İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/417 E. 2025/897 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/417
- Karar No
- 2025/897
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/417 Esas KARAR NO : 2025/897
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 12/06/2025 KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... işletmesinin müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü, davalıya ait ... plakalı araç ile 29.08.2024 tarihinde ücret ödenmeksizin ihlalli geçiş yapıldığını, geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 7. fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkanı verilmekte ise de, işbu davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediğini, geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ... 18. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine 6001 Sayılı Kanunun 30/5 maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı borçluya ödeme emri tebliğ edildiğini, davalının borcun tamamına, faize, faiz oranına ve her türlü ferilerine itiraz ettiğini, davalı borçlu tarafın itirazın süresinde olması sebebiyle takibin durduruldurulduğunu, davalının itirazlarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, borca yönelik itirazlarının da asılsız olduğunu belirterek, davalının ... 18. İcra Dairesi ... E sayılı dosyası sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından mülkiyeti tarafına ait olan ...plakalı aracın, 29.08.2024 tarihinde saat 13:19:58'de ... gişesinden, geçiş yaptığı ve HGS ücreti ödenmediği gerekçesiyle toplam 4.325,00 TL tutarında alacak talep edildiğini, ancak söz konusu tarihte aracının İstanbul dışında...'nde farklı güzergâhlârda seyir hâlinde olduğunu, bu durum Plaka Tanıma Sistemii (PTS) verileri ve fotoğraflarla açıkça sabit olduğunu, dava konusu aracın ön camında " ..." yazısı yer aldığını, bu işaretle aracın kolaylıkla ayırt edilebileceğini, öte yarıdan davacı idarece sunulan geçişe ilişkin kamera görüntüsünde, camında “...” ve “...” yazıları bulunan farklı bir aracın yer aldığını, bu aracın kendisine ait araçla hem görsel işaret hem de araç tipi yönünden farklılık gösterdiğini, bu nedenle kendi adına kayıtlı plakanın klonlandığını, bunun üzerine .... (...) Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığını ve halen soruşturmanın devam ettiğini, dava konusu aracın 28-30 Ağustos 2024 tarihleri arasında İstanbul dışında olduğunu cevap dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflarla anlaşılabileceğini belirterek davacının dava dilekçesinde kendisine atfedilen HGS geçişine ilişkin iddiaların gerçek dışı olması sebebiyle davanın reddine, yargılama giderleri ve diğer masrafların davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 18. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... s. soruşturma dosya aslı, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ... Vergi Dairesinin davalının tacir araştırmasına ilişkin müzekkere cevapları, ihlalli geçişlere ilişkin provizyon kayıtları, ihlalli geçiş kayıtları, araçların OGS / HGS kayıtları, trafik tescil kayıtları, Karayolları Genel Müdürlüğünün ihlalli geçişlere ait yazı cevabı celp edilip incelenmiştir. Dava, 6001 sayılı Kanundan kaynaklanan köprü ve otoyol geçiş ücretlerinin tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda değerlendirme yapılması zorunludur. Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevi Kanunla belirlendiğinden görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen Mahkemece nazara alınması zorunludur. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik işbu itirazın iptali davasının, TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Nispi ticari dava bakımından, davacının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davalının da tacir olması zorunludur. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir (21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı). Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN ve BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Davalı ...'in tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı uyarınca davalının 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço esasına göre defter tutan kimselerden de olmadığı tespit edilmiştir. Yine, davalının ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadığı ve gerçek kişi ticari işletmesinin dahi bulunmadığı belirlenmiştir. Hasılı davalının tacir sıfatının olmadığı anlaşılmıştır. Bilakis, davalının faaliyetinin esnaf sınırını aşmadığı, celp edilen yazı cevabı uyarınca ...Odası Başkanlığına esnaf olarak kayıtlı olduğu ve bu kaydının halen devam ettiği, bu suretle davalının esnaf olduğu tespit edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; davalıya ait aracın ticari araç olması, mahkememizi görevli hale getirmez. (İSTANBUL BAM 37. HD. 2022/3112 E. 2023/1534 K.). Az yukarıda kapsamlı şekilde tarif edildiği üzere; Mahkememiz ticari davalarda görevli olup, 6102 s. TTK' da görev; "ticari iş ( yahut araç)" e göre değil, "ticari dava" esasına dayandırılmıştır. İSTANBUL BAM 37. HD. ... E....K. "...Somut olayda davacı, otoyol geçiş hizmeti nedeniyle alacak talebinde bulunmuş olup dosya kapsamına ve vergi dairesinin yazı cevaplarına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı, ticari işletme kaydının bulunmadığı, faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın İstanbul 14.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." İSTANBUL BAM 37. HD. ... E....K. "...Somut olayda, kaçak geçiş ihlali nedeniyle ceza uygulaması yapılarak tahakkuk eden geçiş ücretinin davalı taraftan tahsiline ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline dair davada, davanın hukuki sebebinin haksız fiil teşkil ettiği, geçiş yapan araç "çekici ve dorsesi" niteliğinde ticari araç ise de, davalı araç malikinin tacir sıfatını haiz olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklindedir. Bu halde, eldeki davanın mutlak ticari davalardan olmaması, ayrıca davalının tacir sıfatının bulunmaması sebebiyle nispi ticari dava da söz konusu olmadığından somut uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı, HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.17/12/2025
Katip
Hakim