İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/852 E. 2026/627 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/852
- Karar No
- 2026/627
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/852 Esas KARAR NO :2026/627
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:28/11/2025 KARAR TARİHİ:23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 21/08/2021 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki 34DVA179 plakalı araç ile seyir halindeyken meydana gelen kazada yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2021/... soruşturma numaralı soruşturmanın başlatıldığını, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihi itibarıyla ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... poliçe numarasıyla genişletilmiş kasko sigortası kapsamında teminat altında bulunduğunu, ... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Kurul Raporu'na göre kişinin engel oranının %23 olduğu ve sürekli sakatlığının bulunduğunu, tıbbi iyileşme sürecinin 6 aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında %100 özürlü sayılması gerektiği ile 21/08/2021 tarihinden itibaren 60 gün süreyle başkasının bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kaza tarihinde 21 yaşında olup bel omurunun kırılması nedeniyle ağır bir ameliyat geçirdiğini, geçici ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını ve maddi gelir kaybı ile manevi zorluklar yaşadığını, adli yardım taleplerinin kabulünü ve takdir yetkisi kapsamında davanın kısmen reddi halinde davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesini isteyerek 01/11/2025 tarihinde yapılan arabuluculuk başvurusunun anlaşmama olarak sonuçlandığını belirterek adli yardım talebinin ve davasının kabulü ile 21/08/2021 tarihli trafik kazası nedeniyle 400.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. BEYAN: Davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde ... nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, ... nolu ... Filo Plus Genişletilmiş Kasko Poliçesi ve ... nolu İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçların karışmış olduğu 21.08.2021 tarihli kazada davacının yaralandığı iddiasıyla manevi tazminat zararının karşılanması amacıyla 400.000 TL talepli dava ikame edildiğini, ... nolu poliçede manevi tazminatın teminat dışında bulunduğunu, ... nolu kasko poliçesinde maddi ve bedeni ayrımsız 75.000,00 TL ve ... nolu İMMS poliçesinde şahıs başına bedeni 100.000,00 USD ihtiyari mali mesuliyet teminatı verilip manevi tazminat taleplerinin İMMS teminatı içine alındığını, dava konusu kazada %23 oranında maluliyet meydana gelecek nitelikte bir yaralanma olmadığını, davacı sahibi tarafından Kırklareli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından sunulan raporda %23 oranında maluliyet meydana geldiğinin iddia edildiğini, söz konusu raporun yasal mevzuata uygun hazırlanmadığını, Yönetmelik madde 6/1'e göre birden fazla uzmanlık dalını ilgilendiren durumlarda en az 7 daimi üyenin bulunması gerektiğini ve davacı tarafından sunulan raporun eksik kurul üyesi dolayısıyla usule aykırı olduğunu, davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 20/01/2024 tarih ve 2024.E. ... sayılı başvuru ile sürekli iş göremezlik tazminatının ödenmesi talebiyle başvuru yapıldığını, bu dosyadan alınan 26.02.2026 tarihli Uyuşmazlık Başvurusu Bilirkişi Heyeti Raporunda 21/08/2021 tarihinde maruz kaldığı bildirilen trafik kazası sonucu yaralanması neticesinde sürekli iş göremezlik özürlülük oranının %13 olduğunun tespit edildiğini, bu maluliyet oranına istinaden 25/06/2024 tarihli 400.000,00 TL karar ile 430.000,00 TL sürekli maluliyet tazminat bedeli üzerinden karar verildiğini, ekte sunulan savcılık dosyasına sunulan 11.10.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda dava konusu kaza yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun görüldüğünü, iyileşme süresi düşünüldüğünde davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde manevi tazminata hükmedilirken hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından kaza tarihi itibariyle faiz talep edildiğini, KTK 97. madde gereği sigorta şirketine başvuru yapılması zorunluluğu bulunduğunu, davacı tarafından müvekkil şirkete başvuru yapıldığına ilişkin belge sunulmadığını belirterek davanın reddine, aksi kanaatte olunması halinde faiz başlangıç tarihinin tespiti ile hüküm kurulmasını talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/... Soruşturma sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği'nden gelen davacıya ait adli kurul raporu örneği, ... Sigorta A.Ş.'den gelen ... numaralı hasar dosyası ve ... numaralı poliçe bilgilerini içerir müzekkere cevabı, ..., ... ve ... plakalı araçlara ilişkin araç tescil bilgilerini içerir UYAP sorguları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden gelen ... plakalı araca ait hasar, ekspertiz raporu bilgilerini içerir müzekkere cevabı, ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden gelen ödeme yapılmadığı ve hizmet döküm cetvelini içerir müzekkere cevabı, .... Polis Merkezi Amirliği'nden gelen davacıya ait sosyal ekonomik durum araştırmasını içerir müzekkere cevabı, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 22/07/2026 tarihli kusur raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, 21/08/2021 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle davacı ...'in yaralandığı trafik kazasında tarafların kusur durumunun ne olduğu, davacının manevi tazminatın varlığı ve miktarı, faiz türü ve başlangıcından ibaret manevi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. 21/08/2021 günü saat 00:20 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Hal yolunu takiben Tem istikametine doğru sol şerit üzerinde seyirle olay mahalli ... viyadük çıkışı ... ... önüne geldiğinde, ön ilerisinde aynı istikamete doğru seyirle önünde bulunan sulama aracına eskortluk yapmakta olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... kamyonete çarpmamak için sağa manevra yaptığı sırada aracının sağ arka kısımlarıyla, sağ tarafındaki şerit üzerinde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol ön yan kısımlarına çarpıp önünde seyir halindeki ... plakalı aracında arka kısmına ön kısımlarıyla çarpması neticesi aracında yolcu olarak bulunan davacı ...'in yaralandığı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/... soruşturma sayılı dosyasıyla 21/08/2021 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle şüpheli ... hakkında; kazada ..., ... ile yolcu olarak bulunanlardan ..., ...'in alınan adli raporların göre basit şekilde yaralandıklarının belirlendiği, kolluk görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağında; ... plaka sayılı araç sürücüsü ... 2918 sayılı KTK'nın 56/1-A (Şerit izleme ve değiştirme kuralına uymamak) kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, diğer sürücülere kusur atfedilmediği, Müşteki şüpheli ...'ün ve yolcu olan ...'in şikayetçi olduğu, diğerlerinin ise beyanlarında şikayetçi olduklarına dair bir ibare bulunmadığından şikayetçi olmadıklarının kabul edildiği, takibi şikayete bağlı olan taksirle yaralama suçunda şikayet yokluğu nedeniyle Başsavcılığımızca soruşturma koşulu oluşmadığından, yaralı ... ve ... yönünden soruşturma işlemlerine devam edilemeyeceği, kazada ... ve ...'ın kusurunun olmaması nedeniyle yaralanma olayın ceza hukuku bakımından sorumluluklarının bulunmadığı, ...'ün ise yaralanması olayında kusurun dosya kapsamına göre yalnız kendisinde olduğu, bu itibarla kendi kusuru ie yaralanmasının bir suç teşkil etmediği, araçların kaza nedeniyle zarar görmesinin ise kast yokluğu nedeniyle mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, ...'in yaralanması ile ilgili soruşturmaya ise devam olunduğu anlaşılmakla soruşturma konusu olay ve müşteki şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketinin kaza tarihini kapsar şekilde ... plakalı motosikleti 01/04/2021 - 01/04/2022 vadeli dönemi ... poliçesi ile sigortalandırmış olduğunun mevcut poliçenin tetkikinden tespit edildiği anlaşılmıştır. Sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın kasko sigortacısı sıfatıyla, bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 22/07/2026 tarihli kusur raporuna göre; "21/08/2021 tarihinde gece vakti ... plakalı otomobiliyle seyreden sürücü ...'ün mahal şartlarına dikkat etmeyip güvenli takip mesafesine uymadan ve şerit değiştirme manevrası öncesi gerekli kontrolleri yapmadan önündeki eskortluk yapan ... plakalı kamyonete çarpmamak için sağa manevra yaptığı esnada sağ şeritte seyreden ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol ön yan kısımlarına ve ... plakalı aracın arka kısmına çarpması sonucu 'ün yaralandığı kazanın gerçekleştiğini belirttiğini, sürücü ...'ün kontrolsüz seyri ve kurallara riayet etmemesi nedeniyle yüzde yüz oranında asli kusurlu bulunduğunu, sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile olay mahallinde seyir halindeyken gerisinden gelen aracın çarpması nedeniyle atfı kabil kusurunun bulunmadığını, sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobille kendi şeridinde nizamlara uygun seyrederken solundaki aracın çarpması neticesinde atfı kabil kusurunun olmadığını açıkladığını, sürücü ...'ün yüzde yüz oranında kusurlu, sürücü ...'ın kusursuz, sürücü ...'ün ise kusursuz olduğu kanaatine varıldığı" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Trafik kazasına neden olan araç hususi araç olmakla yasal faiz istenebileceği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı taraf trafik kazası nedeniyle uğradığı manevi zararlara ilişkin manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Manevi tazminatın miktarını tayin etme hakimin takdirine bırakılmış bir konu olmakla beraber, hükmedilecek miktarın uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletecek nitelikte olması gerekir. Takdir edilecek manevi tazminat hakkaniyete uygun olmalıdır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararı karşılaması da amaç edinmemiştir. Kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmalıdır. Tazminatın sınırı onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeli; manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Ayrıca Yargıtay HGK'nın 23.6.2004 tarih ve 2004/13-291E.-2004/370K. sayılı kararında manevi tazminat ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; "Manevi tazminat, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplarından çıkarılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir." denilmek sureti ile manevi tazminatın belirlenmesine caydırıcılık unsuru ve insan yaşamının önemine özellikle vurgu yapılmıştır. Dava konusu tazminatta hatır taşıması indirimi yapılmış olup öncelikle hatır taşımasının açıklanmasında fayda görülmüştür. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. (Y.17.H.D.2018/3231E-2018/12869) Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "tazminat" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. Maddesinde ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Tarafların iddia, savunmaları, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 21/08/2021 günü saat 00:20 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Hal yolunu takiben Tem istikametine doğru sol şerit üzerinde seyirle olay mahalli ... viyadük çıkışı Yorum ... önüne geldiğinde, ön ilerisinde aynı istikamete doğru seyirle önünde bulunan sulama aracına eskortluk yapmakta olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... kamyonete çarpmamak için sağa manevra yaptığı sırada aracının sağ arka kısımlarıyla, sağ tarafındaki şerit üzerinde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol ön yan kısımlarına çarpıp önünde seyir halindeki ... plakalı aracında arka kısmına ön kısımlarıyla çarpması neticesi aracında yolcu olarak bulunan davacı ...'in yaralandığı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği, kaza neticesinde araç içinde bulunan davacının yaralandığı, Mahkememizce alınan kusur raporunda davacının %100 kusurlu olduğu, düzenlenen bilirkişi raporunun kazanın oluşu, kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alındığı, soruşturma dosyasının incelenmesinde, araç sürücüsü ile davacının arkadaş oldukları, araç içerisinde yolculuk ettikleri, taşımanın davacının menfaatine uygun biçimde yapıldığı ve araç sürücüsünün taşımada bir menfaatinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki tüm açıklamalar karşısında; tazminattan hatır taşıması nedeniyle Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatları ve tedavi-bakıcı gideri tazminatı üzerinden %20 hatır taşıması indirim yapılarak, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6571 E. 2021/1205 K. Sayılı ilamı) davalı sigorta şirketi yönünden 14/07/2023 tarihinde davacı tarafın başvuru yaptığı değerlendirilerek kasko sigorta şirketinin 45 gün sonra temerrüde düşeceği gözetlerek, 28/08/2023 tarihinin temerrüt tarihi olduğu ve sigortalı aracın hususi araç olduğu gözetilerek yasal faizi ile birlikte hüküm kurulmuştur. Davanın kısmen reddine karar verilmiş olup, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Zira, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmeyecektir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/14413E-2018/4944K ilamı) Tüm bu açıklamalar ve hukuki değerlendirmeler sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davaya konu somut olay anılı yasal düzenlemeler ve yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaşı, öğrenim durumu, kaza nedeniyle uğranılan ızdırap, ülkenin ekonomik koşulları, paranın alım gücü birlikte değerlendirilerek manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin tüm ilke ve kurallar nazara alındığında davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalıya yönelik açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; davacının 200.000,00-TL manevi tazminatın 28/08/2023 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 13.662,00-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davadaki haklılık durumuna göre 2.300,00-TL'sinin davalıdan, geri kalan 2.300,00-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Anayasa Mahkemesi'nin ... sayılı kararı ile HMK 326/2 maddesinin manevi tazminat yönünden iptaline karar verildiğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden suç üstü ödeneğinden karşılanan 22.07.2026 fatura tarihli 2026/120797 adli tıp nolu 6.400,00-TL adli tıp fatura ücreti, 550,80-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.950,80-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.475,40-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 23/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır