İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/964 E. 2025/1155 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/964
- Karar No
- 2025/1155
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/964 Esas KARAR NO : 2025/1155
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin ..., çelik ve metal ürünleri üzerine faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalı ... arasında 15/06/2025 tarihinde 19.500 kg metal plaka ve plazma saç kesimi alımına ilişkin sözlü ticari anlaşma yapıldığını, taraflar, toplam 750.000 TL bedel üzerinden anlaşmış olduğunu, bu bedel içerisinde vade farkı da dahil olduğunu, anlaşmaya göre; "Davalı ..., en geç 15.07.2025 tarihine kadar müvekkile ürünleri teslim edecektir. Müvekkil şirket ise bedeli 01.11.2025 tarihli çek ile ödeyecektir. Müvekkil ilgili çeki 20/06/2025 tarihinde çeki davalı tarafı lehtar olarak yazarak teslim etmiştir."bu kapsamda müvekkili, ... ... Şubesi’ne ait, seri numarası ... olan, 01.11.2025 keşide tarihli ve 750.000 TL bedelli çeki davalıya verdiğini, ancak davalı, yükümlülüğünü hiçbir şekilde yerine getirmediğini, malları teslim etmediği gibi, malları teslim etmesi gereken tarihten itibaren telefonları açmayarak iletişimi kesmiş olduğunu, iş yerini kapatmış ve piyasada birçok esnafla bu şekilde problemler yaşadığına dair haberler duyulmaya başlandığını, müvekkilinin tüm iyi niyetli girişimlerine rağmen davalıya ulaşamamış olduğunu, daha sonra güçlükle ulaştığında fatura kesip mallarını getirmesini aksi halde verilen çekin iadesini talep etmiş olduğunu, ancak davalı taraf ne fatura kestiğini ne mal getirmiş olduğunu ne de dava konusu çeki iade ettiğini, çeki cirolayarak üçüncü kişilere vermiş olması muhtemel olduğunu, bu durumda, müvekkilinin herhangi bir edim almadan, yani hiçbir karşılığı bulunmadan, 750.000 TL tutarında çek borçlusu konumuna düşürülmüş olduğunu, müvekkilinin elinde malın olmadığını, edimin yerine getirilmediğini, çekin tamamen bedelsiz kaldığını, Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay içtihatlarına göre; edimi yerine getirmeyen satıcıya karşı verilen çek bedelsiz kaldığından geçerliliğini yitirdiğini, davalı, hem sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmediğini, hem de kötü niyetli şekilde çeki elinde tutarak müvekkilini hukuken haksız ve dayanaksız bir borçla karşı karşıya bıraktığını, müvekkili şirketin, herhangi bir sebep olmadan 750.000 TL ödeme yükümlülüğü altına sokulması, sebepsiz zenginleşme yasağına, dürüstlük kuralına ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, işbu davadan önce dava konusu ihtilafa ilişkin arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinin başlamasıyla beraber davalı tarafın, taraflarıyla sulh olmaya çalışmış olduğunu, davacı taraftan olan 72.404,44 TL tutarındaki cari hesaptan kalan borcun ödenmesi halinde çeki iade edeceğini kabul ettiğini, ancak sonrasında çeki bankada teminat olarak kullandığını söyleyerek taraflarını günlerce oyaladığını, işbu dava tarihine kadar dahi gerek davalı gerekse aynı iş yerinin sahibi olan babası ... dava konusu çeki bankadan çekebilmek adına yerine yeni bir çek koyacaklarını, yeni çeki bankaya teminata koyduktan sonra dava konusu çeki taraflarına vereceklerini ve bu sebeple dava açmama hususunu ilettiğini, dava konusuna ilişkin ... görüşmeleri taraflarında mevcut olduğunu, Mahkemece talep edilmesi halinde dosyaya sunulacağını, her ne kadar kambiyo senetleri yönünden ‘sebepten mücerretlik ilkesi’ geçerli ise de; bu ilke, keşideci olan müvekkili şirketin hiçbir karşılık almadan borç altına sokulmasını haklı kılmadığını, müvekkili 750.000 TL bedelli çeki yalnızca edimin ifa edilmesi şartıyla keşide etmiş olduğunu, ancak davalı taahhüdünü yerine getirmediğini, taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme düzenlenmediği gibi, ticari teamüllere göre kesilmesi gereken bir fatura da düzenlenmediğini, müvekkilinin bu haksız borç yükünden kurtulabilmesi, kötü niyetli davalının hukuka aykırı menfaat sağlamasını engelleyebilmesi için bu davayı açmaktan başka bir hukuki imkânı bulunmadığını, davalı taraf açık bir şekilde kötü niyetli davrandığını, davalı tarafla sulh olmaya çalıştıklarını, müvekkili haftalardır oyalanmasının ardından gelinen noktada, çekin vadesine sadece 10 gün kalmışken davalı taraftın "İstediğiniz yolu seçin, çeki durduramazsınız." beyanıyla karşı karşıya kaldığını, davalıya verilen çekin bedelsiz kaldığının tespiti yapılıncaya kadar, çekin bankalar nezdinde işleme konulmaması, ödemesinin durdurulması ve karşılıksız işlemi görmemesi için mahkemece belirlenecek uygun teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir kararının bankaya bildirilmesini, yine davalı veya çeki devralmış üçüncü kişiler tarafından açılabilecek icra takiplerinin tedbiren durdurulmasını talep ederek yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; davacının 01.11.2025 tarihli, ... ... Şubesi, seri no çift ... numaralı, 750.000 TL bedelli çeke ilişkin borçlu olmadığının tespitini, anılan çekin bedelsiz kalması nedeniyle iptalini, çekin işleme konulmaması, bankalar nezdinde ödemesinin durdurulması ve karşılıksız işlemi görmemesi için mahkemece belirlenecek uygun teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, çeke ilişkin olarak davalı veya üçüncü kişilerce açılabilecek icra takiplerinin tedbiren durdurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasıdır. Davacı vekili 10/11/2025 tarihli dilekçesinde, davadan feragat ettiklerini belirterek dosyanın kapatılmasını istemiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesinde yapılan incelemede davadan feragate yetkisinin olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, HMK'nin 307. maddesine göre davadan feragat "Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." Yine aynı Yasa'nın 311. maddesine göre, feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu hükümler gözetildiğinde davadan feragatın davaya kendiliğinden son veren bir taraf işlemi olduğunda kuşku bulunmadığı, davadan/istemden feragatın yöntemine uygun, süresinde ve üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek hususta olduğu anlaşılmış olup, bu doğrultuda aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Feragatin gerçekleştiği aşamaya göre alınması gereken 1/3 oranındaki 205,13-TL karar harcının peşin alınan 12.808,13-TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 12.602,99-TL'nin hüküm kesinleştikten sonra istemi halinde davacıya GERİ VERİLMESİNE, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar oluşturulmasına yer olmadığına, 5-İhtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, davacı tarafından davadan feragat edildiğinden karar kesinleştiğinde dava konusu çek için konulan ödeme yasağına ilişkin kararın kaldırılmasına ve ilgili bankaya müzekkere YAZILMASINA, 6-Davacı tarafından yatırılan teminatın 6100 sayılı HMK'nun 392/2'nci maddesi uyarınca davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması hâlinde yatırana İADESİNE, 7-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluklarında karar verildi. 12/11/2025
Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪