İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/874 E. 2026/536 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/874
- Karar No
- 2026/536
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/874 Esas KARAR NO : 2026/536 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ---------- mevkinde ve 15.08.2025 tarihinde 1 No'lu davalıya ait --------- plaka sayılı aracın; müvekkiline ait -------- plakalı otobüse çarpıp kaçması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, kaza neticesinde tanzim edilen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davalı aracın, tam ve asli kusurlu olarak tespit edildiğini, kaza neticesinde müvekkilinin ---------- plakalı aracının arka tarafının tamamen hasarlandığını, müvekkilinin aracının kaza mahallinde ve kaza sonrasında çekilen fotoğraflarının dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkili aracının zararını tahmini öğrenmek için HMK 323. maddesi gereğince eksper raporu aldığını, alınan eksper raporunu dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkili aracın onarımda kaldığı gün sayısınca aracını kullanamadığını, hak mahrumiyeti kaybına uğradığını, bilirkişice onarım gün sayısı ve aracın rayiç piyasa değerinin tespiti ile müvekkilinin davalının haksız fiili sebebiyle ortaya çıkan hak mahrumiyet bedelinin tespitini ve davalıdan tanziminin gerektiğini, kaza neticesinde müvekkili aracındaki hasarın onarımı için eksper atamasını beklediğini, eksper ataması sonrası onarım onayı, onaydan sonrada, parça temini vs. iş ve işlemlere başlanıldığını ki bu işlemlerin en kısa 3 gün sürdüğünü ve bu bekleme süresinde dahi kişilerin araçlarını kullanamadıklarını, davayı açmakta hukuki yararları olup, söz konusu eylem haksız fiilden kaynaklanan trafik kazasında zararların tazmini için olduğunu, arz ve izah ettiğimiz ve Mahkememizce re'sen göz önüne alınacak sebeplerle davalarının kabulü, davacı müvekkilinin aracında meydana gelen hasardan kaynaklı olarak talep edilebilir tazminat bedelinin Mahkememizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak şimdilik 100,00 TL alacaklarının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesi, talep edilebilir tazminat bedelinin müvekkiline ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı tazminatının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesi, müvekkiline ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucu meydana gelen hasardan kaynaklı olarak müvekkilinin araç mahrumiyet tazminatı için HMK m.107 gereğince şimdilik 100,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesi, müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın kayıt altına alınması için ekspere ödenen eksper ücretinin yargılama giderinden sayılarak davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesinden dolayı HMK gereğince disiplin para cezasına hükmedilmesi yönünde karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Kazaya ilişkin tutanakta kusur değerlendirmesi yapılmış olduğunu, olayın tümü teknik ve objektif olarak incelenmeden “tam kusur” isnadı yapıldığını, olay mahallinde görüş mesafesinin dar, yolun eğimli ve trafik yoğunluğunun yüksek olduğunu, davacı aracın ani fren manevrası yaparak zincirleme tehlikeye sebep olduğunu, kazanın oluşumunda davacı aracın sürücüsünün ani ve öngörülemez hareketinin doğrudan etkili olduğunu bu nedenle müvekkili araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın, hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyeti kalemlerine ilişkin olarak herhangi bir objektif belge, fatura, onarım bedeli veya bağımsız ekspertiz raporu sunmadığını, sunulan belgelerin, tek taraflı düzenlendiğini, denetime elverişli olmayan özel evrak niteliğinde olduğunu, haksız fiil kaynaklı tazminat davalarında zarar iddiasının tam, gerçek ve somut biçimde ispat edilmesi gerektiğini, davacının soyut beyanlarının tazminat hakkını doğurmadığını bu nedenle zararın varlığının ve miktarının kesin olarak belirlenmeden müvekkili şirketin tazminatla sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, Türk Borçlar Kanunu m.52 uyarınca zarar görenin, zararının artmasına engel olacak önlemleri almakla yükümlü olduğunu, davacının, kaza sonrası aracı uzun süre onarıma göndermediğini, araç mahrumiyeti bedelini fahiş düzeyde artırdığını, bu durumun kendi kusurunu teşkil ettiğini, müvekkilinin, davacının kendi ihmaliyle büyüttüğü zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, davacının, aracında meydana geldiğini iddia ettiği değer kaybını piyasa değerine ilişkin objektif verilerle ispat edemediğini, aracın yaşı, kilometresi, daha önceki hasar geçmişi, kullanım şekli gibi faktörler hesaba katılmadan yapılan değer kaybı hesabın bilimsel ve kabul edilebilir olmadığını bu nedenle, davacı tarafından talep edilen değer kaybı tazminatı talebinin belirsiz, soyut ve hesaplama esasları açısından dayanaksız olduğundan reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın, aracın onarım süresince mahrum kaldığı süreyi ve bu süredeki ekonomik kaybını ispat edemediğini, aracın fiilen hangi tarihler arasında serviste bulunduğunu, hangi tarihte onarımdan çıktığının belgelenmediğini, davacının kullandığı aracın bir ticari otobüs olduğunu, davacı bu araçla gelir elde ediyorsa, gelir kaybını ancak fiilî delillerle (bilet satış raporu, sefer planı vb.) kanıtlayabileceğini bu yönde hiçbir delil sunulmadığını dolayısıyla araç mahrumiyeti bedeline ilişkin talebin de reddedilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle; davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi, aksi kanaatte olunması hâlinde, davanın esastan reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi yönünde karar verilmesini vekaleten arz etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak davacıya ait araçta oluşan hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin davalıdan tahsili talepli belirsiz alacak davasına ilişkindir.Davacı vekili 03/06/2026 tarihli dilekçesi ile davacı ile sulh olunduğuna ve davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini ve tarafların yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.Sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan ve görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir (HMK m.313).Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK m.314) ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur(HMK m.315). Sulh halinde Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir(HMK m.315). Vekilin aracılığı ile sulh halinde, bu konuda vekaletnamesinde özel yetki bulunmalıdır (HMK m.74). Davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçe ve ekindeki sulh sözleşmesine göre, tarafların karşılıklı yargılama masrafı ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı belirtildiğinden bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır. Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda (Ay. m.141) toplanan deliller, sulh, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; tarafların yargılama sırasında sulh oldukları ve davanın konusuz kaldığını beyan ettikleri, taraf vekillerinin sulh yetkisinin bulunduğu ve sulh için yasal şartların oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine (Ay. m.138) varılarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H.Ü.K.Ü.M: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın sulh olma nedeniyle davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2026