İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/910 E. 2025/840 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/910
- Karar No
- 2025/840
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/910 KARAR NO : 2025/840
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; "Davalı -----tarafından davacı müvekkil aleyhine 25/12/2024 tarihinde ----. İcra Müdürlüğünün --- esas sayılı icra takip yapılmış olup müvekkilin o dönemde mernis adresi olarak görünen fakat güncel adresi olmayan adresine tebligatlar yapılmış olup işbu icra dosyası kesinleşmiştir. Daha sonrasında müvekkilin banka hesaplarına haciz konulmuştur. Her ne kadar müvekkil aleyhine icra takibi başlatılıp haciz uygulanmışsa da davacı müvekkilin takip alacaklısına karşı böyle bir borcu bulunmamaktadır. Davalı ----. tarafından, müvekkilim --- -- aleyhine ----. İcra Dairesi’nin -----sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takip dayanağı, davalı tarafından düzenlenen 29.05.2024 tarihli, 148.575,84 TL bedelli e-arşiv fatura olup borcun “araç kiralama ilişkisinden doğan bakiye alacak” olduğu ileri sürülmüştür. Şöyle ki; Müvekkil, söz konusu icra takibine yasal 7 günlük sürede itiraz edememiş, bu nedenle takip kesinleşmiştir. Ancak takipte ileri sürülen borç gerçekte mevcut değildir; dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca işbu menfi tespit davası açılması zorunluluğu doğmuştur. KİRALAMA İŞLEMİNİN GERÇEK TARAFI------ Takibe dayanak yapılan araç kiralama işlemi, davalı şirketin ------ markası üzerinden yürütülmüştür. Sözleşmeye ilişkin belgeler ve fatura incelendiğinde, kiracı olarak “-----” unvanının yer aldığı sabittir. Nitekim, kiralama formunda yer alan ve TAKİP DAYANAĞI OLARAK İCRA DOSYASINA SUNULMUŞ OLAN ticari bilgilerde: -Şirket Adı:---- -Vergi No: ---- ---- açıkça görülmektedir. Müvekkil ------ yalnızca bu şirketin ortağı ve/veya temsilcisi konumundadır. Kiralama işlemi şirket adına yapılmış olup, şirket tüzel kişiliği kira sözleşmesinin tarafıdır. Bu nedenle, sözleşmeden doğan herhangi bir borcun müvekkile şahsen yükletilmesi hukuken mümkün değildir. Keza herkes tarafından da bilindiği üzere anonim şirketin borçlarından dolayı hissedarlara (pay sahiplerine) gidilemez. Bu kuralın dayanağı, Türk Ticaret Kanunu’ndaki (TTK m.329 ve m.480) “sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu olan” anonim şirket tanımıdır. Pay sahipleri, taahhüt ettikleri sermaye paylarını ödemekle yükümlüdürler; bu yükümlülük dışında şirkete karşı başka bir borç altına girmezler. Dolayısıyla, bir pay sahibi: Sermaye borcunu (taahhüt ettiği payı) tam olarak ödemişse, Şirkete karşı başka bir taahhütte bulunmamışsa (örneğin kefalet, garanti vb.), şirketin borçlarından dolayı hiçbir şekilde şahsen sorumlu tutulamaz. Her ne kadar davalı tarafından başlatılan işbu dava konusu icra takibinde takip dayanağı belgelerin içerisinde yer alan faturalar müvekkilim adına düzenlenmiş olsa da müvekkilim ----- süresi içinde işbu faturalara itiraz etmiş olup borçlu tarafın kendisi olmadığını beyan etmiştir. Keza ----- söz konusu faturalar kaynaklı bir borcu bulunmamaktadır. Faturalar nedeniyle -----Tarafından alınmış bir hizmet söz konusu değildir.------. İle davalı arasında araç kiralama sözleşmeleri sıkça yapılan bir durum olup davalının belirttiği miktarlarda----- borcu bulunmamaktadır. MÜVEKKİLİN TARAF SIFATI BULUNMAMAKTADIR Türk Borçlar Kanunu’nun m.26 ve m.27 hükümleri uyarınca sözleşmeler, taraflar arasında doğurur; üçüncü kişiler bakımından borç ve alacak hakkı yaratmaz. Türk Ticaret Kanunu’nun m.125 hükmüne göre, “Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir. Ticaret şirketleri, Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar saklıdır. ” Dolayısıyla, ------kira sözleşmesi kapsamında üstlendiği yükümlülüklerden şirket ortaklarının şahsi sorumluluğu bulunmamaktadır. TAKİP DAYANAĞI BELGELERİN BORÇ DOĞURUCU NİTELİĞİ YOKTUR Takibe dayanak yapılan e-arşiv fatura, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca yalnızca vergi doğuran olayı tevsik eden bir belgedir; kendi başına borç ikrarı veya sözleşme yerine geçmez Dolayısıyla davalı alacaklı, yalnızca bu fatura üzerinden ilamsız takip başlatarak müvekkili şahsen borçlu gösteremez. Bu durum İİK m.58 ve HMK m.114/1-d gereğince taraf sıfatı ve hukuki yarar yönlerinden sakatlık teşkil etmektedir. Fatura düzenlenmiş olsa dahi, mal teslim edilmemişse veya hizmet ifa edilmemişse, alacaklı alacağını ispat etmekle yükümlüdür.İşbu Yargıtay Kararı'ndan da anlaşılacağı üzere MÜVEKKİL TEK BAŞINA TACİR DE DEĞİLDİR. Müvekkilin şahıs şirketi müvekkil tarafından 2023 yılında kapatılmıştır. Keza müvekkil elektronik fatura uygulamasına kayıtlı bir mükellef de değildir. Elektronik faturanın fatura yerine geçebilmesi için gönderme veya alma işlemlerinin de Bakanlık tarafından oluşturulan e-fatura Uygulaması aracılığı ile gerçekleştirilmesi zorunlu tutulmuştur. Bakanlık, vergi mükelleflerinin e-faturaları belirlenen usul ve esaslar ile biçim ve standartlara uygun olarak düzenleseler dahi e-fatura uygulaması aracılığı ile göndermedikleri veya almadıkları herhangi bir elektronik belgenin VUK kapsamında düzenlenmiş fatura hükmünde olmayacağını düzenlemiştir. Dava konusu alacağa ait faturanın ifasına ilişkin ------ ve müvekkilimize karşı ispat külfeti davalıdadır. Hizmet karşılığı düzenlenen faturalarda, hizmetin gerçekten ifa edilip edilmediği çoğu zaman belge ile ispat edilmek zorundadır Hizmet bedeline ilişkin fatura sunulmuş ancak hizmetin yerine getirildiği yönünde bir rapor, tutanak, yazışma veya teslim belgesi sunulmamışsa, alacak ispatlanmış sayılmaz. Teslim edilen mallara ilişkin düzenlenen irsaliyede alıcının imzası bulunmuyorsa, mal teslimi kesin olarak ispatlanmış sayılmaz. Kaldı ki müvekkil ---- araç kiralama sözleşmelerinde taraf olması söz konusu bile değildir. Bu duruma ilişkin emsal kararlar incelendiğinde de Yine taraflar arasında sözleşme olmaksızın düzenlenen ve karşı tarafa gönderilen fatura öneri niteliğinde olup söz konusu öneriye karşı tarafın vereceği cevaba göre taraflar arasında bir sözleşmenin kurulup kurulmadığı araştırılacaktır. Kaldı ki yukarıda da belirttiğimiz üzere müvekkil ---- faturaya itiraz etmiştir. Faturaya itiraz TTK m.21 f.2’de düzenlenmiş olup mezkûr kanun hükmünde; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre kendisine fatura gönderilen kişi 8 gün içerisinde söz konusu faturaya itiraz ettiğinde faturanın içeriğinin doğru olmadığını ispat etme külfetinden kurtulmuş olur. Şayet kendisine fatura gönderilen kişi 8 günlük yasal süresi içerisinde faturaya itiraz etmez ise, faturanın içeriğinin doğru olmadığını ispat etmek durumunda kalacaktır. Özetle, karşı tarafın sekiz günlük süre içinde sessiz kalması, yalnızca faturada yer alan bilgilerin doğruluğu yönünde bir karinenin doğmasına yol açar. Yargıtay ------ Hukuk Dairesi'nin vermiş olduğu bu kararda tarafların aralarında imzalarının bulunduğu bir sözleşme bulunmadığından bahsedilmiştir. Keza işbu takip dayanağı belgelerde bulunan sözleşme de incelendiğinde görülecektir ki müvekkil----- Yetkilisi olarak işbu sözleşmeyi imzalamış olup MÜVEKKİL----- SÖZLEŞMEDE TARAF DEĞİLDİR. BİZ BU NEDENLE ------. VE DAVALI ŞİRKETİN TİCARİ DEFTER KAYITLARININ İNCELENMESİNİ TALEP EDERİZ. DAVA KONUSU TAKİBE İLİŞKİN İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ
Aşağıda detaylı şekilde izah edilen nedenlerle, müvekkilin mağduriyetinin artmaması adına TEDBİR TALEBİMİZE İLİŞKİN OLARAK; DAVA KONUSU FATURA TAKİBE KONU EDİLMİŞ OLUP, TEDBİREN TAKİBİN DURDURULMASI TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR. AYNI ZAMANDA YATIRILMIŞ VEYA YATIRILACAK PARALARIN SÖZDE ALACAKLIYA ÖDENMEMESİ YÖNÜNDE KARAR VERİLMESİNİ TALEP ETMEKTEYİZ.
Dava konusu fatura davalı ---. tarafından ---- İcra Dairesi’nin -------sayılı dosya ile takibe konu edilmiştir. Bu takibin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebimizin kabul olmadığı durumda da dosyaya yapılmış/yapılacak olası ödemelerin alacaklıya verilmemesine yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmekteyiz. Mezkur icra takibinin durdurulması ve varsa dosyadan gerçekleştirilmiş olan hacizlerin kaldırılması yönünde verilecek ihtiyati tedbir kararları için Sayın Mahkemenizce uygun bulunacak tutarda bir teminat mektubu veya nakdi teminat sunabileceğimizi önemle belirtmek isteriz. Tüm bunlarla birlikte huzurdaki davayı açtığımız tarihte mezkur fatura tahtında başlatılan icra takibi de bu durumda yukarıda belirttiğimiz gerekçeyle mezkur icra takibinin durdurulması veya bunun mümkün olmadığı durumda da icra dosyasına yatırılmış/yatırılacak tutarların davalıya ödenmemesi ile birlikte icra dosyasından yapılmış olan hacizlerin kaldırılması yönündeki ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini talep ederiz.
İhtiyati tedbir talebinin dayanağı İİK 72 ve HMK 389 vd. maddesidir. İİK 72/3 maddesinde "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." düzenlemesi yer almaktadır. İhtiyati tedbir talebinin dayanağı İİK 72 ve HMK 389 vd. maddesidir. İİK 72/3 maddesi ve diğer yandan HMK 389. maddesinde hangi hallerde tedbir kararı verilebileceği açıklanmış olup, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat kuralı geçerlidir. HMK Madde 389 ''(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.''Kaldı ki, davaya konu takip dosyası incelendiğinde davalı tarafından ağır kusuru ile birlikte kötü niyetle müvekkil aleyhine faizleri de eklenerek haksız takip yapılmış olup tarafımıza karşı kötü niyetle yapılan bu alacaklara yönelik olarak da itirazlarımız mevcuttur. Müvekkilin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmamaktadır.Anılan sebeplerle; yapılan icra takibi nedeniyle açılan menfi tespit davamızı ve faturadan kaynaklı müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti için Mahkemenize müracaat zorunluluğu hasıl olmuştur. Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizce resen dikkate alınacak sebep ve toplanacak deliller ışığında fazlaya dair her türlü hak, alacak, dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla;-----. İcra Dairesi’nin ----- sayılı icra takibinin durdurulması ve varsa yapılmış olan hacizlerin kaldırılması yönünde İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesine, Yukarıdaki talebimizin kabul görmemesi halinde icra dosyasına yapılacak olan ödemelerin Sayın Mahkemenizce mahkemenizin belirlemiş olduğu teminat bedeli karşılığında davalıya ödenmemesi yönünde İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesine, DAVAMIZIN KABULÜ ile davacı müvekkilin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, Davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, araç kira sözleşmesinden kaynaklı başlatılan icra takibine ilişin menfi tespit davasıdır. Benzer konuya ilişkin ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesinin ----- esas ve ----- karar sayılı ilamında; "Davanın, araç kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünde araç kira sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı anlaşıldığından, davanın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklindeki açıklamalarına yer verildiği görülmüştür. Benzer konuya ilişkin ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin ---- esas ve----- karar sayılı ilamında; "Somut olayımızda; davacı tarafından davalıya kiralanan aracın sebep olduğu haksız fiil nedeni ile dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın davalıdan tahsili talep edilmekle, uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dava 19/04/2018 tarihinde açılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan HMK. 4/1-a maddesi gereğince dava değerine bakılmaksızın davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aittir.." şeklindeki açıklamalarına yer verildiği görülmüştür Sonuç olarak, 6100 Sayılı HMK'nın 4/1-a maddesinde, dava konusunun değer ve tutarına bakılmaksızın, kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri tarafından bakılacağı şeklinde düzenleme bulunduğu, sonuç olarak taraflar arasındaki uyuşmazlığın araç kira ilişkisinden kaynaklandığı, bu haliyle mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin HMK 4/1-a maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 maddeleri gereğince görevli mahkeme ------ Nöbetçi SULH HUKUK MAHKEMESİ olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına 3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere, tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.