İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/525 E. 2025/1056 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/525
Karar No
2025/1056
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/525 Esas KARAR NO: 2025/1056 DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 21/12/2021 KARAR TARİHİ: 25/12/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ---- günü araçlarından düşen plakayı arayan müteveffalar ----- ilçesi çıkışında ------ üzerinde davalı --- sevk ve idaresindeki ---- plakalı minibüsün çarparak ölümlerine sebep olduğunu, ---- Sayılı kararı doğrultusunda 3 yıl 4 ay ceza verildiğini, ----- Sayılı dosyasında verilen ------ raporunda müvekkilin asli kusurlu bulunmasına karşı uzman heyetten rapor alınmasını talep ettikleri, ---- vefatından dolayı eşi ---- ve kızı --- destekten yoksun kaldıkları,---- plakalı minibüsün davalı -------- sigortalanmış olduğu gerekçeleriyle trafik kazasınde ölüm nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca maddi tazminat isteklerinin incelenmesi, şimdilik 2.500,00 TL olan dava değerinin toplanacak delillere göre tazminat hesabı yaptırılarak olay tarihindeki sigorta limitini aşmayacak şekilde dava tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılama öncesinde başvurucuya istinaden hesaplanan miktar olan -------- ve -------- olmak üzere toplamda---- destekten yoksun kalma tazminatı tespit edildiği ve bu tutarın ibraname ile davacı vekili hesabına ödendiğini, sulh protokolünün imza edilmişken bu protokolün geçersiz olduğunun kabul edilemeyecek olduğu ve bu tür iddiaların iyi niyetli olmadığı, ------sayılı hükmüne göre ibranın alacak ve borcu ortadan kaldıran bir işlem olduğu, ------ müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğu, sürücülerin somut olaydaki kusur oranlarının netleştirilmesi için dosyanın ---- gönderilmesini, her durumda tazminat hesaplanmasına karar verilmesi halinde davaların talebine konu destekten yoksun kalma tazminatı hesabının ----şartlarında yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, dava konusu olayın iş kazası olup olmadığının ve şayet iş kazası ise davacılara -------gelir bağlanıp bağlanmadığının tespitinin gerektiğini, davacılara iş kazasına istinaden aylık bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını, başvuru yapılmış ve gelir bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tazminattan indirilmesi gerektiğini, davacının faize ilişkin taleplerinin kabul edilemez olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin davacı vekili hesabına ödeme yapmış olup temerrüde düşmediğini, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faizin talep edilebileceğinin ---- sabit olduğu, Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartlarında düzenlenen şekilde usulüne uygun şekilde müracaatta bulunulmadığını, gerekli belge ve bilgiler sunulmadığı, müvekkil sigorta şirketi kusursuz olduğundan davacılara karşı sorumluluğu bulunmadığı, bu durumda alacağın muaccel olamayacağı ve dolayısı ile müvekkil şirketin temerrüde düşmemesi sebebiyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı belirtilerek işbu davanın reddini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER: ----dosyası, ---- İlamat Nolu Dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Davacılara Ait Ekonomik Sosyal Durum Araştırma Tutanağı, Nüfus Aile Kayıt Tablosu, Mirasçılık Belgesi, ---- Poliçesi ve Hasar Dosyası, Banka Dekontu Trafik Tescil Kayıtları, ---- Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, trafik kazası sonucunda murisin ölümü nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 53/3 maddesi gereğince davacı mirasçılar tarafından açılmış destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.------6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın karşın duruşmaya katılan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluna gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle dosyaya mübrez Hukuk Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı; yine davacıların KTK'nin 97 maddesine göre davalı sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartını yerine getirdikleri hemen kaydedilmelidir. Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.------- motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Destekten yoksun kalma tazminatı ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. ----- sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için ------ gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir. ---- gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, eş ve çocuğun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ------ tarihinde ---- Karayolu üzerinde dava dışı---- sevk ve idaresinde bulunan ----- plaka sayılı minibüsün davacıların murisi --- yanında bulunan ------ çarpması sonucunda yaya olan muris ve yanındaki kişinin ölümleri ile sonuçlanan trafik kazası meydana gelmiştir. Davacılar dosyada bulunan nüfus kayıtlarına ve mirasçılık belgesine göre müteveffa -------- eşi ve kızı olup kabul edilen karini ve ülkemizin ekonomik ve sosyal koşullarına göre ölen eşin/babanın desteğinden mahrum kaldıkları tartışmasızdır. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve poliçeye göre kazaya sebebiyet veren ---- plakalı sayılı aracın kaza tarihini kapsar şekilde ------ başlangıç ve bitiş tarihlin 330.000 TL limitli olarak davalı sigorta şirketine --------- bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nin 91/1,85/1,85/son ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesine göre aracın sürücüsünün ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulması mümkün olduğundan doğan zarardan poliçe limitine kadar müteselsil olarak sorumlu tutulabileceği bedihidir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için taraf vekillerince gösterilen tük deliller toplanmış ve ilgili yerlerden getirtilmesi gerek bilgi ve belgeler celp dilmiştir. Bu kapsamda öncelikle kaza nedeniyle açılan----- Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilerek dosya arasına alınmıştır. Dosya üzerinde yapılan incelemede Sürücü ----- TCK'nin 85/2 maddesi gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve cezanın neticede ----adli para cezasına çevrildiği ve karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ------ tarafından esastan reddine karar verilerek kesinleştiği görülmüştür. Bu incelemenin akabinde olayda davalının sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı oladuğundan dosya---- gönderilerek kazaya karışan yaya müteveffa ve sürücünün kusur ve durum ve oranı hakkında rapor düzenlemesi istenmiştir. ----- düzenlenen ----- tarihli raporda özetle ; I.Durum: Kazanın; müteveffa yaya ------ yolun karşısına geçiş yaptığı sırada bahse konu minibüsün çarpmasına maruz kalması sonucu gerçekleştiğinin kabulü halinde; A) Sürücü ----- sevk ve idaresindeki minibüs ile yerleşim yeri içerisindeki katılım yolu üzerinde seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermesi, sağında bulunan taşıtları ve mahal şartlarını da dikkate alarak hızını uygun seviyeye düşürmesi, yolun karşısına geçmekte olan müteveffa yayaya çarpmamak adına ikaz ile birlikte zamanında etkin fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken dosya kapsamındaki mevcut verilerden de anlaşılacağı üzere bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. B) Müteveffa yaya -------- gece vakti, devlet kara yoluna bağlanan katılım yoluna geldiği sırada mahaldeki taşıt trafiğini ve kendi can güvenliğini tehlikeye atar şekilde kaplama içerisine girdiği, solundan gelmekte olan minibüse rağmen kontrolsüz bir şekilde yolun karşısına geçmek istediği ve bu aracın çarpmasına maruz kaldığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. II.Durum: Kazanın; müteveffa yaya----- mahaldeki ofset taralı alan içerisinde bulunduğu sırada bahse konu minibüsün çarpmasına maruz kalması sonucu gerçekleştiğinin kabulü halinde; A) Sürücü ------- sevk ve idaresindeki minibüs ile yerleşim yeri içerisindeki katılım yolu üzerinde seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermesi, yol kenarında bulunan taşıtların varlığını dikkate alarak hızını azaltması, ofset taralı alan içerisinde bulunan yayaları dikkate alarak bu yayaların yanından güvenli bir mesafeden geçişini yapması gerekirken bunu yapmadığı ve mahaldeki taralı alan içerisine girerek müteveffa yayaya çarptığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. B) Müteveffa yaya -------- gece vakti, devlet kara yoluna bağlanan katılım yoluna geldiği ve mahaldeki ofset taralı alan içerisinde bulunduğu sırada mevcut taşıt trafiğine ve araçların hareket durumlarına ilişkin yeterli-gerekli kontrollerini yapması ve kendisine yaklaşmakta olan bahse konu minibüse karşı etkin korunma tedbirini alması gerekirken bunu yapmadığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; I.Durum: A) Sürücü -------- % 40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu, B) Müteveffa yaya ---- % 60 (yüzde atmış) oranında kusurlu olduğu, II.Durum: A) Sürücü ---- % 80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, B) Müteveffa yaya ---------% 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir rapor verilmiştir. ------ raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda raporda ayrıntılı tespitlere ve ikili bir duruma yer verildiğinden alınacak başkaca raporlardan kesin bir sonuç elde edilmesinin mümkün olmadığı, kusurun tayin ve takdirinin hakimin görev ve yetkisinde olduğu düşüncesiyle kusur dağılımı yapılmıştır. Kuşkusuz kusurun takdiri ve tayini hükümle birlikte kabul ve takdir edilse de; burada yeri gelmişken sebeplerinin açıklanması gerekecektir. Mahkememizce ----- sayılı dosyası içinde bulunan Trafik Polis Memuru --- tarafından hazırlanan ------ tarihli rapor ve rapor ekinde bulunan krokiden anlaşıldığı üzere sürücünün ------ karayoluna bağlantı yolundan çıktığı, tam bağlantı/katılım noktasında lastiği patlayan ve kaldırım tarafında kenarda park edilmiş bir kamyon bulunduğu, kamyonun katılım yolunu daralttığı ve minibüs sürücüsünün bu nedenle dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde yayaların bulunduğu ofset taralı alana girmek suretiyle ölümlü kazaya sebep olduğu açıkça tespit edildiğinden olayda Sürücü ----- % 80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, B) Müteveffa yaya ---- % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu yönündeki ikinci değerlendirmenin olaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilmiştir. ------- Mahkememizce dava konusu olayda tazminat hesabının teknik bilgi gerektirdiğinden dosya bu kez ----- Listesinden resen seçilen bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilerek rapor düzenlemesi istenmiştir. Bilirkişi ----- tarafından hazırlanan ------ tarafından belirlenen ikili kusur durum ve oranına göre iki ayrı hesaplama yapılarak sonuçta özetle; ----- hesap tarihindeki yaşına göre yeniden evlenme olasılığının 9612 olduğu, Kusur Durumu-1' e göre ---- için nihai tazminat tutarının ----, bakiye tazminat tutarının ise ---- olduğu, Kusur Durumu-1' e göre ----, bakiye tazminat tutarının ise ------ olduğu, Kusur Durumu-1” e göre toplam nihai tazminat tutarının ----olup toplam bakiye tazminat tutarının ----olduğu, Kusur Durumu-2” ye göre ---- nihai tazminat tutarının----, bakiye tazminat tutarının ise --- olduğu, Kusur Durumu-2” ye göre ---- nihai tazminat tutarının -------, bakiye tazminat tutarının ise ---- olduğu, Kusur Durumu-2” ye göre toplam nihai tazminat tutarının ----olup toplam bakiye tazminat tutarının ----olduğu, Tazminat tutarlarının -------- içinde kaldığı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu da taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda kusura ve hesaba ilişkin yapılan bütün itirazlar raporlar yeterli görüldüğünden ve raporların takdiri delil oluşları gözetilerek reddedilmiştir. Bunun üzerine davacılar vekili tarafından dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep artırım dilekçesi verilmiş ve artırılan miktarlar üzerinden harç tamamlanmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede kusurun yukarıda açıklandığı şekilde % 80 oranında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, bu oran üzerinden yapılan ödemeler tenzil edilerek belirlenen bakiye tazminatların olaya, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu, bilirkişi hesap raporunun bu yönüyle benimsenip hükme esas alınabileceği anlaşılmışır. Davacıların haksız eylemi ,eylemin hukuka aykırılığını, eylem ile zarar arasındaki illiyet bağını, kusuru ve zararlarını ispat ettikleri gibi, eş ve babanın desteğinden yoksun kaldıklarının da sabit olduğu sonuç ve kanaatiyle, 4721 Sayılı TMK'nin 6 ve 6100 sayıl HMK'nin 190. maddelerine göre ispat edilen davaların ihtiyari dava arkadaşlığı ve belirsiz alacak davası nitelikleri yanında taleple bağlılık ilkesi nazarında temerrüt tarihleri, faiz tür ve oranı ile poliçe limiti gibi hususlar da gözetilmek suretiyle ayrı ayrı kabulü ile; davacı (eş) ---- maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile, toplam ---- maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan ------ sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ----verilmesine ve davacı (çocuk)---- maddi tazminat ----davasının kabulü ile, toplam ----- maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 330.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı------verilmesine karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan yasal nedenler ve gerekçeye göre az yukarıda gösterildiği şekilde verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Mahkememizin -------Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği ve dosyanın mahkememize iade edildiği ve bu kapsamda dosyanın yeniden mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı ve buna göre tensip zaptı hazırlanarak duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiyelerin taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve aynı zamanda anılan tensip zaptı gereğince dosyanın ------ kararı gözetilerek bilirkişiye verilmesine karar verilmiş ve dosyanın nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiştir. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ------ tarihli raporda özetle sonuçta davacıların poliçe limiti ile sınırlı olarak talebi mümkün alacak tutarlarından daha önce davacılara yapılan ödemelerin tenzili sonucu davacıların poliçe limiti ile sınırlı olarak davalıdan talebi mümkün bakiye alacak tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu; a)Davacı Eş ---- bakiye alacak tutarı = 180.796,13 TL b)Davacı Kızı ---- bakiye alacak tutarı = 24.230,91 TL. c)İlk karar ile 21.12.2021 dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olup, bu hususun kaldırma kararı dışında kaldığı, sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; rapora karşı davacılar vekilinin herhangi bir beyanda bulunmadığı, davalı vekilinin ise bir dizi itirazlar öne sürdüğü görülmüştür. Mahkememizce yapılan itirazlar yerinde görülmemekle birlikte bu kez ------- dairesi kararı gereği olaya ilişkin kesinleşen ceza dosyasına göre kusur dağılımı yapılması gerektiği, buna göre davacıların murisinin % 60 asli kusurlu davalıya sigortalı araç sürücüsü ------ % 40 tali kusurlu olduğu kabul ve takdir edilmiştir. Bu kabule göre de bilirkişi raporunda daha önce yapılan ödemeler de değerlendirilerek sonuç itibarıyla hesaplanan bakiye tazminatların her halükarda anılan kusur oranı içinde kaldığı açık ve kesin olarak anlaşılmıştır. Binaenaleyh, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde, ---- benimsenen bilirkişi hesap raporu da gözetilerek kısmen ispat edilen davanın kabulü ile bu kez, davacı (eş) ---- maddi tazminat -----davasının kısmen kabulü ile, toplam ----- maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan ---- ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ---- verilmesine, fazlaya (8.425,30 TL) ilişkin talebin reddine, Davacı (çocuk) -----maddi tazminat------ davasının kabulü ile, toplam ------- maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan ---- sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ---- verilmesine, fazlaya ---- ilişkin talebin reddine yönelik kararlar verilmesi gerekmiştir.------ 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise 326 ve 327. maddeleri birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davalı sigortaya başvuru ve yargılama sürecine göre davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği anlaşılmakla dürüstlük kuralı gereği esastan reddedilen miktarlar yönünden hesap ve takdir edilen karşı vekalet ücretleri dışındaki tüm yargılama giderlerinden davalı sigorta şirketi sorumlu tutulmuştur. Bununla birlikte davanın değerine göre harç hesaplandığı ve değer kaybı yönünden ferileri ile birlikte yapılan ödeme dikkate alınarak infazda karışıklığa sebebiyet vermemek için ayrıca vekalet ücreti hesap edilmemiş ancak yargılama giderleri ortak olduğundan hükümde yer verilmesi gerekmiştir. Öte yandan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince; --------- içtihatlarında da açıklandığı üzere işbu davanın 2918 sayılı KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigorta şirketine başvuru şartına tabi olduğu, gerek sigorta şirketi gerekse diğer sorumlular yönünden ayrıca zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı halde davacı tarafından tüm davalılar yönünden ihtiyari olarak arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğu anlaşılmakla bunun ücretinden ise davacının sorumlu tutulması suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddelesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE, 2-)Davacı (eş) ---- maddi tazminat -----davasının kısmen kabulü ile, toplam 180.796,13 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 410.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ------verilmesine, fazlaya (8.425,30 TL) ilişkin talebin reddine, 3-)Davacı (çocuk) ----- maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile, toplam 24.230,91 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 410.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ----- verilmesine, fazlaya (23.621,52 TL) ilişkin talebin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktarlar ( 205.027,04 TL) üzerinden alınması gereken 14.005,40 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 59,30 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 802,17 TL harcın mahsubuyla bakiye 13.143,93 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davacılar tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı 59,30 TL peşin harç, 802,17 TL tamamlama harcı, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 929,27 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacılar tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 802,17 TL tamamlama harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 6.000,00 TL bilirkişi gideri, 2.260,00 TL ATK gideri, 188,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.377,87 TL yargılama giderinın davalıdan alınarak davacılara müştereken verilmesine, 8-)Davacı (eş) ----- maddi tazminat ------ davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 9-)Davacı (çocuk) ---- maddi tazminat ---- davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 24.230,91 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 10-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalı vekili için; davacı (eş) ----maddi tazminat ----- davasında reddedilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2, maddeleri uyarınca hesaplanan 8.425,30 TL'nin davacı (eş) ----- alınarak davalıya verilmesine, 11-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalı vekili için; (çocuk) ---- maddi tazminat --- davasında reddedilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2, maddeleri uyarınca hesaplanan ----- davacı (çocuk) ---- alınarak davalıya verilmesine, 12-)Davalı tarafından yapılan karşı vekalet ücretleri dışındaki tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 13-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle -------------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/525, K. 2025/1056, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-525-e-2025-1056-k-71b030b86f99