İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/809 E. 2025/1007 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/809
Karar No
2025/1007
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/809 KARAR NO : 2025/1007

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/12/2014 KARAR TARİHİ : 03/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacının müşterilerine ait ürünlerin, sahibi bulunduğu ------ web sitesinde pazarlanmasına ve satışına aracılık etmek üzere ticari faaliyet sürdürdüğünü, ticari faaliyetleri arasında web dizayn servisleri internet üzerinden alım-satım işlemleri ve aracılık, video ve müzik yayınları alan adı barındırma servisleri, cep telefonları ve diğer işletim sistemleri için uygulama geliştirmek, internet reklam ve pazarlama hizmetlerinin bulunduğunu, davalıların sonradan istifa ve uzaklaştırma suretiyle şirketten ayrıldığını, davaya konu dönemde -----ortakları ve yönetim kurulu üyeleri olarak temsil görevi yürüten kişiler olduğunu, davalıların yönetim kurulu başkan yardımcısı ve üyesi oldukları dönemde davacı firmaya hiçbir bildirimde bulunmaksızın şirket genel kurulundan izin almaksızın, yöneticisi bulundukları şirketin işletme konusuna giren iş türünde ticari faaliyet yapmak suretiyle TTK m. 396 hükmüne aykırı olarak rekabet yasağını ihlal ettiklerini, davacının ağırlıklı olarak ----- ticari faaliyetini sürdürdüğünü, davacının digital ya da fiziksel ürünlerin satışına ve pazarlamasına aracılık ettiğini, davacının belli bir müşteri portföyünü edindiğini, buna bağlı olarak da sürekli artış gösteren bir satış düzeyine ulaştığını, ürün sahiplerinden gelen müracaatlarda 2014 yılı Eylül ayının ikinci yarısından itibaren farkedilir oranda bir azalmanın gerçekleştiğini, bir süre sonra da kesildiğini, müşteri ve üyeleriyle olan bağlarının koptuğunu, davacının en son oniki aylık hesap hareketlerini gösterir şekilde banka hesap ekstresinin Sayın Mahkemeye sunulacağını, şirket yönetim kurulu başkanı yardımcısı ve üyesi bulunan davalıların ---- adı altında yöneticisi bulundukları ---- ile aynı iş konusunda ticari faaliyet yürüttüklerinin tespit edildiğini, ------ müşterilerine ait ve aynı ürünlerin ----- sitesinde pazarlandığını, ----- temsilcisi kimliğini kullanmak gerekse internet üzerinden yayınladıkları reklamlarda ---- markası ile ----- ibaresini aynı sayfada ve yan yana kullanmak suretiyle ürün sahiplerinde sanki ürünlerinin ----- pazarlanmakta olduğu gibi aykırı bir izlenim yaratmak suretiyle gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, davacıya ulaşan ürün sahibi müşterilerine ait maillerde----- adreslerinin birlikte kullanıldığını, bilgi hanesine ----- eklenilmiş bulunulduğunun görüldüğünü, davalılar hakkında marka ve telif haklarına tecavüz nedeniyle gerekli hukuki ve cezai başvuruların yapılacağını, bu çerçevede şirket genel kurulunun 23.12.2014 tarihli kararı ile davalıların yönetim kurulunda görev aldıkları dönem için ibra edilmeyerek haklarında hukuki ve cezai takibat başlatılması yönünde karar alındığını, davalıların rekabet yasağına aykırı yürüttükleri ticari faaliyetleri sebebiyle davacının ağır biçimde zarara uğratıldığı gerçeğinin yalın bir şekilde görüleceğini, davacının örneğin 2014 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları satış ortalamasının yaklaşık 40.000 TL civarında olduğunu, bu tutarın Eylül ayı itibariyle 24.748 TL'ye yani 1/2 oranında düştüğünü, Ekim ve Kasım aylarında ortalama 1.300 TL'lik satış ile neredeyse faaliyetinin tümüyle sekteye uğratıldığını belirterek, davanın kabulünü, TTK madde 396 ile HMK madde 107 hükümleri gereğince fazlaya dair haklan saklı kalmak ve arttırılmak koşuluyla şimdilik 140.000 TL olmak üzere tahkikat sonucu belirlenecek tazminat tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek Türkiye Cumhuriyeti ----- Bankasınca uygulanan avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davalılar tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davacı tarafından kapatma yazılarının mevcut bulunduğunu, kapatma ilanı veren şirketin öncelikle dava dilekçesinde belirtilen iddia ile dava açılması gerektiğini, kapatma kararı metninde "Değerli ürün sahipleri ve satış ortaklarımız; son dönemde hak ettiğiniz komisyonlardan iade ve iptal güvence bedeli olarak % 20 kesinti yapıldıktan sonra 08.10.2014 tarihinde hesaplarınıza yatırılacaktır. Kalan % 20 ise 60 gün iade sürecinin tamamlanmasının ardından iade tutarları kesilerek hesabınıza yatırılacaktır.'' yönünde ibarenin mevcut bulunduğunu, bu dönemde ----- hesabı üzerinden bu dönemlere ait olan kazancının ödendiğine dair dekontların belirtildiğini, dekontlara bakıldığında 09.10.2014 tarihinde 112,30 TL ödeme yapıldığını ve % 20'lik fark ödemesinin 27,18 TL olarak 10.11.2014 tarihinde yapıldığını, davalı ... olarak bir yandan davacı şirket için çalışırken öte yandan da ----- görevini yerine getirmeye devam ettiğini, davalı ...'ın davacıdan bir gelir elde edilmediği için diğer bir kardeş firma olan ----- işe alındığını, davacının gelirlerini arttırmak için birlikte bloglar açıldığını, satış ortaklığının yapılmaya başlanıldığını, elde edilen tüm gelirleri davacının kasasına bıraktıklarını, kendi adlarına bir faaliyet yürütmediklerini, yapılan görüşmeler sonunda davacı şirketin tasfiyesi ya da kendilerine devrinin gündeme geldiğini, tasfiye yönünde karar alındığını, devri durumuna bakıldığında davacı şirketin batık durumda olduğunu, devir alınması durumunda yaklaşık 150.000 TL vergi ve diğer borçların olduğunun anlaşıldığını, taraflarından önerilen yatırım önerilerinin de kabul edilmediğini, davacı şirkete ait olması gereken ürünün gelirlerinin davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ----- hesabına geçildiğinin görüldüğünü, davalı ... olarak toplantıda alınan kapatılma kararı gereği gerekli alt yapı çalışmalarına devam edildiğini, kısa bir süre sonra açıklama yapılacağının bilgisini verdiğini, ----- şirketin kapatılma duyurusunun ana sayfada yayınlanacak şekilde hazırlanmasını istediğini, şirketten ayrıldığı için ----- mail adresini kullanmamaya başladığını, bunun yerine ----- hesabı olan ----- hesabını kullanmaya başladığını, şirketin kapatılma yazısını ve kapatılma sürecinde neler yapılmasını gerektiğini tüm şifreler ve giriş belgeleri ile birlikte ----- gönderdiğini, onayını aldıktan sonra davacı ana sayfasında yayınladığını, yayınladığı yazının-----dosyasında halen durduğunu, web sitelerinin açılış sayfalarının ----- şeklinde olduğunu, orijinal bir dosyada değişiklik yaparken ana dosya zarar görmesin diye kopyalayarak ismini değiştirdiğini, ana dosyaya tekrar dönmek istediğinde sadece isim değişikliği yaparak geçiş sağlamış olacağını, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ya da başkan yardımcısı oldukları dönemde TTK m. 396 hükmüne uygun olmayan işler yaptıklarının beyan edildiğini, bunu kanıtlamalarının gerektiğini, bu beyanların gerçek olmadığını, ----- aşamasının beyan edildiği gibi davalı ...'ın 01.10.2014'de işe başladığının resmi kayıtlardan anlaşıldığını, resmi belgelerin davacının haklı olmadığını ortaya koyacağını, davacı davasını TTK 396. Maddesine dayandırdığını, yaptığı anlatımların hiçbirinin bu görevde olunduğu döneme rastlamadığını, davalı ... olarak 01.10.2014 tarihinde işe başladığını, diğer davalının ise bu şirket ile ilgisinin olmadığını, davacının hangi yargı kararı ile kendilerini uzaklaştırdıklarını açıklama ile yükümlü olduğunu, kendilerinin veya diğer ortakların bu yönde alınmış bir karar olmadığı gibi bu yönde bir yetkilerinin olmadığını, ortaklıktan ayrılma nedenlerinden biri; davacı şirketin faaliyetlerini sonlandırma kararı alması ve diğer yandan ortaklar ile uyum içinde çalışma ortamının kalmaması olduğunu, kayıtlarda belirtilen şekilde hisse devrinin yapıldığını, davacı şirket yetkililerinin beyan ettiği şekilde kovulma söz konusu olmadığını, davacının kayıtlarına bakıldığında zarar eden vergi borcunu bile ödeyemediğini, şirket kar elde etmiş ve vergi borcunu ödememiş ise bu şirketin yetkililerinin beyanlarına itibar edilemeyeceğini, vergi borcunun tüm ulusa ödenmesi gereken borç olduğunu belirterek, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 396. maddesi uyarınca rekabet yasağını ihlal etmesi nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle tazminat taleplidir.Davacı şirketin ticari faaliyeti olarak WEB dizayn servisleri, internet üzerinden alım satım işleri, aracılık, video ve müzik yayınları vs işleri ile uğraştığı, davalıların ise----- eski yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu, ...'ın eski yönetim kurulu üyesi olduğu ve görevlerinin başında bulundukları sırada davacı firmaya hiçbir bildirimde bulunmaksızın ve şirketten izin almaksızın şirketin işletme konusuna giren aynı nitelikte ticari faaliyette bulundukları gerekçesi ile rekabet yasağına aykırı davrandıklarından dolayı davacı şirketin uğradığı zararlardan dolayı tazminat talep edilmiştir.TTK 396 maddesi uyarınca dava hakkı ortaklığın kendisine aittir. Ortaklar ve alacaklılar YK üyeleri aleyhine TTK 396 maddesine dayanarak dava açamazlar. Ancak TTK 553 ve 556 maddede ki hakları saklıdır. Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına ilişkin davaları zarar gören şirketin ticari işlem yasağına aykırı davranan yönetim kurulu üyelerini davalı göstererek açabilir.Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağı kapsamında kalan işlemlerinden dolayı şirket tarafından dava hakkının kullanılması halinde ,söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini diğer üyelerin öğrendiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde bunların gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl geçince zamanaşımına uğrayacağı TTK 396/3 maddesinde düzenlenmiştir. Rekabet yasağı uyarınca bir işlemin rekabet yasağını ihlal etmesi için YK üyesinin yaptığı işlemin işletme konusuna girmesi gerekmektedir. İşletme konusu sözleşmede yazılı olan konu değil ,ortaklığın uygulamada fiilen uğraştığı işlerdir. Yani YK üyelerine ,ortaklığın işletme konusuna giren' ticari işlemleri' yasaklanmıştır. YK üyeleri aynı konu ile uğraşan başka bir ortaklığa sınırsız sorumlu ortak olarak giremez. Rekabet yasağına aykırı hareketin söz konusu olabilmesi için YK üyesine ortaklıkla aynı konuda iş yapabilmek için esas sözleşmede veya sonra GK kararı ile müsaade edilmemiş olması gerekir. Genel kurul YK üyesine önceden izin verebileceği gibi yapılan işleme sonradan icazette verebilir.Rekabet yasağının haksız rekabetle ilişkisi ise ;TK 54. Maddesinde düzenlenen haksız rekabetin genel hükümleri düzenlenmiş olup herkes için geçerlidir. Oysa TTK 396 maddesi ise sadece Anonim şirket YK üyeleri için özel bir hükümdür. Bu iki hüküm öngördükleri yasağın kapsamı açısından da farklıdır. TK 54 vd iktisadi rekabetin dürüstlük kurallarına aykırı her türlü kötüye kullanımı men etmektedir. TTK 396 maddesi ise Anonim şirketin YK üyelerinin ,ortaklık konusuna giren işlemleri yapmalarını veya aynı konu ile uğraşan bir ortaklığa sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak olarak girmeleri yasaklanmıştır ,YK üyeleri aynı konuda faaliyet gösteren sermaye ortaklıklarında yönetici de olamazlar . Sözleşme veya genel kurul kararı ile YK üyelerine 'şirket konusuna giren işlerle uğraşma izni' YK üyelerini sadece TTK 396 'daki yasaktan koruyacak ancak TTK 54 vd maddelerindeki haksız rekabet yasağının kapsamı dışına çıkarmayacaktır. Anonim şirket YK üyelerinin rekabet yasağı YK üyeliğinin devamı boyunca geçerlidir. YK üyesinin görev dönemi içinde planlanmış ve başlanmış eylemlerde rekabet yasağı kapsamı içindedir. YK üyeleri rekabet yasağına aykırı hareket etmeleri nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri için kusur aranmamıştır. Rekabet yasağına aykırı davranmanın sonuçların olarak da a)görülen zararın tazminini talep etmek b)şayet üçüncü kişi hesabına bir sözleşme yapılmışsa ,bundan doğan menfaatin devredilmesini istemek c) yapılan işlemin ortaklık namına yapılmış sayılmasını istemek d) şayet YK üyesi aynı konu ile uğraşan diğer bir ortaklığa sınırsız sorumlu ortak olarak girmişse bu ortaklıktan çekilmesini ve üyenin bu şirkette elde etmiş olduğu menfaatlerin şirkete devrini talep etmek. ----- TTK'nın 395-396.maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların alınmasında, kendisi hakkındaki rekabet yasağı kaldırılacak olan yönetim kurulu üyesinin oy hakkının bulunmadığı, öğretide ve Yargıtay uygulamalarında tereddütsüz kabul edilmektedir.(---- BAM ---- HD ---- Mahkemenin ----- Esas --- Karar 30.06.2021 tarihli ilamı '' TBK'nun 50/2. Maddesi" uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışının ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirler" maddesi yer almaktadır. Ancak bahse konu maddenin somut olayda uygulanma yeri yoktur. Zira dosyası içerisine alınan 04/10/2019 tarihli ek rapor davacı şirketin, 2013-2014 ile 2015 yılının ilk 9 ayının gerçek satışları ile olması gereken satışları arasında oranlama hesabı ile davacı şirketin somut zararının tespit ettiğinden ve ortaya çıkan rakam davacının eksi yönetim kurulu üyelerinden ...'ın haksız rekabet ihlali sonucu zararı olarak kabul edildiğinden açılan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.-Davalılardan ... için açılan davanın REDDİNE, -Davalılardan ... için açılan dava yönünden KISMEN KABULÜ İLE; 19.445,81 TL zarar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE, '' dair hüküm kurulmuştur. ----- BAM ----Hukuk Dairesi ---- Esas ------Karar 26.09.2024 tarihli ilamı ile '' Mahkemece, davalı ...'ın davacı şirketten ayrıldıktan sonra yönetim kurulu üyeliği devam ettiği süre içerisinde 2014 yılı Eylül ayında aynı iş kolunda faaliyet gösteren "------" isimli sitenin oluşturulduğu, belirtilip davacı tarafın zarara uğramasına sebebiyet verdiği belirtilmiş ise de-----Şirketine ait dosya arasında bulunan sicil kaydı incelendiğinde ise bu şirketin dava tarihinden sonra 29/09/2015 tarihinde ticaret sicile tescil edilerek davalı ... tarafından kurulduğu tespit edilmiş olup "------" isimli sitenin ise ne zaman kim tarafından oluşturulduğu ve davalının bu sitede ne zaman ne şekilde çalışmaya başladığı, bu sitenin davacı şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemin yapılıp yapılmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Davacı taraf dava dilekçesi ile; şirketin 2014 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları satış ortalamasının yaklaşık 40.000 TL civarında olduğunu, bu tutarın Eylül ayı itibariyle 24.748 TL'ye 1/2 oranında düştüğünü, Ekim ve Kasım aylarında ortalama 1.300 TL'lik satış ile neredeyse faaliyetinin tümüyle sekteye uğratıldığı iddiasıyla dava tarihi olan 31/12/2014 tarihine kadar oluşan zararın tazmini talebiyle eldeki tazminat davası açıldığı halde mahkemece, 2014 yılı kar mahrumiyetinin 5.485,07 TL, 2015 yılı 9 aylık kar mahrumiyetinin ise 13.960,74 TL. Olduğu belirtilip toplamı 19.445,81 TL. Üzerinden tazminata hükmedildiği belirtilmiş ise de dava tarihinden sonraki 2015 yılına ilişkin dönem dava konusu olmadığı halde mahkemece tazminat miktarının tespitine ilişkin hesabın HMK. 26 maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırılık oluşturduğu, bu durum kamu düzenine ilişkin olup HMK'nun 355 maddesi uyarınca re'sen nazara alınmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalılardan ... vekili ve davacı vekilinin (katılma yoluyla) istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 355, 297 ve 353/a-6 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, '' gerekçesiyle dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.Yapılan Yargılama Sonucu;Şirketin 14/09/2011 tarihli ana sözleşmesi ile davalılar bir yıl süreliğine yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir. Şirket 05/12/2014 tarihinde tescil edilmiş, 11/12/2014 tarihinde de ----- Gazetesinde de ilan edilmiştir. Ardından yapılan 20/11/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyeliğine dava dışı kişiler seçilmiştir. Davalılardan ...,------. Noterliğinin 30/09/2014 tarihli ihtarnamesi ile istifa ettiğini bildirmiştir. Davacı şirketin gelir tablolarının incelenmesi sonucu 31/12/2011 tarihi itibariyle 853,39 TL satışının olduğu, bu dönem için 9.175,98 TL zararının olduğu tespit edilmiştir. 2012 yılı için 127.209,84 TL'lik satışının olduğu, karının ise 12.201,69 TL olduğu tespit edilmiştir. 2013 yılı için 351.864,81 TL satışının olduğu karının ise 18.845,41 TL olduğu; 2014 yılı için 508.330,88 TL net satışının olduğu, zararının ise 25.515,15 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin iddiası 2014 yılı içerisinde eski yönetim kurulu üyelerinin şirketten herhangi bir izin almadan aynı faaliyet alanında çalışılması nedeniyle şirketin zarara uğradığı ve rekabet yasağı ilkesinin ihlal edildiği belirtilmiştir.Davalı şirketten ayrılma dönemi 2014 yılının Eylül ayında gerçekleştiği, satışların 2014 yılı ilk sekiz ayı itibariyle aylık ortalaması 36.218,91 TL iken 9. aydan sonra aylık ortalama 22.877,36 TL'ye gerilediğini, 2014 yılı 10. ayda 1.003,70 TL olduğu, 11. ayda aylık ortalama satışın 1.537,98 TL olduğu, 2014 yılı 12. ayda ise aylık satış ortalamasının 198.153,46 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalıların her ikisi de şirketin ilk esas sözleşmesi ile sözleşme tarihi olan ve 20/09/2011 tarihinde tescil ve ilan edilerek bir yıllığına atanmıştır. Bir yıllık sürenin dolmasından sonra şirkete yeni yönetim kurulu atanmamıştır. 20/11/2014 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılıp 3 yıl süreliğine dava dışı kişilerin seçilmesine kadar şirket yöneticisiz kalmıştır. Davalılardan ----- noter marifeti ile istifa ettiği 30/09/2014 tarihinde şirkete bildirmiştir. Diğer yönetim kurulu ...'ın ise ana sözleşme ile 1 yıl olarak belirtilmesine rağmen Yerleşik Yargıtay İçtihatları gereği görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin yerlerine yeni üye seçilinceye kadar şirketin organsız kalmaması için görevinin devam ettiği kabul edilmektedir. Somut olayda da rekabet yasağı incelenirken fiili olarak görev süresinde kaldıkları, görev süreleri bitmesine rağmen şirkete yeni yönetim kurulu üyesinin seçildiği, 20/11/2014 arasında rekabet yasağını ihlal edip etmediği mahkememiz tarafından incelenmiştir.Dosya içerisine hükme esas alınan 13.10.2025 tarihli heyet raporu sunulmuştur. Davacının talebi davalıların aynı faaliyet alanında iştikal eden ''-----'' isimli sitenin oluşturulduğu ve davalıların davacı şirket olan ''------'' yerine artık yazılı reklamlar yapılarak müşterilerin davacı şirket yerine dava dışı ------ sitesinin kurulduğu intibah duygusunu uyandırarak TTK'nın 396. Maddesi uyarınca haksız rekabet yasağının ihlal edildiğinin gerekçesiyle maddi tazminat talebinde bulunulmuştur. Mahkememiz tarafından yeniden yapılan yargılama sonucu dava dışı -----dosya içerisinde bulunan sicil kayıtları uyarınca 29.09.2015 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğu dava tarihinin ise 31.12.2014 olduğu, rekabet oluşturulduğu iddia edilen dava dışı şirketin '-----' isimli sitenin dava tarihinden sonra kurulduğu bu haliyle haksız rekabet hükümlerinin oluşmadığı ve illiyet bağının da mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı şirketin yıllara göre kar mahrumiyeti ile kuruluş tarihi 29.09.2015 olan ''------'' sitesi arasında illiyet bağının tespit edilememesi nedeniyle haksız rekabet hükümleri oluşmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan Davanın REDDİNE, Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 2.390,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye artan 1.775,45-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı ... tarafından yapılan 284,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,İlişkin olarak davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/809, K. 2025/1007, T. 03.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-809-e-2025-1007-k-befccf034002