İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/561 E. 2026/52 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/561
- Karar No
- 2026/52
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/561 KARAR NO : 2026/52
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 30/06/2025 KARAR TARİHİ : 22/01/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.02.2022 tarihinde ---- sevk ve idaresindeki ---- sigortalı olan ----- plakalı aracın karıştığı tek taraflı yaralanmalı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan müvekkil malul/sakat kaldığını, kazaya kusuru ile sebebiyet veren sürücünün zorunlu mesuliyet sigortası davalı şirket tarafından yapıldığını, kazaya ilişkin ceza soruşturması ------ Cumhuriyet Başsavcılığı ------ Soruşturma numaralı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, bu nedenle işbu davaya konu kaza sebebiyle yürütülen savcılık dosyası ve mahkeme dosyasının ekleri ile birlikte bir örneğinin dosyamız içerisine getirtilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, kazaya kusuru ile sebebiyet verdiği kaza tespit tutanağında da sabit olan ---- plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası -----tarafından yapıldığını, davacı adına gerekli bilgi ve belgelerle davalı tarafa başvuru yapılmıştır, artan maluliyetin ödenmesi talep edilmiştir ancak sigorta şirketi tarafından başvuru sürüncemede bırakılmış ve artan maluliyete ilişkin bir anlaşma sağlanamadığını, davacının kazaya bağlı maluliyeti arttığını, sigorta şirketi tarafından daha önce yapılan ödeme çok düşük kaldığını, maluliyet oranında bir artma olduğu takdirde bu durum yeni bir olgu olup artan miktar için ayrı bir dava açılabilmesi mümkün olduğunu, artan maluliyet farkı için ayrıca manevi tazminat da istenebileceğini, beden gücü kayıp oranındaki her artış ayrı bir maddi olgudur, önceki iş görmezlikten bağımsız olarak tazmini gerektiğini, zarar görenin, önceki davada hakkını saklı tutmamış olması gelecekteki gelişmelere dayanarak yeni bir dava ile artan zararını istemesini engelleyen bir kesin hüküm kabul edilemeyeceğini, sürekli iş görmezlik oranında her artış ayrı bir olgu olduğunu, anılan olguların oluştuğu günden zamanaşımının işlemeye başlayacağı Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerinde olduğunu, davacı kaza neticesinde vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanmış, tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamamış, kısaca malul- sakat kaldığını, ekte sunulan hastane evrakaları ile saın mahkemenin takdir edeceği bir eğitim araştırma hastanesinden veya Adli Tıp Kurumundan alınacak maluliyet raporu ile haklılığımız ortaya çıkacağını, ----- Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı Kurul Raporu’nda müvekkilin % 24 oranında sürekli maluliyetinin olduğu belirlendiğini, söz konusu rapor, kanunen rapor tanzimine yetkin bir kurum tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir rapor olmasından mütevellit maluliyet oranına ilişkin artışa dair haklarımız saklı kalmak üzere işbu raporun hükme esas alınmasını talep ettiklerini, açıklanan ve re’sen gözetilecek nedenlerle; HMK 107/1-2 maddesine göre -belirsiz alacak davası- dava açarken net tazminat miktarını belirleyemediğimizden ileride eksik harcı tamamlayarak dava değerini artırma ve diğer fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalması kaydı ile şimdilik; deliller kısmında belirtilen ve getirilmesi gereken belgelerin dosyaya temini için ilgili yerlere, masrafı davanın açılışında yatırılan avanstan karşılanmak üzere müzekkere yazılmasına, davanın kabulü ile; 500,00 TL daimi iş göremezlik tazminatının maddi tazminatın davalıdan tahsili istemi ile temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faizine- avans faize hükmedilmesine (harcın artırılması halinde artırılmış tüm değerler üzerinden ticari temerrüt faizi- avans faizi yürütülmesine) ve tahsili ile taraflara verilmesine, 3.500,00 TL adli tıp rapor ücretinin yargılama gideri sayılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ----- plakalı araç davalı şirket tarafından 13.12.2021-2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ------numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, dava konusu 13.02.2022 tarihli kaza sebebiyle davacının sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderleri, rapor ücretleri, kaza kapsamında isteyebileceği tüm maddi tazminatlara ilişkin davacı ile davalı şirket arasında 08.12.2022 tarihinde arabuluculuk dosyası kapsamında anlaşma sağlandığını, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar taraflar açısından tartışmasız biçimde bağlayıcı olacak ve bu hususlarla ilgili olarak daha sonra dava açılamayacağını, anlaşma belgeleri ilam hükmünde olup daha sonra aynı konuda dava açılması mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin Sorumluluğu Trafik Poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsü kendisinden beklenebilecek tüm özen ve yükümlülüklere uygun davrandığını, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kusur varlığı açısından zararlı sonucun bilinebilir ve öngörülebilir olması yeterli olmadığını, meydana gelen kazada sigortalı sürücü açısından öngörülebilirlik ve önlenebilir uzaklık mevcut olmadığını, bu nedenlerle sigortalı araç sürücüsüne atfedilebilecek bir kusur söz konusu olmadığını, arz ve izah edilen nedenler ve Mahkemece resen tespit edilecek sebeplerle; tarafların kusur oranı ile davacının müterafik kusurunun tespitine ve davalı şirket sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesine, arabuluculuk aşamasında davacı ile anlaşılması nedeniyle davanın reddine, aksi takdirde yapılan ödemenin yeterli olması nedeniyle davanın reddine, yalnız kaza ile illiyeti bulunan fiziki ve sürekli maluliyet oranının tespiti için kazazede adli tıpa sevk edilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi nezdinde bilirkişi incelemesi yapılmasına, aktüerya hesabı yapılırken gelir iddiası kanıtlanamadığından asgari ücret üzerinden ve belirtilen hususlar dikkate alınarak hesap yapılmak üzere Aktüer Siciline kayıtlı aktüerya uzmanına hesap yaptırılmasına, herhalde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER :Davacı Nüfus Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- tarafından düzenlenen 08/12/2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk son tutanağı, ------ Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ---- CBS ---- Soruşturma Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, ----- Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kayıtları, SGK Kayıtları, Hasar Dosyası ve ZMMS Poliçesi, ESD araştırması, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ) yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle sürekli iş göremezlikten doğan maddi zararın, 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi amacıyla HMK'nin 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılmış tazminat istemlerine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru ve HMK'nin 114. maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve işbu dava yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve yargısal uygulamaya genel olarak değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören, zarar verenin kusurunu ve zararını ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (------. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 13/02/2022 tarihinde ---- ili ,----- ilçesi, ------ köyü sınırları içinde davalı sigorta şirketine ZMMZ sigortalı dava dışı sürücü--- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası meydana geldiği ve davacının yaralandığı sabittir. Ne var ki kaza sonrasında kazadan dolayı zarar gören davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili arasında arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri sonucunda arabulucu ----- tarafından hazırlanan 08/12/2022 tarihli son tutanağına göre tarafların anlaştığı görülmüştür. Davacı vekili işbu davasında her ne kadar artan maluliyete dayansa da arılan arabuluculuk tutanağında aynen "---- söz alarak;... 180.000 TL tazminatın ödenmesi halinde anlaşma yapabileceklerini, anlaşma teminatı limiti kapsamında ------ sigortalısının başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, hasara ,hasar dosyasına konu sürekli iş göremezlik geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri vb .gibi tüm maddi tazminat alacakları yönünden fazlaya ilişkin faiz talebi, asli ve ferileri kapsamında ve sair herhangi başkaca bir nam altına da hak ve talebimizin olmayacağını, ayrıca ----- karşı herhangi bir itiraz, defi ve her nam altında olursa olsun herhangi bir talep ,dava ileri sürülemeyeceğini, tüm haklarımızdan , fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımızdan (adı geçen sigortalısı ve sigortalı araç sürücüsü dahil) ve bunların faiz, masraf ve ücreti vekalet dahil tüm ferilerinden kayıtsız şartsız ve gayrikabili rücu olarak herhangi bir şarta bağlı olmaksızın ,tamamen feragat ettiklerini beyan etti' şeklinde ayrıntılı, tekrar eden, vurgulayan ve bağlayayıcı ifadelere yer verildiği görülmüştür. Buna göre, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun “TARAFLARIN ANLAŞMASI” başlıklı 18/5 nci maddesinde; “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz” hükmünün düzenlendiği, davaya konu uyuşmazlığın her yönden ve her olasılığa göre 08/12/2022 tarihli arabuluculuk tutanağı ile anlaşma yoluyla kesin olarak gayrikabili rücu şekilde giderildiği, tutanağın içeriğine ve imzaya itiraz edilmediği gibi, hata, hile veya ikrahla iradelerin fesada uğradığının yahut edimlerin yerine getirilmediğinin de ileri sürülmediği anlaşıldığından açılan davanın yasal dayanağın sözleşme ve taraf iradeleri ile külliyen ortadan kaldırıldığı tespit ve tayin edilmiştir. Binaenaleyh, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde anılan arabuluculuk tutanağına rağmen açılan işbu davanın aynı zamanda hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de olduğu sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. ----- (AY.9, 36 ,138, 141, HUAK 16/5, TMK, 1/1,2, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27,29, 30,31,33, 146, 187,190, 191,198, 320, 321, 322 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmuştur. Bununla birlikte davalı haksız çıkmış olsa bile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince, işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve/veya sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına ve diğer sorumlulara karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalının arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulamayacaktır. (Bkz; Yargıtay ----Bu kapsamda bu dava için baş vurulan arabuluculuk giderinden gerek aleyhinde verilen hüküm gerekse taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk son tutanağına göre davacı sorumlu tutulmuştur. Nihayetinde ise karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın HMK'nin 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında davanın ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep arttırım ile dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı da gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacından alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden ;Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 500,00 TL nispi vekalet ücretinin ve 87,50 TL vekalet harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.