İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1441 E. 2026/866 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1441
- Karar No
- 2026/866
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1441 Esas KARAR NO : 2026/866
DAVA : Tapu İptal ve Tescil Talebi DAVA TARİHİ : 25/07/2023 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptal ve Tescil Talebi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı vekili müvekkilinin davalı ... A.Ş. tarafından yapımı gerçekleştirilen ... ili ... ilçesi 382 ada 43 parsel’de yer alan ...’da G blok 40. kat 705 numaralı taşınmazın satış sözleşmesi kapsamında 18.10.2014 tarihinde satın almış olduğunu belirtmiştir. Satış bedelinin 338.000,00.-USD Kısmının ödendiğini 20.000,00.-USD bakiyenin kaldığını, bakiye bedelinin davalı şirketin iflas süreci nedeniyle ödenmediğini belirtmiştir. Taşınmazın 30.06.2017 tarihinde tesliminin vaat edildiği ancak davalı şirket tarafından taşınmazın teslim edilmediğini, natamam halde olduğunu, tapu tescilinin yapılmadığını, tapu kaydında davalı şirketten kaynaklanan ipotekler olduğunu, ipotek taraflarının diğer davalılar olduğunu, müvekkilinin ise takyidatlardan ari Tapu tescilini istediğini belirtmiştir. Davalı ipotek taraflarının ipotek tesis etmeden önce yapması gereken incelemeleri yapmadığını da belirterek, sonuç ve talep olarak; Davanın kabulünü, tüm ipotek ve hacizlerin karar kesinleşinceye kadar durdurulması için teminatsız olarak cebri icrai satışa engel mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile söz konusu taşınmazın müvekkili adına tüm takyidatlardan ari olarak tapuda kayıt ve tescilini, taşınmazın kaydı üzerinde tesis edilen tüm ipoteklerden müvekkilinin sorumlu olmadığının tespiti ile tüm ipoteklerin fekkine tüm hacizlerin fekkine ipotek ve hacizlerin terkin edildiğinin tapu müdürlüğüne bildirilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep etmişlerdir. CEVAP: ... T.A.Ş. cevap dilekçesinde özetle: Davalı vekili adi yazılı şekilde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının adi yazılı vadi sözleşmeden doğan taleplerini yalnızca ... A.Ş.’ye karşı ileri sürebileceğini, 30.09.1988 tarihli YİBGK kararı gereğince de ipoteği fekkinin talep edilemeyeceğini, ipoteğin tesisi esnasında taşınmazın davacıya satıldığını müvekkili tarafından bilinmediğini belirtmiştir. Adi yazılı satış sözleşmesinin imza tarihinde taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğunu da belirterek, Netice ve talep olarak da, açıklanan tüm bu sebepler ile haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmektedirler. Ak Finansal Kiralama cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu taşınmaz üzerine müvekkili şirket lehine diğer davalı ... ile müvekkili şirket arasında imzalanmış finansal kiralama sözleşmesinin teminatını teşkil edecek şekilde ve tapu kaydına güvenerek ve ipotek tesis edildiğini resmi şekil şartlarına aykırı şekilde adi yazılı yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir kredi ilişkisi ve illiyet bağı bulunmamakta olduğunu belirtmişlerdir. Sonuç ve istem olarak da, açıklanan sebepler ile haksız ve hukuki mesnedi bulunmayan davanın ipotek haklarına yönelik aleyhe talepler yönünden reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Somut olayda; davacının öncelikli talebi bağımsız bölümün tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkindir. Nitekim 22.09.2026 tarihli celsede davacı vekili de tapu iptal ve tescil kararı verilmesini talep etmiştir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının dava dilekçesi incelendiğinde; müflis ile davacı arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı olarak müflisten taşınmaz satın alındığı, sözleşme kapsamında tüm bedelin ve borcun müflise ödendiği ancak tapunun kendisine devredilmediği iddiası ile tapu iptal ve tescil talep edildiği ve talebin öncelikle tapunun davacıya geçmesi ve mülkiyet açısından aynen ifaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda müflis ile yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi neticesinde davacının öncelikli talebi olan tapu iptal ve tescil talebinin değerlendirilmesi gerektiği, davacının asli isteminin tapu iptal ve tescil talebine yönelik olması karşısında ve eğer tapu iptal ve tescil şartları var ise davacının alacağının para alacağı kabul edilerek sıra cetveline kaydedilmesinin davacı yönünden hak kaybı yaratabileceği dolayısıyla davacının asli talebi olan tapu iptal ve tescil talebinin incelenerek koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin zaruri olduğu, tapu iptal ve tescil koşullarının bulunmaması halinde davanın reddi neticesinde davacının iflas idaresine her zaman başvurarak alacağını bildirerek alacağını sıra cetveline zaten yazdırma hakkı bulunduğu bu nedenle öncelikle davacının asli talebi olan aynen ifaya yönelik tapu iptal ve tescil talebinin geçerliliğinin davacının sıfatına göre asli görevli olan Tüketici Mahkemesi tarafından incelenip değerlendirilmesi noktasında açılan işbu davada görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim iflastan sonra açılan davalarda tapu iptal ve tescil koşullarının bulunması sebebiyle müflise ait pek çok taşınmaza yönelik tapu iptal ve tescil kararı verilerek bir çok hak sahibinin tapu iptal ve tescil yolu ile aynen ifayı gerçekleştirdiği sabittir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ...E.,...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; davacının öncelikli talebi satın alınan taşınmazın mülkiyetinin adına tescili; mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının davalı müflis yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, sözleşmenin açıklanan başlık kısmına göre yatırım amaçlı olduğu, dilekçe içeriğinde de taşınmazın kiraya verilmek istendiği ancak muvaffak olunamadığı açıklandığına göre, tüketici sözleşmesi niteliğinde olmayan satım sözleşmesinden kaynaklı davaya her davalı bakımından bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ... E....K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının, davalı inşaat şirketinden, ... Mevkii 1015 Ada 7 Parsel üzerine inşa edilecek olan A Blok 9. Kat 109 ve 108 nolu iki adet konut niteliğini haiz taşınmaz satın aldığı, birden fazla konut alması nedeniyle konut ihtiyacını gidermek amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği ve bu sebeple tüketici konumunda olmadığı, taşınmazların ticari işletme faaliyeti gereği satın alındığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı, buna göre davaya bakmak görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır.(İstanbul BAM 18. H.D. ... E. - ... K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 13 HD...E....K. ve Dairemizin ... E. - ...K. Sayılı kararı.) Her ne kadar asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yoksa da, görev kurallarının kamu düzeninden olması nedeniyle, uyuşmazlık çıkaran mahkemelerce sınırlı olmaksızın yargı yeri belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı kanun kapsamında tüketici konumunda olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.(İstanbul BAM 18. H.D.... E. - ... K. Sayılı ilamı; Ankara BAM ...E. ...K. ve Dairemizin ... E.- ... K. ve ... E ...K Sayılı kararı.)" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ... E.,... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının iki adet konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, birden fazla konut alması nedeniyle konut ihtiyacını gidermek amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği ve bu sebeple tüketici konumunda olmadığı, taşınmazların ticari işletme faaliyeti gereği satın alındığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı, buna göre davaya bakmak görevinin Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır.(İstanbul BAM 18. H.D. ...E. - ...K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 13 HD...E. ...K. ve Dairemizin ...E. -... K. Sayılı kararı.)" Somut olaya göre her ne kadar dava kayıt kabul davası olduğu gerekçesiyle ... 4. Tüketici Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilerek Mahkememiz esasına kaydedilmiş ise de anılan gerekçelerle davanın aynen ifa talebine dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğu anlaşılmakla karşı görevsizlik kararı verilerek davanın davacının sıfatına göre aynen ifa talebi yönünden Tüketici Mahkemesinde görülmesinin gerektiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin ... 4. TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğuna, 3-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de ... 4. TÜKETİCİ MAHKEMESİ tarafından görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 01/10/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.