İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/806 E. 2026/767 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/806
Karar No
2026/767
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/806 Esas KARAR NO : 2026/767

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki ticari teamül gereği cari hesap şeklinde yürütüldüğünü, davalı şirkete teslim edilen ürünlere ilişkin bedeller cari hesaba işlendiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin davalıdan olan 490.239,99.-TL tutarındaki kesin, muaccel ve likit alacağının tahsili amacıyla 09.09.2025 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu tarafından hiçbir hukuki ve maddi gerekçeye dayanmaksızın tamamen kötü niyetli şekilde itiraz edildiğini, bilindiği üzere, HMK md. 389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkansız hale gelmesi ya da gecikme nedeniyle ciddi bir zararın doğmasının muhtemel olması halinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, somut olayda müvekkilinin alacağı cari hesap kayıtları, icra dosyası ve ticari defterlerle sabit olduğunu, yaklaşık olarak ispat edildiğini, davalının mali durumunun kötüleştiğine ve mal kaçırma ihtimaline ilişkin ciddi emareler bulunmadığını, yargılama sürecinin devam ettiği gözetildiğinde, bu süreçte davalının malvarlığını azaltması halinde müvekkilinin alacağının tahsil kabiliyetinin ortadan kalkacağını, bu nedenle, dava konusu alacağın teminat altına alınması amacıyla davalının borca yetecek miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır. Toplanan Deliller: ... 18. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı şirketin yoklama fişi ve 2025 yılına ait BA/BS formları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin beyanname ve 2025 yılı karşılaştırmalı alış satış analizleri, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin beyanname ve 2025 yılı karşılaştırmalı alış satış analizleri, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 12.08.2026 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 18.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 09/09/2025 tarihinde, 490.239,99-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının cari hesap alacağı şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 18/09/2025 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 19/09/2025 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 07/11/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen cari hesap alacağına ilişkin faturaların davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu hizmetin gerçekleştirildiğine ya da malın teslim edildiğine ve davacının ücrete hak kazandığına dair kaydın bulunup bulunmadığı, takip tarihi olan 09/09/2025 günü itibariyle davacı şirketin davalı şirketten cari hesaba dayalı alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak bulunup bulunmadığı gibi hususlarda rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, davacının 2025 yılı yevmiye ve defteri kebir kayıtlarının elektronik defter kapsamında usulüne uygun tutulduğu, sunulan beratlar, işlem dökümleri ve cari hesap muavininin birbirini doğruladığı, ihtilaf konusu beş e-faturanın davacı defterlerine bir kuruşluk yuvarlama farkıyla 733.999,99-TL olarak kaydedildiği, davacı tarafından davalı lehine toplam 243.760,00-TL tutarında dört adet cari virman/mahsup kaydı düşüldükten sonra 490.239,99-TL bakiye alacak kaldığı ve bu tutarın icra takibinde talep edilen asıl alacakla birebir örtüştüğü, ihtilaf konusu beş faturanın davalı tarafından da beş belge ve 611.666,66-TL KDV hariç tutarla kendi vergi dairesi alış kayıtlarına dâhil edildiği, tarafların karşılıklı vergi analizlerinin belge sayısı ve tutar bakımından tam uyumlu olduğu, davalının söz konusu beş faturayı herhangi bir itiraz kaydı düşmeksizin kendi vergi kayıtlarına dâhil etmiş olmasının, faturaların içeriğinin bilindiğini ve yasal süresinde itiraz edilmediğini gösterdiği, üç adet ambar tesellüm fişinin toplam 182 adet ve 563.200,00-TL tutarındaki mal teslimini ayrıca desteklediği, kalan 76 adet ve 170.800,00-TL tutarındaki iki faturanın ise davalının kendi vergi alış kayıtlarıyla doğrulandığı, davalı tarafından işbu davaya cevap dilekçesi sunulmadığı, ön inceleme duruşmasına katılım sağlanmadığı ve bilirkişi incelemesi için herhangi bir ticari defter veya belge ibraz edilmediği, davalının icra takibine itirazı ekinde sunduğu faturaların, davacı tarafından düzenlenen takip konusu beş faturadan farklı, üçüncü kişilerce düzenlenmiş belgeler olduğu; bu belgelerin takip/dava konusu borcun ödendiğine, mahsup edildiğine veya sona erdiğine ilişkin bir bağlantısının dosya kapsamında ortaya konulamadığı, davalı tarafından 490.239,99-TL bakiye borcun ödendiğine, mahsup edildiğine, malların iade edildiğine veya borcun başkaca bir nedenle sona erdiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 490.239,99-TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. Taraf iddia ve savunmalarına, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına, BA/BS formlarına ve bilirkişi raporuna göre, davaya konu cari hesap alacağında ihtilaflı kısım olan faturaların davalı tarafça vergi dairesine BA olarak bildirildiği, bu durumun fatura içeriği mal ve hizmetin davacı tarafça davalıya verildiğine karine teşkil ettiği, davalı tarafça Vergi Dairesine BA formları ile mal alışlarına ilişkin bildirim yapıldığı gözetildiğinde, mal teslim edilmediğini ispat yükü üzerinde olan ancak yasal ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmayan davalının başkaca kesin delil de ibraz etmediği, bu nedenle takibe konu cari hesaba dayalı asıl alacak tutarı olan 490.239,99-TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas,... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup cari hesap alacağına dayandığından asıl alacak taleplerinin ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle; Davanın KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 18. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİNE, takibin 490.239,99-TL alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (490.239,99-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 98.048,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kabul edilen dava değeri (490.239,99-TL) üzerinden alınması gereken 33.488,29-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 5.920,88-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 27.567,41-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta peşin olarak yatırılan 5.920,88-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.335,00-TL posta ve tebligat masrafı ile 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.335,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 78.438,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/806, K. 2026/767, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-806-e-2026-767-k-56f075a430a3