İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/538 E. 2026/433 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/538
- Karar No
- 2026/433
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/538 Esas - 2026/433 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/538 KARAR NO : 2026/433
.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2025 KARAR TARİHİ : 05/06/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı .... arasında 14/10/2024 tarihli Dökme Çimento Satış Sözleşmesinin akdedilmiş olduğu ve taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin mevcut bulunduğu; müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirerek talep edilen ürünleri sözleşmeye uygun şekilde faturalandırıp davalı tarafa teslim ettiği; davalı tarafından çimento bedellerinin ödenmediği; .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borç ödeme ihtarında bulunulduğu ve ihtar akabinde 18/03/2025 tarihinde bir kısım ödeme yapıldığı; buna rağmen icra takip tarihi itibariyle bakiye alacağın ödenmediği; vadesi gelen .... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı; davalı tarafça söz konusu icra takibine hiçbir gerekçe gösterilmeksizin itiraz edildiği ve itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu; haksız itiraz nedeniyle icra takibinin durmasına sebebiyet verildiğinden 2004 Sayılı İİK.’nın 67/2. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiği; dava öncesinde arabuluculuğa başvurulduğu ve 14/07/2025 tarihinde gerçekleştirilen görüşmede anlaşma sağlanamadığı beyan edilmiş olup; davalıların .... Esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının ayrı ayrı iptaline; davalıların münferiden, dava konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere mahkumiyetlerine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) CEVAP : Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davaya konu alacağın varlığının kabulü anlamına gelmemek üzere zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, husumet ve dava şartları yönünden itiraz ve defilerde bulunulduğu; .... İş Ortaklığını oluşturan davalı şirketlerin davacı şirketle doğrudan bir sözleşmesel ilişkisinin bulunmadığı ve sözleşmeden kaynaklanan edimlerden sorumlu olmadıkları; sıfatın dava şartı olmayıp itiraz niteliğinde olduğu; davaya konu faturada davalı şirketlerin imzasının bulunmadığı ve davacının mal teslimini yazılı ve imzalı belge ile ispatlaması gerektiği; faturanın tek başına akdi ilişkinin ve alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı; muteber bir temel borç ilişkisi bulunmadığı sürece faturanın hukuki sonuç doğurmayacağı; davacının alacağının likit olmadığı ve 2004 Sayılı İİK.’nın 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatı talebinin şartlarının oluşmadığı; davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı beyan edilmiş olup; davanın reddine; davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : .... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile Tebliğ Şerhi. Davalılara Ait Ankara-İzmir YHT Yapımı İş Ortaklığı Tarafından Yapılan 24/01/2025 ve 18/03/2025 Tarihli Ödeme Dekontları. .... Esas Sayılı Dosyasına Sunulan İtiraz Dilekçesi. Davacı ile Davalılara Ait Karşılaştırmalı Alış-Satış (BA/BS) Analiz Kayıtları. Turgutlu, Doğubayazıt ve Ankara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüklerinin Müzekkere Cevapları. .... Esas Sayılı İcra Dosyası. .... Esas Sayılı Dosyası. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .... yönelik açılan, Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; ".... 06/03/2025 tarihli ihtarnamesinin gönderilmesi akabinde davalılara ait .... Yapımı İş Ortaklığı tarafından 18/03/2025 tarihinde davacı hesabına 9.995.908,00.-TL tutarında ödeme yapılmış olduğu" hususunda, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; .... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedildiği belirtilen Dökme Çimento Satış Sözleşmesi uyarınca davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) 536.252,12.-TL alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı; alacağın mevcut bulunmadığının tespiti halinde, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.’nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.’nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı tarafından, davalıların .... Esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının ayrı ayrı iptali ile davalıların itirazı nedeniyle icra takibinin durmasına sebebiyet verildiğinden bahisle, dava konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere her bir davalı yönünden ayrı ayrı icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; davalı şirketlerin dava konusu sözleşmenin tarafı olmadığı, faturada imzalarının bulunmadığı ve alacağın likit olmadığı ileri sürülerek usuli itirazlarının kabulü ile davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan incelemede; davacı vekili tarafından "cevaba cevap dilekçesi" başlığı altında sunulan 29/09/2025 tarihli dilekçe kapsamında "takibe konu faturanın doğrudan bir mal teslim faturası olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan 'vade farkı' faturası olduğunun" açıkça beyan edilmiş olmasının yanı sıra Mahkememizce, 23/01/2026 tarihinde gerçekleştirilen ön inceleme duruşmasında yapılan (ve davacı vekili tarafından da imzalanmış bulunan) uyuşmazlık tespitinde "taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin, ...nolu ve 536.252,12-TL bedelli faturanın konusunu teşkil eden vade farkı alacağının sözleşmeye ve hukuka uygun olup olmadığı hususundan ibaret olduğu" hususlarının dikkate alınması neticesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alacağın, "vade farkı" uygulamasından ibaret olduğu anlaşılmıştır. Vade farkı; hukuki niteliği bakımından, borçlunun asıl edim borcunu vadesinde ifa etmemesi nedeniyle talep edilen ve temerrüt hükümlerine dayanan bir gecikme bedeli niteliğindedir. Bir vade farkı alacağının doğabilmesi için öncelikle asıl edim borcunun muaccel hale gelmiş ve borçlunun 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi anlamında temerrüde düşmüş olması gerekmektedir. Bununla birlikte, yasal temerrüt faizini aşan ve bağımsız bir alacak kalemi olarak talep edilen vade farkının hüküm altına alınabilmesi, ancak iki halden birinin varlığına bağlıdır: Vade farkı uygulanacağının taraflar arasındaki sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması; veya bunun bulunmaması halinde, dava konusu ticari faaliyet alanında yahut taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde yerleşmiş bir teamülün (ticari örf ve âdetin) mevcut bulunması. Zira 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1/2. ve 2. maddeleri uyarınca, ticari örf ve âdet ancak varlığı usulünce ispatlandığı takdirde uyuşmazlığa uygulanabilecektir. Taraflar arasında akdedildiği belirtilen 14/10/2024 tarihli Dökme Çimento Satış Sözleşmesinin 3.1. maddesinde ödeme vadesi, fatura tarihinden itibaren 90 gün olarak belirlenmiş; ancak anılan sözleşmede, ödemenin gecikmesi halinde davalılardan vade farkı yahut bunu karşılayan herhangi bir gecikme bedeli talep edilebileceğine dair özel bir hüküm kararlaştırılmamıştır. Nitekim Mahkememizce, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca davacı taraftan, taraflar arasında vade farkı uygulaması hususunda akdedilmiş bir sözleşme bulunup bulunmadığı ile dava konusu faaliyet alanında bu yönde uygulanagelen bir teamül bulunup bulunmadığı hususunda açıklama yapması istenilmiş; davacı tarafından sunulan açıklama beyanında ise vade farkının, cari hesap ekstresinde yer alan faturalardaki gecikme bedeline ilişkin olduğu belirtilmekle yetinilmiş, sözleşmede vade farkının kararlaştırıldığı ortaya konulamadığı gibi, dava konusu faaliyet alanında (çimento satış sektöründe) vade farkı uygulandığına dair yerleşik bir teamülün varlığı da ispatlanamamıştır. Bir ticari teamülün varlığını iddia eden tarafın, bu teamülü ispatla yükümlü olduğu tartışmasızdır. Davacı tarafından, taraflar arasındaki önceki ticari ilişkide vade farkı tahakkuk ettirildiği ve düzenlenen bu faturaların davalılarca itiraz edilmeksizin kabul edilerek ödendiği yolunda, teamülün varlığını gösterecek somut ve denetime elverişli herhangi bir delil sunulamamıştır. Öte yandan, tek taraflı olarak düzenlenen dava konusu vade farkı faturası ile yine tek taraflı düzenlenen cari hesap ekstresi, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığından, tek başlarına vade farkı alacağının sözleşmeye veya teamüle dayalı olarak doğduğunu, varlığını ve muacceliyetini ispata yeterli değildir. 6102 Sayılı TTK.'nın 21/2. maddesi uyarınca faturayı alan tarafın sekiz gün içinde itiraz etmemiş olması, olsa olsa faturanın münderecatına konu edimin varlığına ilişkin bir karine oluşturabilirse de; işbu karine, dayanağı bulunmayan bir vade farkı borcunun taraflar arasında kararlaştırıldığı yahut teamül haline geldiği sonucunu doğurmaz. Açıklanan hususlar doğrultusunda; taraflar arasında akdedilmiş sözleşme kapsamında "vade farkı uygulaması" ile ilgili bir hüküm bulunmaması ve uyuşmazlığa konu çimento sektöründe, vade farkı uygulanacağına dair teamül uygulamasının da bulunduğu yönünde bir açıklama ve/veya delil de Mahkememize sunulamamış olması hususları birlikte değerlendirilerek, davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; 2004 Sayılı İİK.'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına ancak itirazın iptaline, başka bir deyişle davanın kabulüne karar verilmesi halinde hükmedilebileceği; oysa dava konusu uyuşmazlıkta davanın reddine karar verilmiş olduğu ve ayrıca dava konusu vade farkı alacağının likit ve belirli nitelikte de bulunmadığı gözetildiğinde, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalılar tarafından ileri sürülen kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise; 2004 Sayılı İİK.'nın 67/2. maddesi uyarınca takip alacaklısı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının takibinde kötü niyetli olduğunun karşı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Davacının, taraflar arasında varlığı tartışmasız bulunan ve karşılıklı ödemelerle süregelen bir ticari ilişkiye dayanarak, hukuki değerlendirme gerektiren bir vade farkı alacağı için yargı yoluna başvurmuş olması, tek başına kötü niyet olarak nitelendirilemeyeceğinden ve davalılarca da davacının kötü niyetle icra takibi başlattığı hususu ispatlanamadığından, davalıların kötü niyet tazminatı talebi de yerinde görülmemiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın REDDİNE, 2) Davacı tarafından sunulan, icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, Karar ve İlâm Harcı : 3) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00.-TL peşin harç miktarı ile ilgili olarak; davacı tarafından 6.476,59.-TL yatırılmış bulunduğu anlaşıldığından; fazla yatırıldığı tespit olunan 5.744,59.-TL harcın, kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde yatırana İADESİNE, 4) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 732,00.-TL peşin harç, 615,40.-TL başvurma harcı ve 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.434,90.-TL harcın; davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, Yargılama Gideri ve Gider Avansı : 5) Davacı tarafından yatırılmış bulunan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde; HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, Vekâlet Ücreti : 8) Davalıların, kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 536.252,12.-TL üzerinden) takdir edilen 85.800,34.-TL vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalılara ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 05/06/2026
.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar