İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1002 E. 2026/872 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1002
- Karar No
- 2026/872
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1002 Esas KARAR NO :2026/872
DAVA:Alacak DAVA TARİHİ:29/07/2011 KARAR TARİHİ:25/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin içinde bulunduğu ... grubu tarafından Almanya başta olmak üzere bir çok ülkede davalı şirketler tarafından görevlendirilen kişilerce "yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği" garantisi ile bir banka gibi davranılmak suretiyle binlerce Türk vatandaşından mevduat toplandığını, davacıdan da aynı şekilde kanuna aykırı olarak 151.805,00-DM (karşılığı 155.000,47-TL)'nin tahsil edildiğini, para yatırma makbuzunun daha sonra geri alınarak, 06/04/2000 tarihi itibariyle parasının işleyişini gösteren ortaklık durum belgesi adlı bir belgenin verildiğini, davacının daha sonra parasını geri almak istediğinde ise, defalarca davalı şirketlere telefon ettiğini, geri ödeme talep ettiğini ancak sonuç alamadığını, bunun üzerine 18/04/2008 tarihinde .... Noterliği arayıcılığıyla ihtarname göndererek paranın iadesinin talep ettiğini, ancak sonuç alınamadığını, davalılar tarafından yürütülen faaliyetin kanunlara açıkça aykırı olduğunu, Bankalar Kanununun, TTK.nun ihlal edildiğini, Sermaye Piyasası Kanununa aykırı davranıldığını, davalı şirketlerin yönetim kurulu üyeleri hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinde nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığını, ancak davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, ... grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıkça anlatıldığını, bu kapsamda izinsiz hisse satışı yapıldığını ve faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak kar dağıtıldığını, davalı ...'ın yönetim kurulu başkanı sıfatı ile diğer davalılar ile birlikte davacının zararlarından TTK. 336 maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, şirket yönetiminin bedelleri tam olarak ödenmeden hamiline yazılı hisse senedi ihraç ettiklerini, söz konusu hisse senetlerinin izinsiz olarak ihraç ettiklerini, esas sözleşmede bir hüküm ya da genel kurul kararı olmaksızın hisse senetlerinin primli olarak ihraç edildiğini, bu nedenle şirketlerin davacının alacağının tahsil edilmesi konusunda ... ile birlikte sorumlu olacaklarını, şirket ortaklık durum belgesinin davacının şirketlerin ortağı olduğunu göstermeyeceğini belirterek, davalılar tarafından davacıya SPK, TTK, BK ve diğer kanunların ilgili hükümleri doğrultusunda geçerli bir hisse senedi devri yapılamayacağının tespit edilmesine, bu doğrultuda davacının davalı şirketlerle hukuka uygun olarak kurulmuş bir ortaklığının bulunmadığının tespit edilmesini, davacıdan tahsil edilen 151,805,00-DM (77.616,66-EURO) karşılığı 155.000,47-TL'nin en yüksek avans faizi ile birlikte iade edilmesine, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ... İnş. Tarım A.Ş. yönünden şirketin merkez adresinin Konya'da bulunduğunu, bu davalı yönünden yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca esasa ilişkin olarak da, davacı ile davalı şirketler arasında ortaklık ilişkisi olduğunu, davacının her iki şirketin ortağı olduğunu ve iradesi doğrultusunda ödediği bedel karşılığında davalı şirketlere ortak olduğunu, payların kaydedildiğini, bir kısım hisse senetlerini 3. şahıslara devrettiğini, kar payının dağıtılmadığı dönemde dava açılarak "ben ortak değilim, ortaklığın geçersizdir" iddiasının ileri sürülmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının şirketlerin ortağı olması nedeniyle davadaki taleplerine TTK. 329 maddesinin hukuki engel oluşturduğunu, kendisinin kandırılarak ortak yapıldığı iddialarının doğru olmadığını, bir an için bunun doğru olduğu düşünülse bile BK.31 maddesindeki hak düşürücü sürenin dolduğunu, hileli bir durumunda söz konusu olmadığını, davacının taleplerinin BK 126. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, davalılar tarafından ortaklık durum belgesi veya tahsilat makbuzu adlı bir belge düzenlenmediğini, bu belgelerdeki imzanın davalı şirket yetkililerine ait olmadığını, davacının iddia ettiği bedeli değil şirket kayıtlarında ortaklık pay bedeli olarak gözüken bedeli ortaklık payı olarak yatırdığını, ...'ın herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirterek, öncelikle davacı ile davalı şirketler arasında ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı sorusunun cevaplandırılması gerektiğini ve bunun da davalı şirketlerin defterlerinin incelenmesiyle ortaya çıkacağını, yapılan inceleme sonucunda davacının davalı ... A.Ş. ye ait pay defterinde ortaklık kaydı bulunduğunu bu nedenle de TTK. 329 maddesi gereğince davacının hisse senedi talebi edemeceğinin açıklığa kavuşacağınını, şayet davacının pay defterinde kaydı bulunmadığı ortaya çıkar ise bu takdirde haksız fiil kurallarının, BK 31. maddesi ve diğer kuralların uygulanıp uygulanamayacağının, davanın süresinde açılıp açılmadığının tartışılması gerektiğini, bu nedenlerle davalılar aleyhine açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/... Esas sayılı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/... Esas sayılı dosyası ile 17/10/2008 tarihinde açılmış olup, 6110 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve HSK 1. Dairesi'nin 16/05/2011 tarihli 879 sayılı ve 11/07/2011 tarihli 1298 sayılı kararları gereğince dosyanın mahkememize devir olduğu, mahkememiz 2011/... esasına kaydedilen dava hakkında mahkememiz 2012/... karar sayılı 25/09/2012 tarihli kararı ile davacının davalı ... hakkında açmış olduğu davanın husumet nedeniyle reddine, davacının davalı şirketler hakkında açmış olduğu davanın esastan reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Mahkememizin kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/6/2014 tarihli kararı ile bozulmakla mahkememiz 2015/... esasına kaydedilmiş, 2017/... karar sayılı 25/12/2017 tarihli kararı ile davanın kabulü ile 155.000,47-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davalı yanın hisse senedinin iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkememiz kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/988 esas 2019/6403 karar sayılı 10/10/2019 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verilmiş mahkememizin 2020/... esasına kayıt olmuştur. Davaya konu ... ... A.Ş'nin ünvanının ... ... A.Ş. olarak değiştirildiği, bilahare ... Holding A.Ş.'ye devredilmesi suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve unvanının ... Holding A.Ş. olarak değiştiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkememiz 03/11/2020 tarihli celsesi 1 nolu ara kararı ile Yargıtay İlamı doğrultusunda dosyada tespit edilen eksikliklerin incelenilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de davalı vekilinin celse arası sunulan 03/11/2020 tarihli dilekçesi ile dosyanın incelenmesi neticesinde 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesine eklenen Geçici 4. Madde gereği bilirkişi ara kararından rücu edilmesine karar verilmiştir. Mahkememizin ... Karar sayılı 22/03/2021 tarihli kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/5325 Esas ve 2023/7503 Karar sayılı 19/12/2023 tarihli kararıyla bozulmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir. Mahkememizden verilen 22/03/2021 tarih ve ... sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/12/2023 tarih ve 2022/5325 Esas ve 2023/7503 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dava mahkememizin 2024/272 dosya esasına kaydedilmiştir. Mahkememizin ... Karar tarihli 30.09.2024 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/72 Esas ve 2025/2774 Karar sayılı 24.04.2025 tarihli "Mahkemenin 25.12.2017 tarihli, 2015/445 E. ve 2017/1003 K. sayılı kararının gerekçesinde, "...bu durumda davalı yanın zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı (çünkü ödeme olgusunun doğduğu an itibariyle zaman aşımı dikkate alınacağı), işin esasına bakıldığında, davacı yanca bu tutarın ödendiği sabit olmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir..." denilerek davanın kabulü ile 155.000,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davalı yanın hisse senedinin iadesi talebinin reddine karar verilmiş olup anılan bu karara karşı davalı şirketler vekilince temyiz kanun yoluna (iki sayfadan ibaret temyiz dilekçesinde zaman aşımına ilişkin bir temyiz nedenine rastlanmamıştır) başvurulmuş ise de, Dairemizin 10.10.2019 tarihli, 2018/988 E. ve 2019/6403 K. sayılı kararının (1) numaralı bendi ile davalı şirketler vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, (2) numaralı bent ile borcu sona erdiren ödeme vakıasının yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olduğu da gözetilerek dava konusu edilen alacağın belirlenmesi, davacı tarafından tahsil edilen bir bedelin bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken sunulan belgeler incelenip değerlendirilmeksizin ve gerekçede ödeme savunması hakkında bir hususa yer verilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği bildirilerek hükmün bu yönden davalı şirketler yararına bozulmasına karar verilmiştir. Anılan bu ilama karşı davalı şirketler vekilince karar düzeltme yoluna da başvurulmamış olmakla, zamanaşımı def'inin reddi hususunda davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bu şekilde davacı yararına zamanaşımı def'inin reddi yönünde usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin davalı şirketler hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi." Gerekçeli kararı ile bozulmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. Bilirkişi 28.08.2026 tarihli raporunda; Dosya kapsamında yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde; 1. Dosya kapsamındaki hisse devir belgeleri, BACO başlıklı belge, Kasa Tediye Makbuzu ve diğer ortaklık kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının uhdesinde 1.915 adet hisse bulunduğu tespit edilmiş olup, davacının dava dilekçesinde esas aldığı 78,25 DM birim hisse değeri dikkate alındığında hisse bedelinin 149.848,75 DM, bunun 76.616,66 Euro ve dava tarihi (17.10.2008) TCMB döviz kuru (1 Euro = 2,0193 TL) esas alındığında 154.711,60 TL karşılığı bulunduğu hesaplandığını, ancak, dosya kapsamındaki Yargıtay'ın 10.10.2019 tarihli bozma ilamı ile mahkemenin, davacı ile davalı arasında hukuken geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı ve davacı tarafından ödenen bedelin iadesi gerektiği yönündeki hükmünün onanmış olması karşısında, davacının ortak sıfatına dayanarak hisse bedeli talep edip edemeyeceğinin hukuki değerlendirmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğunu, 2. Dosya kapsamındaki hisse devir belgeleri, BACO başlıklı belge, Kasa Tediye Makbuzu ve diğer ortaklık kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının davalıdan toplam 63.128,73 DM (32.277,21 Euro) tahsil ettiğinin kabulü halinde; Sayın Mahkemece Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda taraflar arasında hukuken geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının ve davacı tarafından tahsil edilen bu tutarların dava dilekçesinde talep edilen 77.616,66 Euro bedelden mahsubunun gerektiğinin değerlendirilmesi halinde, davacının bakiye alacağının 45.339,45 Euro olduğu, bunun dava tarihi (17.10.2008) TCMB döviz kuru (1 Euro = 2,0193 TL) esas alındığında 91.553,95 TL karşılığına ulaştığının hesaplandığını, 3. Dosya kapsamındaki hisse devir belgeleri, BACO başlıklı belge, Kasa Tediye Makbuzu ve diğer ortaklık kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının davalıdan toplam 63.128,73 DM (32.277,21 Euro) tahsil ettiğinin kabulü ile birlikte; Sayın Mahkemece davalı taraf savunmalarında belirtilen 71.226,00 Euro tutarının davacı tarafından davalıya ödenen bedel olarak esas alınması halinde, mahsup işlemi sonucunda davacının bakiye alacağının 38.948,79 Euro olduğu, bunun dava tarihi (17.10.2008) TCMB döviz kuru (1 Euro = 2,0193 TL) esas alındığında 78.649,29 TL karşılığına ulaştığının hesaplandığını bildirmiştir. Davacı yan eldeki davada, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine belge karşılığında davalıya para verdiğini, kısa bir süre sonra parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, ... Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, davacının şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını, davalı şirketin zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 151,805,00-DM (77.616,66-EURO) karşılığı 155.000,47-TL'nin ödeme tarihinden itibaren en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıdan "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para tahsil edilip edilmediği, geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davacının davalı şirketin ortağı olup olmadığı, davacının ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanıp kullanmadığı, şirket ortağı değil ise davacının zarar miktarı, zararın davalıdan talep edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 28.05.2010 tarih 7573 sayılı nüshasının 209. Sayfasının incelenmesinde; davalı ... ... A.Ş. nin ünvanının ... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. olarak değiştirildiği ve yine Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 17/07/2012 tarih ve 8113 sayılı nüshasının 105-110. sayfalarına göre de yeni ünvanı ile davalı ... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. nin ... Holding A.Ş. nin bünyesine girerek ... Holding A.Ş. ne devredilmesi suretiyle birleştirildiği anlaşılmıştır. Yine davacı, davalı ile arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını iddia etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/4603 Esas, 2016/6789 karar sayılı ilamında 2015/15419 Esas 2016/4922 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; ... Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan hisse senetleri geçersiz olup hiçbir değer taşımayacağından ortaklığa dayanak alınamayacağı gibi nominal değer atfedilerek düşüm yapılmamıştır. Somut olayda, davalı şirketin davacının şirketin ortağı bulunduğunu belirtmesine rağmen davacının yatırmış olduğu paranın istendiği an kendisine geri ödeneceğini inandırıp, davacı üzerinde güven telkin ettiği, davalı şirketin yöneticileri hakkında ceza mahkemelerinde davalar açıldığı, açılan davaların sonucunun uzun bir süreç aldığı da gözetildiğinde davalının davada zaman aşımı süresinin dolduğu yönündeki itirazının TMK'nun 2. maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğinden, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının reddi gerekmektedir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28/09/2017 tarih 2016/5199 esas 2017/4830 karar sayılı ilamında ... "Davalı şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazıların ekine ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14/09/2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurt dışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, havayoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09/05/1999 tarihli tutanakta ... Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ...'un imzalı ifadesinde, ... şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki ... şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ... Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır." şeklinde olup, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında belirtildiği üzere davalı Şirketlerin birleşmesi ve kayda alınmasına yönelik olarak Sermaye Piyasası Kuruluna verdikleri 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılarda ortak olunan şirketlere yönelik hisse, bu şirketlere bildirilen adres ve kimlik listesi, ortakların almış oldukları hisseleri kimden aldıkları, ortaklara yapılan tediyeler ile ortaklardan yapılan tahsilat dağılımına yönelik listeler sunulduğu, davalı şirketlerce ilk derece mahkemesince kendilerine verilen kesin süre içerisinde hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup, vs. yöntemler ile yapılan araştırmalar sonucu tespit edildiğinin tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediği iddia edilmiş ise de bu yönde dosyaya davalı şirketlerce herhangi bir yazılı bilgi ve belgenin sunulmadığı, sunulan bir kısım belgenin ise fotokopi olup aslının dosyaya ibraz edilmediği gibi, 14/09/2000 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemler ile yurt dışından para toplandığı ve toplanan paraların davalı tarafından kayda alınmış olduğu, bu hale göre davalı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde birlikte hareket ederek para toplamak amacıyla ortaklık durum belgesi, hisse senedi gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal işlenmiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para toplayıp, para tahsil edilen ortakların düşük nominal bedeller ile şeklen ortak gibi gösterildiği, paranın istenilmesi durumunda ise paranın ortaklara iade edilmediği, böylece taraflar arasında gerçek bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirketlerce Sermaye Piyasası Kuruluna yazılan 30 ve 31 sayılı yazılar ve ekinde ki listeler ile CD'ler incelenmek suretiyle davacılardan herhangi bir tahsilat yapılıp yapılmadığı, tahsilat yapılmış ise davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilerek hisse senetlerinin nominal bedeli de düşülmeden iadesi gerekeceği, alınan bilirkişi raporunda; hisse devir belgeleri, BACO başlıklı belge, Kasa Tediye Makbuzu ve diğer ortaklık kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi ile davacının uhdesinde 1.915 adet hisse bulunduğu tespit edilmiş olup, davacının dava dilekçesinde esas aldığı 78,25 DM birim hisse değeri dikkate alındığında hisse bedelinin 149.848,75 DM, bunun 76.616,66 Euro ve dava tarihi (17.10.2008) TCMB döviz kuru (1 Euro = 2,0193 TL) esas alındığında 154.711,60 TL karşılığı bulunduğu, davacının davalıdan toplam 63.128,73 DM (32.277,21 Euro) tahsil ettiği ve davacının bakiye alacağının 45.339,45 Euro olduğu, bunun dava tarihi (17.10.2008) TCMB döviz kuru (1 Euro = 2,0193 TL) esas alındığında 91.553,95 TL karşılığına ulaştığı açılan davanın bu miktar üzerinden kabulü gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... hakkında verilen kararın kesinleşmiş olduğu gözetilerek bu davalı hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, ... Holding A.Ş. Ve ... ... A.ş. (Birleşme ve unvan değişikliği nedeniyle ... Holding A.Ş.) yönünden 91.553,95-TL'nin 29/07/2011 (dava tarihi) tarihinden işleyecek olan avans faizi ile birlikte (kesinleşen davalı ... aleyhine hükmedilen tutarla tahsilde tekerrür olmamak üzere ve müteselsilen olacak şekilde) davalı şirket ve davalı ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 3-Alınması gerekli 6.254,05 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.092,60 TL harcın mahsubuyla bakiye 4.161,45 TL harcın davalı şirket ve davalı ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 14,00 TL başvurma harcı, 2.092,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.106,60. TL'nin davalı şirket ve davalı ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 34.595,40 TL yargılama giderinin davalı şirket ve davalı ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... Holding A.ş. Tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 7-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık yasal süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır