İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1869 E. 2026/853 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1869
- Karar No
- 2026/853
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1869 Esas KARAR NO : 2026/853
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/10/2026 KARAR TARİHİ : 27/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın, CNC otomotiv parçaları üretimi yapan bir işletme olup, şirket yetkilisi ...'in yaşadığı ekonomik zorluklar sebebiyle işletmesini devretmeyi düşündüğü bir dönemde, güvendiği ... tarafından ... isimli kişi ile tanıştırıldığını, ...’ın güven ilişkisi ve sektördeki itibarı nedeniyle müvekkili ...’e de güvendiğini; ... ise kendisini otomotiv sektöründe birçok şirketi olan bir iş insanı olarak tanıttığını, ... isimli firmayı da devraldığını beyan ettiğini, müvekkilinin, ...’nın sahibi olduğu iddiasını desteklemek amacıyla ... ile mevcut durumda ... isimli firmanın yetkilisi olan ... arasında düzenlenen devir sözleşmesi gösterilmiş; ayrıca başka firmalara ilişkin fotoğraflar ve belgeler müvekkiline gösterilerek müvekkilinin güveninin kazanıldığını, ardından müvekkilinin, ...’nin de iştirakiyle ...’nın üretim tesisine götürülmüş; burada çalışan personel, makineler ve üretim faaliyetleri gösterilerek şirketin aktif ve ciddi bir üretim kapasitesine sahip olduğu izleniminin oluşturulduğunu, ... ve müvekkili firma arasında işletmenin devri, CNC tezgâhlarının kiralanması, üretim işbirliği ve ileride şirket birleşmesi yapılacağı yönünde kapsamlı taahhütler verilmiş; kira bedelleri, CNC kullanım ücretleri ve teknik-donanımsal destekler detaylı şekilde kararlaştırıldığını, bu kapsamda bir ön protokol düzenlendiğini, ...'in, ... isimli firmanın resmi devir işlemlerinin devam ettiğini resmi devir gerçekleştikten sonra müvekkilinin firmayı da devralacağını ifade ettiğini, bu güven ilişkisi içerisinde ...'in ,kısa süre içinde 7.000.000 TL üzerinde mal getireceğini, ortak üretime başlanacağını söyleyerek müvekkilden farklı tarihlerde toplam 7.690.000,00 TL bedelli çekler aldığını , ancak vaat edilen hiçbir ticari faaliyet gerçekleşmemiş; mal sevkiyatı yapılmamış; verilen sözlerin tamamı sonuçsuz kalmıştır. Ticari hacmini büyütmek için müvekkilden mal getirileceği ifade edilerek müvekkilin iradesini aldatmak suretiyle avans çeki alınmış ve bu çeklere konu ticari ilişkinin de gerçekleştirilmediğini, bu olaylara ilişkin olarak müvekkil tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2025/... soruşturma numarasıyla şikayette bulunulmuş olup sürecin devam ettiğini dolayısıyla savcılık soruşturması sonucu ortaya çıkacak deliller, işbu ticari uyuşmazlığın temelini oluşturan hile, güvenin kötüye kullanılması ve gerçekte var olmayan alacak yaratma girişimlerini de aydınlatacağını belirterek anlatılan tüm bu nedenler le; .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı dosyasından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin dava sonuna kadar teminatsız durdurulmasına, dava sonunda da davaya konu, çekin bedelsiz kaldığının tespitine,çek hakkında ödeme yasağı konulmasına, davacı müvekkilinin davalı taraflara borçlu olmadığının tespitine, davaya konu çeklerin iptaline ve iadesine, davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte kanunda öngörülen şekilde arabuluculuk son tutanağını dosyaya ibraz etmediği görülmüştür. Muhtıra ile davacı tarafa arabuluculuk anlaşamama belgesinin aslını ya da aslı gibidir onaylı suretini sunması için usulüne uygun olarak bir haftalık kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonucu ihtar edilmiştir. Mahkememizin 08/10/2026 tarihli işbu muhtırası davacı vekilinin e-tebligat adresine 13/10/2026 tarihinde yapılmış ve verilen kesin süre içinde davacı vekili tarafından dosyaya herhangi bir beyan dilekçesi sunulmamış arabuluculuğa ilişkin evrak da ibraz edilmemiştir. TTK md. 5/A hükmü “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklindedir. Hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere menfi tespit davası açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun’un 18/A/2 maddesi “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindedir. Bu maddeye göre, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesinde sunulmaması halinde davacıya bir haftalık kesin süre verilir. Yargıtay 9. HD 2020/932 Esas ve 2020/5773 Karar sayılı ilamında “O halde uyuşmazlıkta hakimin UYAP üzerinden bu belgeye erişebilir olması nedeniyle belgenin fotokopisinin sunulmasının yeterli olup olmayacağı hususu üzerinde özellikle durulması gereklidir. 7036 sayılı Kanunda öngörülen belgenin dosyaya ibraz yükümlülüğü taraf ve vekillerine aittir. Bu meyanda, iş yargılamasında resen araştırma ilkesi de geçerli olmadığından, araştırma mükellefiyetinin hakime yüklenmesi de yerinde olmayacaktır. Aksi halin kabulünde UYAP sistemi üzerinden ulaşılabilecek her türlü bilgi ve belgenin hakimlerce toplanması sonucu ortaya çıkar ki bu durumunda mevcut yargılama sistemi ile bağdaşmayacağı açıktır. Açıklanan nedenlerle; taraf veya vekillerinin 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” elden veya UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz etmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı cihetle, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği kabul edilmekle…” şeklinde, hâkimin UYAP üzerinden arabuluculuk anlaşamama son tutanağını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını içtihat etmiştir. Somut olayda yukarıda açıklandığı üzere, mahkememizce verilen kesin süreye rağmen yasaya uygun bir şekilde arabuluculuk tutanağı sunulmadığı görülmüş, dosyada karar numarası alındıktan sonra gerekçeli karar yazım aşamasında davacı tarafından sunulan arabuluculuk tutanağı kesin süre içinde sunulmadığından ve mahkemece karar verildikten sonra sunulduğundan sonuca etki etmeyeceği anlaşıldığından arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 6.400,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır