İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/900 E. 2025/900 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/900
Karar No
2025/900
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/900 Esas - 2026/185 T. C. A N K A R A 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR

ESAS NO : 2025/900 KARAR NO : 2026/185

... DAVA : Manevi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/10/2025 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 09/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Manevi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından, davacı şirketle hiçbir organik bağı bulunmayan ve şirket yetkilisinin kardeşine ait olan bir borçtan dolayı ... E. sayılı dosyası üzerinden davacı şirketin merkez ve fabrika adreslerinde 10/09/2025 tarihinde haciz işlemi yapıldığını, haciz sırasında borçlu olmadıklarına, şirketlerin tamamen farklı tüzel kişilikler olduğuna dair tüm resmi belgeler sunulmasına ve açıklama yapılmasına rağmen davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu bir şekilde hacizde ısrar ettiğini, haciz sonrası davacının istihkak iddiası üzerine davalıya İİK'nın 99. maddesi uyarınca istihkak davası açması için verilen 7 günlük yasal süreyi kullanmadığını ve bu nedenle istihkak iddiasının kabul edilmiş sayılarak hacizlerin kaldırıldığını, davalının basit bir araştırmayla ulaşabileceği bilgilere rağmen, özellikle enerji ve savunma sanayi gibi hassas sektörlerde faaliyet gösteren davacının ticari itibarı, onuru ve saygınlığını zedelemek amacıyla bu eylemi gerçekleştirdiğini, bu durumun hem çalışanlar hem de iş çevresi nezdinde büyük bir prestij ve güven kaybına yol açtığını, tüzel kişilerin de ticari itibarlarının zedelenmesi halinde manevi tazminat talep edebileceğini belirterek, haksız ve kötü niyetli haciz işlemleri nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi amacıyla 200.000,00 TL manevi tazminatın hacizlerin yapıldığı tarih olan 10/09/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., dava dışı ....'den TBK'nun 183. maddesi uyarınca temlik aldığı alacağın tahsili amacıyla borçlular ... aleyhine yürütülen ... Esas sayılı dosyası kapsamında, ...Talimat sayılı dosyası ile 10/09/2025 tarihinde davacı şirket adresinde haciz işlemi yapıldığını, söz konusu haczin, borçlu şirket ile davacı şirket arasında tespit edilen organik bağ şüphesi (şirket yetkililerinin kardeş olması, eski ortaklık, unvan benzerliği) nedeniyle, üçüncü kişi elindeki borçluya ait malların haczedilebileceği kuralına uygun olarak yapıldığını, haciz sırasında davacı tarafça istihkak iddiasında bulunulması üzerine dosyanın İİK'nun 99. maddesi gereğince işlem gördüğünü, alacaklıya tanınan istihkak davası açma hakkının kullanılmamasının kanuni bir tercihten ibaret olup kötü niyet olarak yorumlanamayacağını, haciz işleminin alacağın tahsili amacıyla ve yasal sınırlar içinde gerçekleştirildiğini, muhafaza işlemi dahi yapılmadığını ve davacının ticari itibarının zedelendiği iddiasının somut delillerden yoksun olduğunu, ayrıca manevi tazminat taleplerinde TBK'nun 58. maddesi gereğince ticari avans faizi istenemeyeceğini, faizin ancak hüküm tarihinden itibaren işletilebileceğini ileri sürerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... müzekkereler yazıldığı görülmüştür. Mahkememizce bilirkişiler ... 09/02/2026 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Dava, haksız hacizden kaynaklı manevi tazminat istemlidir. İcra dosyası, sureti, müzekkere cevapları, bilirkişi raporu ile incelenmesi gerekli tüm deliller celp edilmiştir. ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Dava dışı ... aleyhine 16/03/2016 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 180.332,97-TL'nin tahsilinin istendiğini, borç sebebinin Kredi taahhütnamesi / sözleşmesi, ihtarname, hesap özetine dayalı olduğu, icra dosyasında 10/09/2025 tarihli haciz tutanağının düzenlendiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (... Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (.... Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.(... Sayılı emsal ilamı). Mahkememizce davacı ve dava dışı ....'nin ticari defter ve kayıtları, pay defteri, yönetim kurulu karar defterleri vs. incelenerek bu şirketlerin faaliyet alanı adresleri, ortaklık yapısı irdelenerek bu şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hakkında mahkememizce bilirkişiler ...alınan 09/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; A) Şirketlerin kuruluş tarihleri, ortaklık ve yönetim yapıları ile faaliyet konularının birbirinden farklılık arz ettiği, aralarında süreklilik gösteren bir ticari ilişki, ortak bir ekonomik organizasyon ya da malvarlıklarının iç içe geçtiğini ortaya koyan somut ve belgelendirilebilir bir bulguya dosya kapsamında rastlanmadığı, yalnızca şirket yetkilileri arasında bulunan akrabalık ilişkisinin ise ... uygulamalarında tek başına organik bağın varlığını kabul için yeterli görülmediği, davacı şirket ile dava dışı borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu kesin olarak ortaya koyan somut ve süreklilik arz eden olguların tespit edilemediği, organik bağ bulunup bulunmadığına ilişkin nihai değerlendirmenin ve hukuki nitelendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu, B) Manevi tazminatın değerlendirme ve takdirinin münhasıran Mahkeme takdirinde bulunduğu rapor edilmiştir. Deliller değerlendirilmiştir. Somut olayda, dava dışı ... hakkında dava dışı bankanın alacağını temlik alan davalı tarafından ilamsız icra takibi başlatıldığı, dava dışı şirket ... ile davacı şirket arasında organik bağ bulunduğu belirtilerek icra dosyasında davacı şirketin mallarına haciz konulduğu, davacı ile dava dışı şirket arasında organik bağ bulunmadığından yapılan işlemin haksız fiil oluştuğu bildirilerek davacının manevi tazminat isteminde bulunmuş olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şirket ile dava dışı borçlu şirketin kuruluş tarihlerinin farklı olduğu, şirket türlerinin ayrı olduğu, ortaklık yapılarının ve sermaye büyüklüklerinin birbirinden farklılık arz ettiği, davacı şirket ile dava dışı borçlu şirket arasında süreklilik arz eden bir ticari ilişkinin bulunduğunu, şirketlerin tek bir ekonomik organizasyon gibi faaliyet gösterdiğini veya malvarlıklarının iç içe geçtiğini gösteren bir muhasebe kaydına, fatura ilişkisine ya da finansal hareketliliğe rastlanmadığı, faaliyet konularının birebir örtüşmediği, müşteri portföylerinin aynı olduğuna dair dosya kapsamında somut bir belge veya kayıt bulunmadığı , her iki şirketin ticari defter, pay defteri ve karar defterleri üzerinden yapılan incelemelerde ortaklık ve yönetim yapılarının örtüşmediği tespit edilmiştir. Tek başına akrabalık ilişkisinin de organik bağın varlığı için yeterli kabul edilmediği, bu ilişkinin ancak diğer unsurlarla birlikte ve somut vakıalarla desteklenmesi gerektiği kabul edildiğinden davalı vekilinin davacı şirket ile dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğu iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, haciz mahallinde yapılan incelemede davacı şirket hakkında bir bilgi-belgeye rastlanılmadığı, davacının hacze konu mallara yönelik olarak istihkak iddiasında bulunduğu, İcra Müdürlüğünce dosya borçlusuyla bağlantı kurulamayan davacının dosya kapsamında 3. şahıs olduğu kanaatine varıldığı, bu sebeple dosya alacaklısı olan davalı tarafa, davacı tarafça sunulan istihkak iddiasına karşı İİK md. 99 gereğince 7 gün içerisinde dava açması için süre verildiği, ancak davalının istihkak iddiasının kaldırılması için dava açmadığı ve davacının istihkak iddiasını kabul etmiş sayıldığı, sonrasında mallar üzerinden haczin kaldırıldığı, buna göre davalının takipte ve haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Manevi tazminatın miktarına gelindiğinde, 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. o halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; 10/09/2025 tarihli haciz tutanağına tümüyle yansıyan olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, davacının ticari itibarının zedenlenmiş olması, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın olay tarihindeki alım gücü dikkate alındığında haksız fiil nedeniyle davacı lehine 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiş, haksız fiil tarihinden itibaren taraflar tacir olduğundan kabul edilen tutara avans faizi işletilmesi gerekmiş, ... 25/12/2024 tarih ve ... sayılı kararı da dikkate alınarak yargılama gideri ve harcın davalı üzerinde bırakılması suretiyle davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın 10/09/2025 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen 50.000,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 3.415,50 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 3.415,50 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.118,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 482,00 TL tebligat gideri, 14.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.482,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 50.000,00 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-... sayılı kararı ile HMK'nın 326/2. maddesinin "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün "manevi tazminat davaları" yönünden iptali nedeniyle, manevi tazminat talebinin reddedilen bölümü yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... kanun yolu açık olmak üzere açıkça karar verildi.09/03/2026

...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/900, K. 2025/900, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-900-e-2025-900-k-d171e91dea8f