İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/550 E. 2026/58 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/550
Karar No
2026/58
Karar Tarihi

T.C. İ Esas-Karar No: T.C.

TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... DAVA : Şirketin Feshi DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortakları eşit hisselere sahip olan iki ortaklı bir anonim şirket olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin %50 oranında hissedarı ve aynı zamanda da yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin 06/12/2024 tarihinde yönetim kurulu başkan vekili olarak seçildiğini, 3 sene boyunca bu görevi layıkıyla yerine getirmeye çalıştığını, görev süresi bitince yeniden görevlendirilmesi gereken müvekkilinin, diğer şirket ortağının ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanının genel kurulu toplamamasının yanında müvekkilinin genel kurulu toplama girişimlerine karşılık vermemesi neticesinde yönetim kurulu organının yeniden oluşturulamadığını bildirerek davalı ... İnşaat Gıda Dış Ticaret Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafça davaya karşı bir cevap verilmediği anlaşılmıştır. DELİLLER: Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı ... İnşaat Gıda Dış Ticaret Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin tüm genel kurul kararları ile hazirun cetvellerinin birer sureti dosyamız arasına celbedilmiştir. TTK'nun 530. Maddesine yönelik davacının iddiaları bakımından davalı şirketin müdürü olan İbrahim Şimşek'in beyanı alınmıştır. Davalı şirket temsilcisi İbrahim Şimşek 02/12/2025 tarihli duruşmada; "Ben yıl içerisinde hem Türkiye'de hem de Almanya'da uzun süreli kalıyorum. Şirket yetkilisi benim, ancak diğer ortak olan ...'ın da şirket temsil yetkisi bulunmaktadır, ben zaman zaman yurt dışında olduğum için şirket ile ilgili işlemleri davacı yapmaktaydı. Bu nedenle genel kurul toplantısı hususunda da benim herhangi bir tasarrufum olmamıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazılarının incelenmesinde davalı ... İnşaat Gıda Dış Ticaret Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin en son 03/01/2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısını yaptığı, o tarihten dava tarihine kadar genel kurul toplantılarının yapılmadığı görülmekle yukarıda sözü edilen şirketin yasal temsilcisi ve şirketin müdürü olan İbrahim Şimşek'e TTK'nun 530 maddesi uyarınca yapılmamış olan şirket genel kurul toplantılarının yapılması için gerekli tüm işlemleri ifa ederek genel kurul toplantısının yapılması ve mütekiben bu konuda mahkememize bilgi verilmesi konusunda kesin süre verilmiş olup kesin süreye rağmen bu durumun kanuna uygun hale getirilerek şirket genel kurul toplantısının yapılmaması halinde TTK'nun 530 maddesi uyarınca şirketin feshine karar verilebileceği şirket müdürü olan İbrahim Şimşek'e ihtar edilmiş olup, ihtara rağmen genel kurul toplantısı yapılmadığı anmaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile mahkememiz heyeti tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır. Feshi istenen davalı şirket, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 56425 sicil numarasında bir anonim şirkettir. Şirketin feshi istemiyle açılan davada kural olarak husumet feshi istenen şirkete yönetilmesi gerekir. Taraflar arasında uyuşmazlık konuları, davalı anonim şirketin haklı sebeple feshi koşullarının, feshin mümkün olmaması halinde davacının davalı şirket ortaklığından çıkma payı verilerek çıkartılması veya duruma uygun düşen başka bir çözüm bulunması koşullarının bulunup bulunmadığı konularında toplanmaktadır. Dava, 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesi hükmü uyarınca davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshi istemine ilişkindir. 6762 sayılı TTK'nun 549/1.b.4. maddesi ile 551/2. maddesi hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmesi ve haklı nedenlerin bulunması halinde limited şirketler bakımından şirketin feshi, ortağın şirketten çıkması veya çıkarılmasının istenebileceği kabul edilmişken, anonim şirketler bakımından haklı nedenlerle anonim şirketin feshine olanak tanıyan bir düzenleme bulunmamakta idi. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesi hükmü ile anonim şirketler bakımında da haklı sebeplerle şirketin feshine olanak tanıyan düzenleme getirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir. Doktrinde haklı sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler yapıldığı görülmektedir. Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını, taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294). İlbasmış, çoğunluğun gücünü kötüye kullanması, şirketin amacına ulaşılmasının imkansızlığı, sermaye kaybı, işletme konusunu değiştirilmesi, genel kurulu ve yönetim kurlunun işlevsizliği, kötü yönetim ve kişisel nedenleri haklı sebep olarak sınıflandırıp açıklamaktadır (İlbasmış s. 69-160). Çamoğlu ise; haklı sebep için istenilen devamlılık unsurunun bazı durumlarda gerekli olmadığını, tek bir sebebin bile bazen haklı sebep olarak kabul edilebileceğini belirterek "yöneticiler tarafından yapılan bir gümrük yolsuzluğu, milletlerarası terör listesindeki bir kişi ya da kuruluşla işbirliği veya gıda üretimi yapan bir firmanın bilinçli olarak halk sağlığına aykırı ürünler imal ettiğinin saptanmasını" örnek olarak vermiştir (Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshinde Hakimin Takdir Yetkisi, Batider, Yıl:2015, C.XXXI, S:1, s. 7). Azınlığın haklarının devamlılık arz edecek şekilde çoğunluk tarafından ihlal edilmesi bu suretle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale getirilmesi yanında sahtecilik gibi, yöneticilerin suça bulaşarak ortaklığın ceza kovuşturması ile karşı karşıya bırakılması veya kayıtlarda yapılan usulsüzlüklerle vergi veya ceza kovuşturmasına uğramak gibi nedenler de Çamoğlu’nun belirttiği gibi ortaklığın feshi için tek başına sebep oluşturabilir. Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir (11. H.D., 02/06/2014, E:2014/3669, K:2014/10238; Yargıtay 11. H.D. E:2019/2942 K:2021/1647 sayılı Kararı). Çamoğlu; iletişim kopukluğu, güven ortamını zedeleyen olgular, şiddetli geçimsizlik, ihanet gibi kişi ortaklıklarına özgü nedenlerin az ortaklı kapalı anonim şirketler açısından haklı sebep olarak değerlendirilebileceği görüşündedir ( Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshinde Hakimin Takdir Yetkisi s. 8). Nomer, şahsi ilişkilerin bir sermaye şirketi olan anonim ortaklıklarda fesih sebebi olarak görülmesinin mümkün olmadığı, şirket ortakları arasındaki ihtilaf ve şahsi çekişmelerin ancak şahıs şirketi olan kollektif ve komandit ortaklıklarda haklı sebep olarak nitelendirilebileceği görüşündedir (Füsun Nomer Ertan, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Üzerine Düşünceler, İÜHFM, C.LXXIII, S:1, s. 426). Kaşrak, doktrin ve yargı uygulamalarını açıkladıktan sonra; şahsi sebeplerin dışlanmasının TMK'nun 4. madde sindeki hakimin bu kavramı doldurmasına ilişkin metoduna aykırı olduğunu, davalı şirketin yapı ve özellikleri dikkate alınarak ileri sürülen şahsi sebeplerin şirketin işleyişine etki ederek ilişkinin mevcut haliyle devamını objektif ve sürekli olarak çekilmez hale getirip getirmediğinin incelenmesi sonucunda haklı sebebin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Esra Kaşrak, Anonim Şirketlerin Haklı Sebeple Feshine Şahsi Sebeplerin Değerlendirmeye Alınıp Alınamayacağı Hususunun Hakimin Takdir Yetkisi Bakımından Değerlendirilmesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXIII, Yıl:2019, S:3, s. 186). Yargıtay’ın kararlarında vurguladığı gibi sermaye şirketi olan anonim ortaklıkta kural olarak pay sahipleri arasındaki ihtilafların haklı sebep oluşturması mümkün değildir. Ancak kapalı aile ortaklıklarında pay sahipleri arasındaki çekişmeler tarafların ortaklığı sürdürmelerini imkansız hale getirmiş ise haklı sebep sayılabilirler. Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır. Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK'nun 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Haklı nedenin tespitinde anonim şirketin ortaklık amacının da gözetilmesi gerekir. Bilindiği üzere anonim şirketler ortaklarına kâr dağıtmak amacıyla kurulmuş kâr amacını güden ortaklık türüdür. Bu nedenle sürekli zarar etme, kâr dağıtmamayı şirket politikası haline getirerek azınlığın kârdan pay alma hakkını sürekli engellemek, kâr dağıtımı yapmamak sureti ile ortaklarını kazanç elde etmesi engellenirken çoğunluğun kararı ile çoğunluğa çeşitli isimler altında ödentiler yaparak örtülü kazanç aktarımı yapmak, haklı sebep sayılabilir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir. Örneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir. Bu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir. Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717). Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. H.D. 06/02/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar). Her hak gibi azınlığa tanınan bu hakkın kullanılması da TMK'nun 2. maddesindeki iyi niyet esasına tabi olacaktır. Yani azınlığın bu hakkı kullanması iyi niyet kuralı çerçevesinde korunmaya değer değilse ve talep iyi niyete dayanmıyorsa mahkemece koşullar oluşsa bile (iyi niyete dayanmadığı için) fesih talebi reddedilecektir.Buna karşılık fesih koşullarının oluşması için çoğunluk pay sahiplerinin kusurlu davranışlarının bulunması şart değildir (İlbasmış, s. 52). Dava tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." hükmü düzenlenmiş olup, anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar, şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebep olarak kabul edilmelidir. Bununla birlikte haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2019 tarih ve 2017/3460 Esas 2019/2407 Karar, 13/11/2018 tarih ve 2016/14541 Esas 2018/6990 Karar sayılı ilamları) . Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ve İsviçre Federal Mahkemesi yerleşmiş içtihatlarında haklı nedenle fesih davasındaki son çare özelliğinin haklı sebebin oluşması aşamasında gözetilmesi yönündedir. Diğer bir anlatımla son çare olma sadece haklı nedenle fesih davasında fesih kararının son çare olduğu anlamına gelmeyecek, haklı nedenle fesih sebebi olarak ileri sürülen hususlar azınlığa tanınan başka haklar kullanılarak ortadan kaldırılarak azınlık hakları sağlanabilecek ise ileri sürülen bu hususlar fesih için haklı sebep olmayacaktır. Bu kapsamda yapılan değerlendirme ile; Eldeki davada davacı taraf, uzun zamandır genel kurul toplantısı yapılmadığını, kendisinin toplantı yapma girişiminin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek bu hususları davalı şirketin feshine gerekçe göstermiştir. TTK'nın 530. maddesinde "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir" demek suretiyle, Kanunun pay sahibi olan müvekkile, genel kurulun toplanamadığı yahut gerekli organların mevcut olmaması sebebiyle şirketin feshine ilişkin dava açabileceği hakkı vermektedir. Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazılarının incelenmesinde davalı ... İnşaat Gıda Dış Ticaret Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin en son 03/01/2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısını yaptığı, o tarihten dava tarihine kadar genel kurul toplantılarının yapılmadığı görülmekle yukarıda sözü edilen şirketin yasal temsilcisi ve şirketin müdürü olan İbrahim Şimşek'e TTK'nun 530 maddesi uyarınca yapılmamış olan şirket genel kurul toplantılarının yapılması için gerekli tüm işlemleri ifa ederek genel kurul toplantısının yapılmasını ve mütekiben bu konuda mahkememize bilgi verilmesi konusunda kesin süre verilmiş olup kesin süreye rağmen bu durumun kanuna uygun hale getirilerek şirket genel kurul toplantısının yapılmaması halinde TTK'nun 530 maddesi uyarınca şirketin feshine karar verilebileceği şirket müdürü olan İbrahim Şimşek'e ihtar edilmiş ise de ihtara rağmen genel kurul toplantısı yapılmadığı görülmektedir. Hal böyle iken TTK 'nın 530/1 maddesi gereğince davalı şirketin feshinin gerektiği anlaşılmakla; davanın kabulü ile Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 56425 sicil sırasında kayıtlı davalı ... İnşaat Gıda Dış Ticaret Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin TTK'nun 530/1 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine, feshine karar verilen davalı şirkete TTK'nun 536/3 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasına, karar kesinleştiğinde tasfiye memuru tarafından tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yaptırılmasına, tasfiye memuruna karar kesinleşip görevine başladıktan sonra emek ve mesaisi karşılığında brüt 30.000,00-TL ücret takdirine, belirlenen ücretin ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KABULÜ ile Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 56425 sicil sırasında kayıtlı davalı ... İnşaat Gıda Dış Ticaret Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin TTK'nun 530/1. maddesi gereğince FESİH VE TASFİYESİNE, 2-TTK'nun 533/2. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine karar verilen davalı şirketin ünvanına "Tasfiye Halinde" ibaresinin eklenmesine, 3-Tasfiyesine karar verilen davalı şirketin tasfiye işlemlerini yapması için TTK'nun 536/3. maddesi uyarınca SMMM ... ...' ın şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, bu hususta kendisine yetki verilmesine, 4-Şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre tasfiye süreci devam ettiği sürece tasfiye memuruna toplam 30.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına, 5- Tasfiye ücreti olarak takdiren 30.000-TL ücret takdirine, tasfiye masrafının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına, 6- Kararın kesinleşmesi, tasfiye masrafları ile tasfiye memurunun ücretinin yatırılması durumunda tasfiye memurunun görevi teblig edilerek tasfiye işlemlerine başlanmasına, 7-Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvurma harcı ile 615,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan 285,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/01/2026

Başkan ... ¸E-imzalıdır Üye ... ¸E-imzalıdır Üye ... ¸E-imzalıdır Katip ... ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/550, K. 2026/58, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-550-e-2026-58-k-437ed399a4ac