İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/133 E. 2026/647 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/133
Karar No
2026/647
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/133 Esas KARAR NO : 2026/647

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/02/2026 KARAR TARİHİ : 08/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu aleyhine yetkili ... İcra Dairesi'nde 2026/... Esas numarası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın yetkili icra dairesinden gönderilen ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etiğini ve takibin durduğunu, takibe konu asıl alacağın 290.000,00 TL'lik kısmının, davalı tarafça keşide edilen ve müvekkili şirkete teslim edilen 30.12.2024 vade tarihli, 290.000,00 TL bedelli çekten kaynaklandığını, söz konusu çekin, davalı borçlu tarafından müvekkili şirketin ambalaj makinası bedeline karşılık teslim edildiğini, ancak çek tahsil edildiği halde ambalaj makinelerinin müvekkiline teslim edilmediğini, takibe konu alacağın kalan 110.000,00 TL'lik kısmının, müvekkili şirket tarafından davalıya çeşitli tarihlerde banka kanalıyla gönderilen bedellerden oluştuğunu, ödemelerin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında avans olarak gönderildiğini, karşılığında herhangi bir mal veya hizmet alınamadığını beyanla itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet ve görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin iddia olunan borca dayanak alım satım ilişkisini kanıtlar nitelikte sözleşme, ticari satımda düzenlenmesi TTK’ya göre zorunlu olan fatura ya da herhangi bir surette borcun dayanağı yazılı belge ya da senede davaya konu icra takibinde dayanmadığını, davacının davasını ispat edemediğini ve icra takibi ile işbu davanın kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Bilindiği üzere Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, söz konusu uyuşmazlıklar TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalar arasında sayılmamıştır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Tüm bu düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte ele alındığında, somut olayda; mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlık bulunmayıp, bu nedenle ancak her iki tarafın tacir sayılması/ davanın nispi ticari dava niteliğinde olması halinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından yapılan incelemede ise; Küçükköy Vergi Dairesi'nin 09/06/2026 tarihli cevabi yazısı uyarınca davalının işletme hesabına göre ikinci sınıf tacir olarak defter tuttuğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılan araştırmada da davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan hususlar karşısında tek başına davacının tacir olması davayı nisbi ticari dava haline getirmeyeceğinden, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın HMK'nın 114-1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 20/1 maddesi gereğince, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine ilişkin kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-HMK 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara ALINMASINA, Dair verilen karar; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/09/2026

Katip ... E imza

Hakim ... E imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/133, K. 2026/647, T. 08.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-133-e-2026-647-k-b2b6dc920776