İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/54 E. 2026/86 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/54
- Karar No
- 2026/86
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/54 KARAR NO : 2026/86
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli) DAVA TARİHİ : 20/02/2025 KARAR TARİHİ : 09/04/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılar ile yapmış olduğu görüşmeler neticesinde halihazırda davalılarca çekimleri devam eden, ---- hayatını konu edinen filmin senaryosunu yazarak davalıya teslim ettiğini, ... filmin yönetmeni olup, kendisine ait olan şahıs firması -----yapımcısı olduğunu, müvekkilinin senaryoya ilişkin mali ve manevi haklarını davalıya devir etmemesine rağmen davalılar müvekkilinin rızası hilafinda müvekkiline ait senaryonun çekimlerine başladıklarını, müvekkiline ait eser olan müvekkilinin hususiyetini taşıyan ve bu sebeple FSEK kapsamında korunan senaryosuna ilişkin olarak mali ve manevi hakları ihlal edilmiş olup, ihlal halen devam ettiğini, bir eserin FSEK kapsamındaki korumalardan yaralanması için sahibinin hususiyetini taşıması gerektiğini, yani eser sahibinin özgün emeğini, yaratıcılığını orjinal olarak taşıması gerektiğini, davaya konu senaryo müvekkilinin düşünsel ve sanatsal çabalarının dış dünyaya yansımış hali olup, müvekkilinin çocuklukta annesini dinlediği ----- ait eserlere olan merakı neticesinde uzun yıllar-----hayatını araştırarak bilgi topladığını, müvekkilinin---- yaşadığı, ayak bastığı her yeri gezdiğini, --- akrabaları, ---- ile teması olan ya da teması olanları tanıyan kişilerle bire bir görüştüğünü, bunlar neticesinde vakıf olduğu bilgileri kendi zihin ve hisleri ile yoğurup özgün bir metin olan dava konusu senaryoyu yarattığını, klasik ve herkesçe bilinen----- hayat hikayesinden ziyade daha önce anlatılmayan bir eksende ---- hayatını senaryolaştırdığını, ---- hayatını anlatan diğer senaryolarda ----- yalnızca yaşlılık dönemi deyim yerindeyse ---- saz çalması şeklinde anlatıldığını, müvekkilinin ise; ----sadece yaşlılığını işlerse, ---- bağlamacı saz çalan ---- olarak kalacağını, gerçek ---- anlatmak için bu kalıpların dışına çıkılarak çocukluk, gençlik hatta yanlış bilinen ilk evliliğinin de detaylı işlenmesi gerektiğini düşünmüş, bunun neticesinde ---- merkeze koyup hayat hikayesini bu eksende genel olarak bilinmeyen yönleri ile uzun uzun anlatmıştır. Dolayısıyla müvekkilim eseri daha önce anlatılmayan, bilinmeyen, özgün bir ---- hikayesi olduğunu, müvekkilinin çok küçük yaşlardan bu yana ---- hayatını senaryolaştırmayı zihninde tasarlamış, buna ilişkin yıllarca araştıma yaptığını, bu fikrini davalı ... ile paylaştığını, kendisi de ----- olan ... bu projenin çok güzel olacağını, hayata geçirilmesi gerektiğini, senaryonun ise en iyi müvekkilince yazılacağını belirttiğini, ---- ile ilgili birçok açık kaynakta çeşitli bilgiler mevcut olup, bu bilgilerin bir çoğunun hatalı olduğunu müvekkilim yapmış olduğu görüşmeler ve araştırmalar ile tespit ettiğini, yine ---- çocukluk dönemine ilişkin bilgi ise neredeyse yok denecek düzeyde olduğunu, müvekkilinin bu bilgilere kendi araştırma ve çabaları ile ulaşmış, bu bilgileri kendi sanatsal düşününden süzerek senaryolaştırdığını, bunun da senaryonun özgünlüğünü ve hususiyetini ispatladığını, açık kaynaklarda bulunmayan ve müvekkilinin emeği ve sanatsal becerisi ile senaryoya dahil olan hususların bir kısmın:---- ile oynadığı güneşi yakalama oyunu, tamamen müvekkilimin kendi sanatsal çabası neticesinde ortaya çıkmıştır. Müvekkilim-----ileride gözlerini kaybedecek olmasının kendisinde yarattığı sanatsal devinime istinaden böyle bir sahneyi yazmıştır. --- oynadığı --- atma oyunları, ----- fakirlik sebebiyle - alamaması ve bu nedenle çamurdan --- yapması, --- ipekleri görüp büyüyünce kardeşi ---- almak için söz vermesi, Ablalarının -- hastalığı sebebiyle arada geçen diyaloglar, --- hastalık neticesinde bir gözünü kaybetmesi, diğer gözünü ise üvendere yüzünden kaybetmesi ve buna ilişkin sahneler (açık kaynaklarda ----- iki gözünü hastalıktan kaybettiği söylenir ve böyle işlenir lakin gerçek müvekkilimin anlattığı şekildedir, bu gerçeğin başkalarınca bilinip, müvekkilimin sözcükleri ile aktarılması mümkün değildir.) -Gözüne batan üvendere sonrası çektiği acı ile topraktan yaptığı misketlerin parçalanması, ---- doktoru olarak bilinen --- hekimlerinin ---- götürülürse gözünün açılabileceği, ---- dal parçasını saz olarak çalması, ---- ilk sazını babasının bir marangozdan alması, ---- babası -/---,kaybolan kör koçunu ararken ---- ilk eşi olan ---- babası ----- uyurken boynundaki yılandan kurtarması, hayatını kurtarması sebebiyle olan can borcundan dolayı köyün en güzel kızı olan ---- vermesi---- vereceğini anlatan sahneler, --- ile --- arasındaki sahneler,----- ile kaçısı sırasında çoraptan çıkan paranın---- için para biriktirir, bu biriktirdiği parayı çorabın içine saklar esma kaçarken tesadüfen içinde para olan çorabı alır. Para hususunun gerçeği budur.) ----- ilk keşfeden ----maarif müdürü ----- anlatır, halk şairleri yarışmasına katılmasına vesile olur.10 paranın gerçek hikayesi, ----- annesinin kendisini yaylaktan gelirken yalnız başına doğurduğu yere gömülmesi, ---- ilk ölen çocuğunun isminin ---- olduğu hiçbir kaynakta mevcut değil, ----- ölümü, ebe ---- bu haberi verişi, ----- çocuğu gömmesine ilişkin diyaloglar, ------ ikinci eşini tekkede gördüğü bilinir, lakin arasında geçen diyaloglar bilinmez, müvekkilim bu diyalogları bizzat yalıncak tekkesinde şu - bulunan dededen ( -----) aldığı bilgileri kendi sanatsal süzgecinden geçirerek yazmıştır. ----- çocuğa sazı anlatışı, fıkra anlatışı, vilayete giderken yaptığı ilk tren yolculuğu, ---- emniyet otelde kaldığı oda ve ---- pastanesinde yaptığı espri (--- oğlu ---- olayları bizatihi dinleyen müvekkilim aldığı bilgiler ışığında senaryoya aktarmıştır) ----- enstitüsüne kız çocuğu Kifayeti okuması için bizzat yazdırması, ----- askere gitmek istediği herkesçe bilinir, lakin askerliğe ilişkin detaylar bilinmezdi, bu detaylar da yine müvekkilimin aldığı bilgileri sanatsal çabası neticesinde senaryolaştırmıştır. ----- senaryonun son sahnesinde açıkladığı sır da açık kaynaklarda yoktur, bilinmediğini, bunun da müvekkili tarafından öğrenilmiş, sanatsal süzgecinden geçirerek senaryoya yazdığını, davalı tarafça müvekkiline ait senaryo eserini, müvekkilinin rızası hilafında alenileştirmiş, işlemiş, senarist olarak müvekkilini deklare etmemiş, eser kendisine aitmiş gibi göstermiş, eserin içeriğini ve bütünlüğünü bozduğunu, yine müvekkilinin eser üzerinde sahibi olduğu mali haklarını ve manevi haklarını ihlal ettiğini, müvekkili ile davalılar arasında sürecin hiçbir aşamasında senaryoya ilişkin mali hakların devri hususunda bir anlaşma yapılmadığını, senaryonun işleme hakkı münhasıran müvekkiline ait olup, davalıların müvekkilinin rızası olmaksızın müvekkiline ait senaryoyu işleyerek sinema filmi haline getirdiklerini, müvekkilinin davalının kusurlu fiilleri sebebiyle eser üzerindeki mali ve manevi hakları sebebiyle elde edeceği gelirden yoksun kaldığını belirterek öncelikli sinema filminin çekimlerinin durdurulması için tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin eserine tecavüzün ref'ine ve tecavüzün men'ine karar verilmesini, 10.000TL maddi tazminat (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla), dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle (belirsiz alacak davası) 10.000-TL temin edilen/edilecek karın devrine istinaden (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle, (belirsiz alacak davası) 1.000.000TL manevi tazminat dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle -yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline karşı, mahkeme dosyasında açılan dava haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, davacı taraf ile müvekkilleri arasında gerek yazılı gerekse sözlü olarak yapılmış bir anlaşma söz konusu olmadığı gibi dava dosyasına sunulan ve davacıya ait olup müvekkili tarafından çekilmekte olan filme ait olduğu belirtilen senaryonun müvekkilleri ile ilgisi olmayıp mahkemece yapılacak araştırma sonucunda da davacı tarafça sunulan her iki senaryonun da müvekkilinin çekmekte olduğu film senaryosu olmadığının açıkça anlaşılacağını, henüz çekimleri tamamlanmayan dava konusu filmin senaristleri, --- ve ... olup davanın --- ve ----- ihbarını talep eder, ayrıca dava dilekçesinde bahsi geçen ----- Belediyesi ne, davacının belediye olarak destekledikleri filme dair ilgisi ile söz konusu filme dair elde bulunan bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenmesini talep ettiklerini, kaldı ki davacının senaristlik geçmişi olmamış olup müvekkili ile tanışıklığının ve projeye olan heyecanının yarattığı hevesle birtakım faaliyetlere girişmek istemişse de bu faaliyetlerinin müvekkilinin çekmekte olduğu filmin senaryosunu düzenleyecek boyutta etkisi ve rolü de bulunmadığını, hattı dava dilekçesinin aksine davalı taraf kendisini bizzat belediyeye projede varmış gibi göstermeye çalışarak ----- Belediyesinden maddi menfaat elde etmeye çalıştığını, bu eyleminin anlaşılması üzerine ------ Belediyesinden uzaklaştırılan davacının haksız yere elde ettiği maddi menfaatleri evvela açıklaması gerektiğini, davacının iddiasının aksine müvekkili tarafından yukarıda belirtilen ekip ile birlikte düzenlenerek çekilen senaryo dilekçemiz ekinde sunduklarını, işbu senaryonun davacının sunmuş olduğu senaryolar ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı yapılacak bilirkişi incelemesi ile de açıklığa kavuşturulacağını, davacı tarafın "kargo ile gönderdim" dediği bir senaryo söz konusu olmadığı gibi kargo ile yapılan bir gönderimin, davacı tarafından düzenlenerek teslim edildiğine ve hatta bu senaryonun birebir kullanıldığına delil teşkil etmeyeceğini, bununla birlikte davacının dava dilekçesinde de bahsettiği bir kısım şahıslar ile diğer ilgili olup aşağıda belirttiğimiz isimleri tanık olarak sunduklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafça davacının oluşturduğunu iddia ettiği senaryonun film seneryosu olarak kullanıldığı sebebiyle davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilip edilmediği, maddi ve manevi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. ---- Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosuna ait------ Soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden dosyamıza celb edilmiştir. Davacı tarafın eser sahipliği ve varsa eserden kaynaklanan tecavüz yönünden rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, hazırlanan 08.12.2025 tarihli raporda özetle; "Sektör Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında, Anlatılan hikayenin gerçek bir kişinin yaşam öyküsü olması nedeniyle iki senaryonun da aynı hikayeyi anlattığı fakat anlatım dilinin, sahne yapılarının ve kurgularının farklı olduğu, ---- yaşamına dair olaylar, kişiler ve durumların her iki senaryoda da farklı şekilde işlendiği ve anlatıldığı, davalının çekim senaryosunda davacının senaryosundan benzerlikler olmadığı, her iki senaryonun aynı hikayeyi farklı yönleri ve bakış açısıyla ele aldığı, FSEK Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında, Sektör bilirkişisinin dava konusu edilen senaryoları karşılaştırması neticesinde, her iki senaryo arasında benzerlik veyahut intihal söz konusu olmadığından davacının haklarına tecavüz teşkil eden bir eylemin söz konusu olmaması sebebiyle davacının FSEK kapsamında haklarının ihlal edilmediği ve böylelikle, davacının FSEK’ten kaynaklı herhangi bir mali/manevi haklarının ihlal edilmediği görüldüğünden m. 70 kapsamında herhangi bir tazminat koşulunun da oluşmadığı, Bilişim Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında, Davacı tarafından dosyaya sunulan ----kayıtları, e-posta yazışmaları ve ilgili internet içeriği üzerinde, yalnızca dosyada yer alan deliller esas alınarak yapılan incelemede; a) ----- numaralı hat üzerinden gerçekleştirildiği belirtilen ----- yazışmalarına ilişkin inceleme: Davacının davalı ile yaptığını belirterek dosyaya sunduğu ---- kayıtları baştan sona incelendiğinde; Yazışmaların ----- numaralı hat üzerinden yapıldığı, Yazışmaların Haziran–Temmuz 2024 tarihleri arasında gerçekleştiği, Yazışmaların konusunun -----” olduğu, senaryolar üzerine konuşmalar yapıldığı, filmde rol alacak kişilere ilişkin ifadelerin ve belge paylaşımlarının yer aldığı tespit edilmiştir. b) Davacının ---- ile gerçekleştirdiğini belirttiği ----- yazışmalarına ilişkin inceleme: Yazışmaların “-----” adıyla kayıtlı kişiyle yapıldığı, Yazışmaların Mayıs–Haziran 2024 tarihleri arasında gerçekleştiği, Yazışma konusunun ----- ve senaryo çalışmalarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. c)Mail yazışmaları üzerinde yapılan inceleme: Davacının davalı ile yaptığını belirterek dosyaya sunduğu e-posta yazışmaları baştan sona incelendiğinde; Yazışmaların-----arasında gerçekleştiği, Yazışmaların Haziran 2024 tarihinde yapıldığı, Yazışmaların konu başlıklarının “---- adresinde yer alan haber içeriğinde “ ---- temaslarının ardından akşam saatlerinde --- dönen Belediye Başkanı Dr. ----, havaalanından makama geçerek tatil gününde de çalışmalarına devam etti. Çalışma ekibinden geçtiğimiz haftayla ilgili brifing alan Uzun, yeni haftanın da planlamasını yaptı. "---" filminin yönetmeni ... ve ekip arkadaşlarıyla geç saatlerde bir de toplantı gerçekleştiren ----, şehrimizin en önemli değerlerinden ---- hayatının anlatılacağı film projesiyle ilgili fikir alışverişinde bulundu.Toplantıda genç yönetmen ...'in dışında senarist ..., sanat yönetmeni ----- ve prodüksiyon ekibinden --- hazır bulundu ---- yılının gerekli önem verilerek kutlanmadığını düşündüğünü ifade eden-----tanıyor ve seviyorken O'nun hemşehrileri olan bizlerin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. ----- ve O'nun toplumsal mesajlarını anlatan bir film projemiz var. Ekibimizle ön görüşmemizi yaptık. İnşallah çok güzel bir proje olacak." şeklinde açıklamalarda bulundu.” Açıklamasının yer aldığı görülmüştür. Sonuç olarak, yukarıda belirtilen tüm değerlendirmeler, yalnızca dosyaya belgeler, yazışmalar ve içerikler esas alınarak yapılmıştır." yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tarafın itirazları doğrultusunda aldırılan 27.03.2026 tarihli ek raporda özetle; "Kök raporda da belirtildiği üzere; anlatılan hikayenin gerçek bir kişinin yaşam öyküsü olması nedeniyle özgün ve hususi bir fikir olmadığı, bu sebeple her iki senaryoda da hikayenin ve anlatılan yaşam öyküsünün aynı olduğu, iki senaryonun da aynı hikayeyi anlattığı fakat ortaya çıkan ve dosyaya sunulan her iki senaryonun da anlatım dilinin, sahne yapılarının ve kurgularının farklı olduğu, ----- yaşamına dair olaylar, kişiler ve durumların her iki senaryoda da farklı şekilde işlendiği ve anlatıldığı, her iki senaryonun aynı hikayeyi farklı yönleri ve bakış açısıyla ele aldığı, görüş ve kanaatlerine varıldığı raporu takdir ve hukuki değerlendirme Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımızla sunarız. " yönünde görüş bildirilmiştir. UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: FSEK, 1,2,3,4,5,13, 70/1, 70/2, 70/3, GEREKÇE: İktibas, kelime anlamı itibariyle “ödünç alma, ödünç alınan şey, (edebiyatta) alıntı” anlamına gelmekte olup bu kelimenin hukuki anlamı da kelime anlamıyla uyumludur ----- Zira bir eserden yapılan iktibas, bedelsiz ve iade edilmek üzere yapılmış bir alıntı olmakla iade, alınan eser sahibine yapılan atıfla olur. Atıf yapılmaması hâlinde ise yapılan alıntı intihale dönüşür -----. Bu kapsamda iktibas; genel olarak bir eserin veya eserin bir bölümünün başka bir eser içerisinde kullanımı şeklinde tanımlanabilecek olup bu şekilde bir kullanımın Kanun’un belirttiği şartlar dahilinde serbest olması ise iktibas serbestîsi olarak ifade edilebilir ----- İntihal kavramı 5846 sayılı Kanun'da açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte sözlük anlamı itibariyle aşırma, başkasına ait eseri kendininmiş gibi gösterme, kaynak göstermeksizin başkasının eserinden parça alma anlamında olup, hukuk düzenince de bu anlam yüklenmiş ve yasaklanmıştır-----. İntihal tam veya kısmi nitelikte olabilir. Açıktır ki, ister tam, ister kısmi nitelikte olsun, intihalin (aşırmanın, çalıntının) varlığı hâlinde, buna maruz kalan hak sahibi, hukukun kendisine tanıdığı yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Zira intihal, hak sahibinin mali ve manevi haklarının ihlali anlamı taşımaktadır. İntihalden bahsedebilmek için her şeyden önce kıyaslamaya konu fikri ürünlerin 5846 sayılı Kanun anlamında eser olması gerekmektedir. 5846 sayılı Kanun'a göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir. Başka bir anlatımla, bir fikri ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için sahibinin hususiyetini taşıması ve Kanun’da sınırlı sayıda belirtilmiş olan eser türlerinden birine dâhil edilebilmesi koşulları bulunmalıdır. Fikri ürün 5846 sayılı Kanun anlamında eser niteliğinde ise o zaman mali ve manevi haklara tecavüzün varlığının incelenmesi gerekir. 5846 sayılı Kanun, eser sahipliğinden doğan hakların korunmasını öngörmekle birlikte, korunan şey aslında o eserdeki hususiyettir. Hususiyetin belirlenmesi fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklarda önemli bir yere sahiptir. Hususiyet kısaca eser sahibinin, eserine kendi fikir, düşünce, duygu ve his dünyasından ve fikri temele dayanan yeteneklerinden kattığı özelliklerdir (----- Buna göre, öncelikle ve bir ön koşul olarak, davacı çalışmasının, alıntı yapılan kısımlar da dahil olmak üzere sahibinin hususiyetini taşıyan, 5846 sayılı Kanun'da belirlenen eser kategorilerinden en az biri kapsamında bulunan bir eser niteliği taşıyıp taşımadığı saptanmalıdır. Eğer davacının alıntı yapılan çalışması 5846 sayılı Kanun anlamında eser niteliğinde ise intihal incelemesine başlanması gerekir. Ancak önemle belirtilmelidir ki; bir takım bilimsel gerçeklikler ile tarihi olgu ve olaylar tüm insanlığın kullanımında olup telif hakları kapsamında korunmadıklarından kimsenin tekelinde yer almazlar. Bu nitelikteki çalışmalar bakımından ise gerçekleştirilen ihlallerin, 5846 sayılı Kanun yerine 6102 sayılı Kanun'un 55/1-c maddesi kapsamında başkalarına ait iş ürünlerinden yetkisiz olarak yararlanmak suretiyle haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekir. İntihal, özü itibariyle haksız fiilin fikir ve sanat eserleri hukukuna yansıyan bir görünümüdür. O hâlde iki eser arasında intihal incelemesi yapılırken; sonraki eser sahibinin eyleminin, ilk eser sahibinin mali ve manevi haklarından en az birisini ihlal edip etmediği; sonraki eserin ilk eserden hareketle oluşturulup oluşturulmadığı; eserler arasında benzerlik varsa ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği; ve son olarak da tespit edilen benzerliğin 5846 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının bir bütün olarak araştırılması gerekmektedir -- Bu itibarla sonraki eser sahibinin eylemi ilk eser sahibinin eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma, yayma, işleme, kamuya iletim, temsil gibi mali; veya kamuya arz, adın belirtilmesi, eserin bütünlüğünün korunması gibi manevi haklarından en az biri kapsamında, ilk eser sahibinin yasaklayabileceği bir davranışa karşılık geliyorsa ve sonraki eser ilk eserden hareketle oluşturulmuşsa bir başka deyişle sonraki eser ile önceki eser arasında illiyet bağı (neden sonuç ilişkisi) varsa, benzerliğin ya da alıntının ilk eserin hususiyet taşıyan ve korunabilir kısmıyla ilgili olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Benzerliğin eserin hususiyet taşıyan bölümüne ilişkin olup olmadığı değerlendirmesi, her şeyden önce, ilk eserin nicelik ve nitelik olarak iyi tahlil edilmesi, esere tanınması gereken korumanın derinliğinin belirlenmesi ve korunabilir parçaların varsa korunamayan bölümlerden ayrılmasını gerektirir. Bu değerlendirme, eserin türüne, birden fazla eser türünün birlikte var olup olmadığına ve korumaya uygun bölümünün belirlenmesine, sahibinin hususiyetinin yansıdığı bölüm ve yoğunluğuna, dahası benzerliğin anonim ve korunamayacak kısımlar ile sınırlı olup olmadığının belirlenmesine bağlı olarak yapılmalıdır ---- Gerçekten de benzerlik, aynı alanda üretilmiş eserlerde bulunması mümkün, soyut fikir, konu, yöntem gibi olağan ve anonim unsurlara ilişkin veya sadece önceki eserden esinlenme mertebesinde kalmış ise, bu meşru bir kullanım sayılmalıdır. Zira biçime bürünmemiş soyut fikir, tema, araştırma konusu veya yöntem, anonimleşmiş söz, formüller fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında korunamaz, bunlar ilk eser sahibine atfedilemez. Bu sebeple ilk eserin hangi bölümlerinde hususiyet bulunduğu ve bunun özgünlük seviyesi belirlendikten sonra, sonraki çalışma ile kıyaslanması gerekir. Başka bir deyişle benzerlik içeren bölümler, önceki eserin sahibinin hususiyetini yansıtan kısımlarına ilişkin ise, benzerliğin ya da alıntının hukuka uygun olup olmadığı irdelenmelidir. Tespit edilen benzerlik veya alıntı, 5846 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gereğince esasa veya şekle ilişkin koşullara aykırı ise intihal ya da hukuka aykırı yararlanma söz konusudur. Böylece ihlal eyleminin gerçekleşme biçimine göre, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali veya manevi haklarına tecavüz edildiği belirlenmiş olur ---- 5846 sayılı Kanun’da eseri ve eser sahibini tanımlayan kanun koyucu, eser sahibinin haklarını da mali ve manevi haklar olarak ikiye ayırmıştır. Eser sahibine tanınan mali ve manevi haklar mutlak ve inhisari nitelikte olup, sahibine tek başına kullanma ve herkese karşı ileri sürebilme yetkisi sağlar. Eser sahibinin hakları mali ve manevi haklar olarak ayrılmış ise de gerçekte eser üzerindeki bu haklar birbirinden kolayca ayrılamayan, eser sahipliğinden kaynaklanan bir tek mutlak hakkın (telif hakkının) sağladığı çeşitli yetkilerdir --. Sayılı ilamı) Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; davacı tarafın ----- hikayesini içerir kılasik ve herkesçe bilinen ----- hikayesinden ziyade daha önce anlatılmayan bir eksende ---- hayatını senaryolaştırıldığı, davalanının davacıya ait senaryo eserini, rızası hilafında alenileştirmek, işlemek, senarist olan davacının adını belirtmeden eserin kendisine aitmiş gibi göstererek , eserin içeriğini ve bütünlüğünü de bozmak suretiyle davacının mali haklarını ve manevi haklarını ihlal ettiğini iddia ve dava etmiştir. Davalı ise henüz çekimleri tamamlanmayan dava konusu filmin senaristlerinin ------ve ... olduğu ve iki eserin birbirinden farklı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu beyanlar karşısında davacı tarafa ait ve davalı tarafın çekimleri tamamlanmayan filmin senaryosunun karşılaştırıldığı bilirkişi raporu ve ek rapor alınmış, alınan raporlarda sektör bilirkişisinin senaryoları karşılaştırarak yaptığı değerlendirmede, anlatılan hikayenin gerçek bir kişinin yaşam öyküsü olması nedeniyle iki senaryonun da aynı hikayeyi anlattığı fakat anlatım dilinin, sahne yapılarının ve kurgularının farklı olduğu, ---- yaşamına dair olaylar, kişiler ve durumların her iki senaryoda da farklı şekilde işlendiği ve anlatıldığı, davalının çekim senaryosunda davacının senaryosundan benzerlikler olmadığı, her iki senaryonun aynı hikayeyi farklı yönleri ve bakış açısıyla ele aldığı, bu tespit sonrası FSEK uzmanı bilirkişi tarafından belirtildiği üzere iki senaryonun aynı hikayeyi farklı yönleri ve bakış açısıyla ele aldığı ” kanaati ışığında her iki senaryo arasında benzerlik veyahut intihal söz konusu olmadığından davacının haklarına tecavüz teşkil eden bir eylemin söz konusu olmadığı, yine davacı ve davalı arasında yapılan yazışmalar incelendiğinde, yazışmaların --- numaralı hat üzerinden yapıldığı, Yazışmaların Haziran-Temmuz 2024 tarihleri arasında gerçekleştiği, yazışmaların konusunun -----” olduğu, senaryolar üzerine konuşmalar yapıldığı, filmde rol alacak kişilere ilişkin ifadelerin ve belge paylaşımlarının yer aldığı tespit edilmiştir. Bu tespitlerden sonra davacı tarafça sunulan uzman görüşü de dikkate alınarak itirazların değerlendirildiği rapor alınmış, bu raporda da anlatılan hikayenin gerçek bir kişinin yaşam öyküsü olması nedeniyle özgün ve hususi bir fikir olmadığı, bu sebeple her iki senaryoda da hikayenin ve anlatılan yaşam öyküsünün aynı olduğu, iki senaryonun da aynı hikayeyi anlattığı fakat ortaya çıkan ve dosyaya sunulan her iki senaryonun da anlatım dilinin, sahne yapılarının ve kurgularının farklı olduğu, ---- yaşamına dair olaylar, kişiler ve durumların her iki senaryoda da farklı şekilde işlendiği ve anlatıldığı, her iki senaryonun aynı hikayeyi farklı yönleri ve bakış açısıyla ele aldığı rapor edilmiştir. Bu rapor ve tespitler dikkate alındığında davacı tarafın eseri ve davalı tarafça çekimi yapılan senaryolar karşılaştırıldığında ve davalı tarafın anlatılan hikayenin gerçek bir kişinin yaşam öyküsü olması nedeniyle iki senaryonun da aynı hikayeyi anlattığı fakat anlatım dilinin, sahne yapılarının ve kurgularının farklı olduğu, --- yaşamına dair olaylar, kişiler ve durumların her iki senaryoda da farklı şekilde işlendiği ve anlatıldığı, davalının çekim senaryosunda davacının senaryosundan benzerlikler olmadığı, her iki senaryonun aynı hikayeyi farklı yönleri ve bakış açısıyla ele aldığı bu hali ile davalı tarafa ait film senaryosunun davacının biyografi tarzındaki senaryo eserinden farklı olduğu, her ne kadar taraflar arasında davalı tarafın çekimleri devam eden senaryosu öncesinde bir kısım yazışmalar söz konusu ise de davacı ve davalının aralarındaki yazışmaların çekilecek senaryoya ilişkin fikir alış verişinde bulunulması kapsamında olduğu, bu görüşme ve yazışmaların davalı tarafın davacının eserinden intihal yapmak suretiyle senaryosunu vücuda getirdiğinin ispatı olmadığı, alınan bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere her iki senaryonun birbirinden farklı olduğu, benzerliği eserlerin mahiyeti biyografi olduğu gözetildiğinde kronolojik benzerlik ve yaşanmış olayların aktarılması hali ile sınırlı kaldığı, davalı senaryosunun anlatım dili, sahne yapısı ve kurgu olarak farklı olduğu dikkate alındığında davacının eserden kaynaklı haklarının ihlal edildiğinden bahsetmek mümkün olmayacağı kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan hazine yararına tahsiline, 3-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat davasına ilişkin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden temin edilen kar alacağına ilişkin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davasına ilişkin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.