İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/533 E. 2026/41 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/533
- Karar No
- 2026/41
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/533 Esas KARAR NO : 2026/41
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/06/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 K.YAZIM TARİHİ : 30/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mal alım-satımından (....) kaynaklı ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya teslim edilen mallar ve vade farkı karşılığında 05.04.2024 tarihli ... fatura: 13.837,32 TL (Bu faturaya ilişkin 8.009,04 TL ödenmemiştir.) 06.11.2024 tarihli ... fatura: 25.265,52 TL, 13.02.2025 tarihli ... fatura: 9.111,60 TL toplam 42.386,16 TL alacağının olduğunu, ilgili fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğinden, Küçükçekmece İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında geçmişte bir ticari ilişki olduğunu, söz konusu faturalar kapsamında herhangi bir borç bakiyesi bulunmadığını, Davacı ... iddia ettiği tüm borçlar müvekkili tarafından, süresi içerisinde ödendiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava İtirazın İptali davasıdır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), faturaya konu malların davalıya teslim edilip edilmediği; tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Celp edilen Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 42.386,16 TL asıl alacak üzerinden borçlu aleyhine fatura alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 04/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 04/03/2025 tarihinde icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Davalı şirket vekili tarafından mahkememize sunulan 19/01/2026 tarihli beyan dilekçesi ile davacı ile sulh oldukları belirtilerek herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından mahkememizin 20/01/2026 tarihli celsesinde davalı ile sulh oldukları belirtilerek herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı belirtilmiştir. HMK'nın 313. maddesi; "(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."; HMK'nın 314. maddesi; "Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."; HMK'nın 315. maddesi; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir."; HMK'nın 331. maddesi; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." şeklindedir. Dosya ve tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı sulh olduklarına yönelik beyanda bulunularak herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı belirtilmiştir. Tarafların HMK'nın 313. maddesi uyarınca sulh oldukları anlaşılmakla mahkememizce sulh nedeniyle davanın esası hakkında karar verilemesine yer olamadığına karar verilmiştir. Taraf vekillerinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından mahkememizce taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle tarafların sulh olması nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar tesisine yer olmadığına; taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- TARAFLARIN SULH OLMASI NEDENİYLE DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 615,40-TL harçtan daha önceden ödenen 615,40-TL harcın mahsubuna, bakiye harç tayinine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Taraf vekillerinin herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 6-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı