İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/862 E. 2025/1065 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/862
- Karar No
- 2025/1065
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/862 Esas KARAR NO: 2025/1065 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 25/09/2025 KARAR TARİHİ : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; "Müvekkile ait ----- Plakalı araç sigorta şirketinize ----- Poliçe numarası ile kayıtlı dosyada ilgili kaza sonrası zarar tespiti için kaza dosyası açılmıştır. Açılan kaza dosyasında müvekkilin uğradığı maddi hasar tarihi ----- olarak tespit edilmiştir. ------- Olayın ardından müvekkilimiz, ------ başvuruda bulunmuş, ancak sigorta şirketi ----------- Maddesi gereği" kaza yerinden ayılmak" olarak değerlendirip Sigorta poliçesinin varlığına rağmen, kusur oranı nedeniyle müvekkilimizden gereken ödeme yapılmamıştır. Belirtmek gerekir ki, dava konusu trafik kazası tek taraflı değildir. Müvekkile ait ---------- plakalı araç olay yerinden ayrılmamıştır. Müvekkile ait araca kusurlu olarak çarpan plakası tespit edilemeyen araç, müvekkilin aracına çarpması ile hızlıca uzaklaşmış bu sırada müvekkile ait -----Plakalı araçta, çarpmanın etkisi ile aracın hava yastıkları aniden şişmiş, sürücü konumunda olan ---- yaralanmıştır. Sürücü ----- kazanın meydana geldiği saat ve olayın ani şok ile 10 dakikalık mesafe uzaklıkta olan babası müvekkil -----yanına giderek birlikte en yakın semt karakolu olan ------ gitmiş, karakoldaki kolluk kuvvetleri ise bu olaylara ------baktığını söyleyerek müvekkili -----. Göndermiş, ------ memurlar ise şuanda bir şey yapamayacaklarını, ---- müracaat etmeleri gerektiğini belirtmiştir. Bunun üzerine müvekkil ------- ve kaza sırasında araç sürücüsü konumunda olan ----- kan testi (alkol Raporu) ve yaralanmadan kaynaklı kontrolu için------ gitmişlerdir. Tedavi ve kan testi aşaması tamamlandıktan sonra müvekkil ---- ve müvekkile ait aracın kaza sırasındaki sürücüsü---- tekrar olay yerine gelerek olay yerinin ve ---------plakalı aracın fotoğraflarını çekmişlerdir. Müvekkile ait aracın sözde olay yerini terk ettiği iddiası tarafımızca kabul edilmemekle birlikte kaldı ki, Somut olayda kaza, iki taraflı olup, olay yerini terk edip plakası tespit edilemeyen aracın müvekkil davacıya ait araç zarar vermesi üzerine yaralanan ve yaralanmaya ilişkin hususun ------------- sayılı raporunda "Araç içi trafik kazası nedeni ile getirildiği, sağ ve sol ön kol volar yüzde 4x1 cm.lik abrazyon mevcut olduğu" sabit olunduğu üzere" şeklinde belirtildiği, kazanın gece vakti olması, gerekse kaza anı değerlendirildiğinde olayın şoku ile yaralanan araç sürücünün olay yerinden uzaklaşmasının ve doğrudan ihbarda bulunmamasının mümkün olabileceği, araç sürücüsünün korku, kaygı panik, yaşamsal bir tehlike yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından söz edildiği üzere araç sürücüsü olduğu kabul edilen kişinin yaralandığı göz önüne alındığında sürücünün panikleyerek olay yerini terk etmesi------ maddesi anlamında zorunlu hal kapsamına girmesi gerekmektedir. Bunun yanında araçta sürücü konumunda bulunan ---- yaralanması sebebi ile kazaya sebebiyet veren araçtan şikayetçi olması üzerine ------- soruşturma numarası ile soruşturma dosyası açılmıştır. ----- dosyasında müşteki ---- olaya ilişkin ifadesi alınmış olup işbu dilekçe ekine sunulmuştur. -------Soruşturma dosyası ifade tutanağı). Soruşturma dosyası devam etmekte olup dosyanın tarafınızca sayın mahkemeye celbi talep olunur. Bununla birlikte müvekkile ait --- plakalı araçta ---------- sıralarında meydana gelen maddi hasarlı/yaralanmalı trafik kazasında dava konusu araçta olay sırasınday yolcu konumunda olan ve olaya ilişkin bizzat görgüsü ve bilgisi bulunan tanıklarımız bulunmaktadır. Bilgileri bilahare verilecek olan tanıklarımızın sayın mahkeme huzurunda aydınlatma ilkesi gereğince dinlenilmeleri talep olunur. Nitekim ---------Sayılı kararında belirtildiği üzere "kaza sonrası olay yerini terk etmesinin gerek kazanın gece vakti olması, gerekse kaza anı değerlendirildiğinde olayın şoku ile mümkün olabileceği, davacı Sigorta şirketinin somut delillerle ….Genel Şartlarının B.4 maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini ispat edemediği, bu durumda üçüncü kişiye ödediği tazminat bakımından rücu hakkının bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA," karar verilmiştir Nitekim -------- Tarihli kararında; "Yukarıda açıklananlar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı vekili sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinden sigortacının rücu hakkının doğduğu iddiasıyla dava açmıştır. Poliçe geçerlilik süresi içinde sigortalı aracın belirtilen yer ve şekilde kaza yaptığı sabittir. Ancak; yukarda açıklandığı üzere ------------- teminat dışı haller tahdidi olarak sayılmış olup, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından ve davacı sigorta şirketinin hasarın teminat dışında kaldığını somut delillerle ispat edemediği gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." Müvekkile çarpan kusurlu aracın plakası tespit edilememiş yalnızca aracın modelinin -------- model olduğu anlaşılmış olup olay yerinde kaza tespit tutanağı tutulamamıştır. Meydana gelen kaza sonucu her ne kadar müvekkilin aracına çarpan kusurlu aracın olay yerinden uzaklaşması gibi nedenlerle kusur dağılımı yapılamamış ise de; dosya kapsamında sayın mahkemenizce alanında uzman bilirkişilerden alınacak olan bilirkişi raporu ile müvekkilin kusurlu olmadığı açıkça ortaya çıkacaktır. Yukarıda bahsettiğimiz sebeplerle, müvekkilin sigortalı aracında meydana gelen zararın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları ve taraflar arasında imzalanan poliçe hükümleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesini sağlamak amacıyla mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur. Müvekkil, ----- tarihinde ticari uyuşmazlıklarda dava şartı zorunlu arabuluculuğa başvurmuş, taraflar --------- numaralı son tutanak ile anlaşmaya varamamışlardır. Son Tutanağı (Anlaşmazlık Tutanağı) ekte sunmaktayız. Şu anda gerçeğe dayalı zararın miktarının tam olarak tespit edilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. Ancak bu dava sürecinde şimdilik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. Maddesi gereği Belirsiz Alacak davası olarak 100.00-TL Maddi Hasar tazminatı talep edilmektedir. Fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutulmakta olup, tazminat miktarının ilerleyen süreçte yapılacak incelemelerle belirleneceği ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan ve sayın mahkemece resen göz önüne alınacak nedenlerle; DAVAMIZIN KABULÜ ile bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere (HMK madde 107 Belirsiz Alacak davasıdır.); Şimdilik 100,00-TL maddi hasar tazminatının davalı sigorta şirketinden temerrüde düştükleri tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte kabul görmemesi halinde yasal faizi ile birlikte ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini " şeklinde talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; "USULE İLİŞKİN İTİRAZLAR: BAŞVURUNUN MİKTARI BELLİ VE BELİRLENEBİLİR OLDUĞUNDAN BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK AÇILMASI BAŞVURUNUN USULDEN REDDİNİ GEREKTİRMEKTEDİR. HMK Md. 107/1: Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Şartları bulunmamasına talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddedilmelidir. Zira dosyada talep edilen çekici bedeli faturaya dayanmakta olup alacağın belirsizliğinden bahisle belirsiz alacak davası açmak kötüniyete delalettir. İş bu sebeple başvurunun usulden reddi gerekmektedir. Nitekim -------- davacı tarafça dosyaya sunulan dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı bildirildiğinden artık davanın kısmi dava olarak kabulü de mümkün görülmemektedir. Bu itibarla, mahkemece davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamakla birlikte, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmakla, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu gerekçeyle onanmasına karar verilmiştir.” ----------Bu noktada şu da açıklığa kavuşturulmalıdır ki, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. Zira, burada talep açıktır, bu sebeple 6100 sayılı Kanunun 119/1-ğ maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün değildir; aslında açılmaması gerektiği halde belirsiz alacak davası açılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayacağından, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir.”
ESASA İLİŞKİN İTİRAZLAR: Sigortalıya ait ---- plakalı araç, Müvekkil Şirket nezdinde ------ vade tarihli ------ sigorta poliçesi ile sigortalıdır. Poliçelerin mevcudiyeti sigorta bedelinin her halde ve otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmemekte olup müvekkil sigortacının sorumluluğu Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Genel Şartları, poliçe özel şartları ve poliçe limitleri ile sınırlıdır. SİGORTALI ARAÇ SÜRÜCÜSÜ OLAY YERİNİ TERK ETMİŞTİR. OLAY YERİ TERKTEN DOLAYI HASAR TEMİNAT DIŞI OLUP DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİ TALEP EDERİZ. Müvekkil şirket nezdinde yapılan araştırmalar neticesinde, davacı tarafın da ifade tutanağında ve dava dilekçesinde ikrar etmiş olduğu üzere, sürücünün olay yerini terk ettiği hususu tespit edilmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün beyanlarından, sürücünün olay yerinden firar etmiş olduğu ilgili kolluk görevlilerince tespit edilmiştir. Öte yandan kazanın meydana geldiği tarih --------- olup, sigortalı sürücü tarafından kazadan tam 2 gün sonra ifade verdiği ve ifadesinde ise korkması nedeniyle olay yerini terk ettiğini ikrar ettiği tespit edilmiştir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. Teminat Dışı Kalan Zararlar kenar başlığı altında, kasko poliçesi teminatı dışında kalan haller tek tek sayılmış olup A.5.10. maddesi gereğince “Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” kasko teminatı dışında tutulmuştur. "Yukarıda anılan genel sartlar geregi, kural olarak zararın teminat dısı oldugunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da; somut olayın özellikleri ve bilhassa davacıya ait aracın sürücüsü oldugu iddia edilen kisinin yaralanmadıgı ve tek taraflı olarak yapılan kazada can güvenligini tehlikeye atacak hiçbir durum olmadığı halde olay yerinden ayrılması, kazanın olus biçimi ve meydana geldigi saat gözetildiginde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulundugu ve sürücünün kaza anında alkollü ve ehliyetsiz olmadığını ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiginin kabulünün zorunlu oldugu açıktır." ------------ Yargıtayın istikrarlı kararları ve -------kararları, olay yerinin terki noktasında ispat külfetinin sigortalıya geçtiği ve sigortalının hasarın beyan edildiği şekilde meydana geldiği, hasar anında sigortalı araç sürücüsünün ehliyetli ve alkolsüz olduğunu ispat ile yükümlü olduğu yönündedir. Davacı taraf her ne kadar korkması nedeni ile olay yerini terk ettiğini ifade etmiş ise de,----------- tarihli kararlarında sigortalı araç sürücüsünün can güvenliği nedeni ile dahi olay yerini terk etmiş olması halinde, en yakın kolluk birimine müracaatını aramaktadır. Ancak huzurdaki ihtilafta araç sürücüsü olay yerini terk ettikten sonra makul süre içinde kolluk birimlerine müracaat etmemiştir. Olaydan tam 2 gün sonra ifadesini vermiş olduğu kolluk evraklarından anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda numarası belirtilen kararlar ve genel şartların amir hükmü doğrultusunda hasar teminat dışı kalmaktadır. Sigortalı araç sürücüsünün olay yerini zorunlu bir hal olmadan terk etmiş olması nedeni ile hasar teminat dışı olup huzurdaki davanın reddi geremektedir. MÜVEKKİL ŞİRKET ALEYHİNE HASAR TARİHİNDEN İTİBAREN FAİZ İŞLETİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Davacı her ne kadar faizin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilmesini talep etmiş olsa da, Türk Ticaret Kanunu’nun Tazminat Ödeme Borcu kenar başlığı altında düzenlenen 1427/2 maddesi hükmü şu şekildedir :“Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur.” Hiçbir surette davayı kabul manasına gelmemekle beraber, bir an için taleplerin teminat kapsamında kaldığı düşünülecek olsa dahi, yapılacak tazminat hesaplamasında cevap dilekçemiz ekinde ibraz edilen ve bağımsız sigorta eksperi tarafından tanzim edilen eksper raporu dikkate alınmalıdır. Eksper raporunda yer alan detaylara geçmeden önce, eksper raporunun hukuki niteliğine değinmekte fayda vardır : 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 2/m maddesinde, “Sigorta eksperi” sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarlarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 22. Maddesinde, sigorta eksperliğinin gerçek veya tüzel kişilerce yapılacağı belirlenerek, sigorta eksperliği ile ilgili ayrıntılı düzenlemelere yer verilerek sigorta eksperi olabilme koşulları, mesleki faaliyetlerinin kapsamı, denetimi ve faaliyetin gerektiği gibi yerine getirilememesi halinde uygulanacak müeyyideler de belirtilmiştir. Aynı yasanın 13. Maddesine göre sigorta eksperi tarafsız olmak zorunda olduğu gibi, 17. Maddesine göre eksperler tarafından düzenlenmiş olan raporlar da delil niteliğindedir. Ekspertiz raporlarının delil niteliği taşıdığını belirleyen yasa kuralı ile sigorta ekspertizlerinin sigortalayan ve sigorta ettirene karşı tarafsız ve bağımsız çalışma ilkeleri gereği tazminat yükümlülüğünü doğuran olayların nedenlerini ve zarar miktarını ortaya koyan raporlarının hukuken geçerli belge niteliği taşıdığının kabulü zorunludur. Nitekim -----------Sayılı kararı ile işbu husus vurgulanmış ve eksper raporunun delil niteliğine atıfta bulunularak hüküm kurulmuştur.Yukarıda açıklanan ve sayın Mahkemenizce re'sen tespit edilecek nedenlerle;Davaya konu talebin poliçe teminatı dışında kalması nedeniyle davanın reddine,Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,Karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, (kasko) trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Ancak, 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Benzer konuya ilişkin ----------sayılı ilamında; "Dava, kasko poliçesinden kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı, davacıya ait aracın kasko sigorta şirketidir.------tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) nolu bendinde, "Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde düzenleme getirilmiştir.Davanın, davacı sigortalı tarafından kasko sigorta şirketine karşı açtığı itirazın iptali davası olması ve 6502 sayılı Tüketici Yasasının yürürlüğe girdiği ----- tarihinden sonra ---- tarihinde açılmış olmasına göre mahkemece Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu ve Dairemizin ----- karar sayılı bozma ilamı ile de Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu kararının kesinleştiği gözetilerek davanın esasına girilmesi gerekirken görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde açıklamalara yer verildiği görülmüştür.Somut olayda davacı tüketici konumunda olup davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi olması, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğinin anlaşılmasına ve görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu bulunmakta olup mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.Sonuç olarak, HMK 1 maddesi gereğince görev kamu düzeninden olup, yine HMK 114 maddesine göre dava şartı hakimin re'sen incelemesi gereken hususlardan olduğundan ve yine HMK 115 maddesine göre mahkememizin her aşamada görevi resen göz önüne alması gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın HMK'nun 114/1-C ve 115/2. maddeleri uyarınca görevsizlik nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2- HMK.20/1. maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesinden itibaren (süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren) 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dilekçe ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın bu davaya bakmaya görevli --------- TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi taktirde HMK.20/1. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3- Gider avansının kullanılmayan bölümünün görevli mahkeme veznesine yatırılması için ilgililerine iadesine, 4- HMK' nun 331/2. maddesinde yapılmış olan 'görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği' şeklindeki düzenleme nazara alınarak, yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde ------------Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere tensiben verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/12/2025