İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/783 E. 2026/680 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/783
- Karar No
- 2026/680
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/783 Esas - 2026/680 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/783 Esas KARAR NO : 2026/680
HAKİM : KATİP :
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2025 KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.07.2023 tarihinde Hesna Akpınar adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın, ... sevk ve idaresinde iken davacı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca sağ ön kapı ve sağ marşpiyel kısmından çarpması sonucu çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu; kazanın oluşumunda sürücü ...'ın kusurlu olduğunu ancak davacı ...’in herhangi bir kusurunun olmadığının tespit edilmiş olduğunu, davacının aracının 2020 model, Renault marka ve Megane Sedan Touch 1.5 Bluedcı 115 tip olup aracın piyasa değerinin; kazanın tramer kayıtlarına işlemesi ve parça değişimi sebebi ile oldukça yüksek bir miktarda düşmüş olduğunu, Hesna Akpınar adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın, davalı sigorta şirketi tarafından ... poliçe numaralı poliçe ile sigortalanmış olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2009/9892 Esas, 2010/3124 Karar sayılı kararının dikkate alınması ile değer kaybının karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dahilinde yer aldığını, buna göre ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesini tanzim eden davalı sigorta şirketinin teminat kapsamında, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybını tazminle yükümlü durumda olduğunu, bu nedenle 25.07.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi de Kayseri Arabuluculuk Bürosu’nun 2025/117905 numaralı dosyası ile gerçekleştirilmiş ancak süreç anlaşmama ile sonuçlanmış olduğunu, araçta oluşan değer kaybının tazmin edilmesi amacıyla davalı sigorta şirketine de başvurulmuş ancak davalı sigorta şirketi tarafından olumsuz cevap verilmiş ve herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/3815 Esas. 2013/9854 Karar sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, araçta meydana gelen değer kaybının tespiti için, aracın hasarsız haldeki rayiç değerleriyle, kazadan sonraki rayiç değerinin tespitine yönelik bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, davacının aracında meydana gelen değer kaybı miktarının belirlenebilmesinin ancak tüm delillerin toplanıp bilirkişinin incelenmesi neticesinde mümkün olacağını, bu nedenle, başvuru sırasında değer kaybının miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından işbu başvuruyu belirsiz alacak davası niteliğinde açma zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, anılan Yargıtay kararı doğrultusunda davacının aracında meydana gelen değer kaybının bilirkişi marifetiyle tespiti ile davacının zararı belirlenebilir olduğunda, HMK 107.maddesine göre artırılmak üzere şimdilik 1000-TL değer kaybı bedelinin davalı sigorta şirketinden tazmini amacıyla işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu belirterek, davanın kabulüyle, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla belirlenebilir olduğunda artırılmak üzere 1.000-TL değer kaybı bedelinin, kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu talebin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi imkânı bulunmadığını, belirlenebilir tazminat tutarı için davacı tarafın yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre belirsiz alacak davası açmasına imkân olmadığından davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise, belirsiz alacak davasının kısmi alacak davası olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmemiş olduğunu, başvurunun usule uygun olarak yapılmamış olduğunu, davalı şirketin gerekli araştırmayı yapmasının kasten engellenmiş olduğunu, HMK 114 vd uyarınca dava şartı noksanlığından huzurdaki davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 30.07.2023 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın, davalı şirkete 30.11.2022-2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına azami 120.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, Teminat limitlerini bildirmenin davayı kabul anlamında olmadığını, huzurdaki başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin, zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğradığını, taleplerin olay tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmekte olduğunu, başvuran, başvurusunu işbu 2 yıllık süre içerisinde ikame etmediğinden, başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/18362 E., 2016/4296 K. ve 5.4.2016 tarihli ilamının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/7652 E.2015/11257 K. 26.10.2015 tarihli ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davanın 05.09.2025 tarihinde açılmış olması nedeni ile, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, Karayolları Trafik Kanunu ve Poliçe Genel ve Özel Şartları uyarınca, davalı Şirketin Poliçeden kaynaklanan sorumluluğu ancak sigortalı aracın kusuru oranında olduğunu, davalı şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortaları, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapıldığını, Sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene düşen bir sorumluluk da olmadığını, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, Ktt üzerinde 3 araçlı kaza olduğu görülmekte olduğunu, kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere şayet bir hesaplama yapılacak ise yürürlükte bulunan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlar ekine göre yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı hesaplamasında aracın geçmiş hasarları, ağır hasar kaydı bulunup bulunmadığı, aynı bölgeden hasar alıp almadığı ve kullanılmışlık düzeyi de incelenmesi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanununun değişen 90. Ve 92. maddesindeki hükümler dikkate alınarak değer kaybı hesabı yapılması gerektiğini, değer kaybı tutarının, aracın kriterleri dikkate alınarak ortaya konulması gerektiğini, dilekçede belirtilen kriterlerin dikkate alınması gerektiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2018 tarihli 2017/4316 Esas, 2018/4380 Karar sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, aynı aracın aynı bölgeden almış olduğu hasar neticesinde, birden fazla kez değer kaybına uğraması mümkün olmadığından, kazaya konu aracın daha önce hasara uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi için davaya konu araca ilişkin kaza bilgilerinin Sigorta Bilgi Merkezi’nden sorulmasını talep ettiklerini, teminat dışı haller irdelenerek bu hallerin bulunması halinde değer kaybı oluşmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelen değer kaybı tazminatının belirlenebilmesi için hasar alanında uzman bilirkişiden, mahkeme aracılığı ile rapor alınması gerekmekte olduğunu, dosyaya sunulan faturalar incelenmeli, denetime elverişli bir rapor tanzim edilmesi gerekmekte olduğunu, davalının, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerekmekte olduğunu, bu itibarla davacının bu yöndeki taleplerinin de reddi gerekmekte olduğunu, davalı şirket usule aykırı başvuru dolayısıyla temerrüde düşmemiş olduğundan faize hükmedilemeyeceğini, davalının zamanaşımı nedeniyle ödeme yapmamış olduğunu, hal böyleyken davalı şirketin temerrüdünden de bahsedilemeyeceğini, bu nedenle faiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 30/07/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacıya ait ... plaka sayılı araçta değer kaybı meydana gelip gelmediği, gelmiş ise miktarı ve davalının bu zarar talebinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne, ... Katılım Sigorta Şirketine, Axa Sigorta Şirketine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu, ilgili evrakların dosyamız arasına alınmış olduğu görülmüştür. Araçların Trafik Tescil kaydının dosyaya eklenmiş olduğu görülmüştür. Mahkememizin 11/02/2026 tarihli ön inceleme zaptının 7 nolu ara kararı gereğince dosyanın makine mühendisi bilirkişiye tevdi ile olayda tarafların kusur durumu ile değer kaybı talebi yönünden rapor alınmasına karar verildiği ve 19/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''1- ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı K.T.K.'nın Madde 56/a-2 kuralını ihlal ettiği, 2-... plakalı araç sürücüsü ...'in kazaya etken kural ihlalinin olmadığı 4- Dava konusu ... plakalı araçta 30.07.2023 kaza tarihi itibarıyla 50.000,00 TL değar kaybı zararı oluştuğu'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 23/06/2026 tarihli değer artırım dilekçesini mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu, dilekçenin davalı tarafa tebliğe çıkarılmış olduğu görülmüştür. Davalı sigorta vekili tarafından zamanaşımı definde bulunulmuş ise de, olay tarihinin 30/07/2023 olduğu, davacının arabuluculuğa 25/07/2025 tarihinde başvurması ile sürecin sona erdiği 05/09/2025 tarihi arasında arabuluculuk düzenlemesi 18/A-15. Fıkra gereği sürenin durduğu ve dava tarihinin 05/09/2025 olması ile duran sürenin eklenmesi sonucu dava tarihi itibari ile 2 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermediği anlaşılmış ve yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmiştir. Davacı tarafça, davalı sigorta şirketine arabuluculuk için 25/07/2025 tarihinde başvurulduğu, bunun öncesi sigortaya başvurunun olmadığı anlaşılmış ve arabuluculuk başvuru tarihi temerrüdün başlangıcı sayılarak faize bu tarihten itibaren hükmedilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 30/07/2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile tarafların kusur durumu ile davacıya ait ... plakalı araçta değer kaybı zararı meydana gelip gelmediğinin tespiti için makine mühendisi bilirkişiden 19/05/2026 tarihli rapor alınmış ve raporda; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı K.T.K.'nın Madde 56/a-2 kuralını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'in kazaya etken kural ihlalinin olmadığı, dava konusu ... plakalı araçta 30.07.2023 kaza tarihi itibarıyla 50.000,00 TL değer kaybı zararı oluştuğunun belirtildiği görülmüştür. Davacının değer kaybı nedeni ile oluşan zararından davalı sigorta şirketinin kusurlu sürücünün kullandığı aracın olay tarihinde geçerli ZMSS poliçesini düzenlemekle sürücünün kusuru oranında ve limit ile sınırlı sorumlu olduğu görülmüş, rapora itibar edilmiş, davacı vekilinin 23/06/2026 tarihli talep artırım dilekçesi de dikkate alınmış ve böylece, Davanın KABULÜ ile, 50.000,00-TL değer kaybı tazminat bedelinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 25/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KABULÜ ile, 50.000,00-TL değer kaybı tazminat bedelinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 25/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 3.415,50 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harç, 840,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.455,40 TL harcın düşümü ile eksik kalan 1.960,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 840,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.070,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 5.000,00-TL bilirkişi, 172,90-TL müzekkere, tebligat, gideri olmak üzere toplam 5.172,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.08/07/2026
Katip ¸E-imzalıdır
Hakim ¸E-imzalıdır