İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/435 E. 2026/391 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/435
- Karar No
- 2026/391
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/435 Esas - 2026/391 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/435 Esas KARAR NO : 2026/391
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/06/2025 KARAR TARİHİ : 21/05/2026 YAZIM TARİHİ : 17/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine .... E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile icra takibi başlatıldığını, konu ilamsız icra takibinde borçlu davalı tarafından 02/12/2024 tarihinde borca itiraz edilerek konu takip durdurulduğunu, bunun üzerine, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ilgili hükümleri kapsamında ve 7155 Sayılı Kanun’la değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğu, arabuluculuk görüşmelerinin “anlaşamama” şeklinde sonlandığını, bu itibarla davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını sağlamak için işbu davanın açılması zarureti hâsıl olduğunu, davalı borçlunun, ... Şirketi müdürü olup, konu borçtan müteselsilen sorumlu olduğunu, öncelikle ... Şirketi tarafından kaçak elektrik tüketimi gerçekleştirildiğini, kaçak elektrik tüketiminden sorumlu şirketin, kaçak elektrik tüketim dönemi olan 18/02/2016–12/12/2016 tarihleri arasındaki şirket müdürü, davalı borçlu ... olduğunu, bu itibarla kaçak elektrik tüketiminin haksız fiil kapsamında olduğu göz önünde bulundurulduğunda, şirket müdürünün kaçak elektrik tüketimi bedelinden sorumlu olduğunu, davalının müdürü bulunduğu şirketin mükerrer olarak kaçak elektrik enerjisi tüketmiş olup, takip konusu kaçak elektrik tüketim bedelinden sorumlu olduğunu, müvekkili şirket yetkilileri tarafından davalının kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılan incelemelerde; 12/12/2016 tarihli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağında; “Yapılan kontrolde borcundan dolayı aboneliği fesih edilmiş olup şirket ile perakende satış sözleşmesi yapmadan enerji tüketimi yapıldığından bu belge yerinde düzenlendi.” şeklinde kaçak elektrik tüketimine ilişkin tespitte bulunulduğunu, kaçak elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı davalı tarafın itirazının haksız olup itirazın iptali gerektiği, davalı itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan, lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekli olduğunu, davalının kaçak elektrik enerjisi tüketiminden doğan ve likit olan alacak için takip başlatıldığının açık olup, haksız, hukuki mesnetten yoksun olarak ve kötü niyetle takibe itiraz eden davalının itirazının iptaline karar verilmesini ve ayrıca alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: -Kaçak elektrik tüketim tespit tutanağı, fatura, -.... esas sayılı icra takip dosyası, -Ticaret Sicil Kayıtları, -... kayıtları, -Bilirkişi raporu: 30/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyada mevcut belgelere göre; ... Tesisat numaralı abonelikle ilgili olarak, 12.12.2016 tarihinde "Borç nedeniyle aboneliğin fesih edilmiş olmasına rağmen .... Sözleşmesi yapılmadan enerji tüketimi yapıldığı" tespitine bağlı olarak Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı düzenlendiği, dava ve icra takibine konu alacak talebinin bu tutanak kapsamında yapılan kaçak tahakkuku ile ferilerinden oluştuğu görülmekle birlikte, aboneliğin hangi tarihte hangi gerekçe ile fesih edildiğine ilişkin belge, abonelikte elektriklerin fesih sonrası kesilmesi ile ilgili sayaç kayıtlarının yer aldığı Kesme Tutanağı, abonelikle ilgili "kWh" ve "TL" bazında elektrik tüketim ekstrelerinin yer almadığının görüldüğü, bu kapsamda davalının kaçak kullanım bedelininden sorumlu olup olmadığı ve varsa sorumlu olacağı icra takibi itibariyle borç tutarı hesaplanamadığı belirtilmiştir. 22/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusunun davalı şirketçe düzenlenen 12.12.2016 tarihli kaçak tutanağının; 22 Ocak 2026 tarihli davalı şirket cevabi yazısı ve 22 Ocak 2026 tarihli dava dışı ...'ın cevabi yazısına göre; davalının şirket müdürü olduğu şirkete ait ... tesisat nolu abonelikte, herhangi bir sözleşme feshi yapılmadığı gibi fesih veya borç nedeniyle de bir elektrik kesme işlemi yapılmadığı sabit olduğundan, davacı şirketçe düzenlenen davaya konu kaçak tutanağının gerekçesi olan “mevzuata uygun olarak kesilen elektriğin izinsiz açılması” eylemi doğru bulgu ve belgelere dayalı olmadığından, davalı ... görevlilerince yapılan kaçak kullanım tespitinin gerekçesinin tamamen hatalı olduğu, yapılan tespitin kaçak kullanımı oluşturmadığı, davacının davalıdan davaya konu .... E sayılı dosyası kapsamında bir alacağının söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. 14/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı yanın 26.05.2015 tarihli Fesihten Tahliye Kesme ve Mühürleme Belgesi ile tarihi belli olmayan bir tutanak ile 18.02.2016 tarihli Mühürleme Tutanağı sunularak hesaplama yapılmasını istediğini, dava dosyasının tarafına tevdi edilmesi sonrasında yapılan ilk inceleme sonucunda belge eksikliği nedeniyle24.12.2025 tarihinde belge talep edilmiş olup, sunulan belgelerle sınırlı olmak üzere değerlendirmeler yapılarak kök raporun Mahkemeye arz edildiği, davalı yanın belge sunumu konusundaki itirazlarının taktiri Mahkemeye ait olmak üzere, sunulan belgelerle sınırlı olarak değerlendirmeler yapıldığı, davacı yanca sunulan 26.05.2015 tarihli Kesme tutanağının dava kapsamında bir belirleyiciliği bulunmamakta olup, Kaçak Tutanağı olarak sunulan ve tarihi okunamayan 18.02.2016 tarihli tutanağın önem arz ettiğini, davacı yanın sunduğu 18.02.2016 tarihli belge ise kesme değil Mühürleme tutanağı olduğunu ancak Mahkemeden talep edilmesine karşılık abonelikle ilgili "kWh" ve "TL" bazında tüketim kayıtlarının halen sunulmadığını, dosyada mevcut tüm belgelerin yeniden incelenmesi sonucunda; uyuşmalık kapsamında net bir tespit yapılamadığı ve kanaat oluşturulamadığı, uyuşmazlık kapsamında; 18.02.2016 tarihinde ... Tesisat nolu abonelikle ilgili olarak abonenin kim olduğu ve abonelik olup olmadığı, abonelik varsa hangi tarihte yapıldığı ve hangi tarihte sonlandırıldığı, abonelikte 18.02.2016 tarihi sonrası sayaç okumalarının yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise tüketim bedellerinin tahsil edilip edilmediği önem arz ettiği gibi, 18.02.2016 tarihinde sayaçtan elektriklerin kesilip kesilmediğinin de önem arz ettiği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, dava dışı şirketin kaçak elektrik tüketimi sebebiyle dava dışı şirket müdürüne karşı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlığını taşıyan 190 ıncı maddesinde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrasında ise karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Basit yargılama usulünde, dava ve davaya cevap verilmesi yazılı yargılama usulünde olduğu gibi dilekçe ile olur (6100 sayılı Kanun md. 317/1). Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme duruma göre bu süre içinde cevap dilekçesi verilmesi zor ise bu süre içinde başvurulmak kaydıyla davalıya bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir (6100 sayılı Kanun md. 317/2). Belirtmek gerekir ki, 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 31 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “davalıya, bir defaya mahsus” ibaresi “davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak” şeklinde değiştirilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 317 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca basit yargılama usulünde dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilemez. Bu çerçevede taraflar dilekçeleriyle birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadırlar (6100 sayılı Kanun md. 318). Dilekçe sayısı, bu yargılama usulünde görülecek işlerin basit olması ve kısa sürede karara bağlanmasını sağlamak amacıyla sınırlandırıldığından birer defa dilekçe vermek durumunda olan tarafların daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (6100 sayılı Kanun md. 319). Somut olayda davacının, dava dışı şirketin abonelik sözleşmesinin feshedilmesine rağmen 2016 yılında kaçak elektrik tükettiğinden bahisle tutanak tutulduğu, işbu tutanağa dayalı olarak 2024 yılında başlatılan icra takibine davalı şirket müdürü tarafından itiraz edilmesi sebebiyle eldeki itirazın iptali davasını açtığı, dava dilekçesine ekli fesih nedeniyle düzenlenmiş kaçak elektrik tüketim tespit tutanağı, kaçak elektrik tahakkuk hesap detayı ve fatura dışında herhangi bir evrak sunulmadığı, bilirkişi marifeti ile yapılan incelemede davacı ile dava dışı şirket arasındaki abonelik sözleşmesinin feshine ilişkin herhangi bir evrak sunulmadığı, ... AŞ'ye yazılan müzekkere cevabında 2016 öncesi kayıtların gönderildiği, ... AŞ'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta sözleşmenin feshedilmediğinin bildirildiği görülmekle, fesih nedenine dayalı kaçak elektrik tüketimine ilişkin davacı iddiasının bizzat kendi şirket kayıtları ile doğrulanamadığı, şirket kayıtlarında sözleşmenin feshedilmemiş görüldüğü anlaşılmakla, davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 3.138,33 TL harçtan çıkarılarak artan 2.406,33 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. .... 'ın (e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/05/2026
Katip .... ¸e-imzalıdır.
Hakim .... ¸e-imzalıdır.