İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/464 E. 2025/722 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/464
Karar No
2025/722
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/464 Esas KARAR NO : 2025/722

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 16/05/2025 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.10.2024 tarihinde ... plakalı aracın, müvekkiline ait ... plakalı araca çarparak maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdigini, bu durumun kaza tespit tutanağı ile de tespit edildiğini, kusur bilirkişi raporundan ve SBM tramer kusur oranından da anlaşılacağı üzere ... plakalı araç sürücüsü ...’un 2918 Sayılı KTK’nın 47/c, 57/a ve 84/h kurallarını ihlal etmesinden dolayı asli kusurlu (%100) olduğu tespit edildiğini, .... plakalı aracın kaza tarihindeki poliçesi olan .... Sigorta A.Ş.'ye 18.11.2024 tarihinde hasar/değer kaybı başvurusu yapıldığını, başvuru sonrası sigorta şirketinden 24.01.2025 tarihinde 81.500,00 TL ve yetersiz ödeme sonrası Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmaları üzerine arabuluculuk yolu ile 19.02.2025 tarihinde 112.000 TL 'lik ödeme yapmış olduğunu, sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde ödeme yapmış olup yapılan ödemenin hasar tutarı, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelini karşılamadığını, limit dışı tutardan araç sürücüsü ve işleteninin sorumlu olduğunu, müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın meydana gelen kaza neticesinde hasar aldığını ve müvekkilinin aracın onarımı için 225.689,01 TL masraf yaptığını ve onarım süresi 54 gün boyunca aracını kullanamadığını, müvekkilinin uğramış olduğu araç hasar bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeline ilişkin zararın, kazanın meydana gelmesinde %100 kusuru bulunan .... plakalı aracın sürücü ve işleteninden tam kusur oranında tazmini gerektiğini, kaza sonucunda müvekkiline ait aracın hasara uğradığını, bunun sonucunda değer kaybı meydana geldiğini, müvekkiline ait araçta oluşan değer kaybının, bilirkişi vasıtasıyla kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2.el piyasa rayiç değeri (hasarsız haliyle) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2.el piyasa değeri arasındaki farkın ( bu farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi) bir rapor ile hesaplatılması ve davalılardan tazmini gerektiğini belirterek; davanın kabulü ile takibin devamına, ihtiyati haciz talebimizin kabulüne, davalı borçlunun Büyükçekmece İcra Dairesinin ... E. sayılı Sayılı dosyasına vaki haksız olan itirazının iptali ile % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen hasar ve değer kaybı zararının davalılardan tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davalıların gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, davalıların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığı hususunun bildirildiği görülmüştür. Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davalı ...'in 17/09/2024 tarihinde Minibüs ve Dolmuş ile Yapılan Şehir İçi Ve Banliyö Yolcu Taşımacılığı faaliyetiyle Basit Usul mükellefiyet kaydının açıldığı, Basit Usul Ticari Kazanç mükellefi olduğundan defter tutma zorunluluğunun bulunmadığı; davalı ...'un 13/09/2013 tarihinden itibaren Şehir İçi, Banliyö ve Kırsal Alanlarda Kara Yolu ile Personel, Öğrenci vb. Grup Taşımacılığı (Şehir içi personel ve okul servisleri vb.) işinden dolayı mükellefiyet tesis edildiği, 03/09/2014 tarihi itibariyle de mükellefiyeti terk edildiği, VUK'un 178. Maddesi gereğince ikinci sınıf tüccar işletme hesabına göre defter tuttuğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. HMK 2/1. maddesine göre, "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2'nci maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davanın esasında haksız fiil olan trafik kazasına dayalı olarak açılmış itirazın iptali davası olduğu, davacı tarafça, kazaya neden olan aracın maliki ve sürücüsüne karşı davanın açıldığı, davalılar gerçek kişi olup, Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazılarından anlaşılacağı üzere davalı ...'in Basit Usul Ticari Kazanç mükellefi olduğu, davalı ...'un 03/09/2014 tarihi itibariyle mükellefiyeti terk ettiği, davalıların ticari işletmesinin bulunmadığı, davalıların tacir olmadığı, kazaya neden olan aracın ticari araç olmasının tek başına uyuşmazlığı ticari dava yapmaya yetmeyeceği, burada asıl olanın tacir olunup olunmaması olduğu, yargılama konusu uyuşmazlığın, doğrudan Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenen bir husustan doğmadığı, hal böyle olunca da davanın, TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari dava olmadığı, Sigorta şirketinin taraf olmadığı eldeki davada mahkememizin görevli olmadığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiile dayalı itirazın iptali davası olduğu anlaşıldığından, davaya konu uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Nöbetçi Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masraflar ve ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 26/06/2025

Katip ... ¸¸

Hakim ... ¸¸

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/464, K. 2025/722, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-464-e-2025-722-k-d8e8ab70928c