İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/806 E. 2025/1197 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/806
Karar No
2025/1197
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/806 Esas KARAR NO : 2025/1197

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2025 KARAR TARİHİ : 25/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;peyzaj mimarı olan müvekkili ..., davalı borçlu şirketin 2 ayrı projesine peyzaj mimari projesi çizdiğini, çizilen projelerle ilgili müvekkilden gerekli revizeler de istenmiş, müvekkili gerekli revizeleri yapması sonrasında da davalı şirket tarafından onay verilmiş, müvekkilden faturalarını düzenlemesi talep edildiğini, müvekkili tarafından saklıbahçe projesi adı verilen mimari proje çizimi hizmet bedeli için ... fatura numaralı 13.12.2024 tarihli 204.000,00 TL bedelli ve platinum projesi adı verilen mimari proje çizimi hizmet bedeli için ... fatura numaralı 13.12.2024 tarihli 144.000,00 TL bedelli olmak üzere toplamda 348.000,00 TL davalı borçlu aleyhine fatura düzenlendiğini, davalı borçlu şirket, müvekkilinin hizmet akdinden ve düzenlediği faturalardan doğan borcuna karşılık olarak 15.08.2024 tarihinde 72.500,00 TL, 26.11.2024 tarihinde 72.500,00 TL 24.01.2025 tarihinde 72.500,00 TL olmak üzere müvekkile toplamda 217.500,00 TL ödeme gerçekleştiğini, müvekkili kendi üzerine düşen bütün edimleri itina ile yerine getirdiğini, düzenlenen faturalara göre davalı şirket, davacı müvekkile yukarıda belirtilen fatura üzerinden bakiye 130.500,00 TL borcu kalmış işbu borcunu müvekkile ödenmemiş ve borçlu temerrüde düştüğünü, işbu sebeple davalı borçlu aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzeriden icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket, aleyhine başlatılan icra takibindeki asıl alacak ve bütün ferilerine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı/borçlunun itirazı üzerine müvekkilinin hak ve alacaklarının ödenmesi için 01.07.2025 tarihinde .... arabuluculuk numaralı dosyası üzerinden Türk Ticaret Kanunu Madde 5/A’dan doğan zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında yapılan arabuluculuk toplantısında davalı taraf ile karşılıklı müzakereler sonucu anlaşma sağlanamadığını, izah edilen nedenlerle davanın kabulü ile borçlu aleyhine başlatılan icra takibindeki asıl alacak tutarı olan 130.500,00TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu/davalının haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiği borcun temerrüde düştüğü tarih itibari ile hesap edilecek avans faizi oranından işlemiş ve işleyecek gecikme zammı yönünden takibin devamına, borçlu/davalının haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiği takip tutarı olan 130.500,00 TL üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesince özetle;davacı taraf, müvekkili ... ile arasındaki ticari ilişkinin varlığına delil teşkil edecek sözleşmenin aslını veya aslı gibidir örneğini dosyaya sunmamışsa da kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki dava eser sözleşmesinden kaynaklandığını, sözleşmenin varlığı kabulünde, işin tamamlandığı ve teslim edildiği ispatlanamadığını, davacının iddiasına göre peyzaj projeleri tamamlanmış ve teslim edildiğini, oysa müvekkili şirket nezdinde işin teslimine ilişkin herhangi bir teslim tutanağı, onay formu veya kabul yazısı bulunmadığını, eser sözleşmelerinde, yüklenicinin bedel talep edebilmesi için işin tamamlanarak iş sahibine teslim edilmesi ve bu teslimin iş sahibi tarafından kabul edilmesi gerektiğini, teslim tutanağı düzenlenmediği sürece iş tamamlanmış sayılamayacağını, bu husus Yargıtay’ın istikrarlı uygulamalarında da açıkça vurgulandığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2007/2029 E. 2008/1483 K. 07.03.2008 tarihli kararında, "Davaya dayanak alınan faturanın Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi gereğince kesinleşmiş ve tarafları bağlayıcı olduğunun kabul edilebilmesi için, fatura konusu işle ilgili yanlar arasında sözleşme yapıldığının yasal delillerle kanıtlanması ve bedeli uyuşmazlık konusu işin de kabul edilebilir yeterlikte iş sahibine teslim edildiğinin yüklenici tarafından kanıtlanmış olması zorunludur. Mahkemenin kabulünde ve somut olayda olduğu gibi, açıklanan koşullar gerçekleşmeden sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olması yanlar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu, iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamaz." TBK m. 470–478 hükümlerinden hareketle eser sözleşmesinde bedel talebi için işin teslimi ve kabulü şart olduğunu, yine Yargıtay'ın süreklilik arz eden kararlarında “Fatura içeriğinin kabul edildiği, ancak sözleşme veya teslim belgesi bulunmayan hallerde, fatura tek başına borç doğurmaz.” kararıyla tamamlanmamış bir işe dayanılarak fatura düzenlenmesi ve icra takibi yapılması müvekkilini zarara uğrattığını, bu durum, ticari ilişkilerde dürüstlük kuralına (TMK m. 2) ve tacir basireti ilkesine (TTK m. 18/2) aykırı olduğunu, izah edilen nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili için itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. HMK madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.” Davacının tacir sıfatının araştırılması için yazılan müzekkere cevaplarına göre davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davacının birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta davacının tacir olmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari nitelikte olmadığı, buna göre işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği, taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi niteliğinde de olmadığı, bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/806, K. 2025/1197, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-bakirkoy-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-806-e-2025-1197-k-f1cb27913ab1