İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/88 E. 2025/562 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/88
- Karar No
- 2025/562
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/88 KARAR NO : 2025/562 DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) DAVA TARİHİ : 18/12/2024 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verdiği 18/12/2024 tarihli dava dilekçesinde; dava konusu çekişmenin, en azından müvekkilinin işletmesi ile ilgili olduğundan "ticari dava" kapsamında olup, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yetkili mahkemenin ise "kesin yetki" kuralı olarak, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğunu ancak, Dikili Yargı Çevresi içinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığını, HSK'nın 2021 tarihli Genelgesine göre, bu davanın görülme yerinin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu düşünülebilir ise de, HMK'nın 12/1 hükmünde yer alan "Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir" şeklindeki EMREDİCİ düzenlemesi karşısında, davanın Dikili Asliye Hukuk Mahkemelerinde "Ticaret Mahkemesi sıfatıyla" görülmesi zorunlu olduğunu ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesine dair takiplerin de, Dikili İcra Müdürlüğü ' nde açılmış olup, bu dava söz konusu takiplerle de ilgili olmakla; Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi ' nin, ticaret mahkemesi sıfatıyla davayı görüp sonuçlandırması gerektiğini, davalının alacağının "ayni teminatını" teşkil etmek üzere, müvekkillerinin paydaş olduğu İzmir, Dikili, Denizköy mahallesi ...parselde kayıtlı paylar üzerine davalı lehine 01.06.2018 tarihli ... Yevmiye numaralı ipotekler tesis edildiğini, müvekkilleri hakkında başlatılan "ipoteğin paraya çevrilmesi"ne dair takiplere konu davalı alacaklarının 20.09.2024 tarihinde ödendiği ve dosyaların "infazen" kapatıldığı, ödeme ile birlikte, takip tarihinden önce işletilen faizler ve bu faiz miktarına bağlı masraf ve vekalet ücretlerine, takibe konu ipotek sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğundan bahisle "ihtirazi kayıt" dermeyan edildiğini, öncelikle, borcun ödenmiş olmasından dolayı İcra Müdürlüğüne müracaat ederek, ipoteğin fekki konusunda talepte bulunulmuş ise de, bu talebin, ipotek bedeli ile takip arasında uyumsuzluk olduğu gerekçesi ile red edildiğini, bunun nedeninin, bir başka şahıs ile müşterek ipoteğin söz konusu olması olduğunu ancak dava dışı söz konusu müşterek ipotek alacaklısının borcunun da ödendiğini ve söz konusu alacaklı tarafından tapu dairesine müracaat edilerek ipoteğin kaldırılması istenildiğini, tapudan belgeler celbedildiğinde, bu hususun netleşecek olup, diğer ipotek alacaklısına dava açılmasına ihtiyaç duyulmadığını, İcra Müdürlüğünün red kararı dar yetkili İcra Hakimliklerince incelenecek hususlardan olmadığından ve davalı rızaen ipoteklerin terkinini talep etmediğinden mahkemeden bu yönde talepte bulunmak gerektiğini, TMK'nın "İpoteğin terkinini isteme hakkı" başlıklı 883.maddesine göre "Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir" alacağın sona ermesine rağmen ipoteklerin kaldırılmasına onay vermeyen davalının kötü niyetli olduğunu, normal koşullarda, davalının ipoteklerin fekkine dair talebi kabul etmesi gerekirken, arabuluculuk aşamasında dahi bu talebi red ettiğinden, dava açılmak zorunda kalındığını, müvekkillerinin paydaş olduğu İzmir, Dikili,... mahallesi... parsel üzerindeki, davalı lehine 01.06.2018 tarihli... Yevmiye numaralı ipoteklerin, teminat aldığı alacaklar ödenmiş olmakla TMK m.883 ve TBK m.131/1 hükümleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiğini, davaya konu çekişme Dikili İcra Müdürlüğü ' nün... Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesine dair takiplerden kaynaklandığını, ipotek senetleri incelendiğinde, ipoteğin faizsiz ve süresiz olduğunun görüleceğini, herhangi bir temerrüt faiz oranı da belirlenmediğini, davalının daha önce aynı ipotekler nedeniyle Dikili İcra Müdürlüğü ' nün ... Esas sayılı dosyaları üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipler başlatmış ise de, süresinde satış istenilmemesi nedeniyle söz konusu takiplerin İİK m.150/e bendince düştüğünün görüldüğü, İİK'nın 150/e maddesinde; "Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren bir yıl içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmezse takip düşer” düzenlemesine yer verildiği, düşme ile birlikte, söz konusu takibe bağlı tüm sonuçlar da geriye etkili olarak ortadan kalkacağı, buna rağmen davalı sonraki takibinde, söz konusu önceki takiplerdeki ödeme emrinin tebliğ tarihlerini temerrüt tarihi kabul ederek, o tarihten itibaren "işlemiş faiz" talebinde bulunduğunu, oysa, önceki takip ortadan kalktığından, temerrüt tarihi olarak, sonraki takip tarihleri dikkate alınmak zorunda olduğunu, "...İİK'nun 150/e maddesinde; "Alacaklı ... taşınmaz rehinin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren nihayet iki sene içinde isteyebilir. Satış bu sürede istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmezse, takibin düşeceği" düzenlemesi mevcuttur. Alacaklının bu durumda düşen takibe devam etmesi mümkün olmayıp, yeniden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gereklidir. Ayrıca icra müdürlüğünce işlemden kaldırma kararı verilmiş olması, anılan maddede belirtilen takibin düşeceği sonucunu değiştirmez...." YARGITAY ... HUKUK DAİRESİ E.... T. 15.10.2015 "....Somut olayda; icra emrinin borçluya 27.08.2004 tarihinde tebliğ edildiği, takip alacaklısınının alacağını temlik ettiği, temlik alanın ise ipotekli taşınmazın satışını İİK 150/e maddesinde düzenlenen 2 yıllık sürede istemediğinden takibin düştüğü anlaşılmaktadır .Bu durumda satış isteme süresini geçiren alacaklının düşen takibe devam etmesi mümkün olmayıp ,yeniden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatması gerekir...." YARGITAY ... HUKUK DAİRESİ E. ...T. 1.4.2014 görüldüğü üzere, düşen takibe devam edilemeyeceğini ancak yeni takip başlatılabileceği zorunlu olmakla, hükmünü yitiren takip nedeniyle müvekkilinin temerrüte düştüğünün kabulünün mümkün olmadığını, eski takibe devam edemeyecek davalının, ortadan kalkan bu takipteki temerrüt olgusuna dayanmasının da mümkün olmadığını, davacının, ipotek tarihinden takip tarihine kadar faiz yürüterek icra takibine geçtiğini, takip kesinleştiği için takip öncesi işlemiş faize yönelik istirdat talebine dair hakları saklı kalmak kaydı ile ödeme yapıldığını, bu kapsamda, işlemiş faiz adı altında talep edilen takip kalemi ve buna bağlı tahakkuk eden icra masrafları ve vekalet ücretinin davalı yönünden sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini, takip talebine bakıldığında, hem işlemiş faiz için hem de takip tarihinden itibaren işleyecek faiz için TCMB avans faizi talep edildiğini, ipotek sendinde faiz oranı belirlenmediğinden, davalının ancak yasal faiz talep hakkına sahip olduğunu, bu nedenle faiz oranı farkından dolayı da davalının haksız zenginleştiğini, ipotek senedinde faiz oranın kararlaştırılmamış olduğu durumlarda, alacaklının ancak yasal faiz talep edebileceğini, TBK m.88 hükmünde yer alan "Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir." düzenlemesinin de bunu öngördüğü, ".... İpotek sözleşmesinde faizin kararlaştırılmamış olduğundan 07.11.2009 tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesinde usul ve yasaya uymayan bir yön bulunmamaktadır...." YARGITAY... HUKUK DAİRESİ E. ... T. 29.3.2011 Doktrinde de görüşler aynı yönde olduğunu , Tapu kütüğünde, bir faiz oranı tescil edilmemiş ise temerrüt faizi oranı, kanuni faiz oranı olarak hesaplanacaktır. Gülekli, s. 83; Altop, (Çelikel’e Armağan), s. 16; Sarı, (Belirlilik İlkesi), s. 972; Köprülü, Kaneti, s. 284; Oğuzman, Seliçi, Oktay-Özdemir, s. 952; Gürsoy, Eren, Cansel, s. 964; Helvacı, (Sözleşmeden Doğan İpotek Hakkı), s. 150. Tapuya tescil edilmeyen faiz oranına göre belirlenen faiz alacağının bir adi alacak olduğu ve genel hükümlere göre takibe konu edilebileceği yönünde bkz. Çetiner, s. 154., her ne kadar davalı tacir olmasa da, müvekkillerinin "tacir" olduğu gibi, ipoteklere konu taşınmazların ticari işletmeye ait olduğunu, bu kapsamda istirdada konu alacakları için avans faizi talep edildiği gibi, zorunlu arabuluculuk sürecininde ikmal edildiğini belirtmiş , davalının, müvekkili... Digital Yayıncılık Proje Geliştirme Bilişim ve Yatırım A.Ş. Hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı Dikili İcra Müdürlüğü ' nün... Esas sayılı dosyasında, takip tarihinden önce işletilen faizler ve bu faiz miktarına bağlı masraf ve vekalet ücretleri, takibe konu ipotek sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğundan, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile (miktarın kesin olarak belirlenmesini müteakip, iddia ve savunma yasağına tabi olmadan artırılabilmek kaydı ile) şimdilik 50.000,00 TL fazla ödemenin 20.09.2024 tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalıdan istirdatı (tahsili) ile müvekkili şirkete ödenmesine, davalının, müvekkili... Müteahhitlik İnşaat Turizm ve Pazarlama Hiz. A.Ş. hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı Dikili İcra Müdürlüğü ' nün ... Esas sayılı dosyasında, takip tarihinden önce işletilen faizler ve bu faiz miktarına bağlı masraf ve vekalet ücretleri, takibe konu ipotek sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğundan, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile (miktarın kesin olarak belirlenmesini müteakip, iddia ve savunma yasağına tabi olmadan artırılabilmek kaydı ile) şimdilik 100.000,00 TL fazla ödemenin 20.09.2024 tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalıdan istirdatı (tahsili) ile müvekkili şirkete ödenmesine, takiplere konu borç ödenmiş olmakla müvekkillerinin paylı mülkiyetindeki İzmir, Dikili,...mahallesi ... parsel üzerindeki 01.06.2018 tarihli...Yevmiye numaralı ipoteklerin TMK m.883 ve TBK m.131 hükümleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği 16/03/2025 tarihli cevap dilekçesinde; davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak ikame olunduğunu ancak ikame olunan dava ile talep olunan alacak kalemleri açısından söz konusu veriler doğrultusunda kolaylıkla net bir hesaplama yapılarak dava değerinin tam olarak gösterilmesi mümkünken; davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmasında davacının korunmaya değer hukuki bir menfaati bulunmadığını, davanın tam değer üzerinden açılması gerekirken bu yola gidilmesi açıkça hakkın kötüye ve daha az harç ödemek için kullanıldığını gösterdiğini, açıklanan nedenlerle vekil eden aleyhine ikame olunan söz konusu davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinin talep edildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119’uncu maddesi gereği davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini dava dilekçesinde belirtmek ve davacının dayanağı olarak ileri sürdüğü her bir vakıayı hangi delillerle ispatlayacağını açıklamakla yükümlü olduğunu aynı şekilde 6100 sayılı Kanun’un 121’inci maddesi “Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.” hükmünü içerdiğini, davacı yanın dava dilekçesinde bazı delillerini ibraz ettiğini belirttiğini ancak taraflarına tebliğ edilen dava dilekçesi ekinde bu hususlara ilişkin delil ve belge yer almadığı ve tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde bulunan bu eksikliğin giderilmesi amacıyla iddiaların hangi delillerle ispatlanacağının açıkça belirtilmesi ve bu delillerin de dilekçeye ekli olarak sunularak taraflara tebliğinin sağlanması amacıyla HMK’nın 119/2 fıkrası hükmünce davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verilmesi ve eksik hususların giderilmediği takdirde davanın reddine karar verilmesinin talep edildiğini, davacı yanın dava dilekçesi ile her ne kadar "Takip dosyalarına konu borç ödenmiş olmakla, ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini" talep etmişse de davacının bu talebinin, ipoteğin dayanağı olan borcun tamamının ödenmemiş olması dolayısıyla İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi...E. sayılı dava dosyası ile vekil edenin cezai şarta yönelik talep ettiği alacağının tahsil imkanını ortadan kaldırmak amacıyla kötü niyetli, haksız ve hukuka aykırı nitelikte olup yapılacak olan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu süreçte davacıların cezai şart bedeli alacağının dayanağının "Alacağın Temliki Sözleşmesine" konu bonoları vadesinde ödememesi üzerine resmi senetlerle "İzmir İli, Dikili İlçesi,... Köy Mahallesi, ... Mevkii, ... Parsel"de kayıtlı taşınmaz üzerinde vekil eden lehine ipotek tesis edildiği, temlik edenlerin sözleşmesel yükümlülüklerini gereği şekilde yerine getirmeyerek bonoları vadesinde ödememesi üzerine takip yoluna gidildiğini, Dikili İcra Müdürlüğü ' nün ... Esas sayılı dosyaları üzerinden başaltılan takiplerde ise henüz kıymet takdir aşamaları tamamlanmadan davalı yan tarafından asıl alacaklar ve faiz bedeline ilişkin ödeme gerçekleştirilerek ipoteklerin kaldırılmasının talep edildiğini, Türk Medeni Kanunu İpoteğin Terkinini İsteme Hakkı başlıklı 883.maddesi "Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir." şeklinde olduğunu, işaret edilen maddenin lafzından da anlaşıldığı üzere ipoteğin terkininin talep edilebilmesi için alacağın sona ermiş olması gerektiği ancak davada taraflar arasında akdedilen Alacağın Temliki Sözleşmesinden doğan cezai şart bedeli alacağının vekil edene ödenmemiş olup alacağın sona ermediğini, bu bağlamda davacının ipoteğin terkini talebinin olumlu karşılanmasının mümkün olmadığını, cevap dilekçesi ekinde sundukları Alacağın Temliki Sözleşmesinde "Ödeme Biçimi" başlığı altında " açıkça "... İpoteklerin faizsiz olması, ipotek verenlerin faizden ya da gecikme bedelinden müstesna tutulması anlamında değerlendirilemez. Bonolar vadesinde ödenmediği takdirde her koşulda gecikme bedeli tahakkuk edecek ve ipotek yükü azalmış ise azalan kısım kadarı faizin ya da gecikme bedelinin teminatı olarak dikkate alınacaktır..." ifadelerine yer verildiğini, ipoteğin sadece ana para borcunun değil, sözleşmeden doğan tüm borçların teminatı olduğunu, cezai şart da sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülük olduğundan, ödenmemesi halinde borcun tamamen sona ermiş sayılmayacağını, ipoteğin, borcun tamamı için tesis edildiğini, borcun sadece bir kısmının ödenmesinin, ipoteğin kaldırılmasını gerektirmeyeceğini, cezai şart ödenmemesinin, borcun eksik ödendiğini gösterdiğini, dava konusu itibarıyla davacı firmaların ilgili icra dosyalarına vadesi geçtikten sonra yapmış oldukları ödemenin, vekil edenin cezai şart bedeli alacağının doğduğunu doğrulamakla söz konusu alacak bedeli ödenmeden taşınmaz üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasının hukuka aykırı olacağını, ipoteklerin kaldırılması halinde taraflar arasında akdedilen Alacağın Temliki Sözleşmesinden doğan cezai şart bedeli alacağının tahsilinin neredeyse imkansız hale geleceği ve davacı yanın vekil eden nezdinde senelerdir sebebiyet verdiği maddi zararın telafi edilemez bir noktaya geleceğini, davacı yan dava dilekçesinde ifade ettiği üzere vekil edenin asıl alacağına yönelik takip dosyalarına ipoteğin kaldırılması amacıyla talep sunduğunu, davacı yan üçüncü kişilerin alacaklarını engellemek amacıyla taşınmazı elden çıkarmaya yönelik eylemler içerisinde olduğunu, mahkemece de takdir edileceği üzere karşı yanın taşınmazın devrini gerçekleştirmesi halinde bu durumun vekil edenlerin cezai şarta yönelik bu dava ile talep ettiği alacağının tahsil imkanını imkansız hale getireceğini, vekil eden tarafından ikame edilen davaya konu taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesinin vekil edenler nezdinde telafisi mümkün olmayan hak kayıpları ve zarara neden olacağını, davacı yanın davaya konu taşınmazın satışını gerçekleştirmesi halinde vekil edenin davacısı olduğu İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı yargılama sonucunda hükmedilecek kararın yerine getirilmesinin oldukça güçleşeceğini, davacının, ipotek ile teminat altına alınmış bir borç varken ipoteğin kaldırılmasını talep etmek suretiyle hakkını kötüye kullandığını, Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesi uyarınca, hiçbir kimsenin hakkını kötüye kullanamayacağı ve hukukun temel ilkelerine aykırı şekilde mahkemeden koruma talep edemeyeceğini, davacı yan önceki icra takibinin İİK 150/e bendince düştüğünü, bu nedenle önceki takibin temerrüt tarihi olarak esas alınamayacağını iddia etmişse de söz konusu iddialarının asılsız olduğunu, Türk Borçlar Kanunu ' nun 117.maddesine göre borçlu, muaccel borcunu ifa etmediğinde ve alacaklı tarafından usulüne uygun şekilde ihtar edildiğinde temerrüde düşeceğini, eğer borçlu daha önce temerrüde düşürülmüşse, önceki takip düşmüş olsa bile borçlu tekrar ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüş sayıldığını, dolayısıyla Dikili İcra Dairesi ... E. Ve Dikili İcra Dairesi... E. Sayılı takiplerde esas alınan faiz başlangıç tarihleri Dikili İcra Dairesi... E. ve Dikili İcra Dairesi ...E. Sayılı takipler için de geçerli olduğunu, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 150’ye göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte rehinle teminat altına alınan borcun vadesi geldiğinde ve borçlu ödemezse, takip başlatılabileceği, rehinli alacak zaten muaccel hale gelmişse, faiz başlangıcının borcun vade tarihinden itibaren hesaplanacağını, davacı yanın Dikili İcra Müdürlüğü ' nün... E. ve Dikili İcra Müdürlüğü ' nün ... E. sayılı dosyaları üzerinden başlatılan takiplere dayalı düzenlenen ödeme emirlerinin borçlu yana tebliği ile temerrüt tarihi esas alındığını, İİK m. 78/son gereği, takip dosyası düşse bile alacak hakkının sona ermeyeceğini yalnızca takibin prosedürel devamlılığının kesintiye uğrayacağını, bu nedenle, önceki takip düşmüş olsa bile borçlunun borcu ve temerrüdünün devam edeceğini, bu doğrultuda, yeni takipte ilk takipte belirlenen faiz başlangıç tarihini esas almanın hukuken mümkün olacağını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, temerrüt oluşmuş ve borçlu daha önce temerrüde düşürülmüşse, yeni takipte de aynı temerrüt tarihi esas alınabileceğini, önceki takip düşmesiyle borç sona ermediğinden, yeni takip bağımsız olsa bile temerrüt kesintiye uğramayacağını, Yargıtay... Hukuk Dairesi’nin... K. ve 25.06.2015 tarihli kararı da aynı yöndedir: “İlk takibin düşmesi borcu ve temerrüdü sona erdirmez. Alacaklı tarafından yeniden başlatılan takipte, faiz başlangıç tarihi olarak borçlunun daha önce temerrüde düştüğü tarih esas alınabilir.” borçlunun itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yeni takip, önceki takibin doğal devamı niteliğinde olup, borçlunun temerrüdünün devam ettiğini, faiz başlangıcının önceki ödeme emrinin tebliğ tarihi olarak belirlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı yanın ipotek senedinde faiz oranı belirlenmediğinden, davalının ancak yasal faiz talep hakkına sahip olduğunu bu nedenle faiz oranı farkından dolayı da davalı vekil edenin haksız zenginleştiğini iddia etmişse de söz konusu iddiaların da gerçeği yansıtmadığını, dilekçe ekinde sundukları Alacağın Temliki Sözleşmesinde "Ödeme Biçimi" başlığı altında açıkça "... İpoteklerin faizsiz olması, ipotek verenlerin faizden ya da gecikme bedelinden müstesna tutulması anlamında değerlendirilemez. Bonolar vadesinde ödenmediği takdirde her koşulda gecikme bedeli tahakkuk edecek ve ipotek yükü azalmış ise azalan kısım kadarı faizin ya da gecikme bedelinin teminatı olarak dikkate alınacaktır..." ifadelerine yer verildiğini, bu bağlamda öncelikle ipoteklerin faizsiz olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, İİK m. 150/ı hükmü uyarınca, ipotekli alacaklarda sözleşmede özel bir faiz oranı belirlenmemişse, alacaklı temerrüt tarihinden itibaren kanuni faize hak kazanacağını ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte alacağın niteliği dikkate alınarak ticari işlerde ticari faiz uygulanması gerektiğinin yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiğini, Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin...K. sayılı kararında, ticari iş niteliğindeki alacaklarda Merkez Bankası avans faizinin uygulanmasının hukuka uygun olduğu açıkça vurgulandığı, davacı borçlu, faiz farkından dolayı haksız zenginleşme yaşandığını iddia etmekte ise de; haksız zenginleşmenin unsurları oluşmadığını, haksız zenginleşmenin gerçekleşmesi için karşılıksız bir kazanç sağlanmış olması gerekeceğini, alacaklı taraf olarak alacaklarını mevzuata uygun faiz oranıyla talep etmiş bulunduklarını belirtmiş, davanın öncelikle usulden reddine, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı taleplerinin ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dikili... Asliye Hukuk Mahkemesi ' nin 20/12/2024 tarih... Karar sayılı kararı ile davanın ticari dava olup İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya Mahkememize tevzi olmuş, yargılamaya Mahkememizce devam olunmuştur. Her ne kadar davacı tarafça, davalının, davacı ...Digital Yayıncılık Proje Geliştirme Bilişim ve Yatırım A.Ş. hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı Dikili İcra Müdürlüğü ' nün ...Esas sayılı dosyasında, takip tarihinden önce işletilen faizler ve bu faiz miktarına bağlı masraf ve vekalet ücretleri, takibe konu ipotek sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğundan, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile (miktarın kesin olarak belirlenmesini müteakip, iddia ve savunma yasağına tabi olmadan artırılabilmek kaydı ile) şimdilik 50.000,00 TL fazla ödemenin 20.09.2024 tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalıdan istirdatı (tahsili) ile davacı şirkete ödenmesine, davalının, davacı ...Müteahhitlik İnşaat Turizm ve Pazarlama Hiz. A.Ş. hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı Dikili İcra Müdürlüğü ' nün... Esas sayılı dosyasında, takip tarihinden önce işletilen faizler ve bu faiz miktarına bağlı masraf ve vekalet ücretleri, takibe konu ipotek sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğundan, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile (miktarın kesin olarak belirlenmesini müteakip, iddia ve savunma yasağına tabi olmadan artırılabilmek kaydı ile) şimdilik 100.000,00 TL fazla ödemenin 20.09.2024 tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalıdan istirdatı (tahsili) ile davacı şirkete ödenmesine, takiplere konu borç ödenmiş olmakla davacıların paylı mülkiyetindeki İzmir, Dikili, ... mahallesi... parsel üzerindeki 01.06.2018 tarihli... Yevmiye numaralı ipoteklerin TMK m.883 ve TBK m.131 hükümleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmesine yönelik olarak davalı hakkında dava açılmış ise de; davanın yasal dayanaklarının 6098 sayılı TBK ' da düzenlenen alacağın temliki hükümleri , 4721 Sayılı TMK ' da düzenlenen ipoteğin terkinini isteme hakkı hükümleri ile 2004 sayılı İİK da düzenlenen istirdat davası hükümleri olduğu dolayısıyla mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı , dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile de nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapıldığı, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerektiği, davalı ... ' un dolayısıyla davanın taraflarından birinin tacir sıfatına haiz olmadığı bu husus göz önüne alındığında davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği, Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 sayılı yasanın 2. Maddesi ile 6102 sayılı yasanın 5. Maddesinin değiştirildiği, bu değişiklik sonucu, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağının belirlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davaya bakmanın Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı içerisinde kalıp, Mahkememizin görev alanı içerisinde olmadığı, görev hususunun kamu düzeni ile ilgili dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her safhasında ve resen nazara alınmasının ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında oluşan görev uyuşmazlığının halli için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı' na gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli Mahkemenin Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna , 2-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine, 3-Karar kesinleştiğinde Mahkememiz ile Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı' na gönderilmesine, Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'ın yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2025
Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır