İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/693 E. 2026/42 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/693
Karar No
2026/42
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/693 Esas KARAR NO : 2026/42

DAVA :Adi Ortaklık Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak DAVA TARİHİ : 07/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Adi Ortaklık Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında adi ortaklık esasına dayalı sözlü mutabakat sağlandığını, mutabakatın sonradan sözleşmeler, faturalar, banka hareketleri ve e-mail yazışmalarıyla somutlaştırıldığını, ortaklık yapısında ..., ... A.Ş.'nin proje kredilerinin denetim ve raporlama sürecini koordine ederken, müvekkilinin müşteri şirketlerle doğrudan sözleşme imzalayarak denetim hizmeti sunduğunu, gelir dağılımı, hizmetlerin davacı tarafından yürütülmesi nedeniyle %75 Davacı - %25 davalı İnspire şeklinde belirlendiğini, sonradan ... ve ... projelerinde bu oran %50-%50 olarak uygulandığını, 2024 yılı sonlarında davalıların, davacıyı devre dışı bırakarak: ... Termik Santrali ile olan sözleşmeyi yenilemek yerine, ... Holding'e 22.11.2024'te 4.139.904,00 TL ve 23.12.2024'te 29.568.000,00 TL tutarında doğrudan fatura kestiklerini, aynı tarihte davacı ile ... arasındaki sözleşmeyi feshettiklerini, ... ve ... işlerini ise ... Danışmanlık ve ... Bağımsız Denetim gibi firmalara yönlendirdiklerini, bu davranışların Adi ortaklık ilkelerine rekabet yasağına, özen ve sadakat yükümlülüklerine aykırı olduğu iddia ederek, İİK m. 257 vd. uyarınca, dava konusu para alacakları yönünden (şimdilik 200.000 TL ve yargılama sırasında netleşecek bakiye ile sınırlı olmak üzere) uygun teminat karşılığında davalıların menkul/gayrimenkul malları ve üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, HMK m. 389 vd. uyarınca, rekabet yasağının ihlâlinin sürmesinin önlenmesi ve belge ibrazının sağlanması yönünde ihtiyati tedbir tesisine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacının aynı iddialarla belirsiz alacak davası açtığını, davalı vekili olarak öncelikle belirsiz alacak davasının şartlarının oluşmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre ihtarnamede talep tutarı belirtilmişse belirsiz alacak davası açılamayacağını, Davacının mali müşavir olarak alacak miktarını belirleyebilecek bilgiye sahip olduğunu, bu davanın az harç ödemek amacıyla kötü niyetle ikame edildiğini savunduğunu, ayrıca davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu zira yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirttiğini, Davacı tarafın adi ortaklık iddiasını senetle ispat kuralına uymayarak takdiri delillerle ileri sürdüğünü, sunulan delillerin hukuka aykırı yoldan elde edildiğini, ... ve ...'ın pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulmasını gerektirecek nitelikte bir irade uyuşmasının mevcut olmadığını, davacının iddia ettiği gibi "müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis)", "müşterek amaç", "katılma payı" ve "sözleşme bağı" unsurlarının bulunmadığını, adi ortaklıkta, ortakların müşterek amacı gerçekleştirmeye yönelik faaliyetlere katılmayı, işbirliği yapmayı ve birlikte çaba sarf etmeyi üstlenmiş olmaları gerektiğini, ancak ...'ın ...'ü şirketlerle tanıştırmak veya önermek konusunda bir taahhütte bulunmadığını, ayrıca, ...'ın sadece ... ile değil, ... Danışmanlık, ... Bağımsız Denetim gibi birçok farklı denetim ve raporlama şirketiyle de aynı ticari ilişki içinde olduğunu ve davacının da mali müşavir olarak bu durumu bildiğini, davacının müşterek amaç olarak belirttiği "bankalarca kredilendirilen projelerde kredilerin amaca uygun kullanımın denetlenmesi ve raporlanması suretiyle gelir elde edilmesi ve paylaşılması" ifadesinin, her ticari şirketin doğal kar amacından öteye geçmediğini ve adi ortaklığın temel unsuru olan müşterek amaca uymadığını, davacının amacının kredi kullanan şirketlerin kendisini tercih etmesi ve denetim/raporlama yapması olduğunu, ...'ın amacının ise şirketleri tanıştırmak suretiyle ücrete hak kazanmak olduğunu, 29.09.2019 tarihinin, aslında ... ile ... arasında akdedilen SMMM Hizmet Sözleşmesi'nin tarihi olduğunu ve bu sözleşmenin sadece mali müşavirlik ilişkisinine dayalı olduğunu, adi ortaklığın unsurlarının yanı sıra, birlikte yönetim, yıllık hesap verme zorunluluğu ve kar paylaşımı gibi adi ortaklığa özgü yükümlülüklerin de taraflar arasında bulunmadığını, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığından, bu ilişkiden kaynaklanan sadakat ve rekabet etmeme yükümlülüğünün de olmadığını, ... ile konsorsiyum bankaları arasında finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi akdedildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, ... sözleşmesinin sona erme sebebinin, ...'nın krediyi ödemesi ve böylelikle krediyi kapatması olduğunu, bu durumun müvekkilleri ile bir alakasının olmadığını, ... ile davacı arasındaki sözleşmede denetim hizmetlerinin "kredilerin vade sonuna dek" yapılacağının ve "Kredi Verenlerin oy birliği ile alınan karar doğrultusunda" sonlandırılacağının hüküm altına alındığını, bu sürecin müvekkillerinin müdahalesiyle gerçekleşmediğini, ... ile davacı arasındaki sözleşmenin, 11 adet raporlamanın tamamlanmasıyla kendiliğinden sona ereceğinin hüküm altına alındığını ve davacının 11 adet raporu tamamlayıp ödeme aldığını, dolayısıyla, sözleşmenin kendiliğinden feshedildiğini ve davalıların bu konuda bir müdahalesinin bulunmadığını, ... ile akdedilen sözleşmenin ise, yatırım sona erdiği için sona erdiğini ve davalıların bu konuda bir tasarrufunun bulunmadığını, müvekkili şirket ...'ın faaliyetinin sadece şirketleri tanıştırmakla sınırlı olduğunu ve sözleşmelerin hüküm ve koşullarına müdahale etme yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu Adi ortaklık ilişkisinden doğan kâr payı alacağı ile haksız fesih/rekabet yasağı ihlali nedeniyle yoksun kalınan kazancın davalılardan tahsiline ilişkin açılan dava olup bir miktar para alacağına ilişkindir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; " Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Somut olayda, eldeki davanın adi ortaklıktan kaynaklı para alacağına ilişkin olup uyuşmazlık konusu TTK’da düzenlenmediğinden mutlak ticari dava niteliğinde değildir, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Davalı ... Şirketinin tacir olduğu sabit ise de; davalılar ... ve ...'ın celp edilen vergi kayıtlarına göre İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevabında davalıların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını, ... Vergi Dairesinin yazı cevabında ...'ın vergi mükellefi olduğunu, vergi levhasının olmadığını, ve defter tutma yükümlülüğü bulunmadığını, ...'ın ise vergi mükellefi olduğunu, vergi levhası olmadığını, defter tutma yükümlülüğü bulunmadığın bildirilmiştir. TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olması için her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerektiğinden somut olayda davalılar ... ve ...'ın tacir olmadığı anlaşılmakla ve iddia olunan adi ortaklık sözleşmesine konu işin bir ticari işletme faaliyetini gerektirmediği anlaşılmakla görev bakımından yapılan inceleme bakımından malvarlığı haklarına ilişkin olan davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup, mahkememizin görev alanında değildir. Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın .... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3- Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026

Katip ... e-imzalı*

Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/693, K. 2026/42, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-693-e-2026-42-k-cf2fe8124241