İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/655 E. 2025/968 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/655
- Karar No
- 2025/968
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/655 KARAR NO : 2025/968
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/07/2025 KARAR TARİHİ : 18/11/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava müvekkil şirket tarafından sözleşmeden kaynaklı alacağına binaen davalı notere karşı ikame edilmektedir. Müvekkil şirket tacir olup sözleşme konusu ticari işleri ile ilgilidir. Türk Ticaret Kanunu m.19/2 "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler diğeri için de ticari iş sayılır." amir hükmü gereği uyuşmazlık konusu işlem bir ticari iştir. Uyuşmazlık konusu ticari iş olduğu durumlarda görevli mahkeme her halükarda Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Keza, taraflardan birinin kamu tüzel kişisi olduğu durumlarda da aşağıda yer verilen Yargıtay içtihadında görüldüğü üzere, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmektedir.Yetki hususunda taraflar sözleşmenin "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı m.20 "İşbu Sözleşme’den doğacak ihtilaflarda halinde ----- Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." hükmü ile ------ Mahkemeleri'ni sarih suretle yetkili kılmışlardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.17 "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmüne uygun olarak tacir müvekkil şirket ve yukarıda izah olunduğu üzere davalı kamu tüzel kişisi noter arasındaki yetki sözleşmesi ile münhasır yetkili mahkeme belirlenmiştir. Keza, dava konusu gereği mevzuat gereği kesin yetki öngörülen hallerden değildir. Taraflarca akdedilen yetki sözleşmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.18/2 "Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır." hükmünde belirtilen tüm şartlara sahip olup, -----/ Mahkemeleri'nin salahiyeti noktasında şüphe bulunmamaktadır. HMK m.109 gereği ileride arttırılmak üzere kısmi dava olarak sözleşmeden kaynaklanan 13.241,33,-TL alacağın temerrüt tarihi olan 21.06.2024 tarihinden işleyecek aylık %6 temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, dava dilekçesinde müvekkil noterliği kamu tüzel kişisi olarak nitelendirmiştir. Bu bilgi hukuken hatalıdır. Noterlik Kanunu m.1’e göre noterlik bir kamu hizmetidir; fakat noterlik dairesinin bağımsız bir tüzel kişiliği yoktur. Yargıtay kararları da bu yöndedir: noterlik dairesinin tüzel kişiliği bulunmadığı istikrarlı şekilde kabul edilmektedir. Dolayısıyla davacının kamu tüzel kişiliği varsayımı yanlıştır. Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde sırasıyla;Davacı, noterlik faaliyetinde kullanılmak üzere ciddi önem taşıyan bir cihazı ayıplı teslim etmiş,Gönderdiği personel arızayı giderememiş,“Yeni cihaz” adı altında kullanılmış, iade edilmiş ürünü sunarak yükümlülüklerini ihlal etmiştir, Müvekkilin ayıp ihbarlarını cevapsız bırakarak sorumluluğunu kabul etmiştir.Bu nedenle davacının ürünü ve sunduğu hizmet ayıplıdır. Müvekkilin ödeme yükümlülüğü yoktur; aksine müvekkilin bedel iadesi talep etme hakkı doğmuştur. Öncelikle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine Gönderilmesini, Haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın esastan reddine, Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, satış ve hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1.fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda ..." sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 6102 sayılı TTK 16/1.maddesinde: "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." ve TTK'nun 19. maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.----- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve ---- Karar sayılı ilamında " Dava, hizmet alım sözleşmesine dayalı maddi - manevi tazminat istemidir. Davacı vekili, ------Noteri olan müvekkili ile davalı arasında hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkiline ait iş yerinde hırsızlık olduğunu, davalı tarafından kurulan güvenlik sistemlerinin çalışmadığını, hırsızlık nedeni iş yerinde maddi zarar oluştuğunu ve müvekkilinin iş kaybı yaşadığını, bir kısım maddi kayıpların sigorta şirketi tarafından karşılandığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulması kaydı ile 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, sözleşmenin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Somut olayda; davacı noter binası güvenlik hizmet sözleşmesi ihlali nedeni ile maddi-manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. O halde, Davanın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklı olup, mutlak ticari dava (TTK 4-5 md) niteliği taşımadığından uyuşmazlığın çözümünde AHM'leri görevlidir. Mahkemenin kararı isabetlidir. " şeklinde açıklanmıştır.Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir olduğu, dava konusu sözleşmenin TTK'da düzenlenmediğinden mutlak dava olmadığı, tarafların sıfatına göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği, davalının tacir olmadığı, hal böyle olunca da davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla dava şartı yokluğu nedeniyle usuldan reddi ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ------ Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE, 4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA, Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.