İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/8 E. 2026/107 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/8
- Karar No
- 2026/107
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/8 KARAR NO : 2026/107
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 13/01/2025 KARAR TARİHİ : 07/05/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının --- nezdinde -- tescil numarası, “-----” ibaresi ile 23.03.2006 tarihindeki başvurusunun akabinde markasını 06 / 20 / 21 sınıflarda tescil ettirdiğini, Müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmada davalı şirketin iltibasa yol açacak şekilde ----- adını almasının akabinde sitenin içinde yer yer “----” isminin geçtiği, sitede paylaşılan mail adresinin --- olduğunun görüldüğü, akabinde arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, işbu nedenlerle marka hakkına tecavüz niteliğindeki davalı eylemlerine yönelik olarak; şimdilik 1.000 TL fiili zarar ve SMK 151/2b kapsamında yoksun kalınan kar bakımından maddi; itibar kaybı ve davalının tacir olması ve göstermekle yükümlü olduğu özeni göstermemesi hasebiyle müvekkilin uğramış olduğu zararlar bakımından 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, müvekkili şirketin marka hakkına konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden davalı tarafından marka hakkını ihlal edecek şekilde kullanması kullanılması nedeniyle 50.000 TL itibar tazminatına hükmedilmesine, Davalıya ait ------ alan adının davacı tarafa devredilmesine, Masrafları tecavüz eden tarafından karşılanması kaydıyla, tirajı en yüksek 3 Gazeteden birinin tüm Türkiye ve yurt dışı baskılarında dava sonucunun ilan edilmesine, TTK 54 ve devam maddeleri gereği haksız rekabet oluşturan eylemler sonucunda oluşan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, SMK 150 maddesi gereği Davalıya ait ticari/muhasebe defter ve kayıtlarının, müvekkilin tescilli bütün markaları dikkate alınarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete konu olan ilgili katalogların vb. sunulması konusunda karar verilmesine, Tespit ve İhtiyati tedbir taleplerimizin kabulüne, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu internet alan adı müvekkil şirket adına tescilli değildir. Müvekkil şirketin bu alan adının tesciline ilişkin herhangi bir başvurusu, yönlendirmesi ya da kullanımı bulunmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da bu husus açıkça teyit edilmiştir. Raporda, dava konusu alan adına ait sitenin aktif olmadığı, yapım aşamasında olduğu, herhangi bir içerik veya yönlendirme bulunmadığını, bu bilgilerle ilgili olarak, müvekkilin bilgisi veya müdahalesi olduğuna dair hiçbir teknik bulguya ulaşılamadığını, raporda “siteye ait alan adının müvekkil şirketle teknik ya da hukuki bağlantısını kurmaya yetecek bir veri bulunmadığını” ortaya koyduğunu, bu nedenlerle, müvekkil şirkete yöneltilmiş olan dava husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin kendisi adına tescilli olmayan ve kendisi ile hiçbir ilgisi olmayan bir alan adı üzerinden davacı ile haksız rekabete girmesi ve davacının marka hakkına tecavüz etmesi mümkün olmadığını, bir an için dava konusu alan adının müvekkil tarafından tescil edildiği varsayılsa dahi, alan adı üzerinden herhangi bir ticari faaliyetin gerçekleştirilmediği, ürün veya hizmet sunumu yapılmadığı, tüketici yönlendirmesi ya da marka itibarı sömürüsü kastı bulunmadığını, bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere; bahsi geçen web sitesi yayında olmadığını, ana sayfa boş göründüğünü, ---- benzeri reklam, gelir veya yönlendirme hizmetleri Davalı Müvekkil tarafından kesinlikle kullanılmamış ve bu bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, söz edilen iletişim sayfasına ilişkin ---- adresine ulaşıldığında hata vermekte olup böyle bir sayfa mevcut dahi olmadığını, ayrıca böyle bir sayfa mevcut olsa dahi davalı müvekkile ait olduğu iddia edilen ibarelerin nasıl ve kim tarafından siteye yerleştirildiği de net olmadığını, müvekkilinin bu konuda bilgi sahibi olmadığını, eklemelerin tamamen başka bir kişi veya teknik sorumlu tarafından, test veya --- (geçici) amaçlı yerleştirilmiş olması ve hatta alan adı Davacı’ya ait olduğu süreçte davacı tarafından dahi yerleştirilmiş olabileceğini, müvekkili şirketin bu husus hakkında tahmin yürütmekten başka bir imkanı bulunmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre kötü niyet, somut fiillerle ispat edilmelidir. Kötü niyetli kullanım; bilinçli yönlendirme, tüketici yanıltma veya markadan doğrudan kazanç elde etmeye yönelik davranışlarla ortaya çıkar. Oysa burada, ticari hayatla bağlantılı hiçbir faaliyet bulunmamaktadır. Öğretide de bu durum şu şekilde ifade edilmektedir (--:“Sadece alan adının marka ile benzerliği, kötü niyeti varsaymak için yeterli değildir. Aktif kullanım ve yönlendirme gereklidir.” davacı tarafın markasını yalnızca iki sınıfta tescil ettirdiğini, SMK m.7 uyarınca marka hakkı, yalnızca tescil edildiği mal ve hizmet sınıflarında koruma sağladığını, davacının yalnızca belirli sınıflarda tescilli olan markasına dayanarak alan adlarının devrini istemesi, marka hakkının kapsamını genişletme çabası olduğunu, bu yaklaşımın hukuken mümkün olmadığını, aksi halde marka sahibi, rekabeti haksız biçimde kısıtlamış olacağını, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı da bu tür keyfi müdahalelere karşı koruma altında olduğunu, ayrıca internet alan adı üzerinde markasal kullanımdan söz edebilmek için markanın kullanıldığı mal ve hizmetlerin ayırt edilebilmesine yardımcı olacak düzeyde piyasa içerisinde pazar oluşturma veya pazar payı yaratma gibi ticari kullanımlar birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, fiilen kullanım içermeyen simgesel kullanımlar, markasal kullanım teşkil etmeyeceğini, örneğin bir marka, yalnızca internet alan adı üzerinde simgesel olarak kullanılıyor fakat internet sitesi veya sair mecralar içerisinde ticari etki yaratacak bir kullanım bulunmuyorsa markasal kullanımdan söz edilemeyeceğini-- alan adı üzerinden ulaşılabilen bir web sitesinin içeriğinde herhangi bir şekilde alan adı sahibinin ticari faaliyetleriyle ilgili reklam, tanıtım, satış yapılıyor, arama motorlarında üst sıralarda ve marka sahibinin görüntülendiği sayfada görüntülenmek amacıyla arka planda yönlendirici kod, anahtar sözcük biçiminde bir kullanım gerçekleştiriliyor ise ticari etkinin varlığından bahsedilebileceği görüşünde olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta ise marka kullanımıyla ticari etki yaratacak hiçbir faaliyet söz konusu olmadığını, öncelikle müvekkilinin cevapları ve delillerinin sunulmasına imkan tanınmadan adeta baskın şeklinde yapılan incelemeye dayalı bilirkişi raporu hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, bu yöntemle alınan bilirkişi raporuna muvafakatlerinin bulunmadığını, usulsüz yönde düzenlenen bilirkişi raporu, davacı iddialarının aksine, müvekkilin alan adını aktif olarak kullanmadığını; herhangi bir ticari faaliyet, yönlendirme, ---- reklamı ya da marka istismarı bulunmadığını tespit ettiğini, raporda ayrıca -- arama butonuna “---” yazıldığında çıkan ---- arama sonuçlarına yer verilmiştir. Websitede aktif bir iletişim sayfası veya yönlendirme olmadığı yalnızca ---- arama motorunda bu alan adı sorgulatıldığında bazı sonuçların --- tarafından ---- arama motoru arayüzünde indexlendiği sonucuna ulaşıldığını, site ana sayfasında içerik, ürün, hizmet veya yönlendirme olmadığı belirttiğini, bu bağlamda teknik bağın zayıflığı ve müvekkilin içerikle olan ilişkisine dair eksiklik, müvekkilin sorumluluğunu ortadan kaldıracağını, bir web sitesinin ana sayfası geçici olarak 'yapım aşamasında' görünmesi, o tarihte sitenin tüm sayfalarının teknik olarak yayında olmadığı anlamına gelmeyeceğini, Web altyapılarında sıklıkla karşılaşılan bir durum, yalnızca ana sayfanın (--bakım veya ---- sayfasıyla değiştirilmesi, ancak alt dizinlerin (örneğin /iletisim, /hakkimizda gibi) erişilebilir olmaya devam edeceğini, kullanıcı davranışı değerlendirmesi yapıldığında ---arama yapan hiçbir kullanıcının arama motoruna---ibareli bir arama kelimesi girerek arama yapmayacağını, müvekkili şirketin tacir sıfatına haiz tüzel kişi müşterilere hizmet sunduğunu, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının dayanak bulması mümkün olmadığını, davalı müvekkilinin hiçbir şekilde haksız rekabet yapmamış, marka hakkını ihlal etmemiş ne de bu şekilde bir maddi ve manevi zarara sebep olmadığını davacı tarafın bu iddialarının hiçbirini somut delillerle ispat edemediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın markasal kullanımları dolayısı ile davacının --- tescil nolu --- Şekil, --- başvuru nolu ---- markaları yönünden marka hakkına tecavüzde bulunup bulunmadığı, haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, tecavüz ve haksız rekabertin varlığı halinde maddi, manevi ve itibar tazminatının gerekip gerekmediği, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Hukuk Müşavirliğinden gelen 28.01.2025 tarihli yazı cevabında; ----alan adlarının hangi tarihten itibaren kimin adına tahsis edildiğinin bildirilmesi istenmektedir. Kurumumuz görev ve sorumlulukları kapsamında yapılan inceleme neticesinde; ----" alan adının---- Dairesine kayıtlı "----" Vergi Numaralı----adına 11.08.2006 tarihinde tahsis edildiği, -/-alan adının---- adına 31.10.2024 tarihinde tahsis edildiği tespit edilmiştir." şeklinde bilgi verilmiştir. Davacının --- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ----- ticaret sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü anlaşılmıştır. Davalının --- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ---- ticaret sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü, son tescil tarihinin 25.06.2024 olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı ----- markasının 20 ve 35. sınıflarda 06.08.2024 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşıldı. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı ----- markasının 06, 20 ve 21. sınıflarda 12.09.2007 tarihinde davacı adına, --- tescil numaralı ---- markasının 35. sınıfta davacı adına tescil edildiği anlaşıldı. Tedbir talebinin değerlendirilmesi yönünden aldırılan 29.01.2025 tarihli heyet raporunda özetle; " Bilişim Yönünden Yapılan İncelemeler Sonucunda : Davalıya ait olduğu belirtilen ----- alan adlı web site üzerinde yapılan incelemede; Alan adında “-----” ibaresinin yer aldığı, Halihazırda yayında olan sitede yer alan sayfada yapım aşamasında olduğunun belirtildiği, Site tescil bilgilerinde; Alan adının ---- firması tarafından kayıt edildiği, o Alan adının 31.10.2024 tarihinde kayıt edildiği ve kayıt süresinin 30.10.2025 tarihinde son bulacağı, Alan adı sahibi kişi bilgileri, -/--- uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan --- organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara --- sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığı, ---- firma bilgilerinde; Firma adresinin ----- İletişim numarasının -/--- olduğu, Sitenin 21.11.2024-21.01.2025 tarihleri arasında 4 adet arşiv kaydı olduğu, Siteye ait 21.11.2024 tarihli arşiv kaydında sitenin yapım aşamasında olduğunun belirtildiği, Siteye ait 21.01.2025 tarihli arşiv kaydında sitenin yapım aşamasında olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. ---- arama motorunda yapılan incelemede; ---- arama motorunda -----adresinin yazılmasıyla elde edilen sonuçlarda; ----- adresinin yer aldığı, URL adresinin sayfa başlığında -----açıklamasının yer aldığı, o Firma iletişim numarasının ----- olduğu, o Firma email adresinin ----- olarak belirtildiği tespit edilmiştir. Sektörel Yönden Yapılan İncelemeler Sonucunda : Sektörel olarak firmaların benzer ürünleri üretim,satış –pazarlama ve teknik hizmet faaliyetlerini gösterdiği,bu yönü ile rekabet içinde oldukları,aynı müşteri kitlesine hitap ettikleri,haksız rekabet ve hukuka uygun olmayan faaliyetlerin diğer kurumun ticari faaliyetlerini etkileyebileceği değerlendirilmiştir. Marka Hukuku Yönünden Yapılan İncelemeler Sonucunda : Bilişim yönünden yapılan tespitler ışığında ---- aratma sonuçlarında davalının bilgilerine ulaşılması hususu nedeniyle söz konusu kullanımların davalı tarafından yapıldığına ilişkin Sayın Mahkemeniz tarafından kanaat getirilmesi halinde; söz konusu kullanımların ticari etki yaratacak şekilde olması, davalının “----” alan adını kullanmada meşru bir bağlantısının olmaması, söz konusu kullanımların davacının potansiyel müşterilerinin davalıya yönlendirilmesi şeklinde gerçekleşmesi, tarafların aynı sektörde olması ve davacının tescil kapsamındaki emtialar yönünden ihlallerin gerçekleşmesi nedenlerinden dolayı, SMK’nun 7/3-d maddesi hükümlerine göre marka hakkına tecavüz oluşabileceği" yönünde görüş bildirilmiştir. Davalı --- hesabı incelenerek ---- ibaresinin ---- reklamlarında kullanılıp kullanılmadığının tespiti yönünde aldırılan 16.02.2025 tarihli raporda özetle; "Davalıya ait --- hesabında yapılan incelemede; -/--- hesabında, hesabın açıldığı 18.07.2023 tarihi itibariyle “----” ibaresinin kullanılmamış olduğu tespit edilmiştir. " yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden aldırılan 29.12.2025 tarihli heyet raporunda özetle; "Bilişim Yönünden Yapılan İnceleme Neticesi; ----- alan adının aktif olduğu, ancak içeriğinin yapım aşamasında bulunduğu, Alan adına ait web arşiv kayıtlarının mevcut olduğu ve bu kayıtların da sitenin geliştirilme sürecini gösterdiği, --- “:” araması neticesinde alan adına ait alt sayfalarda ve görsellerde--- ibarelerinin geçtiği, ---alan adı ile yapılan karşılaştırmada, ----- üzerinde görülen ürün kodlarının ve ibarelerin benzer şekilde ---- yer aldığı ve bu anlamda ürün bazlı içerik benzerliği bulunduğu, Marka Hukuku Yönünden Yapılan İnceleme Neticesi; bir üçüncü kişi tarafından ----- şeklinde alan adı kullanımının ticari etki yaratacak biçimde kullanım (ticaret alanında kullanım) olarak değerlendirileceği, bu sebeple SMK md. 29 atfıyla SMK md. 7/3-d bendi kapsamında Davacının “----” ibareli markasından doğan hakların ihlal edildiği, ----- alan adının Davalı Şirket adına değil Davalı Şirket’in ortağı ----- adına tahsis edildiği ve alan adı kayıt ücretinin Davalı Şirkete fatura edildiği, bu kapsamda Davalı Şirketin husumet itirazı tamamen hukuki bir değerlendirme olup tamamen Sayın Mahkemenin takdir ve yetkisinde olan bir husus olduğu, Yargıtay --- H.D.’nin 14.03.2022 tarihli, ------ sayılı ilamı ile uzun yıllardır istikrar kazanmış içtihadından dönmüş olmakla birlikte daha sonradan verdiği raporumuzda örnek olarak atıf yaptığımız Yargıtay -/-- HD 05.03.2024 tarihli,----. sayılı ilamında olduğu gibi kümülatif korumanın uygulanabileceğine karar verdiği kararları da bulunduğundan, haksız rekabet bakımından kümülatif koruma ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tamamen Sayın Mahkemenin takdirinde hukuki bir olgu olduğu, Sektörel Yönden Yapılan İnceleme Neticesi; Tarafların mal ve hizmetlerinin karşılaştırmalı incelemesi sonucunda, ağırlıklı olarak bağlantı elemanları kapsamında faaliyet gösterdikleri ve ürün portföylerinin benzer nitelik taşıdığı, Tarafların aynı pazar içerisinde yer aldığı, benzer müşteri kitlesine hitap ettiği ve faaliyet alanlarının sektörel olarak örtüştüğü, Bu kapsamda tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve rekabet ilişkisi içerisinde bulunduğu, Haksız rekabet faaliyetlerinin diğer firmanın ticari faaliyetlerini etkileyebileceği, piyasa içerisinde ilave pazar payı oluşturma şeklinde ticari etki yaratabileceği ve tüketici yönlendirme potansiyelinin mevcut olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tarafın maddi tazminat ve itibar tazminatı talepleri yönünden aldırılan 29.01.2026 tarihli raporda özetle; "Davacı vekilinin 13.01.2025 tarihli dilekçesi dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin SMK. m. 151.2/b bendi kapsamında ‘’Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç‘’ bakımından maddi tercih edildiğini ve Sayın mahkemeden talep ettiği görülmüştür. Davalı----2024 Gelir Tablosu aşağıdaki şekilde incelenmiştir. Hesaplama Formlize eder isek; SMK 151/2-b Tazminat = Net Satışlar – (Üretim Maliyeti + Satışa bağlı değişken giderler) şeklindedir. Aşağıdaki veriler davalının 2024 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi incelenmek suretiyle tespit edilmiştir. Mali inceleme ve değerlendirme neticesinde; DAVALI --- 2024 YILI GELİR TABLOSU Grup-Hesap Adı 31.12.2024 A. BRÜT SATIŞLAR 20.648.091,89 B. SATIŞ İNDİRİMLERİ - 318.637,93 NET SATIŞLAR 20.329.453,96 D. SATIŞLARIN MALİYETİ ( - ) - 16.717.226,95 BRÜT SATIŞ KARI VEYA ZARARI 3.612.227,01 1. Pazarlama Sat. Ve Dağ. Gid. ( - ) - 1.703.568,46 151/2-b Kazanç 1.908.658,55 Kar Tazminata hükmedilmesi durumunda davalının SMK 151/2-b maddesi kapsamında 2024 yılı 151/2-b kazancı 1.908,658,55 TL olarak hesaplanmıştır. 2025 yılı için ise dava tarihi olan 13.01.2025 dikkate alındığında 13 günde bir mali durum oluşmadığından hesaplama yapılamamış olup takdir Sayın mahkemenindir. " yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 21.04.2026 tarihli dilekçe ile talep arttırımı talebinde bulunmuştur. UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2, 29, 149, 150 ve 151. maddeleri, Türk Ticaret Kanunu 55. Maddesi GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi, manevi ve itibar tazminat davasıdır. Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde;Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi, manevi ve itibar tazminat davasıdır. Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir. Bu açıklamalardan sonra davacı tarafın öncelikle marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepleri değerlendirilmiş, ---- tescil numaralı ---- markasının 06, 20 ve 21. sınıflarda 12.09.2007 tarihinde davacı adına, --- tescil numaralı ----- markasının 35. sınıfta davacı adına tescil edildiği ve markaların halen koruma altında bulunduğu,--- tescil numaralı ----- markasının 20 ve 35. sınıflarda 06.08.2024 tarihinde davalı adına tescil edildiği, BTK kayıtlarına göre *-----/" alan adının ise, "-----adına 31.10.2024 tarihinde tahsis edildiği, --- kayıtlarına göre ------ davalı şirketin ortağı olduğu, 16.02.2025 tarihli raporda özetle; "Davalıya ait --- hesabında yapılan incelemede; ---- hesabında, hesabın açıldığı 18.07.2023 tarihi itibariyle “-----” ibaresinin kullanılmamış olduğu, 29.12.2025 tarihli heyet raporunda özetle; "Bilişim Yönünden Yapılan İnceleme Neticesi; ----- alan adının aktif olduğu, ancak içeriğinin yapım aşamasında bulunduğu, Alan adına ait web arşiv kayıtlarının mevcut olduğu ve bu kayıtların da sitenin geliştirilme sürecini gösterdiği, ---- “site:” araması neticesinde alan adına ait alt sayfalarda ve görsellerde “---” ile “----” ibarelerinin geçtiği, ----- alan adı ile yapılan karşılaştırmada, ----- üzerinde görülen ürün kodlarının ve ibarelerin benzer şekilde ---- de yer aldığı ve bu anlamda ürün bazlı içerik benzerliği bulunduğu, bu tespitler karşısında yapılan değerlendirmede, davalı tarafça url adresinin markasal olarak ve bir üçüncü kişi tarafından ticari etki yaratacak biçimde kullanım (ticaret alanında kullanım) olarak değerlendirilerek davalı kullanımlarının SMK md. 29 atfıyla SMK md. 7/3-d bendi kapsamında Davacının “-----” ibareli markasından doğan hakların ihlal edildiği, ----- alan adının Davalı Şirket adına değil Davalı Şirket’in ortağı ----- adına tahsis edildiği ve alan adı kayıt ücretinin davalı Şirkete fatura edildiği ve kullanımların davalı şirkete ait ürünler cihetiyle olduğu dikkate alınarak davalı tarafın eylemlerinin davacının marka hakkını ihlal eder mahiyette olduğu kabul edilmiş, bu tespit de dikkate alınarak davalı tarafın husumet itirazlarına itibar edilmemiştir. Bu kabul karşısında davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talebi değerlendirilmiş, SMK'nun 149 ve devamı maddeleri gereği davacı tarafın marka hakkına tecavüzün varlığı halinde maddi tazminat talep hakkının bulunacağı kabul edilmiş, davacı tarafın 151/2-b Maddesi gereği davalı tarafın ihlale konu eylemden dolayı elde ettiği net kazanç yönünden talepte bulunulduğu, davalı tarafın kurumlar vergisi beyan kayıtları üzerinden yapılan incelemede davalı şirketin 2024 yılı içinde 1.908.658,55-TL net kazanç elde ettiği, ancak bu kazancın tüm ticari faaliyetten kaynaklı ticari faaliyet olduğu, ihlalin ise sadece alan adı kullanımı ve bu alan adı altındaki ürün tanıtımlarından kaynaklandığı, bu hali ile davalı tarafın elde ettiği tüm net kazancın ihlalden kaynaklandığını iddia etmenin hakkaniyetle bağdaşmayacağı dikkate alınarak TBK'nın 50 ve 51. Maddeleri dikkate alınarak ürün bedelleri, satış hacmi ve ihlalin niteliği dikkate alınarak takdiren 450.000,00-TL maddi tazminatın davalı taraftan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş, davacı tarafça tespit edilen net kazancın tamamı üzerinden talepte bulunulmuş ise de maddi tazminatın takdiren belirlendiği dikkate alınarak davacı aleyhine reddedilen kısım yönünden yargılama giderine hükmedilmemiştir. Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalının davacı tarafa adına tescilli markayı marka hakkına tecavüz eder şekilde kullandığı, bu sübut karşısında davacı tarafın davalı taraftan SMK'nın 149. Maddesine göre manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davacının markaya konu kullanımlar, ticari iş hacmi, markanın itibarı, değeri, tarafların ticari ve ekonomik durumları, tecavüz eyleminin işleniş şekli ve somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 40.000,00-TL Manevi tazminatın uygun olduğu kanaati ile marka hakkına tecavüzden kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz dolayısıyla itibar tazminatı talepleri de değerlendirilmiş, davalı şirket tarafından sınai mülkiyet hakkına hakka konu ürünlerin kötü şekilde kullanıldığı, ürünlerin piyasaya uygun olmayan koşullarda sunulduğu, ya da davacının markasını kötüleme yönünde bir delil dosyada bulunmadığı dikkate alındığında davacı tarafın itibar tazminatı talep hakkı bulunmadığı kabul edilmiş ve itibar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın, davalının onurfix şeklindeki kullanımlarının davalı yönünden haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik talepleri de değerlendirilmiş, her ne kadar yerleşik Yargıtay içtihadı ile kümülatif koruma söz konusu olmamakta ise de davacı tarafın marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebinin bulunmadığı, bu yöndeki koruma tercihini haksız rekabet cihetiyle talep ettiği dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, davalı tarafın ---- alan adını kullanması ve bu alan adı içeriğindeki kullanımlarında davacı tarafa ait ürünler ile iltibas oluşturan ürün tanıtımlarını yapması eyleminin TTK'nın 55/a-1 maddesi gereği, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek düzenlemesi karşısında davalı tarafın kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğu kabul edilerek haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, karar vermek gerekmiştir. Yine davacı tarafın kararın yayınlanmasına ilişkin talebi de değerlendirilmiş, SMK'nın 149/1-g maddesi gereği tecavüzün varlığı halinde kararın yayınlanması talebinde bulunma hakkı bulunduğu da gözetilerek bu yöndeki talebin de kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 1-Davalı tarafın --- şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı tarafın ---- ana unsurlu markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette kullanılması dolayısıyla TBK'nın 50 ve 51. Maddesi gözetilerek 450.000,00-TL maddi tazminat alacağının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-40.000,00-TL Manevi tazminat alacağının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Davacı tarafın itibar tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Davalı tarafın ---- şeklindeki kullanımlarının davalı yönünden haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalı tarafça karşılanmasına, 6-Alınması gerekli 33.471,90-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL, tamamlama harcı ile alınan 32.579,00-TL olmak üzere toplam 33.194,40-TL'den mahsubu ile bakiye 277,50-TL'nin davalıdan hazine yararına tahsiline, 7-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç, 32.579,00-TL tamamlama harcı, 45.000,00-TL bilirkişi ücreti, 297,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 79.107,30-TL masrafın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat 72.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre manevi tazminat 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre haksız rekabetin tespiti davası üzerinden takdir olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen itibar tazminat talebi yönünden 50.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Kullanılmayan gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.