İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1387 E. 2026/1002 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1387
Karar No
2026/1002
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1387 Esas KARAR NO : 2026/1002

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 20/07/2026 KARAR TARİHİ : 27/10/2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile müflis ... A.Ş. arasında 25.11.2012 tarihli "..." adı altında 1+1 daire satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz yerine getirerek ödemelerini tamamladığını ancak müflis şirketin taahhüt ettiği konutu teslim etmemesi üzerine, müvekkilince ... 8. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme feshedildiğini ve ödenen paranın iadesi talep edildiğini ancak müflis şirket tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödemenin yapılmaması üzerine müflis aleyhine (iflastan önce) 8.12.2014 tarihinde ... 1. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibinin, borçlu müflis şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini ve borçlu tarafından herhangi bir itirazda bulunulmayarak kesinleştiğini, icra dosyası haciz aşamasındayken müflis şirketin iflas ettiğini ve taraflarınca 03.06.2025 tarihli dilekçe ile alacaklarının iflas masasına kaydı için başvuru yapıldığını ancak İflas Masası tarafından düzenlenen sıra cetvelinde alacakları yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle başvuruları reddedildiğini beyan ederek davanın kabulüne, müvekkilinin müflis şirketten olan iflas öncesi alacağının, kesinleşmiş takip masrafları ve icra vekalet ücreti ile birlikte toplam 140.266,46 TL olarak davalı iflas masasına kayıt ve kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müflis şirket ile 25.11.2012 tarihinde imzalandığı iddia edilen adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak alacak kaydı talebinde bulunduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü amir olduğunu, somut olayda, davacının dayandığı sözleşme tarihi 2012 yılı olup, davacı tarafın kendi beyanına göre sözleşme ... 8. Noterliği’nin ... tarihli ihtarnamesi ile feshedildiğini, fesih tarihi itibarıyla alacağın muaccel hale geldiği ve zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı kabul edildiğinde, huzurdaki davanın açıldığı 20.07.2026 tarihi itibarıyla on yıllık genel zamanaşımı süresinin çoktan dolduğu açıkça görüldüğünü, zaman aşımının, alacak hakkını sona erdirmese de borçluya borcu ifa etmekten kaçınma hakkı veren bir def'i niteliğinde olduğunu, davacı tarafın alacak iddiasına dayanak teşkil eden ...tarihli "..." başlıklı belge, hukuki niteliği itibarıyla bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğunu, Türk hukuk sisteminde taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan veya bu borcu doğuran sözleşmelerin geçerliliği, tarafların iradelerinin ötesinde, kamu düzeninden sayılan sıkı şekil şartlarına bağlandığını, Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi, "Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır." hükmünü amir olduğunu, bu genel kuralın özel bir yansıması olan Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi ise taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerliliğini açıkça resmi şekil şartına bağladığını, kanun koyucu, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet değişikliklerinin yaratacağı ekonomik ve hukuki sonuçların ağırlığını gözeterek, tarafları acele karar vermekten korumak ve tapu sicilinin sıhhatini temin etmek amacıyla bu sözleşmelerin noter huzurunda "düzenleme şeklinde" yapılmasını zorunlu kıldığını, sözleşme metni incelendiğinde, müflis şirketin doğrudan satıcı sıfatıyla hareket ettiği ve davacıya bir konut teslim borcu altına girdiğinin görüleceğini, tüketiciye yönelik konut satışlarında, satıcının yüklenici olması, taşınmaz satış vaadinin resmi şekil şartına tabi olduğu gerçeğini değiştirmediğini, davacı tarafın sunduğu 24.06.2026 tarihli bilirkişi raporunda alacağın 4. sıraya kaydedilmesinin uygun olduğu yönündeki görüşün, sözleşmenin şekil geçersizliği hususunu irdelemeyen, sadece matematiksel bir hesaplamaya dayanan teknik bir mütalaa olduğunu, iflas tasfiye sürecinde alınan bilirkişi raporları, iflas idaresi için bağlayıcı bir hüküm değil, yalnızca teknik bir mütalaa ve tavsiye niteliğinde olduğunu, İflas idaresinin, bilirkişinin ulaştığı sonuçları denetleme ve hukuki niteleme hatası gördüğü durumlarda bu raporun aksine karar verme yetkisine sahip olduğunu, somut olayda bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda, davacının sunduğu belgeler üzerinden bir hesaplama yapılmış olsa da, sözleşmenin şekil geçersizliği ve zamanaşımı gibi temel hukuki engeller göz ardı edildiğini, davacı tarafın, alacağının varlığını ispat etmek amacıyla bir kısım banka dekontları ve ödeme belgeleri sunduğunu ancak kayıt kabul davalarında ispat yükü, genel ispat kurallarından daha sıkı bir denetime tabi olduğunu, davacı tarafından sunulan dekontların, müflis şirkete bir para transferi yapıldığını gösterse de, bu transferin hukuki sebebinin geçerli bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığı ve bu bedelin iadesini gerektiren şartların oluşup oluşmadığı hususunda kesin bir kanaat oluşturmadığını, özellikle taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçersizliği göz önüne alındığında, yapılan ödemelerin "sebepsiz zenginleşme" temelinde iadesi gerekse dahi, bu iadenin kapsamı ve faiz başlangıç tarihi ciddi bir yargılamayı gerektirdiğini beyan ederek öncelikle davanın zamanaşımı ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde, davaya konu alacağın dayanağı olan sözleşmenin resmi şekil şartına aykırılığı ve alacağın varlığının kesin delillerle ispatlanamamış olması nedenleriyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK’nun 235 maddesi gereğince açılan kayıt kabul istemine ilişkin olup, davanın yasal süresinde açıldığı, uyuşmazlığın; davacı alacağının müflis şirketin iflas masasına kaydının gerekip gerekmediği, kayıt yapılacak ise miktarının tespiti hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. m).Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nun 195/1. maddesinde "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekmektedir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. Davacının talebi, davalı müflis şirketten olan alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne ilişkindir. Davacının talebine konu alacak hakkında ... 1. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile müflis şirket hakkında 08/12/2014 tarihinde takip başlatmış olduğu, takibin davalı şirketin iflasına karar verilmesinden önce kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının sıra cetveline kaydını talep etmiş olduğu alacak için iflas tarihinden önce takip başlatmış olduğu ve takibin kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla sıra cetveline kaydı talep edilen alacak yönünden iddiasının ispatlanmış olduğu (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 02.12.2019 tarih, ... Esas,... Karar sayılı ilamı) sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile davacının müflis şirketten olan 140.266,46 TL alacağının ...3. İflas Müdürlüğü'nün...İflas sayılı dosyasına kayıt ve kabulüne karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davacının müflis şirketten olan 140.266,46-TL alacağının ... 3. İflas müdürlüğünün ...İflas sayılı dosyasına KAYIT VE KABULÜNE, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta başkaca harç alınmasına yer OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 1.464,00 TL ile tebligat ve posta masrafı 60,00 TL olmak üzere toplam 1.524,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/10/2026

Katip e-imzalı

Hakim e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1387, K. 2026/1002, T. 27.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1387-e-2026-1002-k-db0381af2860