İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/559 E. 2026/559 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/559
- Karar No
- 2026/559
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/559 Esas KARAR NO : 2026/559
DAVA :Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) DAVA TARİHİ : 04/08/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle;Müvekkili adına düzenlenmiş gibi gösterilen bir çekin, davalı banka tarafından hamil sıfatıyla icra takibine konu edildiğini, ancak müvekkilin bu çekte herhangi bir imzası veya iradesi bulunmadığını, imzasının açıkça taklit edildiğini, müvekkilinin çek sahibi .... Ltd. Şti.'ni tanımadığını ve hiç bir ticari ilişkisi bulunmadığını, davalı banka tarafından başlatılan ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip kapsamında müvekkiline ödeme emri tebliğ edilmişse de, müvekkilinin muhsebe ile ilgili başka evrakların arasına karışmış olması sebebiyle ödeme emrinden haberdar olmadığını, bu nedenle süresi içinde itirazda bulunamadığını, bu süreçte müvekkilinin tüm banka hesaplarına haciz konulduğunu, ticari faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini ve mağduriyet yaşadığını, müvekkilinin bu mağduriyetin büyümemesi adına, borçlu olmamasına rağmen 939.242,77 TL ödeme yaparak hacizlerin kaldırılmasını sağladığını, ödeme yaperken de açıklamaya " borçtan dolayı değil, haczin kalması için ödenmiştir" ibaresi yazıldığını ve borcun müvekkili tarafından açıkça kabul edilmediğini, bu ödemenin, TBK m. 77 vd. kapsamında borçlu olmadığı bir paranın ödenmesi olup; istirdat (geri alma) koşulları oluştuğunu, müvekkilinin, ödeme tarihinden önce davalı banka ile arabuluculuk yoluna gidildiğini, ancak arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek borçlu olmadığı halde haciz tehdidiyle müvekkili tarafından ödenen 939.242,77 TL’nin davalıdan istirdat yoluyla tahsilini, yasal faizinin ödeme tarihinden itibaren işletilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; ...Şirketi tarafından keşide edilen ... Bankası ...Şubesi’ne ait 12/02/2025 tarih, 600.000,00-TL bedelli, ... seri no.lu çek tahsilinde bedelli müvekkili bankanın ...Şubesi kredi borçlusu ... Şirketi'nin kredi borcuna mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya ciro ve teslim edildiğini, çekin tarihinde ödenmemesi üzerine keşideci ... Şirketi ve ciranta ... Şirketi aleyhine ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, akabinde ... Şirketi tarafından borcun dosyaya ödendiğini, ancak daha sonra yapılan ödemenin iadesi talepli olarak huzurdaki dava ikame edildiğini, davacının taleplerinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı ciranta olarak sorumlu olduğundan dosya borcunu ödemekle yükümlü olduğunu müvekkili bankanın davacı şirketten alacaklı olup alacağın tahsili için davacı aleyhine icra takibi yapıldığını, borçlu/ciranta ise süresi içerisinde borca ve imzaya yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, ilgili çekin müvekkili banka ...Şubesi kredi borçlusu ... Şirketi tarafından bedeli kredi borcuna mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile müvekkili bankaya ciro ve teslim edildiğini, davacı ... Şirketi'nin borçlu/ciranta olduğu işbu çeke dayanarak ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, borçlu/ciranta ... Şirketi ise ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yönelik borca ve imzaya yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu yönde İcra Hukuk Mahkemesinde dava ikame etmediğini, davacı borçlu icra takibine konu çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyanla ödediği bedelin istirdadı yönünde dava açtığını, davacının imzaya yönelik itirazlarının müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı borçlunun çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddiası müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyceğini, zira bu iddia ancak taraflar arasında hüküm ifade edecek olup müvekkili banka iyi niyetli meşru hamil olduğunu, davaya konu çekin ... Şirketi tarafından tahsilinde bedeli kredi borcuna mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya ciro ve teslim edildiğini, müvekkili bankanın iyi niyetli hamil olduğunu, çekteki imzanın -kabul anlamına gelmemekle birlikte- sahte olması konusunda müvekkili bankanın hiçbir bilgisi olmadığını, bilgisinin olmasının da mümkün olmadığını, imzanın sıhhatini araştırma yükümlülüğü de işbu sebeple bulunmadığını, kaldı ki davacının iddiaları yerinde değildir. çek üzerindeki imza cirantaya ait olduğunu, ekteki evraklar üzerindeki imzalar ile çekte yer alan imza tıpatıp aynı olduğunu ,ekte yer alan belgelerden de görüleceği üzere çek üzerindeki imzanın cirantaya ait olduğunu, evraklardaki imza ile çekte yer alan imzanın tıpatıp aynı olduğunu belirterek davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı boçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 08/06/2026 tarihli bilirkişi raporuna göre; "...İnceleme konusunu oluşturan; ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait... Şti. adına yazılı, keşidecisi ... Şirketi olan ... - 12/02/2025 keşide yer ve tarihli, ... seri numaralı, 600.000 TL bedelli çek aslının arka yüzünde Yer alan 1. ciranta imzasıyla; Davacılar... ve ...'ın DOSYADAKİ MEVCUT MUKAYESE BELGELERİNDEKİ ÖRNEK İMZALARININ mukayesesinde; Mukayese tablosunda tespit edildiği üzere... ve ...'ın örnek imzalarının göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikler ile refleks yapılanmalar ve karakteristik özellikler bakımından inceleme konusu çek üzerinde atılı bulunan 1. Ciranta imzasına kıyasen FARKLI YAPIDA imzalar oldukları, Diğer bir ifadeyle inceleme konusu çekte atılı bulunan 1. Ciranta imzasının ... ve ... tarafından ATILMADIĞI/ İMZALANMADIĞI, Görüş ve kanaatine varılmış olup, tetkiki biten davaya konu çekin arka yüzünde atılı bulunan 1. ciranta imzası optik aletler (Ultraviyole, Kızılötesi, Beyaz, Mavi vb. Işık) altında incelenmiş olup, kanaatimi bildirir fotoğraflı, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. .. Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP üzerinden incelendi. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında icra dosyasına yaptığını iddia ettiği ödemenin istirdatı davasıdır. Davacı tarafça istirdat davasının ikame edilmesi için dava şartı olan Arabuluculuk müessesine başvurulmuş olduğu, ... Arabuluculuk Bürosu vasıtasıyla yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama olarak sonuçlanmış olduğunu anlaşıldı. 2004 Sayılı İİK"nun m. 72/ 7 "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." şeklindeki hüküm yarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde huzurdaki davanın ikame edildiği anlaşıldı. ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, "Örnek No:10" ödeme emri düzenlendiği, takip dayanağı belgenin çek olduğu, mahkememiz dosya davacısının çekin lehtarı olduğu görüldü. YARGITAY 19. Hukuk Dairesinin ...E. ...K. 08.01.2014 tarihli kararında ; "Dava, İİK'nın 72. maddesine dayalı "çekler nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti yani menfi tespit" davasıdır. İcra Mahkemesince, çeklerdeki imzanın keşideci şirket yetkilisine ait olmadığının saptandığı gerekçesiyle icra takibinin durdurulmasına karar vermiş olması takip hukukunu ilgilendirmekte olup davacının maddi hukuk açısından menfi tespit davası açmasına engel teşkil etmez. Öte yandan takip hukukuna ilişkin inceleme yapan icra mahkemesinde alınan bilirkişi raporu genel mahkemeyi bağlamaz. Bu durumda mahkemece yeniden imza örnekleri toplanıp, imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde uzman bilirkişi raporu alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait olup, alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu tarafından, aynı mahiyette bir belgeyle borçlu olunmadığının ispatlanması gerekmektedir.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ve borcun varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih... E., ... K. sayılı kararı). İmza inkarı herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğindedir. İmzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı tespit edildiğinden davacının çek bedelinden sorumlu tutulamayacağı, hamilin iyi niyetli olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, sahtelik iddiası yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek itiraz niteliğinde olup, mahkemenin davacı tarafından ileri sürülen sahtelik iddialarını HMK'nın 208 ve 211. ve devamı maddelerine göre tahkik etmesi ve imza inkarına ilişkin itirazın tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirleyip değerlendirmesi, elde edilecek sonucu tüm dosya münderecatı ile birlikte değerlendirerek bir karara bağlaması zorunludur. Takibe dayanak çeklerdeki imzanın davacı borçluya ait olduğu hususunda ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün veya bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nın ...Esas,...Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı). Dosya kapsamı ve toplanılan tüm deliller incelendiğinde; davacı tarafından aleyhine davalı tarafından yapılan icra takibi neticesinde cebri icra tehdidi altında icra dosyasına ödeme yapıldığı, yapılan ödemeye itiraza ilişkin kayıt düşüldüğü, takibe konu çek üzerindeki imzanın tarafına ait olmadığı iddiasına ilişkin istirdat davasının imza inkarına dayalı açıldığı, mahkemece çek aslı üzerinden davacı şirketin yetkililerinin karşılaştırmaya elverişli belge asılları toplanarak ve alınan imza örnekleri ile uzman bilirkişiden rapor alındığı, raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, uzman bilirkişi tarafından çek düzenleme tarihi öncesi ve sonrası tarihli borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzaları taşıyan belge asıllarının mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun şekilde yapıldığı ,imzanın kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği, raporun denetime elverişli ve yeterli olduğu, iş bu rapor ile davacı tarafın imzaya ilişkin itirazının yerinde olduğu, “imzanın sahte olması” iddiasının senedin hükümsüzlüğüne yönelik olduğu, iyi niyetli olsa dahi her hamile karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıya ait olmayan imzanın yer aldığı çek nedeniyle davacının sorumlu tutulamayacağı, iş bu çek nedeniyle borçlu olmadığı çek bedelinin ödenmesi nedeniyle istirdat isteminin haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, 939.242,77 TL'nin 10/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜNE, 939.242,77 TL'nin 10/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Alınması gereken 64.159,67 TL harçtan peşin alınan 16.039,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 48.119,75 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 615,40 TL başvurma harcı ve 16.039,92 TL peşin harç toplamı olan 16.655,32 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 146.886,42 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 8.647,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin tamamının davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, Artan avansın ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma vasıtası ile) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.