İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/17 E. 2026/56 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/17
Karar No
2026/56
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/17 Esas KARAR NO : 2026/56

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 12/01/2017 KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... müşterek çocuk ...'a gebe kaldığında İstanbul'da özel bir hastane olan ... adında ki hastaneye başvurduğunu ve bu hastanede çalışan Kadın Doğum Uzmanı ... kontrolü altına girerek doğum öncesi gebelik takibini yaptırdığını, tüm gebelik takibi boyunca ... müvekkilinin çocuğunun sağlıklı olduğunu belirttiğini, müvekkilinin doğum yaptığını ve müşterek çocuk ...'ın 29.03.2012 tarihinde down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, tıbbı özen eksikliği nedeniyle aile küçük ...'ın down sendromlu olarak doğacağından haberdar olamadığını, doğum kontrollerinin yapıldığı hastane gerekli teknik donanıma sahip olmasına ve doktorun uzman olmasına rağmen doktorun gerekli tıbbi özenin gösterilmemesi ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmesi sonucunda küçük ... tüm yaşamı boyunca taşıyacağı bir yük omuzlarına yüklendiğini, ...'ın down sendromuna bağlı olarak farklı hastalıklarının da mevcut olduğunu, ...'ın down sendromlu olduğu için tüm yaşamı boyunca diğer sağlıklı çocuklardan daha farklı, masraflı ve yorucu bir özel eğitime ve özel bakıma muhtaç olduğunu, ...'ın özel bakıma muhtaç çocuk olması nedeniyle normalde çalışan ve çalışmaya hayatına devam edecek olan annesinin bundan sonra özel bakıma muhtaç çocuk yüzünden çalışamayacağını, anne ve baba tüm yaşamı boyunca işgöremez bir evlada sahip olduklarından tüm yaşamı boyunca ...'ın bakacak besleyecek, özel eğitim ve özel bakım masrafları, ek ders ücretleri vs. sayısız masraf yapacaklarını, işbu dava bakımından da gebelik sürecini takip eden ...'ın belirtilen açıklamalar ışığında özen ve aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmediğini ve bu nedenle müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradıklarını, müvekkillerinin doğan zararının tazmini bakımından 1.000,00 TL maddi tazminatın fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline, müvekkilleri için toplamda 225.000,00 TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı yana tahmiline karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu dava Tüketici Mahkemesi huzurunda ikame edilmiş ise de; taleplere dayanak gösterilen hukuki ilişkinin temeli ve davalı olarak husumet yöneltilen müvekkili şirketin hukuki sıfatı nedeniyle dava konusu ihtilafın çözümü asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girmekte olduğunu, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, esasa geçilerek sigortalı hekimin tıbbi uygulaması irdelenecekse; 6100 sayılı HMK 61. Mad.2. Fıkrası gereğince dava neticesinden etkilenecek olan, dava konusu ile hukuki menfaat ilişkisi bulunan kişi ve kurumlara davanın ihbarını talep ettiklerini, sigortalı hekimin ve müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu için hukuki şartlar oluşmadığını, dava konusu olguda tıbbi uygulama hatası bulunmamakta olduğunu, gebelik takibinde herhangi bir özen eksikliği ya da hata söz konusu olmadığını, davacının dava konusu haline getirdiği şikâyetlerinin oluşmasında sigortalı hekime atfedilebilecek bir kusur ya da ihmal bulunmadığından tüm tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, down sendromunun anne karnında tanılanabilmesi ihtimalinde hekimin yapacağı herhangi bir müdahale veya tedavi ile bu sonucu değiştirmesinin mümkün olup olmadığının tespiti bakımından uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, ihtilafın çözümü Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanına girdiğinden, davanın görev yönünden reddine, davanın ...’e ve ...’a ihbarına, uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, olguda tıbbi uygulama hatasından söz edilemeyeceğinden davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -... İl Sağlık Müdürlüğü'nün yazı cevabı -... 10. İcra Müdürlüğü'nün yazı cevabı -... Üniversitesi ... Eğitim Araştırma Hastanesi'nin yazı cevabı -21/01/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu -16/02/2026 tarihli adli tıp raporu -28/04/2023 tarihli adli tıp raporu -İstanbul Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen ... tarihli raporda özetle; " Down Sendromlu olduğunun doğumdan önce tespit edilemediği iddia edilen ... oğlu, 29/03/2012 doğumlu ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin tetkikinde; Küçüğün annesinin ...’de gebelik takiplerini yaptırdığı, 10/10/2011 tarihinde ikili testinin istendiği ancak sonucunun bulunmadığı, 29/03/2012 tarihinde doğumun gerçekleştiği, dış görünümünde dismorfik bulgular olması nedeniyle genetik analiz istenen küçüğe yapılan analiz sonucunda Down Sendromu tanısı aldığı anlaşılmakla; Küçüğün annesinin yaşı itibariyle artmış Down Sendromu insidansı konusunda aydınlatılmasının beklendiği, küçüğün annesinin gebelik takibi sırasında ikili testin önerildiğinin kayıtlı olduğu ancak Kurulumuzun... tarih, ... karar numaralı Müzekkeresinde test sonuçlarının istenmesine rağmen bu testin sonucunun gönderilmediği, genel tıbbi bilgiye göre vücut hücrelerindeki kromozom sayısındaki fazlalıktan kaynaklanan genetik bir anormallik olan Down Sendromunda tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, risk değerlendirmesi yapılan bu testler ile doğacak bebekte Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre sonografik görüntüleme sonuçları göz önüne alınarak bir risk oranı belirlendiği, test sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceğinin bilindiği, test sonucunun söz konusu hastalığın kaç gebenin birinde karşılaşılabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski bulunduğu, bebekte doğumdan sonra tespit edilen Down Sendromu’nun intrauterin rutin yapılan obstetrik ve/veya ilgili uzmanlar tarafından yapılabilen ikinci düzey ultrasonografi tetkiklerinde de tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği, tüm bu bulgular göz önüne alındığında; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ...’in uygulamalarına tıbbi hata atfedilemeyeceği, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten davalı idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı, tıbbi uygulama hatası tespit edilmeyen durumlarda dava konusu tıbbi uygulamaya bağlı maluliyet oranlarına ilişkin değerlendirme yapılmadığı, ancak Mahkemenizce bu hususlarda değerlendirme isteniyorsa Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’ndan görüş alınmasının uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor tanzim edilmiştir. -Mahkememiz dosyasına Kadın Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı ve Perinatoloji uzmanı , tıbbi genetik uzmanı, radyoloji uzmanı ve sigorta hukuku uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından sunulan 21/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ...'nın ... tarafından gerçekleştirilen gebelik takiplerinde, özen yükümlülüğünün ihlali neticesinde ve yeterince aydınlatma yapılmaması nedeniyle ... 'nın down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve böylelikle davacının rahim tahliyesini seçme ve gebeliği sonlandırma imkânının ellerinden alındığına dair iddiasının değerlendirilmesi sonucunda; adıgeçen doktorun “mesleki faaliyeti nedeniyle maddi ve manevi zarardan sorumluluğu bulunmadığı, diğer mesleki faaliyetini ifa ederken, bu faaliyeti nedeniyle herhangi bir zarara sebebiyet vermediği görüş ve kanaatine varılmıştır. -Mahkememiz dosyasına sunulan 16/02/2026 tarihli adli tıp raporunda özetle; "A.Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 7.İhtisas Kurulu’nun ... tarih, .....karar numaralı mütalaasında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ...’in uygulamalarına tıbbi hata atfedilemeyeceği, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten davalı idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı şeklinde rapor düzenlendiğinin kayıtlı olduğu, B.Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 7.İhtisas Kurulu’nun ... tarih, ... sayılı mütalaasında tanımlanan veriler çerçevesinde, hekimin eylemine ait atfı kabul kusur bulunmaması nedeniyle dava konusu olayla illiyetli olarak 29.03.2012 doğumlu, ... ’da saptanan bulguların ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, C.Ancak ... 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... tarih ... esas sayılı yazısında maluliyet oranı sorulması üzerine küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle ...tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr 1 I (10A….65)A %100, E cetveline göre %100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş ve kanaate varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı nezdinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında, sigortalı dava dışı hekim tarafından hamileliğin takibi sonucunda davacı küçüğün down sendromlu olarak doğması sebebine dayalı olarak açılan davacı çocuk ... için maddi- manevi tazminat, diğer davacılar olan anne ve baba için ise manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlığın; davalı nezdinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin... kapsamında sigortalı dava dışı hekim tarafından hamileliğin takibi sonucunda davacı küçüğün down sendromlu olarak doğması olayında, davalı şirket sigortalısı hekim tarafından gerekli tıbbi müdahale ve bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı, bundan dolayı hekimin kusuru bulunup bulunmadığı ve davalı sigorta şirketinin talep edilen maddi ve manevi tazminattan sorumlu olup olmayacağı noktasındadır. Davacılar vekili müvekkili ...'nın müşterek çocuğu ...'a gebe kaldığında ... adında ki hastaneye başvurduğunu ve bu hastanede çalışan Kadın Doğum Uzmanı ... kontrolü altına girerek doğum öncesi gebelik takibini yaptırdığını, tüm gebelik takibi boyunca ... müvekkilinin çocuğunun sağlıklı olduğunu belirttiğini, müvekkilinin doğum yaptığını ve müşterek çocuk ...'ın 29.03.2012 tarihinde down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, tıbbı özen eksikliği nedeniyle aile küçük ...'ın down sendromlu olarak doğacağından haberdar olamadığını, doğum kontrollerinin yapıldığı hastane gerekli teknik donanıma sahip olmasına ve doktorun uzman olmasına rağmen doktorun gerekli tıbbi özenin gösterilmemesi ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmesi sonucunda küçük ...'nın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, down sendromu hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olduğunun müvekkili küçük...'un bu işgöremezlik hali nedeni ile maddi zarara uğradını ve bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeni ile manevi zarara uğradığını, anne ve babası olan davacıların hayat boyu çocuklarının down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceklerinden manevi zarara uğradıklarını ve bunların tazminini talep etmiştir. Tüm bu bilgi ve belgeler ile açıklamalar bir bütün olarak mahkememizce değerlendirildiğinde; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk ... bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmadığı, maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaatin kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemeyeceği, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun de yararlanacağı şüphesiz olup benzer uyuşmazlıktaki Yargıtay 11 HD 23.11.2023 tarihli, ... E., ... K. sayılı kararı da bu doğrultudadır. Bu nedenle davacı küçük hakkında açılan maddi ve manevi tazminat istemli davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacılar ... ve ...'nın manevi tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede ; hasta ve doktor ilişkisi vekalet ilişkisi kapsamında değerlendirilir. Vekil vekalet görevine konu olan işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yönetimini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Bu kapsamda Mahkememizce Yargıtay uygulamaları kapsamında dosyanın ATK'ya tevdi edildiği, İstanbul Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen 28/04/2023 tarihli raporda ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin tetkikinde küçüğün annesinin ...’de gebelik takiplerini yaptırdığı, 10/10/2011 tarihinde ikili testinin istendiği ancak sonucunun bulunmadığı, 29/03/2012 tarihinde doğumun gerçekleştiği, dış görünümünde dismorfik bulgular olması nedeniyle genetik analiz istenen küçüğe yapılan analiz sonucunda Down Sendromu tanısı aldığı, küçüğün annesinin gebelik takibi sırasında ikili testin önerildiğinin kayıtlı olduğu ancak test sonuçlarının istenmesine rağmen bu testin sonucunun gönderilmediği, genel tıbbi bilgiye göre vücut hücrelerindeki kromozom sayısındaki fazlalıktan kaynaklanan genetik bir anormallik olan Down Sendromunda tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, risk değerlendirmesi yapılan bu testler ile doğacak bebekte Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre sonografik görüntüleme sonuçları göz önüne alınarak bir risk oranı belirlendiği, test sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceğinin bilindiği, test sonucunun söz konusu hastalığın kaç gebenin birinde karşılaşılabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski bulunduğu, bebekte doğumdan sonra tespit edilen Down Sendromu’nun intrauterin rutin yapılan obstetrik ve/veya ilgili uzmanlar tarafından yapılabilen ikinci düzey ultrasonografi tetkiklerinde de tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği, tüm bu bulgular göz önüne alındığında; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı...’in uygulamalarına tıbbi hata atfedilemeyeceği, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten davalı idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı belirtilmiş olup davalı sigortalısına atfedilecek bir kusurun bulunmaması hususları nazara alındığında davacıların manevi tazminat talepleri yerinde görülmediğinden davacıların manevi tazminat taleplerinin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcının başlangıçta peşin olarak alınan 31,40 TL peşin harç ve 740,50 TL tamamlama harcı toplamından mahsubu ile bakiye 39,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebi yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 10/3-4. maddeleri uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13 maddesi uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ... 'dan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı (e duruşma) ,davalı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma) ihbar olunan vekili yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/17, K. 2026/56, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-17-e-2026-56-k-61e62698d6a7