İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/195 E. 2026/428 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/195
- Karar No
- 2026/428
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/195 Esas KARAR NO : 2026/428
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/03/2026 KARAR TARİHİ : 09/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı, müvekkiline ait kambiyo senetlerinden kaynaklanan borcunu, senetlerin vadesinde ödemediğini, borcun ifasından ısrarla kaçındığını, müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek amacıyla .... İcra Dairesi’nin 2017/... E. sayılı dosyası ve .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takipleri başlatıldığını, davalı, aradan geçen onca zamana karşın borcunu ifa etmediğini ve takipleri sonuçsuz bıraktığını, müvekkilinin malvarlığı değerinin reel karşılığının eritildiğini, her ne kadar icra takiplerinde asıl alacak ve işlemiş faiz talep edilmiş ise de, somut olayın ekonomik gerçekliği karşısında sırf avans faiziyle yetinilmesi, müvekkilinin uğradığı fiili ve reel kaybı telafi etmeye yetmeyeceğini, müvekkilinin uğradığı munzam zararın varlığı açık olduğunu, davalının, .... İcra Dairesi’nin 2017/... E. sayılı dosyası ile .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyalarına konu senet alacaklarını süresinde ödememesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı munzam zararın mevcut olduğunun tespitini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL munzam zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı asilin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 2017 yılı Ekim ayında maddi zorluk yaşaması sebebiyle davacının babası ...'den borç para aldığını, borç alınacak paranın toplamı 120.000,00TL olarak anlaşıldığını, ödenmesi konusunda anlaşılan bu paranın bir kısm davalıya muhtelif tarihlerde ödendiğini, paranın tamamı talep edildiğinde ikinci bir senet imzalamasını istediğini, paranın tamamının ödenmesi için ikinci senedin imzalandığını ve toplamda 130.000,00TL alındığını, borç alınan paraların ödenmesi için davacı tarafa başvurulduğunda 800.000,00TL istenildiğini, zaman ilerledikçe talep edilen meblağın daha da arttığını, bu talep edilen paraları ödeme gücünün olmadığını, şu an avukatlık masraflarını dahi ödeyemediğini beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı tarafından davalı aleyhine kambiyo senedinden kaynaklı alacağının tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibinden kaynaklı munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Dairesi’nin 2017/... Esas ve .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyalarında yürütülen takipler kapsamında davalının ödeme yapmaması sebebiyle davacının alacağını makul süre içerisinde tahsil etmesini engelleyerek davacının malvarlığında temerrüt faizini aşan reel kayba sebebiyet vermiş olduğu iddiasıyla her bir icra takibi bakımından 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL munzam zarar tazminatının HMK m.107 hükmü uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu maddedeki sıra ile dava şartlarının mevcut olup olmadığı mahkememizce incelenecektir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2026/522 Esas, 2026/439 Karar Sayılı, 17/04/2026 Tarihli "Dava; kambiyo senedine dayalı olarak girişilen takibe bağlı alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. ... 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır. Aynı yasanın 5. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, 5/3. maddesinde de, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Görev hususu kamu düzeninine ilişkin olup, yargılamanın, her safhasında re'sen gözetilmelidir. Davacının munzam zarar iddiası, kambiyo senetlerine mahsus icra takibinden kaynaklandığından eldeki dava, mutlak ticari dava mahiyetinde olup görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda eldeki işbu davada mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmıştır. Uyuşmazlığın temelini oluşturan munzam (aşkın) zarara ilişkin olarak yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 122/1. maddesinde de "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesi bulunmaktadır. Bundan hareketle uygulamada munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanununda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durumdur. Munzam zarardan sorumluluk, borçlunun temerrüde düşmekteki kusuruna dayanan bir sorumluluk olup kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlunun temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlü olup borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını kanıtlayarak munzam zarar sorumluluğundan kurtulabilir. TBK'nın yukarıda belirtilen maddesi uyarınca borçlunun munzam zarardan sorumlu tutulabilmesi için uğranılan zararın varlığı ile miktarının davacı tarafından kanıtlanması gerekmekte olup soyut olarak aşkın zarar iddiası, enflasyon oranı, paranın alım gücü gibi değişkenlik arz eden durumlar bu zararın varlık ve miktarı için yeterli değildir. Örneğin davacının burada alacağını gününde alamaması nedeni ile başka bir bankadan kredi aldığını ve özellikle bu krediyi davalının borcunu vaktinde ödememesi nedeni ile aynı gün vadesi gelmiş başka bir borcunu ödemek üzere aldığını ispatlamış olması gerekir. (Bkz: Fikret Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015,Yetkin yayınları syf:1106-1107). Somut olay bakımından dosyamız arasına celp edilen icra dosyaları ve davacı vekilinin beyanı kapsamında yapılan incelemede davalı tarafından henüz icra dosyalarına yahut davacıya haricen yapılan herhangi bir ödemenin bulunmadığı anlaşılmış olup bu doğrultuda yukarıda açıklanmış olduğu üzere munzam zarar talep edilebilmesi için öncelikle davalı tarafından yapılmış bir geç ödemenin bulunması, söz konusu geç ödeme sebebiyle davacının temerrüt faizi ile karşılanmayan zararının bulunması gerekmekte olup ödeme yapılması ihtimalinden öte fiili bir ödemenin bulunması şarttır, henüz ödeme yapılmadığı bir aşamada davacının işbu davayı açarak munzam zarar talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılmış, mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2019/2460 Esas, 2020/29 Karar Sayılı, 22/01/2020 Tarihli ilamı da nazara alınarak aşağıdaki şekilde davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açmış olması sebebiyle istinaf yasa yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının HMK m.114/1-h ve 115 hükümleri uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, 2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcı başlangıçta dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığı, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığını, 5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 6.000,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı asilin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/06/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.