İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/670 E. 2026/95 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/670
Karar No
2026/95
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/670 Esas KARAR NO : 2026/95

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/09/2025 KARAR TARİHİ : 16/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmede yetkili mahkeme ... olarak belirlendiğini, ayrıca iki tarafın da ticari faaliyeti kapsamında hizmet sözleşmesi imzalamaları neticesinde uyuşmazlığın Asliye Ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden iş bu davayı mahkemenizde açma zaruretlerinin hasıl olduğunu, davalı tarafın davacıya ait şirkete esnaf kurye olarak hizmet verdiğini, davacının ... şubesinin sahibi olduğunu, bu işletme ile ... ilinde hizmet verdiğini, davalı tarafın ise esnaf kurye olarak müvekkil şirkete hizmet verdiğini, davacının ticari faaliyetlerini gerçekleştirebilmek adına kazaya karışmış olan aracı kiralamış ve davalıya bu aracı tahsis etmek suretiyle faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı taraf hizmet verdiği dönem içerisinde 05/11/2024 tarihinde müvekkil şirkete ait ve hizmet sözleşmesi kapsamında kendisine tahsis edilen ... plakalı aracı bakıma götürdüğü sırada kaza yaptığını, kaza neticesinde ise davacı şirketin ticari faaliyetleri için kullandığı aracın hasar gördüğünü, kazayı yaptıktan sonra korkup kaçtığı için olaya ilişkin tutanak tutulamadığını, kaza sonrasında karakola gitmesi neticesinde kolluk tarafından tutanak tutulamayacağı söylenmiş olduğundan olaya ilişkin kaza tespit tutanağının bulunmadığını, işbu meydana gelen kazanın davacı tarafından tutanak altına alınmış ancak davalı taraf tutanağı imzalamaktan imtina ettiğini, davacı şirkete ait araçta meydana gelen hasardan davalı tarafın sorumluluğunun bulunmadığını, davacı şirkete ait araçta meydana gelen hasardan davalı tarafın sorumlu olduğunun açık ve kendisinin de bunu kabul ettiğini, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen alacak kalemleri bakımından taraflarınca ... 1. Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası açılmış ve davalı tarafın 06/01/2025 tarihinde sunmuş olduğu dilekçe ile takibin durduğunu, yine dava dilekçesinde ayrıntılı belirtilen alacak kalemleri bakımından tarafımızca ...1. Genel İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası açılmış ve davalı tarafın 28/03/2025 tarihinde sunmuş olduğu dilekçe ile takibin durduğunu, davalının icra takibine yaptığı itirazlarının haksız olduğunu, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek davalı tarafın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu (davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, lehlerine hükmedilecek vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, vergi kayıtları, sicil bilgileri, ödeme dekontları dosyamız içerisine alınmıştır. Dava, taraflar arasında düzenlenen 11.03.2024 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile hizmet alan davacı ... Şubesi ile davalı kurye ...arasında uygulama üzerinden sipariş edilen ürünlerin kurye tarafından müşterilere ulaştırılmasını amaçlandığı, hizmet esnasında kullanılmak üzere davacı tarafından davalıya kiralanan ... plaka sayılı aracın davalı tarafından hasara uğratılmış olması nedeniyle davacı tarafça ödenen hasarın davalıdan tahsiline ilişkin olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olduğu, uyuşmazlığın meydana gelen kaza sebebiyle davacı tarafa ait araçta oluşan hasar tutarı ve hasardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır. 6102 sayılı TTKnun 4.maddesinde hangi davaların ticari dava ve çekişmesiz yargı işleri olduğu sayılmış olup, buna göre her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, TTKnun da TMKnun 962 ile 969.maddelerinde; 6098 sayılı TBKnun 202-203, 444-447, 487-501, 515-519, 532-545, 547-554, 555-560, 561-580 maddeleri, Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta borsa, sergi ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve son olarak da bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava olarak sayılmıştır. Bilindiği üzere, 12.05.2018 tarihli ve 30419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Esnaf ve Sanatkâr Odaları Arasında veya Esnaf ve Sanatkâr Odaları ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Bünyesindeki Odalar Arasında Üye Kayıt Zorunluluğu Bakımından Çıkacak Anlaşmazlıkları Çözümlemek Üzere Oluşturulan Mutabakat Komitelerinin Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ"e göre mutabakat komitesi kararlarında esas alınması gereken mevzuat arasında 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddeleri yer almaktadır. Anılan Bakanlar Kurulu Kararının "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı" başlıklı 1 inci maddesinde aynen; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır." hükmü amirdir. İlave olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler: 1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar; 2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar; ..." denilmek suretiyle anılan Bakanlar Kurulu Kararına göre 2024 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir. Buna göre, 2024 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri; yukarıda yer verilen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısı (fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 700.000 TL, Mal Satış Tutarı: 1.000.000 TL, fıkra 3 - Satış Tutarı: 700.000 TL) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır (Gayri Safi İş Hasılatı : 690.000 TL) Ayrıca, Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. Nitekim, TTK’nın “Ticari iş karinesi” başlıklı 19.maddesinde “(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. (2)Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Dosyaya celp edilen ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 10/11/2025 tarihli yazı cevabında;"... (TC:...) vergi numarasında kayıtlı Gelir Vergisi mükellefi ..., 16/12/2020 tarihinde Radyo, Tv, Posta Yoluyla Veya İnternet Üzerinden Yapılan Perakende Ticaret işine başladığı, halen faaliyetine devam ettiği, kayıtlarımızın tetkikinden anlaşılmış olup ilgili dönemlerde birinci sınıf tüccar olup, bilanço esasına göre defter tuttuğu, ödevlinin alım satım miktarları ile ilgili 2024-2025 yıllarına ilişkin karşılaştırmalı Alış Satış Analizi, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi, Gelir Geçici Vergi Beyannamesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177. Maddesinde belirlenen hadlerin dökümünün yazımız ekinde gönderildiği." şeklinde cevap verildiği ve yine ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 14/01/2026 tarihli yazı cevabında ise; "... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ...'ın 16/09/2024 tarihinde "Metalden kapı, pencere ve bunların kasaları ile kapı eşiklerinin toptan ticareti" faaliyetinde nakil olarak işe başladığı kayıtlarımız tetkikinden anlaşılmıştır. Bahsi geçen mükellefin 2024 yılına ilişkin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177. Maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan alım ve satımlara ilişkin nakdi limit tablosu yazımız ekinde gönderilmiştir." şeklinde belirtildiği, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında ise davacı ve davalının Müdürlüklerinde kayıtlı olmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi incelendiğinde; Madde 1; İş bu hizmet sözleşmesinin ("Sözleşme")bir tarafta ...adresinde kayıtlı ... (" Hizmet Alan") ile diğer tarafta serbest meslek sahibi ... vergi kimlik numarasına sahip... adresinde kayıtlı ... ("kurye") arasında akdedildiği, Madde 3.2; Şüpheye mahal vermeksizin işbu sözleşme ile taraflar arasında bir işçi - işveren ilişkisi tesis edilmemekte olup , kurye bir serbest meslek erbabı olarak hizmet vermektedir."şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, uyuşmazlığın taraflar arasında düzenlenen 11.03.2024 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile hizmet alan davacı ...Şubesi ile davalı kurye ...arasında uygulama üzerinden sipariş edilen ürünlerin kurye tarafından müşterilere ulaştırılmasını amaçlandığı, hizmet sözleşmesinin ifası için kuryeye tahsis edilen ... plaka sayılı aracın davalı tarafından hasara uğratılmış olması nedeniyle sözleşmeden doğan yükümlülüğün ihlal edildiği (özen borcu) kapsamında zararın tazminin talep edildiği, davacı ... bayisinin tacir sıfatına sahip ise de davalının işletme esasına göre beyanname verdiği ve Vergi Usul Kanununun 177. Maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan alım ve satımlara ilişkin nakdi limit tablosu incelemesinde yıllık alış-satış veYıllık G.Safi İş Hasılatının esnaf faaliyet sınırları içinde kaldığı dolayısı ile tacir sıfatına haiz olmadığı, uyuşmazlık kapsamı itibari ile mutlak ticari dava kapsamında olmadığı ayrıca yukarıda açıklandığı üzere ticari iş karinesinin uygulanmasının Mahkemenin görevine etki etmeyeceği değerlendirilmekle somut uyuşmazlıkta davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmakta olup davacının davasının görev yönünden reddine, görevli mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine dair karar verilerek, aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına , 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.16/02/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/670, K. 2026/95, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-670-e-2026-95-k-f7b4eb4f6745