İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/550 E. 2025/921 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/550
Karar No
2025/921
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/550 Esas KARAR NO : 2025/921

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/07/2025 KARAR TARİHİ : 02/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Müvekkilinin ... plaka numaralı 2018 model... marka/model aracın maliki olduğunu, 02.02.2025 tarihi saat 00:15 sularında davalı şirketin maliki olduğu, sürücüsünün ise olay yerinden kaçarak uzaklaştığı için tespitinin yapılamadığı ... plaka numaralı ... markalı aracın, ... ilçesinde seyir halinde ilerleyen müvekkilinin aracının da içerisinde bulunduğu birçok araca çarptığını ve maddi hasar meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kazanın oluş şekli polis ekipleri tarafından tutulan tutanakta; "O-1 Güney yol ... transit yolda orta şeritte seyir halindeyken mecidiyeköy metrobüs duraklarının 200 metre gerisinde aracın sol ön kısımlarıyla yine aynı şeritte ve aynı istikamette seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın sağ arka kısımlarına çarpıp akabinde ... plaka sayılı araç sağ ön kısımlarıyla sağ şeritte seyir halinde olan sürücü mustafa harem sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sol ön kısımlarına çarpması sonucu ... plaka sayılı araç bariyerlere sürterek 20 metre sonra durmaktadır akabinde ... plaka sayılı araç orta şeritte seyir halindeyken aracının sol ön kısımlarıyla yine aynı yön ve istikamette seyir halinde olan sürücü ece narin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sağ arka kısımlarına çarpıp kaçması ve yaklaşık 150 metre ileride en sol şeritte aracı terk edip firar etmesi sonucu dört araçlı çarpıp kaçmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş..." şeklinde olduğu, kaza tutanağına göre davalı şirketin maliki olduğu araçla ilgili: "Bu kazanın oluşumunda sürücüsü firar eden ... plaka sayılı araç 2918 sayılı ktk'nın 52/1-b ( aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) ve 46/2-g( aksine bir işaret bulunmadıkça sürücülerin; trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde ardı ardına birden fazla şerit değiştirmeleri,(makas)) maddelerini ihlal ettiği sürücü beyanları ve kaza yeri incelemesi sonucu görüş ve kanaatine varılmıştır." tespitlerine yer verildiği, davalı şirketin aracı işbu kazada %100 kusurlu bulunduğunu, kaza nedeniyle müvekkiline ait aracın arka ve sol ön kısımdan aldığı darbe sonucu "arka yan panel, bagaj kapağı, arka tampon'un olduğu toplam 79 parçalık " kısımlarında hasar meydana geldiğini, anılan yerlerle ilgili tamirat, onarım ve boya işlemleri gerçekleştirildğini, anılan işlemlerle ilgili olarak açılan hasar dosyasından gerekli işlemlerin yapıldığını, aracın yaklaşık 1,5 ay sonra müvekkiline teslim edildiğini, yapılan tüm bu işlemlerin faturaya yansımış hali 406.266,58 TL şeklinde olduğunu, müvekkilinin aracı teslim almasına müteakip davalı tarafa ait araç sigorta şirketi olan dava dışı ... A.Ş.'ye başvuruda bulunduğunu, araçta oluşan değer kaybı tazminatının talep edildiği ancak sigorta şirketinin çoklu kaza olması sebebiyle poliçe limitleri dahilinde 22/04/2025 tarihinde yalnızca 90.139,79 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, meydana gelen kazada müvekkilin aracının ciddi anlamda hasar gördüğünü, tamirat masraflarının 400.000,00 TL'nin üzerinde olması ve bu durumun hasar kaydına da işlemesi nedeniyle ikinci el satış piyasasında değer kaybına uğradığını, müvekkilinin gerek işe gidiş gelişlerinde gerekse de işinin gerektirdiği durumlarda aracını aktif olarak kullanmakta olduğunu, müvekkili aracı 1,5 ay sonra teslim alabildiğini, tüm bu nedenlerle, müvekkili aracı kullanamadığı döneme ilişkin olarak aracından mahrum kaldığını, bu döneme ilişkin araçtan mahrum kalma bedelinin davalılardan alınarak müvekkile ödenmesi gerektiğini, araçtan mahrum kalınan döneme ilişkin 100,00 TL (kısmi dava - HMK m.106) ve değer kaybı bedeline ilişkin olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL bedelin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini, yargılama harç, masraf ve vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın görevsiz mahkemede açıldığını, sigorta şirketi davanın tarafı olmadığı için açılan dava mutlak ticari dava niteliğinde olmadığını, davacı tarafın şahıs olduğunu, dosya kapsamında davacının tacir sıfatına haiz olmadığının anlaşıldığı, davacı taraf müvekkili şirketin maliki olduğu ... plakalı aracı kullanan sürücünün kusuru ile trafik kazasının meydana geldiğini, aracın hasar görerek değer kaybettiğini, tamir süresince aracını kullanamadığını iddia ederek değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli taleplerini içerir bu davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin kayden maliki olduğu ... plakalı aracı kullanan sürücünün davaya konu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, bütün kusurun davacı tarafın aracını kullanan sürücüde olduğunu, meydana gelen kazada müvekkili şirketin aracını kullanan sürücünün kusurunun tespit edilmesi halince kaza esnasında aracı kullanan sürücü ...'ye davanın ihbar edilmesini talep ettikleri, çünkü mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesi ve müvekkili şirket tarafından davacı tarafa ödeme yapılması durumunda müvekkili şirket kusuru bulunmadığı bir kazada tazminat ödemek durumunda kalacağını, yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda: Dava; davacının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle davalıdan araç mahrumiyeti ve değer kaybı alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşıldı. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; dava konusu uyuşmazlığın, davacının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle davalıdan araç mahrumiyeti ve değer kaybı alacağı bulunup bulunmadığı hususunda olduğu, davacının ön inceleme duruşmasında tacir olmadığını, emekli müfettiş olduğunu beyan ettiği, dolayısı ile davacının tacir olmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte de olmadığı anlaşılmakla eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu anlaşıldığından davacının davasının görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçeleri ekli kararda açıklanacağı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına , 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılmış, başka mahkeme tarafından mahkememize gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili istinaf dairesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.02/12/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/550, K. 2025/921, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-550-e-2025-921-k-8d4f273a40d7