İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/523 E. 2025/526 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/523
Karar No
2025/526
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/523 Esas KARAR NO : 2025/526 Karar

DAVA : İstirdat (Çek istirdatı) DAVA TARİHİ : 23/06/2025 KARAR TARİHİ : 24/06/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2025

Davacı tarafından mahkememizde açılan İstirdat (Çek İstirdatı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkilinin, ticari alacağından dolayı ..... GIDA LİMİTED ŞİRKETİ (VKN .....) den, ..... Bankası A.Ş. .....Şubesi'ne ait, keşidecisi .... GIDA LİMİTED ŞİRKETİ (VKN .....), Keşide Yeri Batman, Keşide tarihi 19.05.2025 olan, ..... seri numaralı, 562.950,00 TL bedelli çeki aldığını, davacı şirketin lehtarı ve yetkili hamili konumunda iken iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde çalındığını, ilgili hırsızlık olayına ilişkin olarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı ..... Sayılı soruşturma dosyasının mevcut olduğunu ve derdest olduğunu, dava konusu çekin müvekkilinin rızası dışında elinden çıkması sebebiyle Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... Esas sayılı dosyasında ödemeden men ve çek iptali davası açılmış olup ilgili mahkeme kararı gereğince ödemeden men kararı verildiğini, ödemeden men kararı verilen çekin ibrazı neticesinde Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... esas sayılı dosyasında tarafımıza çek istirdatı davası açmak üzere süre verdiğini, davacı müvekkilinin, ticari ilişkiye istinaden ilgili çeki almış olup ticari defter ve kayıtları bunu ortaya koyduğunu, çekin, müvekkilinin zilyedinde iken rızası dışında elinden çıktığını, dava konusu senedin, davalının elinde olduğunu, davacı müvekkilinin, ne davalı ile ne de ciro zincirinde yer alan diğer cirantalarla ticari bir ilişkisi söz konusu olmadığını, ilgili çekin üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, YARGITAY ...... HUKUK DAİRESİ E. ..... K. ..... T. 10.2.2020 tarihli kararına göre " Davanın 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK'nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre TTK'nin 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Eldeki davada uyuşmazlık, TTK'nin 792. maddesine göre açılan çek istirdadı davasında ve menfi tespit davasında arabulucuya başvurmanın dava şartı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. TTK'nin 792. maddesi “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” şeklindedir. Anılan madde hükmüne göre açılan davada davacının talebi, bir miktar paranın ödenmesi, alacak veya tazminat değil kıymetli evrak olarak çeki haksız olarak elinde bulundurduğu iddia edilen hamilden çekin iadesidir. Bu itibarla TTK'nin 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davasında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir. Bu itibarla ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin çek istirdadı davasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu yönündeki değerlendirmeleri yerinde değildir." iş bu sebeple işbu davanın arabuluculuk dava şartı kapsamında olmadığını, davalının, dava konusu çeki kötü niyetle iktisap ettiğini, neticede fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile dava konusu .... Bankası A.Ş...... Şubesi'ne ait, keşidecisi ...... GIDA LİMİTED ŞİRKETİ (VKN .....), Keşide Yeri Batman, Keşide tarihi 19.05.2025 olan, ...... seri numaralı, 562.950,00 TL bedelli çekin davalıdan istirdadına ve müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 6102 sayılı TTK' nın 792. maddesi uyarıncan çek istirdadı istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddî hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyasının incelenesi neticesinde; iş bu davanın davacısı tarafından ...... Bankası A.Ş. ...... Şubesi'ne ait, keşidecisi ..... GIDA LİMİTED ŞİRKETİ (VKN .....), keşide yeri Batman, keşide tarihi 19.05.2025 olan, ...... seri numaralı, 562.950,00 TL bedelli çekin zayi olduğundan bahisle zayi nedeni ile iptal davası açıldığı, çekin 27/05/2025 tarihinde ibraz edilmesi nedeni ile mahkemece 12/06/2025 tarihli ara kararı ile istirdat davası açılması için süre verildiği görülmüştür. Dava şartları yönünden inceleme: a) Özel dava şartı yönünden değerlendirme: Öncelikle çek istirdadı davasının arabuluculuğa tabi olup olmadığı koşullarının tartışılması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK' nın 114/1 nci maddesinde dava şartları tahdidi olarak sayıldıktan sonra anılan maddenin ikinci fıkrasında da "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü ile diğer kanunlarda dava şartlarına ilişkin düzenlemelerinde dikkate alınması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. 6100 sayılı HMK 115 nci maddesi hükmü de "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde olup buna göre mahkemenin dava şartı noksanlığı hâlinde yapacağı işlemler düzenlenmiştir. Ayrıca, arabuluculuk dava şartı, 6100 sayılı HMK m. 115/3 kapsamında yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı da değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/09/2023 tarih ve 2022/1249 Esas - 2023/4992 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23/10/2023 tarih ve 2022/4534 Esas - 2023/3417 Karar sayılı ilamı). 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklene 5/A maddesinde ise "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülecek olan bazı davalarda,dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı hâline getirilmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. Söz konusu kanun hükmü 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmiş, iş bu dava 23.06.2025 tarihinde açılmıştır. Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi hükmüne göre davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Davacıya mahkememizce süre verilecekken, dava dilekçesi içeriğinde açıkça arabuluculuk başvurusu yapmadan dava açtığını belirttiği görülmüş olup, bu haliyle iş bu dava yönünden dava açılmadan önce sonuçlandırılmış dava konusu çek istirdatına yönelik arabuluculuk tutanağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında, 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 maddesine eklenen " itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," hükmün 6102 sayılı TTK madde 792 uyarınca açılan çek istirdat davalarını kapsayıp kapsamadığının öncelikle çözüme kavuşturulması gerekmektedir. İstirdat davası, İİK m. 72/7’de tanımlanmakta olup davanın şartları ve genel hükümleri 2004 sayılı İİK m. 72/6-8’de yer almaktadır hukuki niteliği; bir eda davasıdır ve dayanağını icra hukukundan alır. İstirdat davası borçluya maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ispat etme imkanı tanımaktadır. Türk Ticaret Kanununda istirdada ilişkin dava senet, poliçe ve çeke ilişkin hükümlerin düzenlendiği bölümlerde ayrı başlıklar altında düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri, poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. 6102 sayılı TTK madde 792' de "elden çıkan çek" başlığı ile düzenlenmişken, yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı TTK madde 704' te "kaybedilen çek" şeklinde düzenlemiştir. Poliçeler bakımından ise benzer bir düzenleme 6102 sayılı TTK madde 763' te "iade davası" başlığı ile düzenlenmişken yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı TTK madde 675' te "istirdat davası" şeklinde düzenlemiştir. Senetler bakımından ise 6102 sayılı TTK m. 665 ve yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı TTK madde 557 de "senedin ibrazı halinde" başlığı altında düzenlemiştir. Poliçeye ilişkin düzenlemeye göre poliçenin kimin elinde olduğu biliniyorsa istirdat davası, poliçenin kimin elinde olduğu bilinmiyorsa iptal davası açılır (TTK m. 758 – 759). İptal davası sırasında poliçenin kimin elinde olduğu tespit edilir veya poliçe elinde bulunduran kişi, mahkemeye sunarsa bu durumda iptal davasına bakan mahkeme davaya bakmaya devam edemez. Mahkemenin davacıya poliçeyi elinde bulunduran kişiye karşı iade davası açmak için süre vermesi gerekir (TTK m. 758). Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’ nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bir başka deyişle çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içermektedir. Çek, bir bedelin ödenmesi amacıyla düzenlenebilir. Ancak havalenin aksine çekin konusunu para dışında, herhangi bir misli eşya ya da kıymetli evrak oluşturamaz. (Öztan Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku,2. Bası,Ankara 1998, s.1042) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. Maddesinde de çekin herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de değişiklik yapılmadan önce itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının arabuluculuk hükümlerine tabi olup olmadığına ilişkin farklı yargı kararları ve doktrinde tartışmalar bulunmaktaydı. Tartışmanın çıkış noktası ise, açılan davalarda kanunun aradığı “alacak” ve “paranın ödenmesi” şartlarının arandığı, dava türleri bakımından bu şartların gerçekleşmiş olup olmadığı noktasında idi. Özellikle Menfî tespit davası bakımından, davanın konusu bir alacak talebi olmadığı, borcun bulunmadığını tespiti olduğu, davacı borcunun olmadığının tespitini talep ediyorsa da bu talebin tersinden davalının alacağının olduğu, bu sebeple de kanunun aradığı “alacak” ve “paranın ödenmesi” gibi hususların gerçekleşmiş sayılacağı kabul edilemeyeceği, bu nedenle de arabuluculuğa tabi olmadığı yönünde menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olduğuna ilişkin verilen kararlar eleştirilmiştir. (Özekes, Muhammet/Çiftci, Pınar; Menfî Tespit Davalarını Zorunlu Arabuluculuğa Dahil Saymanın Gereksizliği Üzerine(İstanbul BAM Kararları Örneğinden Bir Bakış),TBB Dergisi 2020, s. 129.) Gelinen noktada ise, 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de değişiklik ile "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. Söz konusu "istirdat" davasından yalnızca İİK 72 /7 de düzenlenen istirdat davası mı düzenlenmiş yoksa TTK'nın 792. maddesi uyarıncan çek istirdadı davasını da kapsayıcı bir düzenleme mi içerdiği bakımından sarih bir düzenleme değildir. Şöyle ki, yapılan bu değişiklik ile anlaşılıyor ki yasa koyucu artık konusu bir miktar para olan alacağı olan tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuk dava şartını aramaktadır. Menfi tespit tipik bir tespit davası olmasına rağmen ve arabuluculuk kapsamına alınmışken hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracı olan çeke ilişkin açılan çekin istirdadı davasının bu kapsamda açıkça yasa maddesinde sayılmadığından bahisle arabuluculuğa tabi olmadığını söylemek ancak "sözel(lafzı)"yorum yolu ile mümkündür. Bir başka deyişle yapılan bu düzenleme lafzı yorum yöntemi ile yorumlandığında, "çekin istirdadı" ayrıca yasa hükmünde yer almadığından arabuluculuk dava şartına tabi değildir denilecektir. Ancak bu durumda şöyle bir çelişki ile karşılaşılabilecektir. Çeke dayalı icra takibi sonrasında, borçlunun takip öncesinde veya sonrasında menfi tespit davası açması durumunda ya da icra dosyasına çek bedeli kadar ödeme yapıldıktan sonra İİK 72/7 uyarınca istirdat davası açtığında, bu davalar para alacağının tahsili olarak kabul edilip arabuluculuk dava şartı olarak aranacakken, çekin iadesi (çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içermesine rağmen) talebini içeren çek istirdatı davasında arabuluculuk dava şartı olarak aranmayacaktır. Şu hususa da belirtmek gerekir ki, yasa hükmü yorumlanırken öncelikle temel mantık ilkelerine uyulmalı ve yorum yöntemlerinden sadece birine değil, tümüne dikkat edilmeli ve bunlar birbirine tezat etmeyecek şekilde birlikte uygulanmalıdır. Yorumda dikkat edilecek temel mantık kuralları ise; kıyas, aksi ile kanıt, evleviyet, örnekseyici sayımın benzerleri arasında olması, absürt ile kanıt olarak sayılabilecektir. (Özekes, Muhammet; Temel Hukuk Bilgisi, Eylül 2023, s. 113 vd.) Dolayısıyla temel mantık kuralları çerçevesinde düşünüldüğünde, yukarıda da belirtildiği gibi çek bir bedelin ödenmesi amacıyla düzenlenebilir ve ancak havalenin aksine çekin konusunu para dışında, herhangi bir misli eşya ya da kıymetli evrak oluşturamaz. Dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar (somut olayda 562.950,00 TL) parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu da göz önünde bulundurulduğunda "paranın ödenmesi" kapsamında olmadığını düşünmek de mümkün değildir. Kaldı ki Menfi tespit davasını dahi arabuluculuk kapsamına dahil eden yasa koyucunun istirdat ibaresinin içerisinde çekin istirdadı davasını da evleviyetle bu kapsama aldığı kabul edilmelidir. Neticeten, her ne kadar uygulamada çek istirdatı davasının "konusu bir miktar para alacağı olmadığından" bahisle arabuluculuğa tabi olmadığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 14/03/2024 Tarih ve 2024/282 Esas - 2024/422 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 17/01/2025 Tarih ve 2025/61 Esas - 2025/84 Karar sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 20/03/2025 Tarih ve 2025/114 Esas - 2024/385 Karar sayılı ilamı ) şeklinde kararlar mevcutsa da; yukarıda da bahsedildiği gibi çekin ödeme aracı olması, çekin konusunun para dışında, herhangi bir misli eşya ya da kıymetli evrak oluşturamayacağı, istirdat davasının parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içerdiği, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu hususları dikkate alındığında "paranın ödenmesi" kapsamında olmadığını düşünmenin mümkün olmayacağı mahkememizce kabul edilmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, davacı tarafça dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadan iş bu dava açıldığından, 6102 sayılı TTK m. 5/A(1) ve 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükümleri uyarınca sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan arabuluculuğa başvuru dava şartı noksanlığı nedeniyle açılan çek istirdatı davasının özel dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 26.12.2023 Tarih ve 2023/1869 Esas - 2023/1806 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 20/02/2025 Tarih ve 2025/164 Esas - 2025/287 Karar sayılı ilamı; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 18.01.2024 Tarih ve 2024/113 Esas - 2024/298 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı ilamı) dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/2 ve 115/2 hükümleri gereğince arabuluculuk özel dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2- Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 9.613,78-TL peşin harçtan mahsubu ile 8.998,38.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, 3- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 24/06/2025

Başkan ...... ¸e-imzalı Üye ..... ¸e-imzalı Üye ..... ¸e-imzalı Katip ..... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/523, K. 2025/526, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-523-e-2025-526-k-4b1a00f34ad2