İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/15 E. 2026/52 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/15
Karar No
2026/52
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/15 KARAR NO : 2026/52

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/01/2022 KARAR TARİHİ : 07/04/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkillerinin ---- tanınmış markasını da bünyesinde barındırdıkları Türkiye'nin önde gelen şirketleri arasında yer aldığını, davalının davacıya ihtarname gönderdiğini,-----sayılı markalarının davacı tarafından kullanılarak davacıya ait olan ----” online işletmesine reklam verdiğini, bu fiillerin tescilli ve başvurusu devam eden markaları aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet, ayrıca “-----” ibareli ticaret unvanına karşı da haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek söz konusu fiillerin sona erdirilmesini talep ettiğini, davalının ayrıca kendisine ait markalar ile iltibas yaratacak nitelikte olduğu iddiası ile ---- ve benzeri kelimelerin, davacı adına yürütülen tüm kampanyalarda negatif ve yasaklı kelime listesine eklenmesini, söz konusu kelimelerin kullanımının ticari hayatın olağan akışı içinde olduğunu vurgulanmasına rağmen davalı tarafından hukuka aykırı şekilde davacının ticari faaliyetlerini engellemeye yönelik ihtarnameler gönderilmeye ve ----nezdinde sınırlandırmalar getirilmeye devam edilmesi üzerine davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, davalının ihtara konu ettiği markaların ---- gibi ayırt ediciliği olmayan kelime ve şekil unsurlarının bir araya gelmesi suretiyle oluşturulduğunu, Davalı markalarının her ne kadar TÜRKPATENT nezdinde tescil edilmiş olsa da bu ibarelerin ----- ve buna ilişkin reklam ve tanıtım faaliyetleri gibi rün/hizmetler bakımından tanımlayıcı ve tasvir edici nitelikte olduğu ve ilgili ürün/hizmetler için ayırt edici olmadığını, markanın, sunulan hizmetin cinsini, niteliğini göstermek amacıyla kullanılması hallerinde tanımlayıcı kullanım söz konusu olduğunu ve bu kullanım dürüst kullanım sınırları kapsamında kalarak, SMK 7/S madde hükmü anlamında marka hakkı korumasına istisna teşkil ettiğini, somut olayda davalıya ait markaların - alım-satım sektöründe herhangi bir ayırt ediciliği olmayan----gibi ibarelere ayırt edici olmayan renk, şekil ve ---- gibi alan adı uzantıları eklenmesi suretiyle oluşturulduğunu, davacı tarafından gerçekleştirilen ve/veya gelecekte gerçekleştirilmesi muhtemel tüm kullanımların, kelimelerin günlük hayatta herkes tarafından kullanılan, sözlük anlamlarına işaret eder şekilde ve yalnızca ilgili hizmetin sunuluşuna yönelik açıklayıcı ve/veya tasvir edici nitelikte olduğunu, hayatın olağan akışı içerisinde internet kullanıcılarının ---- arama yaptıklarında çıkan sonuçların sadece aranan kelime markalarının resmi sitelerinin olmadığının farkında olduklarını, ---- bir marka araması yaptığında, sadece bu marka sahibi firmanın resmi internet sitesi ile değil, başkaca birçok ilgili sitelerle karşılaşacağını öngördüklerini, davacının ikinci el araç alım satımını ---- internet sitesi üzerinden yapma imkanı sağladığını, ikinci el araç alım satımı yapacak tüketicilerin aklına ilk gelen kelimelerin “----gibi ibareler olduğunu, “----” si ün cins (tür) adı olduğunu ve bir araç türü olan “----” kavramına işaret ettiğini, ikinci el araç alım satım sektöründeki yerleşik ticari uygulama gereğince, kendi arabalarını internet üzerinden satmak isteyen kişilerin, öncelikle satışını planladıkları arabanın bilgilerini bu tip çevrimiçi pazaryeri uygulaması sunan firmalar ile paylaştıklarını ve arabalarına dair bir değerleme yaparak, arabalarının pazarda ne kadar ettiğini sorguladıklarını, arabalarının rayiç değeri hakkında ön bir değerleme tahmini yapmalarının yine yerleşik bir uygulama olduğunu, davalı markalarının ayırt edici olmayan ibarelerden ve bu ibarelere eklenen tali unsurlardan oluştuğunu, davalıya ait markaların tescil edilmiş olmasına rağmen zayıf markalar olduğunu ve koruma kapsamının dar yorumlanması gerektiğini, Davalının iddialarına dayanak “---- markalarını bir bütün olarak içermediğini, bilgi verici ve tasvirleyici nitelikte ibareler içerdiğini, davalının ancak tesciline konu ettiği şekilde markanın birebir aynısının bütünsel şekilde barındırdığı tüm renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanılması halinde marka hakkına dayalı olarak koruma talep edebileceğini, bu markaların içerisinden bir ya da bir kaç kelime unsurunu seçerek bunlar üzerinde tekel hakkı iddia etmesinin mümkün olmadığını, ayırt ediciliği zayıf markaların yalnızca tescil edildikleri şekilde aynen taklit edilmesi halinde korunabildiğini, Yargıtay'ın pek çok kararında; özgün ve orijinal olmayan, ticari hayatta veya günlük dilde sıklıkla kullanılan sözcükleri marka olarak seçen kişilerin bu işaretlerin aynı veya benzerlerinin kullanımına katlanmaları gerektiğini vurguladığını, içeriğinde ---- kelimesinin yalnızca nesne ismi olarak kullanıldığı ---- gibi yer verilen ibarelerin kullanımının marka hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile engellemeye alışmasının ve davacının ----- üzerindeki reklamlarının olması gerekenden daha az sayıda ve daha alt sıralamalarda görüntülenmesine neden olmasının davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu, davacı, davalının üzerinde marka hakkı olmadığı - türevi ibarelerin anahtar sözcük olarak kullanımı için ---- giriş yaptığında bu kelimelerin içeriğinde davalıya ait --- markası olduğu için düşük kalite uyarısı aldığını ve yapılan aramalarda “üst sıralarda çıkmama” ve “arama sonuçları arasında daha az görüntülenme” gibi sonuçlarla karşılaştığını, --- aramalarında web sitesinin hemen altında görünen reklam içeriklerinde mezkur sözcüklerin yer aldığı ifadelere yer vermek istediğinde bu ifadeler içerisinde davalıya ait “----” markası bulunduğu için engellendiğini ve reklam metinlerinden bu ibarelerin çıkarıldığını, bir an için bı markaların ayırt edici niteliği olduğu aksi yöndeki bir kabul halinde dahi, markalar ayırt edicili düşük ve zayıf markalar olduğunu ve koruma kapsamlarının günlük hayattaki kullanımı engelleyecek kadar geniş yorumlanması mümkün olmadığını, Bu kapsamda ticari hayatta ürünün niteliğini, cinsini ve özelliklerini gösteren tasviri işaretler marka olarak tescil edilemeyeceğini, ---- sayılı , ---- sayılı--- sayılı kelime markalarının “----” kelimesinden oluştuğunu, ayırt ediciliği olmadığını, tüketiciler nezdinde otomobil türüne işaret eden bir cins olarak algılanacağından marka algısı yaratmayacağını, --- sayılı , ---- sayılı , ---- sayılı ve--- sayılı şeklindeki internet alan adı markalarının , “---”, “----”, “------” gibi ayırt edici olmayan unsurları dikkate alınmaksızın, ayırt edici unsurlar gözetilmesi ve bu markalarda da, diğer markalarda olduğu gibi, bütün olarak bıraktıkları genel intibanın esas alınması gerektiğini, Markalara eklenen sarı ve kırmızı renkler ile oluşturulan dikdörtgen çerçevelerin de bu durumu değiştirmeyeceğini, ---- sayılı (“çağrı takip sistemi---- sayılı --- sayılı---- kompozit markalarının ayırt edicilikten yoksun kelimelerin; nokta, çizgi, doğru parçası, daire, üçgen, kare dikdörtgen, paralelkenar, beşgen, altıgen, yamuk ve elips gibi basit geometrik şekillerle çerçevelenmiş olması bunları ayırt edici hale getirmeyeceğini, Ve söz konusu markaları eklenen otomobil lastiği görseli; otomobil ile ilgili ürün/hizmetler bakımından, telefon görseli; çağrı merkezi hizmetleri bakımından markanın kapsamındaki ürün/hizmetleri tasvir etmekte ve kavramsal olarak tüketici zihninde doğrudan söz konusu ürün/hizmetlerin canlanmasına yol açtığını, bu bağlamda da markalara eklenen basit geometrik şekiller ve süsleme içeren şekiller haricindeki bu logolar markaları farklılaştırmaktan ziyade markanın tanımlayıcı ve tasvir edici yönünü kuvvetlendireceğini, ---- sayılı markanın 09, 35, 38, 42. hizmet sınıfı yönünden, ---- sayılı markanın 37. Sınıf yönünden,-----sayılı markaların 35. Sınıf yönünden, ---- sayılı markanın 09, 35, 38. Hizmet sınıfı yönünden, ----- sayılı markanın 09, 12, 35, 37, 39 hizmet sınıfı yönünden, ---- sayılı markanın 09, 12, 35, 37, 39 hizmet sınıfı yönünden, ----- sayılı markanın 35. Hizmet sınıfı yönünden, ---- sayılı markanın 35, 37, 39. Hizmet sınıfı yönünden, ----- sayılı markanın 09, 35, 37, 39 hizmet sınıfı yönünden,----- sayılı markanın 09, 12, 35,37, 39. Hizmet sınıfı yönünden, --- sayılı markanın 09, 12, 35, 37, 39. Hizmet sınıfları yönünden, ----- Sayılı markanın 35. ve 39. Hizmet sınıfı yönünden hükümsüz kılınması gerektiğini, Davalıya ait---- sayılı, ---- sayılı, ---- sayılı----- sayılı markalarının kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı yana ait yukarıda bahsedilen markaların tescil edildikleri şekilde ve tescile konu edildikleri hiçbir mal ve hizmet için kullanılmadığını, davalı tarafın ispatla yükümlü olduğu “markanın kullanıldığı hususunun” ciddi kullanım seviyesinde olması gerektiğini beyan ederek-----ifadelerinden oluşan ve/veya bu ifadeleri içerir ifadeleri --- reklam uygulaması olan --- (----) ve benzeri uygulamalar kullanarak anahtar sözcük, yönlendirici kelime ve benzeri biçimlerde kullanmak suretiyle müvekkile ait “-----” online işletmesine reklam vermesi de dahil markasal olmayan olası kullanımlarının davalının --- sayılı, ----- sayılı markaları ve tescile bağlanmaları durumunda -----sayılı ve ----- sayılı marka başvuruları aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğinin tespitini, Davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu (“-----markalarının, dilekçemizin yukarıda her bir marka için ayrı ayrı belirtilen ürün/hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğüne ve ----markasının tümden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davalı adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli ---sayılı,---- sayılı markalarının tescil edildiği mal ve hizmetler için kullanılmamaları nedeniyle iptal halinin gerçekleşmiş olduğu tarih tespit edilmek suretiyle iptal halinin gerçekleşmiş olduğu tarih itibariyle etkili olacak şekilde tümden iptali ve sicilden terkinini talep etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Davalının -----Türkiye”nin otomobil alım satım pazarında lider online pazar yeri olan ---- mobil uygulamasının sahibi olduğunu, bu site üzerinden ikinci el araç alım satımı yapan firmalar arasında lider konumda olduğunu, davacının davalıya ait ---- sayılı ----- benzeri uygulamalar üzerinde anahtar sözcük, yönlendirici kelime vb. olarak kullandığını, davacının davalı markalarının negatif kelimeler listesine eklediğini belirtmesine rağmen yapılan kontrollerde davacının davalı markalarını anahtar sözcük ve yönlendirici kelime olarak kullanmaya devam ettiğini, aslen davacının fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davacı şirketin menfi tespit davası yanında hükümsüzlük ve kullanmama sebebiyle iptal taleplerini ileri sürerek davalının --- ve ----- ibarelerini içeren markalarını ortadan kaldırmaya çalışarak mütecaviz fiillerini haklı kılma çabası içine girdiğini, markaya karşı açılan üzlük davasının nispi ret sebeplerine veya mutlak ret sebeplerine dayanmasının hak sürenin sessiz kalma yoluyla hak ilkesinin uygulanması bakımından herhangi bir farklılık yaratmayacağını, davalının işbu davaya konu 13 markasının da SMK uyarınca tescil edilebilir olduğu markalara ilk bakışta dahi anlaşılmakta olduğunu, aynı şekilde müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsu da olan ve 2000 yılından beri tescilli marka olup yoğun kullanımı bulunan ----- markaları ile 2019 yılından beri tescilli olan ----- markalarının yoğun olarak kullanıldığını, davacı tarafından açılmış davanın kötü niyetli olduğunu, davacının davalı markalarını kelimetşekil şeklindeki iddialarının somut dava bakımından hiçbir dinlenirliğinin bulunmadığını, ----- uygulamasında zaten bir markanın görsel tasvirinin kullanılmasının mümkün olmadığını, bu uygulamanın anahtara sözcük vb. şeklinde sadece yazılı unsurların girilmesiyle işlediğini, davacının marka tecavüzünün gerçekleşmesi için önceki tarihli markanın görselinin ve ihtiva ettiği tüm unsurlarının birebir aynı kullanılması şeklinde bir şart varmış gibi izlenim yaratmaya çalışarak sayın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, halbuki marka tecavüzünden bahsedebilmek önceki tarihli markanın ihlal eden tarafından aynen kullanımına gerek bulunmadığını, ıltıbas yaratacak şekilde benzerlerinin kullanımının da marka oluşturduğunu, tescilli bir markanın marka sahibinden farklı biri tarafından kendi hizmetleri çıkarmak amacıyla anahtar sözcük olarak kullanılması SMK'da önceki marka hakkının ihlali olarak hüküm altına alınmasına ve açıkça yasaklanmasına rağmen davacının fiillerinin tecavüz niteliğinde olduğunu, davacının davalı markasını anahtar sözcük olarak kullanarak davalının müşteri kitlesini kendi hizmetlerine çektiğini, davalının markası sayesinde bu markaya yönelmek isteyen tüketici yanılgıya düşerek davacının internet sitesine gireceğini ve girmişken de aradığı hizmeti buradan satın alabileceğini, karıştırılma için sadece tüketicinin bir marka yerine diğerini alması gerekmediğini, bağlantı yaratma ihtimalinde dahi karıştırılma ihtimalinin varlığının kabul , davacının müvekkilinin kendisine gönderdiği ihtarnamelerde ileri “-----gibi kelime grupları üzerinden doğrudan bu ibarelerin kullanılmaması yönünde davacıya davalı tarafından gönderilmiş bir talep bulunmadığını, davacının müvekkilin markalarından uzaklaşarak ihtilaf konusu dahi olmayan kullanımlara dayanarak bu kullanımların herhangi bir hak ihlali teşkil etmediğini ileri sürmesinin mütecaviz fiillerini örtbas etme ve bu ibareler üzerinden aslen davalıya ait tescilli marka olan ----- üzerinde kullanım hakkı kazanma amacı taşıdığını, “----- gibi ibarelerin tek başına kullanılabilecekse de “----” veya “------” ibarelerinin bu kelimelerin çok ötesinde ve markasal niteliği haiz olduğunu, dolayısıyla bunların anahtar sözcük olarak kullanılmasının ticari etki yaratacağını ve haksız rekabet teskil edeceğini. davacının. davalı markası olan ---- sayılı---- markasını birebir aynen anahtar sözcük olarak kullandığını, bu şekilde arama yapıldığında davacının reklamının ----- tarafından tüketiciye sunulduğunu, dava dilekçesinde bu kullanıma dair hiçbir açıklama yapılmadığını, davacının dilekçesinde yer verilen örnekler kelimelerin yalın hallerini içerdiğini, “-----” markasındaki gibi iyelik eki içermediklerinden bu örneklerin “-----” ibaresinin jenerik olduğu iddiası için örnek teşkil etmeyeceğini, davalı şirkete ve markalarına erişmeyi amaçlamayan hiçbir tüketici tek başına------ ibareleri için arama yapmayacağını, tüketiciden ------satışı, gibi kelimeler ile arama yapmasının bekleneceğini, tüketicinin ---- ibaresini kullanarak yapacağı aramanın ancak bir sözcük öbeği olarak ------ şeklinde ifadeler olacağını, bunların tek başına markasal nitelikleri haiz olamayacak olmaları “------” ibaresinin de markasal niteliği haiz olmadığı sonucunu doğurmayacağını, --- kelimesinin anlam sebebiyle önerilerin sonuç olarak ortaya çıkmasının kimseye “-----” ibaresini ticari etki yaratacak şekilde özellikle de tek başına anahtar sözcük olarak kullanma hakkı vermeyeceğini, anahtar sözcük kullanımının kullanım kapsamında olup olmadığının belirlenmesinde seçenek ----dikkate alınması gerektiğini, davacı iddiaları kapsamında aslen mütecaviz olan kullanımına yer vermeyerek tek başına harcı alem olabilecek sözcük öbekleri üzerinden bu kullanımların tecavüz teşkil etmediğini tespit ettirmeye ve asıl kullanımlarına zemin oluşturmaya çalıştığını, davacı yanın “-----” ibaresinin ayırt edicilik niteliği bulunmadığını iddia ettiğini, fakat bu kelimeye ilişkin kullanımlarına yer vermediğini, bu kelimenin kullanımının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil etmediğinin tespiti yönünde açık bir talep sunmadığını, davacının davalı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi, aynı hizmetleri sunması, bu nedenle davacının rakip konumunda olan davalının markalarından haberdar olmamasının beklenemeyeceğini, Davalıya ait ---- markalarının iki ibarenin bileşiminden meydana geldiğini, bu birleşimin herkesin aklına gelebilecek bir birleşim olmadığını, dolayısıyla markaların yaratılmış, ayırt edici ve özgün birer marka olduğunu, hatta tanınmış markalar olduğunu, davacının davalı markalarının zayıf markalar olduğu yönündeki iddialarının isabetsiz olduğunu, markaların zayıf markalar olmamakla beraber davalının uzun yıllardır süregelen yoğun kullanımları sonucunda sektörün en önde gelen ve en çok bilinen markaları haline geldiğini, davalının markalarındaki ortak unsurların “----” ibaresi ve ---- logosu olduğunu, bu üç unsurun da - alım satım hizmetleri bakımından çok yüksek düzeyde ayırt edicilik niteliğine sahip olduğunu hatta tanınmış marka konumuna ulaşmış olduğunu, davalının ikinci el araç alım satımı yapan firmalar arasında araç alımında 9692lik ve araç satımında *491lik bilinirlik oranıyla ikinci sırada yer aldığını, logo olarak kullanılan “---- hedef kitle tarafından bilindiğini, ayrıca davalı şirketin bu markalar altında gerçekleştirdiği faaliyetler ile pek çok ödüllere layık görüldüğünü, davalı şirketin “-----” hizmetlerini kullanan kişi sayısının an itibariyle 8 milyonun üzerinde olduğunu,---- ve reklam şirketleri ile yaptığı sözleşmeler ile reklam ve pazarlama faaliyetlerine büyük yatırımlar yaptığını ve markalarını geniş çevrelere duyurduğunu, aynı şekilde ----- unsurlu markalarının da davalının 2019dan bu yana süregelen yoğun kullanımları sayesinde tüketici tarafından doğrudan davalı şirket ve tanınmış ---- markası ile özdeşleştirilen bir ibare haline geldiğini, sundukları delillerden de anlaşılacağı üzere ---- markalarının kullanım yoluyla ayırt edicilik niteliğinin artırıldığını hatta tanınmış markalar haline geldiğini, bu markaların başkaları tarafından anahtar sözcük olarak kullanımına karşı güçlü bir korumadan yararlanacağının kabul edilmesi gerektiğini, davacının mütecaviz fiillerini haksız çıkarmak amacıyla ileri sürdü zayıf marka iddialarının somut dava bakımından herhangi bir uygulanabilirliği bulunmadığının açık olduğunu, Müvekkillerinin 20 yıldır tek başına “-----” şeklinde tescilli bulunan ve hem tanınmış “-----” markasının esas unsuru olan hem de “---” “---” “---” “----” gibi birçok seri markasının esas unsuru olan tescilli ---- markası için --- firmasına bildirimde bulunarak bu markayı içeren anahtar sözcük kullanılmasını yasaklamasından doğal bir şey olmadığını, nitekim davalının davacının iddia ettiği kelimeleri değil----- müvekkilleri adına tescilleri ile koruma altında olan sözcükleri negatif ve yasaklı kelime listesine almasını istediğini, “--/--” kelimesinin - alım-satım hizmetlerinin sunumu için kullanılması zorunlu bir ibare olmadığının açık olduğunu, Davalı markalarının savacının yapmış olduğu gibi----- parçalarına ayrılarak incelenmesinin doğru olmadığını, markanın ayırt ediciliği değerlendirilmesi markaların belirli parçalarına dayandırılmaması gerektiğini, markaların bir bütün olarak ve kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler için ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, bir ibarenin ticaret alanında cins, çeşit, vasıf vb. bildirdiğinin söylenebilmesinin ancak somut örneklerle desteklendiği takdirde mümkün olması gerektiğini, davalının markalarının sırf -- ve ---- kelimelerini içeriyor diye diğer unsurlardan ayrı olarak ele alınıp bu markaların SMK anlamında ticaret hayatında herkesin kullanımına açık kalması gerektiğinin iddia edilemeyeceğini, zira bu markaların ---- ibarelerini içermekle beraber salt bu ibarelerden oluşmadığını, Dava konusu her iki markanın da “”-----” iyelik ekinin birleşiminden oluşturulmuş, küçük harflerle yazılmış birer kelime markası olduğunu, davacının iddialarının aksine marka ibaresine sahiplik ekinin eklendiği durumlarda markaların minimum düzeyde de olsa ayırt edicilik kazandığı ve tanımlayıcılıktan uzaklaştığı marka hukukunda yerleşik olduğunu, TürkPatent Nezdinde “----” ibaresini esas unsur olarak içeren ve pek çok farklı şirket adına TÜRKPATENT tarafından ilan edilmiş markalar mevcut olduğunu, davalının aynı zamanda kullanım yoluyla ayırt edicilik niteliği artırılmış markalar olduğundan her halükarda SMK uyarınca Üümsüz kılınamayacağını, davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği markalarının kendine özgü stilizasyona sahip olduklarını ve son derece ayırt edici baskın şekil unsuruna sahip olduklarını, alan adı ile oluşturulan markalar için tanımlayıcı kelimeye ---- gibi alan adı uzantıları ile ---- gibi ifadelerin eklenmesinin kural olarak markayı ayırt edici hale getirmeyeceğini, fakat alan adının ikincil düzeyde alan adını oluşturan ibare ile jenerik üst düzey alan adı bütünsel bir algılamaya konu olabilecek nitelikteyse değerlendirmenin bu bütünsellik dikkate alınarak yapılması gerektiğini, farklı bir stil veya renkler kullanılarak oluşturulan markaların 5/1-c maddesi kapsamında değerlendirilmeyeceğini, müvekkilinin markasının 09, 37, 38, 39, 42. Sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescilli olup markanın yazılı unsuru olan “---- ibaresinin bu mal ve hizmetler bakımından hangi açıdan ayırt edicilik niteliği bulunmadığının ve tanımlayıcı olduğunun davacı yan tarafından açıklanmadığını, Markanın ayırt edici olmadığı durumlarda tüketicilerin 0 markayı gördüklerinde veya duyduklarında doğrudan ilgili mal veya hizmetin ismini hatırladıklarını oysaki “-----” markası açısından böyle bir durum söz konusu olmadığını, bu markanın hem doğrudan ve yalnızca davalı şirketi akla getirdiğini, hem de markanın ne markanın kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin ismini içerdiğini ne de bunlara dair bir çağrışım yarattığını, sonuç olarak davalının davaya konu 13 markasının da salt “---” veya “----” kelimesinden değil ek harf kelime ve şekil unsurunun birleşmesinden oluşturulmuş markalar olduğunu, Davalı markalarının tescile konu hizmetler için uzun yıllardır yoğun ve etkili kullanımı neticesinde ileri seviyede bir ayırt edicilik kazandığını ve davalı ile özdeşleşmiş olduğunu, bir an için davalının markalarını kullanmadığını ve müvekkilinin markalarının iptaline izin verildiği varsayılsa dahi markaların asıl dava tarihinde ve bu tarihten önce de mütecaviz fiillerin işlendiği sırada varlıklarını koruduğundan esasen karşı davacının kullanmama sebebiyle iptal talebinin somut olay bakımından hukuki yararı bulunmadığını, davacının iyi niyet sınırlarını aştığını, Müvekkillerinin ... ticaret unvanı tescilli ve koruma altında olduğunu, davacı-karşı davalının kullanımlarının müvekkil şirketlerinin marka haklarının ihlali yanında ticaret unvanının da çekirdek unsurunu da içermesi sebebiyle aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanından doğan haklarının doğan haklarının da ihlal niteliğinde olduğunu, bu durumun hem SMK hem TTK bakımından haksız Tekabet teşkil ettiğini, davacı-karşı davalının “---” ve “----” unsurlarını esas unsur olarak içerecek şekilde oluşturduğunu, davacı-karşı davalının müvekkil şirketlerinin markalarının ayırt edicilikten yoksun ve tanımlayıcı olduğunu iddia ederken kendisine ait markaların “---” ve “----” kelimelerini esas unsur olarak içermesini göz ardı etmesinin hakkaniyetli olmadığını, “----” markasının otomobilimi al şeklindeki cümlenin kısaltması niteliğinde oluşturulduğunu, ayırt edicilikten yoksun ve genele çağrı yapar şekilde herkes tarafından kullanılan ve bulunduğu sınıflar bakımından tanımlayıcı bir marka olduğunu, davacı-karşı davalının -----” ibarelerinden oluşan markalarının ayırt edici olmadıklarını ve ilgili sektörde birçok firma tarafından cins ve vasıf bildirmek amacı ile kullanıldığını, karşı davaya konu----sayılı markaların tescil tarihleri üzerinden 5 yıldan fazla süre geçmiş olup bu markaların tescil tarihinden itibaren hiç kullanılmadığını beyan ederek, Asıl davanın reddine, karşı davanın kabulünü, ---- tarafından müvekkilin markalarını ----. uygulamalar ile ya da internet ortamında başka şekillerde anahtar sözcük, yönlendirici kelime vs. şeklinde kullanmak suretiyle müvekkillerinin ----- sayılı markaları ve ticaret unvanı aleyhine yaratılan marka tecavüzü, ticaret unvanı ü ve haksız rekabet durumunun tespitini, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını,------sayılı markaların hükümsüzlüğünü ve ayrıca kullanmama nedeniyle geçmişe etkili olarak iptalini, Müvekkillerine ait ----sayılı markaları --- ve benzeri uygulamalar ile ya da internet ortamında başka şekillerde ticari etki yaratacak şekilde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ve sair biçimlerde kullanımının önlenmesini talep etmiştir.

D E L İ L L E R V E G E R E K Ç E : Dava, Asıl dava yönünden: davalı- karşı davacı adına tescilli ------ markalara yönelik olarak davacı tarafından tecavüz ve haksız rekabette bulunmadığının tespitine, bu markalardan ----- sayılı markalar için kısmen hükümsüzlük, ---- sayılı marka için tümden hükümsüzlüğü ayrıca davalı adına tescilli --- ve ------ numaralı markaların kullanılmama nedeni ile iptaline karar verilmesini talep ettiği. Karşı dava yönünden ise davacı - karşı davalı tarafından müvekkilinin marka haklarına ve ticaret ünvanına yönelik tecavüzde bulunduğunun, bu sebeple tecavüzün tespiti, önlenmesi, haksız rekabetin tespiti , önlenmesi ve meni ile davacı - karşı davacı adına tescilli ------ numaralı markaların SMK 5/1 b ve c maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne, yine aynı markaların kullanılmama nedeni ile iptaline ilişkindir. Mahkememizde aldırılan 29/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafından “----” ve “------uygulamasında anahtar kelime olarak kullanılmasının davalının ----- nolu markalarına Smk madde 29/1 maddesi gereğince “marka hakkına tecavüz” oluşturmadığı ve TTK 55/1- a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturmadığı, Davacı tarafından “-----” ibaresinin ---- uygulamasında anahtar kelime olarak kullanılmasının davalının -----nolu markalarına Smk madde 29/1 maddesi gereğince “marka hakkına tecavüz” oluşturduğu ve TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturduğu, Davalı adına tescilli ------ tescil nolu markaların kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı ve SMK madde5/1-(b) ve (c) maddelerine göre hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, Davalı adına tescilli ----- tescil numaralı markaların SMK madde5/1-(b) ve (c) maddelerine göre hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, Davalı adına tescilli ---- numaralı markaların ayırt ediciği haiz olduğu ve SMK madde5/1-(b) ve (c) maddelerine göre hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, Davalı adına tescilli----- tescil nolu markanın SMK madde5/1-(b) ve (Cc) Maddelerine göre 37. Sınıfa dahil Kara araçlarının bakım ve tamiri hizmetleri...” açısından hüküm: ik şartlarının oluştuğu Davalı adına tescilli----- tescil nolu markaların SMK madde 9/1 maddesine göre iptal şartlarının oluşmadığı. Davalı adına tescilli ------ ve ---- tescil nolu markaların SMK madde 9/1 maddesine göre kullanmama nedeniyle iptal şartlarının oluştuğu, Davacı/karşı davalının, ----- reklam/pazarlama araçlarında anahtar kelime olarak davalı/karşı davacıya ait markaları aynı şekilde geçmişte ya da güncel olarak kullanıldığının tespiti ancak ---- firmasından alınacak bilgi ile mümkün olabileceğinden, davacı/karşı davalının ---- kullanımlarının davalı/karşı davacı markalarını aynen içerip içermediği hususunda değerlendirme yapılamadığı, Davacı/karşı davalı adına tescilli ------tescil numaralı markaların SMK madde5/1-(b) ve (c) maddelerine göre hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, Davacı/karşı davalı adına tescilli ----- tescil nolu tescil nolu markanın SMK madde 9/1 maddesine göre iptal şartlarının oluşmadığı Davacı/karşı davalı adına tescilli -----tescil nolu markaların SMK madde 9/1 maddesine göre iptal şartlarının oluştuğu, mali yönden Davacının marka görselini Web sitesi üzerinde kullandığı,2.el satış yapan şahısların bu site vasıtası ile davacı şirket ile iletişime geçtikleri, ----- Davalının Markası ile ilgili ibraz etmiş olduğu görsellerde ve internet ortamında 2.el araç satıcılarının site üzerinde giriş yaparak sayfayı ziyaret ettikleri, ------ Davalının markasını alan adı olarak Web sitesinde kullandığı, Davalının ----- markasını reklamlarda kullandığı bu marka ile sosyal medya ve televizyon kanallarında reklamlar verdiği düzenlemiş olduğu satış faturalarının üzerinde görsel olarak yer aldığı, davalının dava konusu markalarını reklam görselleri üzerinde kullandığı bu markalar ile ilgili herhangi bir fatura ibraz edilmediğine dair raporunu sunmuşlardır. Mahkememizde aldırılan 08/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı/karşı davalının, davalı/karşı davacının -----markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden bir fiilinin bulunmadığı, ----- tescil nolu markanın SMK madde5/1-(b) ve (c) maddelerine göre 9. Sınıfa dahil “taşıt göstergeleri, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları, sabit telefonlar, telefon santralleri, Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları.”, 35. Sınıfa dahil “telefon cevaplama hizmetleri” ve 38. Sınıfa dahil “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)” açısından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu görüş ve kanaatine varılmıştır.Mahkememizde aldırılan 15/09/2025 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle; Marka Pazarlama Stratejileri Yönünde İncelemeler Sonucunda: Davalının, marka yaratımı ve marka imajı noktasında, davacının marka bilinirliğinden yararlanma veya yararlanmaması belirlenemediğine dair raporunu sunmuşlardır Tarafların gösterdikleri deliller toplanmış, tüm usuli eksiklikler giderilmiştir. İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Asıl dava yönünden: davalı - karşı davacı adına tescilli -----markalara yönelik olarak davacı tarafından tecavüz ve haksız rekabette bulunmadığının tespitine, bu markalardan ---- sayılı markalar için kısmen hükümsüzlük, ----- sayılı marka için tümden hükümsüzlüğü ayrıca davalı adına tescilli -----numaralı markaların kullanılmama nedeni ile iptali ile asıl davacı tarafından --- ibarelerinin --- uygulaması v.b. Uygulamalar kullanılarak anahtar sözcük, yönlendirici kelime vb. Biçimde kullanılıp reklam verilmesinin bu şekildeki kullanımlarının davalı markalarına yönelik tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğinin tespiti, Karşı dava yönünden ise davacı - karşı davalı tarafından kullanılan ---,------ ibarelerinin anahtar sözcük olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti men'i ve refi ile davacı - karşı davacı adına tescilli ------ numaralı markaların SMK 5/1 b ve c maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne, yine aynı markaların kullanılmama nedeni ile iptaline ilişkindir. Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği aldırılan 29/08/2023 tarihli raporda sonuç olarak, davacı - karşı davalı tarafından kullanılan ----- ibaresinin anahtar kelime olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği ve haksız rekabet oluşturmadığı, ------ ibaresinin kullanımının ise marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun belirtildiği, davalı adına tescilli markalardan ----- numaralı markanın 37. Sınıfa dahil kara araçlarının bakım ve tamir hizmetleri açısından hükümsüzlük oluştuğunun ayrıca davalı adına tescilli---- numaralı markaların iptal koşullarının oluştuğunun belirtildiği, karşı dava yönünden ise, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, ----- numaralı markaların iptal koşullarının oluştuğu yönünde görüş bildirildiği, ----- firmasından bilgi alınmadığından tecavüz iddiasının değerlendirilmesinin yapılamadığı yönünde görüş bildirildiği daha sonra aldırılan 08/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının sunduğu verilerin açıkça belirtilmediği, davacının sunmuş olduğu verilerde ise kullanım tespit edilemediğinin belirtildiği daha sonra aldırılan 15/09/2025 tarihli ikinci bilirkişi ek raporunda ise taraf bilgisayarları incelenerek yapılan değerlendirmede, davacı - karşı davalı ---- hesabında reklam kampanyalarının yer almadığı fakat davacıya ait ------ internet sitesi verilerine ulaşılamadığından inceleme yapılamadığı ayrıca negatif eşleme incelenmek istense de davacı tarafından ticari sır olduğu gerekçesiyle inceleme yapılamadığı, davalı - karşı davacının sunmuş olduğu verilen incelendiğinde, davacı - karşı davalı ---- reklamlarında açık arttırmalarında görüldüğü, bu görünürlerin oransal olarak tespitinin yapıldığı, davacının reklam gösterimlerinin daha yüksek olduğunun tespit edildiği yönünde görüş bildirildiği buna göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde öncelikle, asıl dava yönünden talep edilen --- reklam olarak anahtar kelime şeklindeki olası kullanımlarının davalı - karşı davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği yönünde yapılan değerlendirmede, davacı ve karşı davalının kullanımlarının ----- isimli internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği, bu internet sitesi üzerinde bilirkişi heyetince inceleme yapılmak istenmiş yine davacı - karşı davalının ---- hesabının negatif eşleme sayfasının da ticari sır olduğu gerekçesiyle incelemesinin yapılamadığı, davalı - karşı davacı tarafça sunulan deliller heyetçe incelendiğinde davacı - karşı davalı tarafından Ağustos 2020 verilerinde trinksat ibaresinin %10 oranında davalı - karşı davacıdan daha fazla olduğu 2022 yılında gösterim payının %29,37 olduğu yine 2024 yılı verileri incelendiğinde davacı - karşı davalı tarafından --, ----- anahtar kelime, yönlendirici kod şeklinde reklam verilmek suretiyle davalı - karşı davacı tarafından sunulan rapor ve deliller ile ispat olunduğu, bu iddianın aksinin ancak davacı - karşı davalı tarafından ---- verilen reklam verilerine ilişkin bilgi ve belgelerin sunulması, bilirkişi heyetince incelenmesi ile ispat olunacağı fakat, davacı - karşı davalı tarafından sadece kullanımların bulunmadığı ----- isimli hesap üzerinden inceleme yaptırılmış bu hesap üzerinde neagatif eşleme yaptırılmasının ticari sır olması gerekçesiyle bilirkişi heyetine gösterilmediğinden yine esas olarak kullanımların yapıldığı davacı - karşı davalıya ait ------ isimli internet sitesinin verileri de sunulmadığından davacı - karşı davalı tarafından bunun aksinin ispat edilemediği, bu durumda davalı - karşı davacı tarafından sunulan deliller incelendiğinde, davacı - karşı davalının davalı - karşı davacıya ait tescilli marka ibarelerini içerir ---- ibarelerinin -----hesaplarında anahtar kelime, yönlendirici kod olarak reklam vermek suretiyle kullanıldığı yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu bu nedenle asıl dava yönünden davacı - karşı davalının bu yöndeki kullanımlarının kullanım olmasa dahi olası kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşıldığından davacı - karşı davalının tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği yönündeki taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, karşı davanın bu yöndeki talepleri bakımından ise davacı - karşı davalının ---- şeklindeki ibarelerin -----. Uygulamalar ya da internet ortamında anahtar sözcük, yönlendirici kod şeklinde kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine karar vermek gerekmiş ve karşı davanın bu talep yönünden kabulüne karar vermek gerektiği, her ne kadar bilirkişi heyetince verilen 29/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı - karşı davalı tarafından ------ olası kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği yönünde görüş bildirilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde, davalının ----- numaralı - ibareli markanın 09,35,38,41 ve 42. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, yine davalı - karşı davacının --- numaralı ve ---- numaralı ---- markalarının tescilli sahibi olduğu ayrıca ----- numaralı--- --- ibareli markaların tescilli sahibi olduğu, davalı - karşı davacının tescilli markalar kapsamında markaların zayıf marka veya tanımlayıcı marka olsa dahi tescil edildiği müddetçe SMK' daki ve diğer kanunlardaki korumalardan yararlanacağı, markaların tescilli olduğu düşünüldüğünde, davacı - karşı davalı tarafından davalı - karşı davacının tescilli markaları olan----- ibarelerini içerir markalarının anahtar kelime, yönlendirici kod şeklindeki kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil edeceği kanaatine ulaşılacağından bu yönüyle bilirkişi raporundan ayrılarak bu talepler yönünden de davanın kabulüne ayrıca davalı - ---- numarası ile tescilli olduğu ve bu kullanımların da bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde, anahtar kelime, yönlendirici kod olarak kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşıldığından, bu şekilde bu talepler yönünden asıl davanın reddine karar vermek gerektiği, karşı davanın ise tecavüz iddiası yönünden kabulüne karar vermek gerektiği fakat aynı zamanda haksız rekabet de talep edildiğinden Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin yeni içtihatlarında marka hakkına tecavüz ile birlikte haksız rekabet talep edilemeyeceği içtihat edildiğinden, haksız rekabet yönünden karşı davanın reddine, hükümsüzlük ve iptal talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, asıl dava yönünden davalı - karşı davacıya ait-- numaralı ----. Şekil markasının 37. Sınıftaki kara araçlarının bakım ve tamir hizmetleri yönünden bilirkişi heyetine göre tanımlayıcı mahiyette olduğu tespit edildiğinden mahkememizce de ---- ibaresinin bu hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğu bu nedenle SMK 5/1-b ve c) maddelerine göre kısmen hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği,----- numaralı markanın kullanılmama yönünden iptali talebi bakımından ise SMK 9 ve 26. Maddeleri uyarınca bilirkişi heyetince yapılan değerlendirmede markanın kullanılmadığının tespit edildiği, kullanıma ilişkin ispat yükünün marka sahibi olan davalı - karşı davacıda olduğu fakat sunulan delillerin bir iki adet sosyal medya paylaşımı olup başkaca kullanım olmadığından hükümsüzlüğüne karar verilen 37. Sınıftaki "kara araçlarının bakım ve tamir hizmetleri " yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer emtia ve hizmetler bakımından ise kullanılmama nedeniyle iptaline karar vermek gerektiği, davalı - karşı davacı adına tescilli---- numaralı markanın ise çağrı takip sistemi ------ ibareli olup 09,35 ve 38. Sınıfta tescilli olduğu, bilirkişi heyetine göre 9. Sınıftaki bir kısım emtialar ile 35 ve 38. Sınıftaki bir kısım hizmetler bakımından tanımlayıcı mahiyette olduğu ayrıca kullanım yoluyla da ayır edici hale gelmediği tespit edildiğinden, 09. Sınıfta "taşıt göstergeleri, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları, cep telefonları, sabit telefonlar, telefon santralleri, manyetik optik kayıt taşıyıcılar, ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları, trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon işaretle bildirilmiş cihazları ve araçları" 35. Sınıfta "telefon cevaplama hizmetleri" 38. Sınıfta "haberleşme hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, yine bu markanın tescil edildiği tüm emtia ve hizmetler bakımından kullanılmadığının da bilirkişi heyetince tespit edildiği, bu nedenle SMK 9 ve 26. Maddeleri uyarınca markanın hükümsüzlük kararı verilen emtia ve hizmetler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer emtia ve hizmetler nedeniyle de kullanılmama nedeniyle iptaline karar verildiği, diğer hükümsüzlük ve iptal talepleri bakımından ise; davaya konu edilen -- numaralı ---- ibareli markaların --- numaralı ----- markaların sunulan deliller incelendiğinde, davalı - karşı davacı tarafından kullanıldığı, kullanımların SMK 9 ve 26. Maddeleri uyarınca ciddi kullanım olduğu bu nedenle kullanılmama yönünden iptal koşullarının oluşmadığı, iptal talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği ayrıca----- ibareli markaların davalı - karşı davacı tarafından yaklaşık 15 yıldır yoğun reklam verilmek suretiyle kullanıldığı, kullanım nedeniyle markalar zayıf ibare olsa dahi ayırt edici hale geldiği bu nedenle SMK 5/1-b ve c) maddeleri uyarınca tanımlayıcı mahiyette olamayacağı bu nedenle bu markalar yönünden hükümsüzlük davasının reddine karar vermek gerektiği, karşı dava yönünden ise; hükümsüzlük talep edilen---- numaralı artırmatik markasının 35. Ve 36. Sınıfta tescilli olduğu, ve tescil edildiği sınıflar bakımından tanımlayıcı ibare olmadığı, yine ----- numara---- markasının birleşik yazıldığı, tek bir ibare olarak algılandığı, tanımlayıcı mahiyette olmadığı, yine davacı - karşı davalı adına tescilli ----ibareli markanın da ---- eki ve --- ibaresi bir bütün olarak kullanıldığında, ayırt edici hale geldiği, bu markanın da tanımlayıcı mahiyette olmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, kullanmama nedeniyle iptal davası yönünden ise: --- numaralı ---- ibareli markanın web sitesi şeklinde hali hazırda kullanıldığı ve kullanıma dair bir çok fatura sunulduğu bu markanın SMK 9 ve 26. Maddesi uyarınca kullanıldığı ispat edildiğinden, kullanılmama nedeniyle iptal talebi yönünden reddine karar verildiği, --- ve ---- numaralı marka yönünden ise; markayı kullanımı ispat yükü marka sahibi davacı - karşı davalıda olup kullanıma ilişkin herhangi bir belge, delil veya bilgi sunulmadığından bu markaların kullanılmadığı kanaatine ulaşıldığından kullanılmama nedeniyle iptal davasının kabulüne karar vermek gerektiği, hem asıl hem karşı dava yönünden kullanılmama tarihinin iptaline karar verilen markaların tescil tarihinden itibaren kullanılmadığı tespit edildiğinden tescil tarihinden itibaren 5 yılın sonunda geçerli olacak şekilde kullanılmadıklarının tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Asıl dava bakımından: Asıl davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davacı - karşı davalı tarafça ---uygulaması olan ---- () ve benzeri uygulamalar kullanarak anahtar sözcük, yönlendirici kelime ve benzeri biçimlerde kullanılarak reklam verilmesi de dahil olası kullanımların davalı - karşı davacının markaları aleyhine tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği talebi yönünden davanın reddine, ----- numaralı markanın 37. Sınıftaki "kara araçlarının bakım ve tamir hizmetleri " yönünden kısmen hükümsüzlüğüne----- numaralı markanın 37. Sınıftaki "kara araçlarının bakım ve tamir hizmetleri " yönünden hükümsüzlük kararı verildiğinden bu hizmetler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, hükümsüzlük kararı verilmeyen diğer emtia ve hizmetler bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline, kullanılmama nedeniyle iptal tarihinin 24/01/2011 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tespitine, ----- numaralı markanın 09. Sınıfta "taşıt göstergeleri, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları, cep telefonları, sabit telefonlar, telefon santralleri, manyetik optik kayıt taşıyıcılar, ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları, trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon işaretle bildirilmiş cihazları ve araçları" 35. Sınıfta "telefon cevaplama hizmetleri" 38. Sınıfta "haberleşme hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, ----- numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilen 37. Sınıftaki "kara araçlarının bakım ve tamir hizmetleri " yönünden hükümsüzlük kararı verildiğinden bu hizmetler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, hükümsüzlük kararı verilmeyen diğer emtia ve hizmetler bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline, kullanılmama nedeniyle iptal tarihinin 24/01/2011 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tespitine,----- numaralı markanın 09. Sınıfta "taşıt göstergeleri, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları, cep telefonları, sabit telefonlar, telefon santralleri, manyetik optik kayıt taşıyıcılar, ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları, trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon işaretle bildirilmiş cihazları ve araçları" 35. Sınıfta "telefon cevaplama hizmetleri" 38. Sınıfta "haberleşme hizmetleri" bakımından iptal talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, hükümsüzlük kararı verilmeyen diğer emtia ve hizmetler bakımından markanın kullanılmama nedeniyle iptaline, iptal hükmünün 16/02/2020 tarihinden itibaren geçerli olmasına,Diğer hükümsüzlük ve iptal talepleri bakımından davanın reddine, Karşı dava bakımından: Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davacı - karşı davalı tarafından davalı - karşı davacı adına tescilli markalara yönelik olarak davalı - karşı davacıya ait markaların-----v.b. Uygulamalar ile ya da internet ortamında başka şekillerde anahtar sözcük, yönlendirici kelime vs. Şeklinde kullanılarak marka hakkına tecavüzde bulunulduğunun tespitine, men'ine, bu kapsamda davalı - karşı davacı tarafından davacı markalarını içerir şekilde ---- şeklinde ibarelerin --- ile yada internet ortamında başka şekillerde anahtar sözcük, yönlendirici kod v.s. Şeklinde kullanılmasının yasaklanmasına, Tecavüzün tespiti ve men'ine karar verildiğinden haksız rekabet talebi yönünden davanın reddine,Hükümsüzlük talepleri yönünden, davanın reddine,Kullanılmama nedeniyle iptal talebi yönünden, ---- sayılı marka bakımından davanın reddine, ----- sayılı markanın kullanılmama nedeniyle iptaline, iptal tarihinin 17/12/2014 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tespitine, ------ sayılı markanın kullanılmama nedeniyle iptaline, iptal tarihinin 24/09/2018 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tespitine, ASIL DAVA YÖNÜNDEN; 1-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 651,30 TL' nin davalı - karşı davacı ...' nden tahsiline, hazineye gelir kaydına, 2-Davacı - karşı davalı tarafından yapılan 13.490,00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre 4.497,00 TL' sinin davalı - karşı davacı ... alınarak, davacı - karşı davalı ...' ne verilmesine, bakiye kısmın davacı - karşı davalı üzerinde bırakılmasına, 3-Tecavüzün olmadığının tespiti bakımından: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücretinin davacı - karşı davalı ...' nden alınarak davalı - karşı davacı ...' ne verilmesine 4-Hükümsüzlük ve iptal davasının ret edilen kısmı bakımından: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücretinin davacı - karşı davalı ...' nden alınarak davalı - karşı davacı ...' verilmesine 5-Hükümsüzlük ve iptal davasının kabul edile kısmı bakımından: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücretinin davalı - karşı davacı ...' nden alınarak, davacı - karşı davalı ...' ne verilmesine, KARŞI DAVA YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 651,30 TL' nin davacı - karşı davalı ... nden tahsiline, hazineye gelir kaydına, 2-Davalı - karşı davacı tarafından yapılan 13.860,95 TL yargılama giderinden 9.240,00 TL' nin davacı - karşı davalı ...' nden alınarak davalı - karşı davacı ...' ne verilmesine, bakiye kısmın davalı - karşı davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Tecavüzün tespiti bakımından: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücretinin davacı - karşı davalı ...' nden alınarak davalı - karşı davacı ...' ne verilmesine 4-Kabul edilen kullanılmama nedeniyle iptal davası bakımından: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücretinin davacı - karşı davalı ...' nden alınarak davalı - karşı davacı ...' ne verilmesine 5-Red edilen hükümsüzlük ve iptal davası bakımından: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücretinin davacı ...' nden alınarak, davacı - karşı davalı ...' ne verilmesine, 6-Ret edilen haksız rekabet yönünden: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücretinin davacı ...' nden alınarak, davacı - karşı davalı ...' ne verilmesine,

7-Kullanılmayan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,Dair davacı - karşı davalı vekili ile davalı - karşı davacı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/15, K. 2026/52, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-15-e-2026-52-k-48b360a0c821