tarihi ve Karar Sayısı:.... olan Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı, ... plakalı araç sürücüsünün kaza tespit tutanağında % 100 kusurlu olduğu belirtildiğinden, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemede de % 100 kusur oranına göre hesaplama yapıldığı anlaşılmakla kusura ilişkin olarak yeniden inceleme yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır. .... tarafından düzenlenen 25/04/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle; 19/03/2014 tarihli kazaya bağlı çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %9,0 olduğunu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğunu, Kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavisi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 (üç) hafta olduğunu, Tıbbi iyileşme süresinin 2 (iki) aya kadar uzayabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Maluliyet raporuna itiraz üzerine .... tarafından düzenlenen 19/06/2023 tarihli maluliyet raporunda özetle; 03/08/2013 tarih, .... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve .... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 2 (iki) aya kadar uzayabileceğini, Dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Taraf vekillerinin itirazı üzerine .... tarafından düzenlenen 25/07/2024 tarihli raporda özetle; 1982 doğumlu ...’nın 19.03.2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının, Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme ile meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; %4.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve 28/09/2021 tarihli Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin sadece çalışma gücünün kaybına (%60-emeklilik için kullanılan) yönelik Ek-1 bölümü dışında her hangi bir bölümü bulunmadığı, .... sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü ve 11 Ekim 2008 tarihli Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde ise Ek-1 bölümüne ilaveten meslek hastalıklarının bulunduğu Ek-2 bölümü ve meslekte kazanma gücünün belirlenmesine yönelik liste ve cetvellerin bulunduğu Ek-3 bölümünü içerdiği dikkate alındığında, Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı belirlenmesi için mutlaka bu Ek-3 bölümü bulunan yönetmelikten yararlanıldığı, İyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 2 (iki) aya kadar uzayabileceğini, Dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Aktüerya bilirkişisi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 07/10/2024 tarihli raporda, yapılan hesaplama sonucunda davacı ...'nın; geçici iş göremezlikten kaynaklanan bakiye tazminat tutarının 952.94.TL olduğu (Olay tarihinde (19.03.2014) itibariyle .... poliçesi tedavi giderleri (klozu) teminat limit tutarının 268.000,00 TL olduğunu), Sürekli işgücü kaybından kaynaklanan davalı sigorta şirketinden .... poliçesi ölüm ve sakatlanma teminat limiti kapsamında talep edebileceği tazminat tutarının 244.035,45 TL ( .... poliçesi ölüm ve sakatlanma klozu bakiye teminat limit tutarı) olduğunu, geçici bakıcı giderinden kaynaklanan tazminat alacağının bulunmadığı sonuç ve kanaati belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 25/10/2024 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; Daimi İş Göremezlik Tazminatı talepleri olan 244.035,45-TL'nin, (9.500,00 TL olan daimi iş göremezlik tazminatı taleplerinin HMK 107/1-2. Maddesi uyarınca 234.535,45-TL artırarak) Geçici İş Göremezlik Tazminatı talepleri olan 952,94-TL'nin, (300,00 TL olan geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin HMK 107/1-2. Maddesi uyarınca 652,94-TL artırarak) - Bakıcı Gideri talepleri olan 200,00-TL'nin, davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, talep edilen alacak ve tüm dava değerine davalının temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen 27/11/2024 tarihli ....sayılı kararı ile : ''....Davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, A) Davacı tarafın sürekli iş görmezlik ile geçici iş görmezlik tazminat talebinin KABULÜ İLE, 195.228,36.TL Sürekli iş göremezlik tazminatı İle 762,35.TL Geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere TOPLAM 195.990,71.TL maddi tazminatın, poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 13/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, B) Davacı tarafın bakıcı gideri tazminat talebinin REDDİNE,'" karar verilmiştir. Davacı vekili ile davalı vekilinin istinafları üzerine dosya .... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 19/02/2026 tarihli ....sayılı kararı ile kaldırılmıştır. .... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 19/02/2026 tarihli .... Karar sayılı kaldırma kararında: ''... 1-Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de (Bölge Adliye Mahkemesinin ve Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları 6100 sayılı HMK’nın 303/1. maddesinde; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Kesin hükümden söz edebilmek için ilk kararın mahkemece hükme bağlanması şart olmayıp, uyuşmazlık konusunda tarafların tahkim yoluna gitmeleri halinde, Hakem/Hakem Heyetlerince verilen esasa ilişkin kararların da usulünce kesinleşmesinden sonra, kesin hüküm oluşturacağından aynı uyuşmazlık konusunda yeniden dava açılmaz. Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değil demektir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine, aynı kazadan kaynaklı olarak geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ödetilmesi istemiyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından işin esası incelenerek talebin kabulüne dair itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararın taraflara tebliğinden sonra itiraz edilip edilmediği, itiraz edilmiş ise ne yönde karar verildiği ve kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, yukarıda açıklandığı üzere, ... tarafından verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğinin tespit edilmesi halinde davacının artan maluliyetinin bulunmadığı ve gelişen durumun da söz konusu olmadığı gözetilerek, davacının ... tarafından incelenip karara bağlanarak kesinleşen hususta eldeki davayı açtığının tespit edilmesi halinde kesin hükmün varlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle işin esasına girilerek talebin kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. 2-Kabule göre de; 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerekir. Bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli, yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacaktır (.... karar sayılı kararı). Gelişen durumun varlığı halinde, gelişen durumun sona ermesinden itibaren zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği, diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin tespiti önemlidir. Somut olayda; dava konusu kaza sonrasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 18/03/2016 tarihinde maluliyeti nedeniyle 21.990,00 TL tazminat ödemesi yapıldığı, bu ödemeden sonra davacının bakiye zararının ödetilmesi istemiyle ...'na başvurması üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 18/10/2016 tarih.... sayılı karar ile davacının maluliyetinin %4.2 olduğu, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilerek alınan aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda bakiye zararın 1.974,55 TL olduğu tespit edilerek ... Sigorta A.Ş.’den tahsiline karar verildiği, bu karar sonrasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya bakiye alacağın 09/11/2016 tarihinde ödendiği gözetilerek KTK’nın 111. maddesi kapsamında hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir. ...Taraf vekillerinin istinaf başvurularının esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına,'' karar verildiği tespit edilmiştir. .... müzekkere yazılarak.yuşmazlık Hakem Heyetinin Başvuru tarihi .... Karar tarihi ve Karar sayısı .... sayılı kararının komisyon nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmış olduğundan, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararın taraflara tebliğinden sonra itiraz edilip edilmediği, itiraz edilmiş ise ne yönde karar verildiği ve kesinleşip kesinleşmediği bildirilmesi istenilmiş, taraflara tebliğine ilişkin Barkod no: .... ve Barkod no: .... barkod numaları iki adet tebligatın tebliğe çıkarıldığının bildirilmiş, yazılan müzekkereye verilen 26/06/2026 tarihli cevabında: .... tarafından posta telgraf tarafından temin edilen ... tebligat barkod numarası .... olan tahkime başvuran tarafa kararın tebligatının tebliğine ilişkin belgelerin gönderildiği, 01/11/2016 tarihine ... isimli kişiye tebliğ edildiğine dair dökümlerin gönderildiği görülmüş olup hakem heyet kararına itiraz edilmediği tespit edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çift taraflı meydana gelen trafik kazasında yaralanmasından dolayı davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısına karşı açtığı bakıcı gideri, geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatlarına ilişkindir. .... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 19/02/2026 tarihli .... Karar sayılı kaldırma kararı kapsamında, somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine, aynı kazadan kaynaklı olarak geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ödetilmesi istemiyle .... başvuruda bulunulduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından işin esası incelenerek talebin kabulüne dair itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararın taraflara tebliğinden sonra itiraz edilip edilmediği, itiraz edilmiş ise ne yönde karar verildiği ve kesinleşip kesinleşmediği araştırılmış olup bu kapsamda Hakem Heyetinin Başvuru tarihi ...., Karar tarihi ve Karar sayısı ....sayılı kararının .... ... barkotlu tebligat ile 01/11/2016 tarihine tebliğ edildiği, itiraz edilmediğinden kesinleştiği tespit edilmiş olup ... tarafından verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği, mahkememizce davacıya yönelik alınan maluliyet raporu ile davacının artan maluliyetinin bulunmadığı ve gelişen durumu da söz konusu olmadığı gözetilerek, davacının .... tarafından incelenip Hakem Heyetinin Başvuru tarihi ...., Karar tarihi ve Karar sayısı ....9 sayılı kararının kesinleştikten sonra eldeki davayı açtığının tespit edildiğinden HMK.nun 114/2-i.bendine göre bu durum kesin hükmün oluşturması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1 -Davanın USULDEN REDDİNE, 2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.TL karar ve ilam harcından, dava açılışında alınan 59,30.TL peşin harç ve talep artırım ıslah nedeniyle alınan 804,00. TL ıslah harcı olmak üzere toplam 863,30.TL'nin mahsubu ile fazla alınan 131,30.TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen 27/11/2024 tarihli....sayılı kararın İstinafça kaldırılmadan önce davalı ... sigorta şirketi hakkında yazılan 23/01/1025 tarihli ... Harç Tahsil nolu müzekkeresinde belirtilen 12.524,83.TL bakiye karar harcının Uyap üzerinde yapılan kontrolde davalı sigorta şirketinden tahsil edildiğinden, karar kesinleştiğinde istemi halinde davalı ... Sigorta şirketine iadesine, 3) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00. TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen 27/11/2024 tarihli .... sayılı kararın İstinafça kaldırılmadan önce davalı ... sigorta şirketi hakkında yazılan 23/01/1025 tarihli .... Harç Tahsil nolu müzekkeresinde belirtilen 1.318.65.TL arabulucuk ücretinin Uyap üzerinde yapılan kontrolde davalı sigorta şirketinden tahsil edildiğinden, karar kesinleştiğinde istemi halinde davalı ... Sigorta şirketine iadesine, Yine aynı kaldırılan karara göre davacı hakkında yazılan 23/01/1025 tarihli .... Harç Tahsil nolu müzekkeresinde belirtilen 1,35.TL arabulucuk ücretinin Uyap üzerinde yapılan kontrolde davacıdan tahsil edildiğinden, karar kesinleştiğinde istemi halinde davacı tarafa iadesine, 4) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5) Davalının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesi uyarınca dava usulden red edildiğinden buna göre 45.000,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine, 6) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin e duruşmada yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, olmak üzere, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı.23/09/2026

Katip .... ¸e-imzalıdır.

Hakim .... ¸e-imzalıdır.

¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/200, K. 2026/200, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-200-e-2026-200-k-0624c8c62032